İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/483 E. 2026/63 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/483
- Karar No
- 2026/63
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/483 Esas KARAR NO : 2026/63
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2024 KARAR TARİHİ : 27/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında "..." İşi Elektrik Primer Sekonder Montaj İş Kalemleri İçin Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda davacı şirketin, davalı şirket adına iş ve işlemler yürüttüğünü, Davacı şirketin yaptıkları iş ve işlemlere karşılık olarak davalı şirkete fatura düzenlediğini ve düzenlenen faturaları E-Fatura sistemi ile davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin, TTK 21/2.maddesi gereği; "Fatura alan kimse, faturayı aldığı tarihinden itbaren 8 gün içinde faturaya itiraz ederek faturayı iptal edebilir. Aksi halde fatura içeriğini kabul etmiş varsayılır." hükmü gereği davalı şirketin, bahse konu faturaya süresi içinde de herhangi bir itirazının olmadığını, bu faturaların, vekili olduğu şirketle davalı/borçlu şirket yetkilisi arasında yapılan e-mail yazışmalarında mutabık kalınan rakam üzerine düzenlenmiş olduğunu, Davacı alacaklı şirketin, borçlu hakkında ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 90.922,37 TL asıl alacak, 3.766-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.688,37 TL'lik icra takibi yaptığını, davalı borçlu tarafından yetkiye, takibe, faize ve borca süresinde itiraz edildiğini, takip tarihi olan 11.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte ana paradan kalan bakiye borcun olduğunu bu nedenle de davalının itirazının yerinde olmadığını ve itirazın iptali davası açıldığını, davacı şirketin ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacağını, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun itirazının iptali ile takibin devamı ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına çarptırılmasını, davacının alacağının temini bakımından; edindiği bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olduğunu, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini, neticeten, açıklanan nedenlerle ve duruşmalar sırasında re'sen nazara alınacak sair nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile borçlu davalının takibe ve borca haksız ve yersiz itirazının iptaline, borçlunun haksız itirazı nedeniyle 9620'den az olmamak üzere inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: Davalı tarafın, davacı tarafa iddia edildiği şekilde borcunun olmadığını, bu nedenle haksız davanın reddini talep ettiklerini, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen cari hesap ekstresinde işlenmeyen ve eksik ödemelerin de bulunduğunu, Davalı tarafından defalarca bu konuda davacıya ihtarda bulunmuşsa da mutabakat sağlanamadığı, bu nedenle icra takibine itiraz edildiğini, 2021'den 2022 yılına devir nedeniyle cari hesap açılış fiş tutarı konusunda da mutabık kalınamadığını, Davacı kaydında 229.490,62 TL ile 2022 açılış kaydı yazılı iken davalı kaydında 219.134,54 TL olarak görüldüğünü, bu hususun da yargılamayı gerektirdiğini, Mardin OSB bünyesinde ihale alarak iş yapan davalının, ihale kanunu gereğince; davalı taraftan aldığı hizmet nedeniyle " yıllara sair işlerde " stopaj ödediğini, Davalının 28.04.2022 tarihinde 9.941,78 TL ve 14.07.2022 tarihinde 4.974,03TL ödenen stopaj ödemelerinin davacı tarafından hesaplara kaydedilmediğini, bu konuda da mutabakat sağlanamadığından haksız yapılan takibe itiraz edildiğini, davalı tarafından ödenen zorunlu stopajların, ticari defter incelemesinde ispatlanacağını, İhale ilişkisinde davacının, iş bitimi akabinde stopaj iadelerini talep edebildiğini, davacının hem davalıdan hem de vergi dairesinden işbu stopaj ödemelerini mükerrer tahsilat konusu yapmaması gerektiğini,Alacak ve borç hesabında mutabık kalınamaması nedeniyle davalının, haklı olarak ve süresinde itiraz ettiğini, işlemiş faiz alacağına da haklı olarak itiraz ettiğini, alacak miktarının likit olmadığını, keza, temerrüdün söz konusu olmadığını, dolayısıyla alacağa faiz işletilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu, bu nedenle ve haklı olarak itiraz edildiğini, bir takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı ise dürüstlük kuralı çerçevesinde belirlendiğini, bu hususun özellikle, ödeme emrinde istenilen alacağın likit olup olmaması ile ilgili olduğunu, gerek öğretide gerek Yargıtay kararlarında genel olarak kabul edildiği üzere; eğer alacak likit değilse, borçlunun itiraz etmekte haklı olduğunu ve itirazın iptali davasını kaybetse dahi inkâr tazminatına mahkum edilemeyeceğini, Neticeten, davanın usulden ve esastan reddine, icra inkar tazminatı talep koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak iddiasına konu ... 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe dayalı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden kaynaklandığı görülmüştür. Davacı vekili Taraflar arasında "..." İşi Elektrik Primer Sekonder Montaj İş Kalemleri İçin Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda davacı şirketin, davalı şirket adına iş ve işlemler yürüttüğünü, davacı şirketin yaptıkları iş ve işlemlere karşılık olarak davalı şirkete fatura düzenlediğini ve düzenlenen faturaları E-Fatura sistemi ile davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin, TTK 21/2.maddesi gereği; "Fatura alan kimse, faturayı aldığı tarihinden itbaren 8 gün içinde faturaya itiraz ederek faturayı iptal edebilir. Aksi halde fatura içeriğini kabul etmiş varsayılır." hükmü gereği davalı şirketin, bahse konu faturaya süresi içinde de herhangi bir itirazının olmadığını, bu faturaların, vekili olduğu şirketle davalı/borçlu şirket yetkilisi arasında yapılan e-mail yazışmalarında mutabık kalınan rakam üzerine düzenlenmiş olduğunu, davacı şirketin ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacağını, borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun itirazının iptali ile takibin devamı ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına çarptırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın, davacı tarafa iddia edildiği şekilde borcunun olmadığını, bu nedenle haksız davanın reddini talep ettiklerini, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen cari hesap ekstresinde işlenmeyen ve eksik ödemelerin de bulunduğunu, davacı tarafından defalarca bu konuda davacıya ihtarda bulunmuşsa da mutabakat sağlanamadığı, bu nedenle icra takibine itiraz edildiğini, 2021'den 2022 yılına devir nedeniyle cari hesap açılış fiş tutarı konusunda da mutabık kalınamadığını, davacı kaydında 229.490,62 TL ile 2022 açılış kaydı yazılı iken davalı kaydında 219.134,54 TL olarak görüldüğünü, bu hususun da yargılamayı gerektirdiğini, ...bünyesinde ihale alarak iş yapan davalının, ihale kanunu gereğince; davalı taraftan aldığı hizmet nedeniyle " yıllara sair işlerde " stopaj ödediğini, davalının 28.04.2022 tarihinde 9.941,78 TL ve 14.07.2022 tarihinde 4.974,03TL ödenen stopaj ödemelerinin davacı tarafından hesaplara kaydedilmediğini, bu konuda da mutabakat sağlanamadığından haksız yapılan takibe itiraz edildiğini, davalı tarafından ödenen zorunlu stopajların, ticari defter incelemesinde ispatlanacağı savunmasında bulunduğu görülmekle davanın reddini talep etmiştir. Davaya dayanak icra takip dosyası ve tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden BA BS formları celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Celp edilen takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 18/06/2023 tarihinde ... 14.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında...yapımı işinde kalan bakiye borcun ödenmemesi ile oluşan cari hesap alacağı dayanak gösterilerek 90.922,37 TL asıl alacak ve 3.766,00 TL gecikme faiziyle birlikte toplam 94.688,37 TL alacağın, tahsiline kadar işleyecek gecikme faizi, masraf ve vekalet ücretinin tahsili nedeniyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafından takibe yasal süresi içinde itiraz edildiği ve itiraz üzerine ilgili icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, takibe dayanak olarak davalı adına tanzim edilen faturaya dayalı cari şekilde işleyen hesap alacağına dayanmıştır. Taraflara ticari defterlerini dosyaya ibraz etmek üzere kesin süre verilmişse de davalı tarafından ticari defterler sunulmamıştır. Davacının ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılmıştır Mahkememizin 06/02/2025 tarihli ara kararı ile Mali Müşavir bilirkişi olarak ...'ın seçilmesi ile tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı ve de tarafların ticari defterleri itibariyle inceleme yapmak suretiyle rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişi ...'a tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 18/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Dava konusunun, davacı tarafından, ... 14. İcra Dairesi'nin... Esas Sayılı takip dosyasıyla, yapım işinden kaynaklanan cari hesap bakiye borcunun dayanak gösterilerek davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacının cari hesap ekstresine göre, takip tarihi itibariyle (18.06.2023) davacının davalıdan 90.922,37 TL tutarında alacaklı göründüğü, Davalı vekilinden, davalının ticari defter ve kayıtları defaatle istenmesine karşın davalı vekili tarafından herhangi bir bilgi, belge ve ticari defterler tarafımıza ibraz edilmediği, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Sayın Mahkeme'ye gönderilen BA-BS formu özetlerinin incelenmesi neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen tüm faturaların, fatura tutarları da aynı olacak şekilde davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kayıt edildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme ve davalı tarafından yapılan ödemeler de nazara alındığında fatura içeriklerinde işlerin davacı tarafından yapıldığı hususunun kabulünün gerekeceği, Davalı tarafından sunulan Muhtasar Beyannameleri incelendiğinde, davalının davacıya yaptığı hakediş ödemeleri için Vergi Dairesine toplam 14.915,81 TL stopaj ödediğinin tespit edildiği, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme incelendiğinde, stopaj kesintilerinin davacıya ait olduğu veyahut davalı yanca ödenen stopajların davacı alacağından düşüleceğine ilişkin herhangi bir maddeye rastlanmadığı, ayrıca ticari taammül ve uygulamalarda da, aksi kararlaştırılmamışsa stopajın ödenen borçtan düşürülmesine yönelik bir uygulamanın bulunmadığı, (örneğin stopaj ödeyen kiracı, ödediği stopajı kiralayandan talep etmediği gibi kira borcundan da düşememektedir), bu itibarla nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, iş bu ödenen stopaj tutarlarının davacı alacağından düşürülmesi talebinin uygun görülmediği, Taraflar arasında tanzime edilen sözleşme incelendiğinde, ödeme gününün tam olarak kararlaştırılmadığı, sadece “ ilgili iş kalemlerinin idare tarafından yükleniciye ödendiği tarihten 30-45 gün sonraya denk gelecek şekilde yüklenici tarafından taşerona ödeneceği” hususunun yazılı olduğu, maddede geçen idare tarafından yükleniciye ödenen tarih bilinmediğinden, bilinmeyen tarih üzerine 30-45 gün eklenemediğinden ve davacı tarafından davalı adına düzenlenen herhangi bir ihtarnameye rastlanmadığından, davacının takip öncesi faiz talebinin nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere yerinde olmadığı, Neticeten, yapılan tüm tespit ve değerlendirmeler muvacehesinde, takip tarihi itibariyle (18.06.2023) davacının davalıdan 90.922,37 TL tutarında alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. " yönünde görüş bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde, "mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir" hükmü bulunmaktadır. Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delil niteliğindedir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de, ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bu durumda her iki tarafın ticari defterlerinin de incelenmesi zorunludur. Ancak karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defteri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden, verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde mahkeme karşı taraf defterindeki kayıtların doğru olduğunu kabul edebilir. Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı, defterlerini sunmayarak, davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığını tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğuna dair kayıtları mevcut olduğu halde sunulmadığını ve bunun sonucunda davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine değil oluşturduğunun kabulü gerekir.( Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) Ayrıca Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, ... E., ...K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup daha sonra düzeltme beyannamesi verilmesi davacı yararına oluşan bu karineyi ortadan kaldırmayacaktır. Bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...Esas ...Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmekten kaçındığı,davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğu, bu haliyle sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, dava konusunun, davacı tarafından, ... 14. İcra Dairesi'nin ...Esas Sayılı takip dosyasıyla, yapım işinden kaynaklanan cari hesap bakiye borcunun dayanak gösterilerek davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının cari hesap ekstresine göre, takip tarihi itibariyle (18.06.2023) davacının davalıdan 90.922,37 TL tutarında alacaklı göründüğü,Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından celp edilen BA-BS formu özetlerinin incelenmesi neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen tüm faturaların, fatura tutarları da aynı olacak şekilde davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlerine kayıt edildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme ve davalı tarafından yapılan ödemeler de nazara alındığında fatura içeriklerinde işlerin davacı tarafından yapıldığı hususunun kabulü gerektiği, davalı tarafından sunulan Muhtasar Beyannameleri incelendiğinde, davalının davacıya yaptığı hakediş ödemeleri için Vergi Dairesine toplam 14.915,81 TL stopaj ödediğinin tespit edildiği, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme incelendiğinde, stopaj kesintilerinin davacıya ait olduğu veyahut davalı yanca ödenen stopajların davacı alacağından düşüleceğine ilişkin herhangi bir maddeye rastlanmadığı, ayrıca ticari taammül ve uygulamalarda da, aksi kararlaştırılmamışsa stopajın ödenen borçtan düşürülmesine yönelik bir uygulamanın bulunmadığı, bu itibarla iş bu ödenen stopaj tutarlarının davacı alacağından düşürülmesine ilişkin davalı tarafça yapılan savunmanın yerinde olmadığı, yapılan tüm tespit ve değerlendirmeler muvacehesinde, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 90.922,37 TL tutarında alacaklı olduğu, davacı tarafça her ne kadar takip tutarına işlemiş faiz yönünden de talepte bulunulduğu görülmüşse de, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme incelendiğinde, ödeme gününün tam olarak kararlaştırılmadığı, sadece “ ilgili iş kalemlerinin idare tarafından yükleniciye ödendiği tarihten 30-45 gün sonraya denk gelecek şekilde yüklenici tarafından taşerona ödeneceği” hususunun yazılı olduğu, maddede geçen idare tarafından yükleniciye ödenen tarih bilinmediğinden, bilinmeyen tarih üzerine 30-45 gün eklenemediğinden ve davacı tarafından davalı adına düzenlenen herhangi bir ihtarnameye rastlanmadığından, davacının takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından ... 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 90.922,37 TL tutarındaki asıl alacak bakımından devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz alacağına dair istemin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından ... 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 90.922,37 TL tutarındaki asıl alacak bakımından devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-)Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 6.210,91-TL karar harcının, peşin yatırılan 1.079,29-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 5.131,62-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.766,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-)Davacı tarafından yapılan toplam 5.535,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 5.314,85-TL yargılama giderinin ve 1.079,29-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı toplamı 6.821,74-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin , 2.995,90-TL'nin davalıdan, 124,10-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 8-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/01/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır