İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/404 E. 2024/820 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/404
Karar No
2024/820
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/404 Esas KARAR NO :2024/820

DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:28/08/2017 KARAR TARİHİ:19/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete .... kapsamında yürütülmekte olan ... soruşturma nolu dosyası çerçevesinde yapılan başvuru üzerine, .... Sulh Ceza Hakimliğinin ... Değişik İş sayılı, 27.07.2016 tarihli kararı ile CMK'nın 133 maddesi uyarınca kayyım atandığını, daha sonra da 22.11.2016 tarihli, 678 sayılı KHK'nin yayınlanması ile müvekkil şirket yönetimini ...'ye geçtiğini, halihazırda yönetim ...'nin bağlı bulunduğu Bakanlık tarafından görevlendirilen yönetim kurulu üyeleri tarafından yürütüldüğünü, sonrasında 690 sayılı KHK'nın yayınlandığını, bu KHK'nın 73/6 maddesi uyarınca ...'nin kayyım atadığı şirketlerin açtıkları davalarda harçtan muaf olduklarının düzenlendiğini, müvekkilinin kumaş ve eşarp üretimi ve satışı faaliyeti yürüten bir şirket olduğunu, kayyım atama kararından sonra müvekkili şirket ortaklarının ve eski yönetim kurulu üyelerinin temsil ve yönetim haklarının tamamen sona erdiğini, kayyım atandıktan sonra müvekkili şirketin kayıtlarında geçmişe dönük yapılan inceleme neticesinde ortaklarından davalının müvekkili şirkete 389.855,49 TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini, ödenmeyen borç üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız ve hukuken mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde öne sürülen vakıaların hiçbirini kabul etmediklerini, davalının hiçbir borcu olmadığını, davacı şirketin ... kontrolünde olması sebebiyle ticari defterleri incelemelerinin mümkün olmadığını, davacı tarafça dosyaya delil de sunulmadığının, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu davalının borçlu olmadığının ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkememizin ... 25/03/2021 tarihli mahkeme ilamında; "Davanın reddine," dair verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Mahkemesinin 2021/1002 esas, 2024/895 karar sayılı kaldırma kararı sonrası dosyanın mahkememizin 2024/404 esas sayılı sırasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 19/11/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Dava dosyasındaki mevcut belge ve davacı şirkete ait kayıtları üzerinde yapılan incelemede, HUMK 286/1 hükmü gözetilmek üzere her türlü takdir ve hüküm münhasıran mahkemeye ait olarak; Davacı şirketin yönetim kuruluna 27.07.2016 tarihinde .... Sulh Ceza Hâkimliği'nin ... D. İş sayılı ve 27.07.2016 tarihli kararı ile CMK 133 mad uyarınca kayyım atandığı, Davalı ...'ın şirket yönetici iken 19.04.2016 tarihinde davacı şirketten 280.000 TL tahsilat yaptığı, bu nedenle şirkete 280.000 TL borçlu olduğu, söz konusu miktara KDV dahil 24.573,50 TL işlemiş faiz hesaplandığı, Davacı şirket, 30.09.2016 tarihinde Kasada kayden 1.460.169,69 TL nakit olmadığını, kasa sayım noksanlığı bulunduğunu, kasa sayım noksanlığı nedeniyle davalının hissesine tekabül eden 81.428,27 TL kadar borçlu olduğu iddia edilerek davalının borçlandırıldığı ve kayıt yapıldığı, davacı firmanın defter incelenmesi sırasında ibraz ettiği 2016 yılı 100-Kasa hesabında, 30.09.2016 itibariyle kasada kayden 1.460.169,69 TL nakit para bulunduğuna ilişkin kaydın bulunduğunun görüldüğü, Bu durumda, davacı şirket kasa hesabının (şirket kasasında mevcut olan paranın veya bankadan şirket kasasına çekilip atıl halde duran paranın) ancak şirket ortaklarınca kullanılabileceği veya şirkette kayden mevcut olup fiilen mevcut olmayan paranın ortaklarca kullanılmış olduğu ve ortaklarca kullanılan 1.460.169,69 TL'den ortakların hissesi oranında sorumlu olduğunun kabulü gerektiğinden, 1.460.169,69 TL Kasa sayım noksanlığından dolayı TTK 553 gereğince davalının sorumlu ve borçlu olduğu miktarın talep gereği 81.428,27 TL olacağı, Diğer yandan, davacı şirket kasa hesabındaki nakdin (şirket kasasında mevcut olan paranın veya bankadan şirket kasasına çekilip atıl halde duran paranın) ancak şirket ortaklarınca kullanılabileceği veya şirkette kayden mevcut olup fiilen mevcut olmayan paranın ortaklarca kullanılmış olduğu ve ortaklarca kullanılan 1.460.169,69 TL'den TTK 553 maddesi gereğince ortakların hissesi oranında sorumlu olduğunun dikkate alındığında; davalının 81.428,27 TL kadar kasa sayım noksanlığından sorumlu olacağı ve davacı şirkete borçlu olacağı, Neticede, davacının, takip tarihi itibariyle (280.0004-81.428,27-) 361.428,27 TL asıl alacak ve 24.573,50 TL faiz olmak üzere toplam 386.001,77 TL kadar davalıdan alacaklı olduğu, " yönününde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLER: .... İcra Dairesinin ... esas dosyası dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, anonim şirket pay sahibi ve yönetim kurulu üyesinden, yöneticinin sorumluluğu hükümleri uyarınca, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. Davacı şirkete .... Sulh Ceza Hakimliğinin ... Değişik İş sayılı dosyasında PDY/FETÖ kapsamında CMK'nın 133/1.maddesi gereğince kayyım tayin edildiği, Fon kurulunun 23.11.2016 tarihli kararı ile 677 sayılı KHK'nın 7.maddesi gereğince kayyımların yetkilerinin Fona devredildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince ...'ye devredilen müvekkili şirketin önceki yönetim kurulu üyesi olan davalıdan cari hesap alacağı olduğu ileri sürülerek takip başlatılmış, bu takibe davalı yanca yapılan itiraz üzerine eldeki dava açılmıştır. Davalı vekili ise, süresinde cevap dilekçesi sunmamış, sunduğu beyan dilekçelerinde ve duruşmalarda müvekkilinin borcu bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 389.855,49 ortaktan cari hesap alacağı yönünden 09.06.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ortaktan cari hesap alacağının gösterildiği, davalı tarafça verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Dosya kapsamının incelenmesinde; davacı şirketin toplam sermayesinin 35.000.000,00 TL olduğu, dört ortağı bulunan şirkette davalının 2.187.500,00 TL hisse sahibi olduğu, davalının, davacı şirketin kayyım atanmadan ve ...'ye devredilmeden önceki ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, şirkete kayyım tayin edilmeden ve şirket ...'ye devredilmeden önceki döneme ilişkin yapılan inceleme sonucunda, şirket kasasında kayden bulunan ancak fiilen bulunmadığı iddia edilen miktardan davalı hissesine düşen 81.428,27 TL'nin, davalı tarafından şirketten çekildiği iddia edilen 280.000,00 TL'nin ve davalı adına davacı defterlerinde kaydedilen adat geliri fatura bedeli olan 28.436,22 TL'nin davalıdan tahsili için icra takibi başlatıldığı, mahkememizce kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anonim şirketlerde yönetim kurulu bulunması zorunlu organlardan olup ortaklığın yürütme ve temsil organıdır. Bir veya daha fazla gerçek ya da tüzel kişiden oluşur. Tüzel kişilik kazanmasından sona ermesine kadar ortaklığın yönetimi ve temsili yönetim kuruluna aittir. TTK'nın 553.maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri kanun veya ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmedikleri takdirde oluşan zarardan ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludurlar ve bu sorumluluğun müeyyidesi tazminattır. Yönetim kurulu üyelerinin vermiş oldukları bu zararlar nedeniyle TTK'nın 553 ve devamı maddeleri uyarınca ortaklık, ortaklar ve ortaklık alacaklıları tarafından sorumluluk davası açılabilir. Bu hüküm uyarınca yönetim kurulu üyelerinin TTK'na istinaden hukuki sorumluluklarına hükmedilebilmesi için zarar, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullanın gerçekleşmiş olması gerekir. Eldeki dava TTK'nın 553.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olduğu belirtilen davalıdan şirket zararının tahsili istemine, bir diğer deyişle yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. Yöneticinin sorumluluğunun kapsamı ve şartları TTK'nın 553 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Dava yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık da, davacının takibe konu etmiş olduğu, davalının, davacı şirketten şirketin ...'ye devir tarihinden önce çektiği iddia olunan avans bedeli, ortaya çıkan kasa açığından payına düşen bedeli ve adat geliri fatura bedeli yönünden davalının sorumluluğunun şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.İstinaf kaldırma kararında belirtildiği üzere mahkememizce, davacının üç kalemde belirttiği zarar kalemlerine ilişkin olarak açtığı davanın, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin olduğu nazara alınarak, ilgili mevzuat hükümlerine göre davalının sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve alınan rapor denetime elverişli olup yeterli teknik bilgiyi içerdiğinden hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; Davalı ...'ın şirket yönetici iken 19.04.2016 tarihinde davacı şirketten 280.000 TL tahsilat yaptığı, bu nedenle şirkete 280.000 TL borçlu olduğu, söz konusu miktara KDV dahil 24.573,50 TL işlemiş faiz hesaplandığı, davacı firmanın defter incelenmesi sırasında ibraz ettiği 2016 yılı 100-Kasa hesabında, 30.09.2016 itibariyle kasada kayden 1.460.169,69 TL nakit para bulunduğuna ilişkin kaydın bulunduğunun görüldüğü, bu durumda, davacı şirket kasa hesabının (şirket kasasında mevcut olan paranın veya bankadan şirket kasasına çekilip atıl halde duran paranın) ancak şirket ortaklarınca kullanılabileceği veya şirkette kayden mevcut olup fiilen mevcut olmayan paranın ortaklarca kullanılmış olduğu ve ortaklarca kullanılan 1.460.169,69 TL'den ortakların hissesi oranında sorumlu olduğunun kabulü gerektiğinden, 1.460.169,69 TL Kasa sayım noksanlığından dolayı TTK 553 gereğince davalının sorumlu ve borçlu olduğu miktarın talep gereği 81.428,27 TL olacağı, neticede, davacının, takip tarihi itibariyle (280.0004+81.428,27+24.573,50 TL olmak üzere toplam 386.001,77 TL kadar davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi yöneticinin sorumluluğu hükümleri uyarınca, cari hesap alacağının tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen alacak miktarının % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1)Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 386.001,77 TL asıl alacak yönünden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2)Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 77.200,35 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3)Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 26.367,78 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına, 4)Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere, bilirkişi ücretlerinden olaşan toplam 13.968,90 TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 13.830,81 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 5)Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap olunan 61.760,28 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6)Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen miktar üzerinden takdiren 3.853,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341.madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/404, K. 2024/820, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-404-e-2024-820-k-c5f0389e87a5