İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/327 E. 2025/233 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/327
- Karar No
- 2025/233
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/327 Esas - 2025/233
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/327 KARAR NO : 2025/233
DAVA : Marka ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 30/07/2024 KARAR TARİHİ : 18/06/2025 Yazım Tarihi: 02/07/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalılardan ... Şirketitarafından .... başvuru numaralı “... ... ” markasının 09, 20 ve 35. sınıflarda tescili talebinde bulunulduğu, marka yayınına karşı taraflarınca yapılan itirazın ... tarafından reddedildiği, marka yayınına itirazın yeniden incelenmesi taleplerinin de ...’nın 30.05.2024 tarihli, ... sayılı kararı ile itirazlarının reddine karar verildiği, verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğu, davacının ... sektörünün öncülerinden olan bir firma olduğu, ... Ticaret A.Ş.’nin 15.03.2024 itibariyle 3229 adet ... format mağazaları ve 160 adet ... mağazaları olmak üzere yurtiçinde 81 ilde 3389 mağazayla hizmet vermekte olduğu, tüketicinin “... ...” markasını butik mağaza zincirleri olarak tanıdığı ve tercih ettiği, Türkiye’de toplam 90 adet ... ... mağazası, 11 adet ... ... mağazası ve 59 adet ... mağazası bulunduğu, hedef olarak gurme ve çok çeşitli ürün satmakta olan “... ” mağazalarının konsept mağazacılık anlayışıyla sektöründe bir ilk olduğu, bunun dışında ..., ... Web sitesi ve “...” Mobil Uygulaması üzerinden online satış mağazaları ile tüketicilere ürün satışı gerçekleştirdikleri,...’nun 17.03.2022 tarih, .... sayılı kararı ile “... ...” markasının“... satış hizmetleri” hizmetlerinde tanınmış markalardan olduğunun tespit edildiği, “... ...” markasının Türkiye’de ilk olarak ... TİCARET A.Ş. adına 35. ve 41. sınıfa dahil hizmetler için 2009 yılında tescillenmiş olduğu, ... TİCARET A.Ş.’nin “... ...” ibaresini içeren ... nezdinde 27 adet tescilli markasının bulunmakta olduğu, davacı şirketin .../... ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanmış tanınmış markalar olduğu, “...” ve ‘’...’’ ibareli markaların sektörünün en “prestijli” markalardan biri olan “...” markası adı altında piyasaya sürülmekte olduğu,... markasının ... sicilinde .... sayı ile, “... ...” markasının ise ... nezdinde 17/03/2022 tarih .... sayılı karar ile TANINMIŞ MARKA olarak koruma kapsamına alındığı, dolayısıyla ... ve ... ... markalarının tanınmışlığı nedeniyle de tüketici nezdinde esas unsuru “...” ve “...” ibareli markaların bilinir kılındığı,itiraza konu “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, söz konusu marka başvurusu sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağı, davacı firmaya ait markaların ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğuracağı, bu markaların itibarına zarar vereceği,tescili talep edilen “...” ibareli marka ile davacı firmaya ait esas unsuru “...” ve “...” ibareleri olan markaların görsel ve işitsel açılardan benzer oldukları, itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 09, 20 ve 35. Sınıflarda davacıya ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğu, bu nedenlerle, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğu,tüketicilerin bu markaların aynı işletmeye ait mal veya hizmetler için kullanılan markalar olduğu izlenimine kapılacakları, “...” ve “...” ibaresinin davacıya ait ticaret ünvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra davacıya ait ....tr alan adının da esas unsuru olduğu, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı”öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru nolu “... ... ” marka başvurusunun tescil işlemlerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, başvurusu devam eden tüm mal ve hizmetler için tümden reddi ile tescil işlemlerinin durdurulmasına, markanın tescil edilmiş olması durumunda SMK’nın 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının davaya gerekçe bütün markalarında dava tarihi itibari ile 5 yıldır tescilli olan markalarının SMK 25/7 kapsamında kullanımının ispatlanmasını, dava kapsamında ilgili mal veya hizmetlerde kullanımı ispatlanamayan davacı markalarının ise işbu hükümsüzlük davasında değerlendirme dışı bırakılmasını, markalarda ortak olan “.../...” kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeni ile taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olamayacağı, başvuru markasının, siyah fonda birleşik yazılmış “... ... office” esas unsuru, bunun üstünde yer alan stilize edilmiş ... ibaresinden oluştuğu, başvuru markasının bu haliyle, bütüncül olarak ele alınması gereken ve figüratif karakterde oluşturulmuş özgün bir marka durumunda olduğu, davacı markalarının ise; ... unsurları barındıran “... supercenter” markalarından ve “...” ibaresine “....” ibarelerinin eklenmesi ile oluşturulmuş, başvuru markasından farklı ... unsurları içeren markalar durumunda oldukları, taraf markalarının ... + esas unsur(lar) + yan unsurları ile beraber değerlendirildiğinde birbirlerinden oldukça farklı karakteristik özelliklere sahip markalar konumunda oldukları, görsel ve kavramsal açıdan birbirlerinden oldukça farklı olan taraf markalarının işitsel açıdan da tamamen farklı işitilmekte oldukları, başvuru markasının başlangıç kısmının “...” harflerinden/... unsurunda oluştuğu, taraf markaların telaffuzlarında ortak “...” sesi kulağa gelse de; bu ortak sesin (kelime), Türkçe' de “büyük, geniş” anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, “....” yazılı unsurun bir bütün olarak algılanması gereken bir ibare konumunda olduğu, bununla beraber bu ibarenin parçalanarak ele alındığında taraf markalarda ortak unsuru oluşturan “.../...” ibaresinin, günlük dilde çokça kullanılagelen ve İngilizceden dilimize geçmiş bir kelime olup “büyük, uzun” gibi anlamlara geldiği, anlamı ve her alanda çokça kullanılması itibariyle “...” ibaresinin oldukça düşük bir ayırt edicilik gücüne sahip olduğu, davacıya ait ayırt ediciliği böylesine düşük “...” kelimesini içeren “... ...” tanınmış markası karşısında “... ... ” başvuru markasının, SMK 6/1 kapsamında kesinlikle ilişkilendirilemeyeceği ve karıştırılamayacağı halde, tanınmış markanın koruma kapsamını ihlal ettiğinden bahisle hükümsüzlüğü talebinin haksız olduğu” öne sürülerek davanın reddi talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesneti markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre ticaret ünvanı, isim ve diğer fikri hak iddiası, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği (Kurul itiraz sürecinde ileri sürülmeyen cevap dilekçesinde geçen davalı firmanın kullanmama defi üzerine hükümsüzlük talebi açısından davanın açıldığı 30/07/2024 tarihinden geriye yönelik son 5 yıl içerisinde davacı tarafın kullanım ispatına konu olan 5 yılı geçmiş markalar açısından dosyaya sunulan kanıtlı belgelere göre başvuru markasının kapsamındaki emtialar yönünden kullanım ispatını yerine getirip getirmediği) noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 31/05/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 30/07/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ... office" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, diğer gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ortak kelime unsurunu teşkil eden "..." ibaresi "büyük" anlamına gelmekte olup ayırt edici gücü oldukça zayıf bir adlandırma olduğu, salt bu ibarenin ortak olarak kullanımı nedeniyle markalar arasında karıştırılma olasılığının varlığı sonucuna ulaşılamayacağı, bu sonuca ulaşabilmek için markalar arasında oldukça güçlü düzeyde benzerliğin varlığının gerektiği görüşündedir. Belirtilen hususları dikkate alan Kurul; işbu başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında belirgin ve kolaylıkla algılanan görsel ve işitsel farklılıkların bulunduğu kanaatine ulaşmış ve bu farklılıklar nedeniyle markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı görüşüne varmıştır. Dolayısıyla, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında karıştırılma htimalinin ortaya çıkmayacağı neticesine varılmış ve 6/1 gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza konu marka örneği üzerinde 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+... (...) ...
07/05/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı tescili talep edilen ibareli davalı markasının 09, 20 ve 35. Sınıf mal ve hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet“...” ibareli markalarının kapsamında birebir aynı mal/hizmet niteliği taşıdığı, Davacının itiraza mesnet .... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Davalının kullanım ispatı talebinin davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markaları yönünden süre açısından dinlenebilir olduğu, davacının “gıda perakendeciliği satış hizmetleri” bakımından kullanımlarının ispatlanmış olduğu görülmüştür. Dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan 09, 20 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler, davacının kullanım ispatının gerçekleştiği gıda perakendeciliğine ilişkin hizmetler bakımından aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması koşulunu sağlamamaktadır. SMK md. 6/3 kapsamında; davacının, davaya konu başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden daha önce kendisinin herhangi bir mal veya hizmet bakımından kullanıldığına dair bir delile rastlanmamakla; davacının dava konusu ... sayılı “...” ibareli davalı markasının gerçek hak sahibi olduğunun varsayılamayacağı, Davacının davaya mesnet gösterdiği markaların ... SEKTÖRÜNDE tanınmış olması nedeniyle davaya konu olan çekişme konusu mallarda 6769 S. SMK’nın 6/5 hükmü açısından bir tanınmışlığının bulunmadığı, SMK’nun m. 6/6’nin koşullarının bulunmadığı, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın "...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "...+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.18/06/2025
Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır