İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/328 E. 2025/940 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/328
- Karar No
- 2025/940
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/328 Esas KARAR NO : 2025/940 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/05/2024 KARAR TARİHİ : 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait --------- plakalı aracın davalıya -------- poliçe numarası ve Kasko Sigortasıyla sigortalı olduğunu, müvekkiline ait aracın 24.10.2022 tarihinde hasarlandığını, aracın hasarlanmasıyla birlikte araç -------- bir servise çekilmiş, araç sigorta şirketinden parça beklerken bir otoparkta 16 ay boyunca kaldığını, bu süreçte davalı sigorta şirketi tarafından beklenen parça tedarik edilmediğini ve bir ödeme de yapılmadığını, müvekkilinin 16 ay boyunca davalı sigorta şirketinin oyalamaları ile aracını kullanamadığını, aynı zamanda otopark ücreti de ödemek durumunda kaldığını, Kaza akabinde yapılan ekspertiz çalışması neticesinde müvekkile ait araçtaki zararın giderim bedeli olarak (KDV dahil) 540.000,00-TL tespit edildiğini, Hasar alan Parçaların tespiti ile Hasar bedelinin tespiti için ekspertiz raporu alınmak zorunda kalınmış ve bu rapor için 1.250,00-TL ekspertiz ücreti ödendiğini, bu ücretin de davalı tarafça ödenmesi gerektiğini belirterek; şimdilik 10,00 TL hasar bedeli, 10,00-TL kazanç kaybı bedeli, 10,00-TL otopark ücretinin, 1.250,00 TL ekspertiz ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu -------- plakalı araç müvekkil şirket nezdinde -------- nolu Arabam Garantide Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile teminat altına alındığını, Müvekkil şirket nezdinde Kasko Sigortası ile sigortalı, davacıya ait, -------- plakalı araç ile dava dışı--------- plakalı aracın 24.10.2022 tarihinde çarpışması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kaza sebebiyle ödenmesi talep edilen tutarın varlığının uzman bilirkişilerce tespiti gerektiğini, Davaya konu kaza sebebiyle müvekkil şirkete yapılan başvuru neticesinde; 28.05.2024 tarihinde 276.309,00 TL hasar tazminatı ödemesi ve tedarikçi --------Ş'ye 29.02.2024 tarihinde 45.654,00 TL yapılmıştır. Yapılan ödemeler ile müvekkil şirket poliçe kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerini, teminat limiti ile sınırlı olacak şekilde yerine getirdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. .
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Uyuşmazlık; 24.10.2022 tarihinde sigortalı --------- plakalı aracın hasarlanmasından dolayı hasar bedelinin miktarı, kazanç kaybı bulunup bulunmadığı, otopark ücretinin bulunup bulunmadığı ve munzam zararın uygulanıp uygulanamayacağı hususlarının tespiti talebine ilişkindir. Uyuşmazlık konusunda hakkında dosya Makine Mühendisi bilirkişi ve sigortacı bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 25/11/2024 tarihli raporunda özetle; Sürücü -------- trafik kanunu yönünden kusurlu olmasına rağmen, dosya kapsamında sürücünün ağır kusurlu olduğu yönünde ( alkol, kasıt vs) bir veri olmaması nedeni ile ve olay kasko sigortası davası olması nedeniyle, sigorta şirketinin tazminattan tam sorumlu olduğu kanaatine varılmış olduğu, bu nedenle ayrıca kusur tespitine gerek duyulmamış olduğu, kaza tarihi itibarı ile hasar bedelinin 211.983,34 TL olduğu, Servis onarım tarihi itibarı ile hasar bedelinin 540.637,76 TL olduğu, Araç kazanç kaybının 245.806 TL olduğu, Araç otopark ücretinin 19.450 TL olduğu, Ekspertiz ücretinin 1.250 TL olduğu, Sigorta sözleşmesi ve Genel Şartlar yönünden: 24.10.2022 tarihinde meydana gelen kazanın sigorta süresi (29/07/2022 - 29/07/2023) dahilinde olduğu, “çarpma-çarpışma” riskinin Kasko Sigortası Genel Şartlarınca temin edilen risklerden olduğu ve buna istinaden davalı sigortanın hasar tazminatı ödeme borcu bulunduğu, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları 3.3.4. Tazminatın Ödenmesi maddesi uyarınca; “….3.3.4.1.Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur” şartının bulunduğu Davalı Sigorta, 24.10.2022 tarihinde meydana gelen hasar ile ilgili olarak SBM kayıtlarından; 09.11.2022 saat 13:40 ve 29.11.2022 saat 23.00’de hasar kaydının sigorta şirketi tarafından oluşturulduğu, davalı sigortanın son hasar kaydını 29.11.2022 tarihinde oluşturduğu gözetilerek, 29.02.2024 tarihinde 45.654.-TL hasar tazminatı ödemesini kayıt tarihinden 457 gün sonra ve 28.05.2024 tarihinde 276.309.-TL hasar tazminatı ödemesinin kayıt tarihinden 546 gün sonra gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Bu durumda Genel Şartlarda belirtilen “hasar ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olma” şartına göre 45.654.-TL hasar tazminatı ödemesinin 412 gün ve 276.309.-TL’lik tazminat ödemesinin ise 501 gün üzerinden muaccel olduğu tespit edilmiştir. Şeklinde görüş ve rapor ibraz etmişlerdir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda dosya ek rapor için bilirkişi heyetine yeniden tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 03/04/2025 tarihli ek raporunda özetle; davalı tarafça yapılan ödemenin hesaplamasının kazadan iki yıl sonra yapılması hususundaki itirazın takdirinin mahkemeye ait olduğunu, yapılan her iki hesaplamanın orjinal parça fiyatlarına göre yapıldığını, sigorta şirketinin hesaplamayı kaza tarihinden 2 ay sonraki fiyatlara göre yaptığını, Araç hasar bedeli kaza tarihi itibarı ile KDV dahil, iskonto hariç 211.983,34 TL, servisin onarım tarihi itibarı ile KDV dahil, iskonto hariç 540.637,76 TL’dir. Gerçek zarar piyasa şatlarına uygun olarak KDV dahil, iskonto hariç olarak belirlenmiş olup kök raporda tabloda açık ve detaylı olarak verilmiştir. Sigorta şirketinin yaptırmış olduğu parça bedelleri kazadan 2 ay sonrası liste fiyatları olup daha pahalıdır. Ve yukarıda bahsedildiği gibi sigorta hasar raporundaki birçok parçanın kaza ile uyumlu olduğu belirlenememiştir. Davacının detaylı fatura sunması halinde değiştirilen parçalar ve işçilikler yeniden değerlendirileceğini, davacının kazanç kaybının aracın onarım süresinde yerine ikame edeceği araç bedeli kadar olduğunu, otopark ücretlerinin 2024 yılına göre hesaplandığını, hasar bedelleri kaza ve onarım tarihlerine ait olmak üzere alternatifli olarak piyasa koşullarına ve Yargıtay kararlarına uygun olarak hesaplandığını, Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular BK'nın 105. (T.B.K. 122.) maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez."Huzurdaki davada davacı tarafın munzam zarar istemine ilişkin talebin reddi gerekmektedir. Şöyle ki, davacı tarafından yapılan başvuru neticesinde müvekkili şirketin yapmış olduğu ödemeler dolayısıyla munzam zarar söz konusu olmamakla birlikte, bakiye tazminat borcu da bulunmamaktadır. Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminat limitiyle sınırlı olduğundan ve aşkın zarar ise müvekkili şirketin düzenlediği poliçe teminatı kapsamında yer almadığından müvekkil şirket işbu talebin muhatabı değildir. Davacı tarafın munzam zarara ilişkin iddiasını da ispatlayamadığı dosya kapsamından açıkça görülmektedir." şeklinde görüş ve rapor ibraz etmişlerdir.Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, kasko poliçesinden kaynaklı sigortalının sigortacıya karşı açmış olduğu tazminat davasıdır.Tüm dosya kapsamından; davacı şirketin maliki olduğu ve davalı sigorta şirketi nezdinde --------- poliçe numarası ile kasko sigortası ile sigortalanmış olan ---------- plakalı aracın karıştığı kaza nedeniyle hasara uğradığı davacı şirketin kendi imkanları ile kazaya karışan aracını tamir ettirdiği, bakiye hasar bedelinin, aracın otoparkta kalması sebebiyle ödediği otopark ücretinin, aracın kullanılamaması sebebiyle mahrum kalınan mahrumiyet bedelinin ve ekspertiz ücretinin kasko sigorta poliçesinden ödenmesi için davalı sigorta şirketine müracaat edildiği, davalı sigorta şirketi tarafından 28.05.2024 tarihinde 276.309,00 TL hasar tazminatı ödemesi ve 29.02.2024 tarihinde 45.654,00 TL tedarikçi----------Ş'ye yapılmıştır. Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.4.1. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 1427/2. Maddesine göre, sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde genel ve özel şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur. Meydana gelen hasarın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, talep edilen zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında araçtaki bakiye hasar bedelinden ve mahrumiyet bedelinden ve otopark ücretinden sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin 16.04.2024 tarihinden itibaren 10 iş günü sonunda 30/04/2024 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, sigortalı araç ticari araç olduğundan temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.Davalı ---------Ş. davacının kasko sigorta şirketi olup Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre kazanç kaybı poliçe teminatı kapsamında değildir ancak ticari işlerde kullanılan sigortalı aracın onarım ve parça tedariki süreci nedeniyle kullanılamamasından kaynaklı olarak davacının araç mahrumiyetinden kaynaklanan zararından sigorta şirketi sorumlu olup, aracın süresinde onarılıp teslim edilmemesine göre, sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesine göre değil, genel hükümlere göre davacının kazanç kaybı zararından sorumlu olduğu değerlendirilmiştir. Sigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti üzerinde davalı sigorta şirketindedir. Sigorta şirketinin, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Somut olayda tüm dosya kapsamından sigorta şirketinin davacının oluşan gerçek zararından sorumlu olduğunun anlaşılması karşısında hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, sigorta şirketi tarafından ödenen toplam 321.963,00-TL mahsup edildikten sonra bakiye 218.674,76 TL hasar bedeli, 245.806,00 TL kazanç kaybı(mahrumiyet bedeli), 19.450,00 TL otopark ücreti olmak üzere 483.930,76 TL'nin 30/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Davacı, kaza sonrası davalıya yaptığı müracaat esnasında ödeme yapılmamış olması, ödemenin gecikmesi sebebiyle süreç içerisinde paranın alım gücünün düşmesi nedeni ile munzam zarar talebinde bulunmuştur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşkın zarar" başlıklı 122'nci maddesinin 1'inci fıkrasında: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." denilmiştir--------sayılı ilamında belirtildiği üzere,"... Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir. İkinci bölüm, temerrüt faizini aşan (munzam) zarara ilişkin olup; temerrüt faizini aşan bir zararı olduğunu iddia eden, bu iddiasını somut delillerle ispat etmek zorundadır..Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Zira davacı, para alacağını zamanında alması halinde bu parayı ne şekilde kullanacağını ispatlayamamıştır. Ayrıca alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu da ispat etmek zorundadır. Soyut enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve ispatlandığı anlamına gelmez. Davacı tarafından ispatlanması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir...'' Yapılan incelemede davacı tarafça munzam zararının tespitine ilişkin olarak dosyaya herhangi bir somut delil ve kayıt sunulmadığı, yerleşik Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre munzam zararın belirlenmesinde, gerçek zararın belirtilerek ispatlanmasının gerektiği, elde edilemeyen gelir, ihale alacağı, kredi borcu vb. somut gerçek zarar kalemlerinin belirlenmesi gerektiği, davacı tarafça bu hususta bir gerçek zararın belirtilmediği, davacının davalıdan talep edebileceği bir munzam zararının bulunmadığı, netice olarak davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla munzam zararın tazmini talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda açıklandığı üzere hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-218.674,76 TL hasar bedeli, 245.806,00 TL kazanç kaybı(mahrumiyet bedeli), 19.450,00 TL otopark ücreti olmak üzere 483.930,76 TL'nin 30/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, 3-Munzam zararın tazmini talebinin reddine, 4-Alınması gereken karar ve ilam harcı 33.057,31 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 8.691,60TL (peşin+ıslah) harcın mahsubu ile bakiye 24.365,71 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 8.264,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 9.119,20 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı taraf ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan eksper ücreti dahil toplam 11.265,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 77.428,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 10-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025