İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/371 E. 2025/250 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/371
- Karar No
- 2025/250
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/371 Esas - 2025/250
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/371 KARAR NO : 2025/250
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 06/09/2024 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 Yazım Tarihi: 12/07/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı tarafından ... başvuru numarası ile “ ” görselli markanın 39. sınıfa giren hizmetler yönünden tescili için yapılan marka başvurusunun davalı ... tarafından 6769 s. SMK’nın m. 5/1(b)-(c) hükümleri mesnet gösterilerek bir kısım hizmetler yönünden reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının .... Bölgesinde turizm sektöründe faaliyet gösteren tanınmış bir firma olarak seyahat acenteliği yapmakta ve feribot seferleri düzenlemekte olduğunu, “....” markasının ... nezdinde tescilli olduğunu, “...” ibaresinin ....’da bulunan 750 kişilik bir adanın ismi olduğunu, bu adanın Türkçe karşılığının ".... /...." olduğunu, bu adanın turizm açısından hiçbir tanınmışlığının bulunmadığını, birçok kişinin ... adasının nerede olduğunu veya var olduğunu bilmediğini, nitekim internet arama motorlarına “...” yazıldığında davacıya ait sonuçların çıktığını, yani davacının “... ” markasının ülkemizde ... adasından daha çok popüler olduğunu, ayrıca davacının markasında geçen ... unsurunun da işaret markasal hüviyette ayırt edicilik katmakta olduğunu, meşhur coğrafi yer adlarının bile o yerle özdeş olmayan mal veya hizmet adları gibi ilave sözcüklerle birlikte marka olarak tescil edilebilir olduğunu, nitekim ... nezdinde de bu şekilde tescile bağlanmış ve coğrafi yer adı içeren emsal markaların bulunduğunu, dava konusu edilen ... kararının bu emsal kararlarla da çeliştiğini iddia ederek, ... ...’nın 11.07.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı markanın gerekli prosedür işletildikten sonra tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markasının kapsamından çıkartılan emtialar hakkında SMK 5/1-b-c maddelerine göre mutlak ret sebeplerine bağlı ayırt edici olmadığı, tanımlayıcı olduğu şeklinde davacı itirazının nihai olarak reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 12/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06/09/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ayırt edicilikten yoksunluk ve tanımlayıcılık gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddine yönelik ... kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir. Bu genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, başvurunun "..." ibaresi ve ... unsurundan oluştuğu, red kapsamında bulunan hizmetlerin "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil)" olduğu görülmektedir. Başvuruda yer alan "..." ibaresinin "...."anlamına geldiği, "..." ibaresinin ise ....'de yer alan turistik bir adanın adı olduğu tespit edilmiştir. Başvuruya konu "..." ibaresinin red kapsamında bulunan hizmetlerin "... Adası"na yönelik olarak düzenlenen hizmetler olarak algılanacağı, dolayısıyla tüketicilerde marka algısı yaratmaktan ziyade bu hizmetlerin cinsini ve amacını gösterir nitelikte algı yaratacağı, hizmetin niteliğini gösteriyor olması nedeniyle ayırt edici vasfının bulunmadığı, marka örneğinde yer alan görselinin de bu algıyı değiştirecek yeterli ayırt edici güçte olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu çerçevede, başvuru konusu ibarenin bir bütün olarak ihtiva ettiği anlam ve oluşturduğu direkt algı göz önüne alındığında, ibarenin kısmi ret kararına konu hizmetlerin özelliğini, vasfını belirten tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu kanaatine varıldığından başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(c) bendi uyarınca kısmen reddine yönelik karar yerinde görülmüştür. İlaveten, münhasıran tanımlayıcı nitelikteki ibareden oluşan başvurunun, kısmi ret kararına konu hizmetleri, diğer teşebbüsler tarafından üretilen/sunulan aynı/aynı türdeki hizmetlerden ayırt etme vasfından da söz edilemeyeceğinden başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) bendi uyarınca kısmen reddi kararı da isabetli bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle itirazın reddi gerekmiştir KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir", 5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler", 5/1-c maddesinde " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler ", marka olarak tesçil edilemez SMK 5/1-b yönünden ; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ; Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Redde Gerekçe Madde ...+...
15/05/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) Kısmen reddedildiği “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” yönünden markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve bu hizmetleri tanımlayıcı nitelikte olduğu, 2) Dava konusu edilen 11.07.2024 tarihli ve ... sayılı ... kararının bu değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; Davacı taraf başvuru markasının kapsamında olup da reddedilen 39.ncu sınıftaki " Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." açısından kurum kararını dava konusu etmektedir. 6769 sayılı SMK 5/1-b yönünden değerlendirme; " ...+... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan ve dava konusu edilen 39.ncu sınıftaki " Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin hizmetini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür hizmetinden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu , ortalama tüketici nazarında " ...+..." ibaresini görüldüğünde bu markanın ingilizce karşılığına değil işaretsel açıdan hem ... hem yazı şeklindeki markasal boyut taşımasına odaklanacağı, SMK 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir",şeklinde tanım da getirdiğinden başvuru markasında yer alan "...." bütünsel görsel ... başlıbaşına marka olabilecek ayırtediciliği de bulunduğu; bu açıdan ortalama tüketici grubundakilerce " ...+... " deyimindeki ingilizce karşılığını bilebilmesi mümkün olmadığı, markalara ülkesel açıdan bakıldığında yabancı dil bilen değil ortalama tüketici hedef alınması gerektiği , bu açıdan ... 'nın davaya konu marka başvurusunun kapsamında olup da reddedilen yukarıdaki emtilarda SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olmadığı sonucuna varıldığı; 6769 sayılı SMK 5/1-c yönünden değerlendirme: " ...+... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan ve dava konusu edilen 39.ncu sınıftaki " Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında yöre, cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanması mümkün görülmediği; ortalama tüketici grubunda başvuru markasında yer alan "...." bütünsel görsel ... ile ...ibaresi bütünleştiğinden ortaya Yunanistan ülkesindeki" ...."na yönelik olarak düzenlenen hizmetler olarak algılanmayacağı , ortalama tüketici grubundakilerce " ...+... " deyimindeki ingilizce karşılığını bilebilmesi mümkün olmadığı, markalara ülkesel açıdan bakıldığında yabancı dil bilen değil ortalama tüketici hedef alınması gerektiği ,bu açıdan ... 'nın davaya konu marka başvurusunun kapsamında olup da reddedilen bu emtialarda SMK 5/1-c kapsamında tanımlayıcı olduğu tespitinin yerinde ve doğru olmadığı sonucuna varıldığı; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) Neticeden dava kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... Kararının iptaline, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı; 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 115,00 TL tebligat ücreti, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 11.542,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.25/06/2025
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır