İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/355 E. 2025/314 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/355
Karar No
2025/314
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/355 Esas - 2025/314

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/355 KARAR NO : 2025/314

DAVA : Marka ... ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 23/08/2024 KARAR TARİHİ : 08/09/2025 Yazım Tarihi : 29/09/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: " Müvekkili şirketin "... AŞ." olan ticaret unvanının 18.05.1973 tarihinde ... Ticaret Siciline tescil edildiğini; 51 yılı aşkın tecrübesi ve grup şirket yapısıyla, enerji, petrol, gaz, petrokimya ve inşaat sektörlerinin önde gelen müşterilerine, mühendislik, satın alma, otomatik ve robot kaynaklı imalat, hassas işleme, modülarizasyon ve montaj hizmetlerine dayalı bütünleşik çözümler sunan sektöründe öncü ve lider konumda bir şirket olduğunu, ana faaliyet alanları arasında basınçlı kaplar, çelik yapılar, çelik köprüler, çelik rüzgar kuleleri, rüzgar türbinlerinin rotor ve statorları, açık deniz yapıları, proses ekipmanları, atık ısı kazanları ve güç - proses - türbin borulama sistemlerinin tasarım, mühendislik sıcak büküm ve hassas işleme hizmetleri dahil olmak üzere üretim, gemi inşası ve enerji – proses modüllerinin imalat ve fabrika montajı olan ... ve iştirakleri; üretimlerini .... kalite sertifikalarına göre yapmakta olduğunu, ürünlerini tüm dünyaya sevk ettiklerini, 2023 yılı itibariyle toplam ağırlığı 1,5 milyon tonu bulan ... ürünlerinin, dünya çapında 50 farklı noktaya sevk edildiğini, buna paralel olarak, yurt içinde ve dışında, altyapı ve üstyapı projeleri, enerji santralleri, endüstriyel tesisler, boru hattı ve rafineriler ile petrokimyasal ve kimyasal tesislerini de kapsayan 835.000 tonun üzerinde çelik yapı, mekanik ve elektrik montaj işleri gerçekleştirildiğini, Yine, Türkiye’de üretilmiş ve tek parça olarak ihraç edilen en ağır ve en büyük ürünler olma unvanını taşıyan devasa basınçlı kaplar, dünyanın en büyük ikinci dönme dolabı olan ...., dünyanın en uzun 4. asma köprüsü olan ... Köprüsü, dünyanın en uzun ana açıklığına sahip köprüsü olarak hem dünya mühendislik tarihinde yer alan hem de Türkiye ekonomisi ve milli sanayimiz açısından önemli bir değere sahip olan 1915 ... Köprüsü gibi projelerle adından söz ettiren ...'ın bu bilinirliğinden faydalanılması amacıyla markasının taklit edilmeye çalışılması olağansa da kamu düzenince bu kötüniyetli tutumların korunmaması gerektiği de açık olduğunu; Özetle, müvekkili şirketin, sektördeki payı ve tanınırlığı, satış rakamları, tescilli markaları, her türlü faaliyet ve reklamları, bunlara ilişkin giderleri ile de ortada olduğunu, davalı şirketin marka tescil başvurusunun 27.09.2024 tarihli ... numaralı resmi marka bülteninde yayınlanmasına müteakip, diğer davalı kurum nezdinde itiraz edildiğini, işbu itirazlarının nihai olarak davalı ...'in ...'nun ... sayılı ve 03.07.2024 tarihli kararı ile reddedildiğini; redde gerekçe olarak, benzerlik yönünden; "...Yapılan inceleme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı anlaşılmıştır." şeklinde karar ittihaz olunduğunu; kararın, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme neticesinde verildiğini; Diğer taraftan; davalı şirketin, ticaret unvanını seçerken sınırsız özgürlüğü mevcut iken, özgün ve farklı seçim yapmamış olmasının, müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanma iradesini ortaya koyar nitelikte olduğunu, MK 2. ve HMK 29. maddelerinde yer alan dürüstlük ilkesine aykırı bu tutumların kamu düzenince korunmaması gerektiğini, tarafların hitap ettiği kesim ve hedef kitlelerinin benzer nitelikte olduğunu, bununla birlikte büyük reklam gücüne sahip olan müvekkil şirkete ait "..." ibaresinin davalı şirket tarafından farklı mal ve hizmetler için dahi kullanılmasının, müvekkili şirketin uzun ve zahmetli bir çalışmayla itibar kazandırdığı imajından / markasından herhangi bir ücret ödemeden karşılıksız yararlanması anlamı taşıyacağını, yine, davalının markasının müvekkil şirketin sağladığı güven neticesinde tercih edilmesi neticesinde yaşanabilecek olumsuz izlenimlerde tüketici, hizmetleri müvekkil şirkete ait sandığı için müvekkil şirketin yoğun emek ve yatırımlarla kazandığı itibarının ve güveninin zedelenmesine ve maddi zarar görmesine sebep olacağının da açık olduğunu; '...' markasının kullanım hakkının, SMK 7. maddesi gereği müvekkili şirkete ait olduğunu, marka hakkına tecavüz sayılan fiillerin de SMK 29. maddesi ile hüküm altına alındığını, davalı şirketin markasının, müvekkili şirketin grup şirket yapısı da olduğundan, tüketici nezdinde aynı marka ailesi gibi algılanacağı ve karıştırılacağının şüphesiz olduğunu, davalının markasının müvekkil şirketin markalarına benzer olması ve markanın öncelikle müvekkil şirket tarafından tescil edilmiş olması nedeniyle davalı markasına ilişkin verilen kararın iptalinin gerektiğini; dava konusu ...'nın kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "Davacının dava dilekçesinde itiraz aşamasında sunulmayan iddia ve delillerin nazarı itibara alınmaması gerektiğini ve yeni sunulacak iddia ve delillere muvafakatlarının bulunmadığını; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.03.2021 tarihli .... sayılı ve 29.01.2016 tarihli .... sayılı emsal kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere marka başvurusu sürecindeki itirazda ileri sürülmeyen nispi ret sebeplerinin ... kararının iptali davasında ileri sürülemediğini; bu suretle, davacının dava dilekçesinde itiraz aşamasında sunulmayan iddia ve delillerinin nazar-ı itibara alınmamasını ve yeni iddia ve delillere muvafakatlerinin bulunmadığını; Huzurdaki davada, taraf markalarının birbirinden farklı olduğunu, iltibas-karışıklığa sebebiyet verecek şekilde benzerlik arz etmediğini;, .... numaralı markalarının yenilenmediği için hükümsüz kılındığını, bu nedenle, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 madde ve fıkrasına göre 'Benzerlik' değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini;- Karma bir markanın bir veya daha fazla unsurunun baskın karakterine karar verirken özellikle bu unsurların her birinin asıl niteliklerinin diğer unsurlarınkiyle karşılaştırılmasına dikkat edilmesi gerektiğini, ilk ve yardımcı olarak, çeşitli unsurlarının markadaki yerleşimlerindeki göreceli konumlarının da dikkate alınması gerektiğini; Sadece bazı harflerin veya kelimelerin ortak olması, markaların genel izlenim açısından benzer olduklarını söylemek için yeterli olmadığını, markaların hangi mal ve / veya hizmetler üzerinde kullanılacağı, hangi tüketiciye yönelik olduğu, marka ibarelerinin özgün niteliği ve ayırt ediciliği gibi birçok etkenin genel izlenim üzerinde etkili olduğunu, markalar arasındaki benzerlik ve farklılıkların genel izlenim üzerindeki etkisi; tüketici kitlesi, dava konusu malların niteliği de göz önünde bulundurularak, markaların bütünsel karşılaştırması yoluyla belirlendiğini: “Genel değerlendirme açısından, söz konusu markaların görsel, fonetik veya kavramsal yönleri her zaman aynı öneme sahip değildir ve markaların piyasada bulunabilecekleri nesnel koşulların incelenmesi yerindedir.” şeklindeki tespit ve değerlendirmelerin huzurdaki dava için de emsal alınabileceğini; Dava konusu mallar yönünden, markalar arasındaki farklılıkların da açık olduğunun görüldüğünü; Yargıtay kararlarında da tüketici kitlesinin önemine vurgu yapılmaktadır: ...H.D.’nin .... sayılı kararında “Her ne kadar davacıya ait marka tescil başvurusundaki ibare ile redde mesnet markanın mal ve hizmetler bakımından aynı alt grupta oldukları anlaşılmış ise de, iltibasta, söz konusu markanın üzerinde kullanılacağı hizmetin tüketicileri nezdinde karışıklık yaratıp yaratmayacağının tespiti önem arz etmektedir…” şeklinde hüküm kurularak, tüketici kitlesinin önemine dikkat çekiliğini;- 6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesi ise “….Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir...” şeklindeki hükmü gereği, marka hukuku anlamında kötü niyetin, marka başvurusunda bulunan kişinin başkasına ait bir marka ile aynı/benzer bir işareti; i) tescilini istediği işaretin yurt içinde veya dışında başkasına ait bir marka veya başkasının kullandığı ve üzerinde hak sahibi olduğu bir işaret olduğunu bilmesini veya bilebilecek durumda olmasını ve ii) işareti markanın sahibinden izin almadan tescil ettirmesini ifade ettiğinin belirtildiğini; Türk hukukunda iyi niyetin varlığının asıl ve öncelikli olduğunu, bir kimsenin kötüniyetli olduğunun ispatının, somut deliller ile bunu iddia edene ait olduğunu, iyiniyetin, sadece kanunun bunu öngördüğü, başka bir deyişle hakkın doğumu için koşul kabul ettiği hallerde asıl olduğunu, ancak, tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü uyarınca hakkında kötüniyet iddiasında bulunulan tacir kişinin faaliyet gösterdiği sektördeki markaları bilerek ve öğrenerek hareket etmesi gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini; savunarak, davacı tarafından açılan haksız ve mesnedsiz davanın bütünüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesneti markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 09/07/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 23/08/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;"...... başvuru numaralı "... ve inş. mal. ltd. şti." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım hakkı, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. İtiraza mesnet ... sayılı marka hükümden düşmüş olduğu için incelemede dikkate alınmamıştır. Yapılan inceleme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı anlaşılmıştır. İşaretler arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığı görüşüne varıldığından, usul ekonomisi gereği kullanım ispatı incelemesi yapılmamıştır. Gerek Kurumumuz uygulamasında, gerekse yargı kararlarında 6/3 maddesi hükmünce itirazda bulunulabilmesi için, işaretin ticaret sahasında kullanılıyor olması şartından söz edilmektedir. 6769 s. SMK'nın 6/3 maddesinde tescilsiz bir marka ve ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretten ayrı ayrı söz edilmesine dayanarak, hem marka hukukuna özgü kullanılan işaretlerin (tescilsiz marka) hem de ticaret hayatında herhangi bir şekilde (iş evrakında, tabela, ilan ve reklamlarda vb.) kullanılan işaretlerin 6/3 maddesine dayalı itiraz hakkına gerekçe olabileceğini belirtmek gerekir. Burada önemli olan husus iltibas ihtimalinin (karıştırılma ihtimali) ispatıdır. Marka hukukuna özgü kullanılan tescilsiz işaretlerin, bu kullanımın doğası gereği piyasada yaygın hale, dolayısıyla iltibasa açık hale gelmesi daha olasıdır. Bununla beraber örneğin sadece ticaret unvanı fonksiyonunu karşılamak üzere, iş evrakında, reklam ve tanıtım araçlarında kullanılan bir işaretle iltibas yaratılması ihtimali daha düşüktür. Yaygın ve yoğun kullanım/bilinirlikle bağlantılı olarak bu iltibas ihtimalinin arttığını söylemek mümkündür. Madde 6/3 çerçevesinde yapılan bir itirazın incelenmesinde, itiraza gerekçe olarak gösterilen tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaret ile inceleme konusu marka başvurusunun aynı ya da yüksek düzeyde benzer olması dikkate alınır. Markalar arasında yeterli derecede benzerlik yoksa itiraz gerekçesi marka ya da işaretin önceki kullanımlarının 6/3 maddesi açısından bir önemi yoktur. Ticaret sırasında kullanılan bir işarete dayalı itiraz, işaretin kullanımının ispatlandığı mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür ya da benzer olanları açısından kabul edilebilir. Hükümde bu yönde bir düzenleme olmamasına karşılık, tescilli markaya dayalı itirazlar açısından kabul edilen bu ilkenin tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaretlere dayalı itirazlar açısından da kabulü uygundur. Burada iltibas ihtimali, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir, işaretlerin orijinalliği, mal ve hizmetlerin niteliği gibi hususlar dikkate alınarak iltibas ihtimalinin ortaya çıktığı mal ve hizmetler açısından başvuru reddedilebilir. Tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete -kullanım yoluyla- hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin asgari bilinirlik düzeyine ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti ilk kullanan kişiye koruma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu Kanun hükümleri uyarınca sağlanan korumanın tescil ile elde edileceği ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz. Md. 6/3 gerekçeli itiraz sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde incelenmiş ve başvuru kapsamında kalan mallar ya da benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin işbu başvurunun tarihinden önce muteriz tarafından marka olarak ciddi biçimde kullanılageldiğini gösterir nitelikte bilgi ve belgeye rastlanmadığından yerinde bulunmamıştır. Muterizin md. 6/5 gerekçeli itirazı, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır. Kötüniyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir. .... Genel Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli ... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapılmıştır. Bir diğer deyişle, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddia, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacaktır. Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. Somut olaya ilişkin inceleme yukarıda zikredilen ilkeler ışığında yapılmıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia somut delillerle ispatlanamadığından ve diğer başkaca koşulların varlığı bulunmaksızın, bir başvurunun sadece önceki tarihli marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiası, o başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru addedilmesini gerektirecek bir husus olmadığından, kötü niyet iddiasına dayalı itiraz kabul edilmemiştir. ... " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin ... şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markası ....

04/06/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; " Dava konusu davalı şirkete ait ... LTD. ŞTİ unsurlu marka ile davacı şirkete ait .... numaralar ile tescili Şekil+... / ... markalarının 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı; -Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/9 madde ve fıkraları koşullarının oluşmadığı, -Dava konusu davalı ...'in 03.07.2024 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu; "şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... LTD. ŞTİ" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ".... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... LTD. ŞTİ" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" .... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " .... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... LTD. ŞTİ" ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın "... LTD. ŞTİ" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.08/09/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/355, K. 2025/314, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-355-e-2025-314-k-fb7a716faff0