İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/398 E. 2026/45 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/398
Karar No
2026/45
Karar Tarihi

ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... KATİP :...

DAVACI : ... . - VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ..... - VEKİLİ : Av. ... - DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacı ile davalı ... Asansör Makina Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti arasında ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişkinin müvekkili tarafından davalıya dava konusu ürünler satıldığını ve teslim edildiğini, satılan ve teslim edilen ürünler ile ilgili müvekkili tarafından davalı firmaya keşide edilen ve fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, ürünlerin bedeli ödenmediğinden, davacı tarafından Kayseri İcra Müdürlüğü 2024/25803 Esas sayılı dosyası ile davalı ... Asansör Makina Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalı tarafından yapılan takibe, borca ve faize itiraz edildiğini, arabulucuya başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını, ticari defter ve kayıtlarının uzman bilirkişiler tarafından incelenmesi halinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, itirazın iptali gerekiğini, davalının beyanının haksız, kötüniyetli ve alacağın tahsili sürecini uzatmaya yönelik olduğunu, davalının borçlu olduğunun dayanak belgeler ile ispatlandığını, buna rağmen borçlu olmadıkları yönündeki iddiaları tümüyle başlatılan yasal takibi durdurmaya ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu, ikame edilen dava yönünden hukuki yarar şartı gerçekleştiğini, davalı firmanın müvekkili firmaya takip tarihi itibariyle 574.463,64 TL (masraf, vekalet ücreti ve faiz hariç) borcu bulunduğunu, gerek takibe konu faturalar gerekse cari hesap ile sabit olduğunu, tarafların ticari defterlerinin, banka kayıt ve belgelerinin ve Vergi Dairesi kayıtlarının, celbedilecek BA/BS formlarının bilirkişi tarafından incelenmesi ile de ortaya çıkacağını, faturaların içerik olarak V.U.K md. 230’da öngörülen şekil şartlarına uygun düzenlendiğini, faturanın davalıya teslim ve tebliğ edildiğini, buna rağmen içeriğine itiraz edilmediğini, bu anlamda alacaklarının varlığının da belgeye dayalı olarak ispat edildiğini, TTK. 1530. maddesindeki düzenleme uyarınca ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşeceğini, talep edilen faiz oranı hukuka uygun olduğuna, borçlunun faiz yönünden itirazının da iptali gerektiğini, öte yandan davalının itirazının hiçbir haklı gerekçesi olmadığını, gerek ticari kayıtlara gerekse yazılı ikrarına rağmen tümüyle haksız ve kötüniyetle takibi durdurmak ve böylelikle alacağın tahsilini güçleştirmek maksadı ile yapıldığını, öncelikle davaya konu alacağın temin edilmesi ve kötü niyetli üçüncü kişilere devrinin önlenmesi bakımından, davalı adına kayıtlı banka hesapları, taşınır - taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şerhi konulmasını ve davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarının saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Kayseri İcra Müdürlüğü 2024/25803 Esas sayılı dosyasına yapılan olduğu itirazın iptaline, takip tarihi itibariyle asıl alacağa fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte takibin sair fer’ileri ile davacı adına devamına, asıl alacak tutarlarına işlemiş-işleyecek TCMB'na uygulanacağı bildirilen en yüksek mevduat faizi faizi ile tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla devamına, davalının alacağın en az % 20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi verilmediği görülmekle HMK 128.maddesi gereği bütün vakıaları inkar etmiş sayılacakları anlaşılmıştır. DELİLLER: Kayseri Vergi Dairesinin yazı cevabı, Selçuk Vergi Dairesinin yazı cevabı, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2024/25803 Esas sayılı dosyası celp edilmiş ve bilirkişi raporları alınmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesinin 2024/25803 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ... Makina Motor Döküm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, borçlusunun ... Asansör Makina Mobilya Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, toplam alacağın 596.135,15-TL üzerinden takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 08/05/2024 tarihinde tebliğ olduğu, borçlunun takibe itiraz ettiği, borçlunun itirazı üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için mahkememize defterlerin ibrazı hususunda davalı şirkete yapılan ihtaratlı tebligata rağmen davalı taraf defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Davacının defterlerinin talimat mahkemesi aracılığıyla Mali Müşavir bilirkişi tarafından incelenerek düzenlenen 10/02/2025 tarihli raporda özetle; Davacının ticari defterlerinin incelenmesinde, incelemesi yapılan Davacının 2023 ve 2024 yılları envanter defterleri muhasebe usul ve esaslarına göre tanzim edildiği TTK ve VUK hükümlerine göre düzenlendiği, ticari defterler birbirlerini teyit ettiği, davacıya ait incelemesi yapılan 2023 ve 2024 yılı yevmiye ve defteri-i kebir defterlerin e-defter olarak tutulduğu, 1 sıra nolu e-defter genel tebliğine göre açılış tasdiklerinin usulüne uygun olarak süresinde GİB İntranetten yapıldığı, 2023-2024 yılı yevmiye ve defter-i kebir'in sistem üzerinden süresi içerisinde Vedop'a yüklendiği, kayıtların TTK ve VUK hükümleri ve muhasebe usul ve esaslarına uygun tutulduğu, davacının 2024 ve 2025 yılları ticari defterini kendi lehine delil olarak kullanabileceği, davacının ticari defterlerinden uyuşmazlık konusu alacağa ilişkin yapılan tespitler; uyuşmazlık konusu 7 adet toplam 574.463,64 TL bedelli mal veya hizmet satış faturası davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiği, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki 01.01.2023 tarihinde önce başladığı ve 23.12.2023 tarihinde sona erdiği, davacının takibe dayanak faturalardan kaynaklı davalıdan 533.777,63 TL asıl alacağı olduğu, 2021/Temmuz döneminden itibaren elektronik ortamda düzenlenen fatura ilişkin bildirimler alıcı ve satıcı tarafından yapılması kaldırıldığı, bizzat ilgili bildirimler gelir idaresi tarafından yapılmaya başlandığı, uyuşmazlık konusu fatuların tarafların Ba ve Bs formunda bildirildiği, ancak ilgili bildirimler taraflar tarafından yapılmadığı, resen bildirimler gelir idaresi tarafından yapıldığı, tarafların lehine delil olmayacağı, asıl takdirin yüce mahkemede olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre, davalıdan takip tarihi itibaren 833.777,63 TL asıl alacağı olduğu, ancak 02.07.2024 tarihine kadar çek giriş çıkışları olduğu bu nedenlerle davacının davalıdan ticari defter kayıtlarına göre, 02.07.2024 tarihi itibariyle 533.777,63 TL asıl alacağı olduğunun,(Talep; 574.463,64 TL+ İşlemiş faiz) bildirildiği anlaşılmıştır. 15/09/2025 tarihli ek rapordan özetle; Çeklerin alındığı tarihte, davacının takip konusu faturalardan kaynaklı 208.287,72 TL ve takip konusu yapılmayan ticari ilişkilerden kaynaklı 259.313,99 TL olmak üzere toplam 467.601,71 TL asıl alacağı bulunduğu, çeklerin alındığı tarihten sonra ise davacının bakiye alacağının 167.601,71 TL olarak kaldığı tespit edildiği, bu çerçevede, 300.000,00 TL tutarındaki çekin, öncelikle takip konusu yapılmayan ve çeklerin alındığı tarihten önce tahakkuk etmiş alacaklardan mahsup edilmesi halinde, 300.000,00 - 259.313,99 (takip konusu faturaların haricinde çeklerin ver tarihten önce ticari defter kayıtlarına göre davacını davacıdan alacağı)= 40.686,01 TL'sinin takip konusu ticari alacağa isabet ettiği, uyuşmazlık konusu 300.000,00 TL bedelli çekin 40.686,01 TL'lik kısmının, asıl takdirin Mahkeye ait olmak üzere, takip konusu faturaların tahsilatına ilişkin olduğu kanaatine varıldığı, takip konusu faturaların toplamı 51.210,96 + 72.531,48+84.545,28+ 109.292,88 +106.311,36 +75.285,84+75.285,84=574.463,64 TL olup, bu tutardan 40.686,01 TL'sinin 300.000,00 TL'lik çekten tahsil edildiği, geriye kalan 574.463,64 - 40.686,01 =533.777,63 TL'nin ise takip konusu faturalar bakımından davacının alacağı olarak kaldığı tespit edildiği, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan asıl alacağının 533.777,63 TL asıl alacağı davacının ticari defterlerinden tespit edildiği, kök rapordaki diğer tespitlerinin aynen devam ettiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Mali Müşavir bilirkişi tarafından mahkememiz dosyaya sunulan 31/10/2025 tarihli rapordan özetle; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davacının ticari defterlerinin incelenmesinden ulaşılan bulgular şunlar olduğu, davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibinde 7 adet fatura takip dayanağı olarak gösterildiği, takip konusu faturaların toplamı 574.463,64 TL olduğu, söz konusu faturalar davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kayıtlı olduğu, davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı için bu faturaların davalıda kayıtlı olup olmadığına ilişkin tespit yapılamadığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde davalıdan bir kısım tahsilatlar yapıldığı görüldüğü, tahsilatların hangi borç için yapıldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, yapılan ödemenin hangi borç için yapıldığı belli değil ise TBK 102 hükmünün dikkate alınması gerekmektiği, buna göre takip konusu faturalardan sonra yapılan ödemelerin bu faturalara sayılması gerektiği, rapor içinde belirttilmek üzere davalının takip konusu faturalardan sonra yaptığı ödemeler toplamı 1.200.000 TL olduğu, söz konusu ödemeler takip konusu tüm faturaları söndürmekte olduğunun bildirdiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının takibe dayanak faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı hususuna ilişkindir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Kısmi ifaya ilişkin kurallar ise 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TBK'nın 101.maddesinde; “Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir. TBK'nın 102. maddesinde ise taraflar arasında birden fazla borç bulunması halinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmü yer almıştır. Hüküm kurmaya elverişli bulunan 31/10/2025 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda,davalı tarafından takip konusu faturalardan sonra ödeme yapılmış olduğu tespit edilmiş olup ödemenin hangi alacağa ilişkin yapıldığı belirtilmemişse öncelikle takip konusu faturalardan mahsup edilmesi gerekmekte olup bu şekilde TBK'nın 100. ve devamı maddeleri ile HMK'nın 222/3 maddesindeki düzenlemeler karşısında davacı kendi ticari defter kayıtları ile davalıdan takip tarihi itibariyle takibe dayanak faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu ispatlayamadığı,davanın cari hesap veya açık hesap ilişkisine de dayanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.(Bkz emsal nitelikteki Yargıtay 19 HD'nin 2016/2734 esas 2016/16029 karar sayılı ilamı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. HD'nin 2022/1783 esas 2024/1464 karar sayılı ilamı ile Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD'nin 2024/1095 esas 2024/1193 karar sayılı ilamı ile bu yöndedir.) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, davacıdan peşin olarak alınan 7.199,82-TL harçtan mahsubu ile artan 6.467,82-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca taktir olunan 95.381,62-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2026

Katip ... ¸E-imzalıdır

Hakim ... ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/398, K. 2026/45, T. 16.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-398-e-2026-45-k-cd23ae13a227