İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/253 E. 2025/1168 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/253
- Karar No
- 2025/1168
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/253 KARAR NO : 2025/1168
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 20/03/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 20/03/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Dava konusu itibari ile zorunlu arabuluculuğa tabi olduğundan, arabuluculuk başvurusunun Bakırköy arabuluculuk bürosuna ... numarası ile yapıldığını ancak anlaşma olmadığı için düzenlenen anlaşmama tutanağını dava dilekçesinin ekinde sunulduğunu, müvekkili şirketin sahibi olduğu ... plakalı arabanın davalı sigorta şirketi tarafından 10.06.2023 tarihinde bir yıl süreli ... numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalandığını ve sigorta bedelinin de ödendiğini, sigortalı aracın 08.01.2024 tarihinde şirket ortağı ve yetkilisi ...'ın kullanımında iken ÇORLU-ERGENE arasındaki ... otoyolu üzerinde tek taraflı kaza yaptığını, meydana gelen kaza ve hasarın tespiti için davalı şirkete haber verilmişse de, davalı şirketin eksper görevlendirip hasar ve zarar tespit işlemi başlatmadığını, bunun üzerine davalı şirketin sigortalı araçta meydana gelen hasar ve zararın bedelini tespit etmek için Çorlu ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D iş sayılı dosyası ile dava açıldığını, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hasar ve zarar bedelinin hesaplandığını, bu dosyadan verilen raporun davalı şirkete tebliğ edildiğini, Büyükçekmece ... Noterliğinin 25.01.2024 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarı ile davalı şirkete ödeme ihtarı gönderildiğini, bu ihtarın şirkete 01.02.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, bu tarih itibari ile sigorta şirketinin temerrüte düştüğünü, müvekkili şirketin hasar bedelinin ödetilmesi için SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNA başvurmuşsa da, Sigorta Tahkim Komisyonunun 17.02.2025 tarih, 2025/İHK-17168 sayılı İTİRAZ HAKEM HEYETİ kararı ile, "tahkim heyetinin inceleme yetkisini aştığı" gerekçesi ile "işten el çekme" kararı verdiğini ve kendilerine dava açma yolunu önerdiğini, açıklandığı üzere, davacı şirketin sahibi olduğu .... plakalı arabanın davalı sigorta şirketi tarafından 10.06.2023 tarihinde bir yıl süreli ... numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalandığını ve sigorta bedelinin de ödendiğini, davalı sigorta şirketinin Sigorta Hakem Heyetine süresi içinde yaptığı ilk itirazlarda klasik itirazlarda bulunduğunu, daha sonraki bir tarihte "savunmayı genişletir şekilde" sigorta poliçesinin iptal edildiğinin savunmasını yaptığını, poliçenin iptal edildiği yolundaki savunmaya muvafakat etmedikleriini belirttiklerini, sigorta şirketinin devamında yapılan sözlü görüşmelerde de sigorta poliçesinin iptali gerekçesi ile hasar ödemesinin yapılmayacağı bilgisini verdiğini, zorunlu olmayan Sigorta poliçesi sigortalı ve sigortacının TBK. Ve TTK. çerçevesinde iki tarafın serbest iradesi ile oluşan ve karşılıklı edimleri içeren iki taraflı bir sözleşme olduğunu, taraflardan birinin özellikle de bu sözleşmenin güçlü tarafı olan ve lehine olan her türlü koşulu dayatma gücüne sahip sigorta şirketinin tek taraflı olarak sözleşmeyi sona erdirmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin bu savunmasının Borçlar Hukukunun sözleşme yapma ve sorumluluk kurallarına aykırı olduğunu, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları tebliğinin C.6. Tebliğ ve İhbarlar Sigorta ettirenin ve sigortalının bildirimleri sigorta şirketinin merkezine veya sözleşmede yer verilen ilgili temsilciliğine veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acenteye, noter eliyle veya taahhütlü mektupla yapıldığını, sigortacının bildirimlerini de sigorta ettirenin ve sigortalının poliçede gösterilen adresine veya bu adres değişmişse son bildirilen adresine aynı surette yapılır." kuralı gereği sigortalıya bildirim dahi yapılmadığını, Sigorta Sözleşmesi Bilgilendirme Yönetmeliliğinin 10. Maddesinin de yapılan değişikliklerin 10 iş günü içinde yazılı veya çağrı merkezi aracılığı ile yapılması gerektiğini emrettiğini, sigorta şirketinin poliçeyi iptal ettiğini iddia ettiği tarihten sonra da sigorta bedelinin taksitlerini şirket yetkilisi ...'IN ...BANK hesabından tahsil etmeye devam ettiğini, sonuç olarak davacı ile davalı arasında 10.06.2023 tarihinde bir yıl süreli yapılan ... numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesinin hasarın meydana geldiği tarihte yürürlükte olduğunu ve davalı şirketin meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, kazalı aracın trafikten çekilmiş olup halen davacı şirketin elinde olduğunu, inceleme yapılmasının her zaman mümkün olduğunu ancak tespit dosyası içinde bütün görüntülerin zaten mevcut olduğunu, anılan nedenlerle davanın HMK.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak kabulüne, yargılama sırasında belirlenecek hasar değerine yükseltilmek üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıya hasarın resmi olarak bildirildiği 01.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek bankalar arası mevduata uygulanan en yüksek ticari faiz ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 17/04/2025 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin MERSİS adresinin İZMİR ilinde olup uyuşmazlığın kasko poliçesinden kaynaklanan alacak davası olduğu dikkate alındığında davalı müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İZMİR ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ'nde görülmesi gerektiğini, açılan davanın öncelikle yetki sebebiyle usulden reddi kararı verilip dosyanın görevli ve yetkili İZMİR ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ'ne gönderilmesini, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2024.E... sayılı dosyasında verilen 21/12/2024– ... sayılı Uyuşmazlık Hakem kararının kesin olduğunu, her ne kadar daha sonra itiraz hakem heyeti kararı kaldırarak "el çekme" kararı verilmiş ise de bu kararın hükümsüz, geçersiz ve yok hükmünde bir karar olduğunu, Sigortacılık Kanunu madde 30/12 gereğince, 15.000,00 TL'nin altında uyuşmazlıklar hakkında verilen kararların kesin olduklarını, ancak kanunda öngörülen şartlar varsa temyiz kanun yoluna taşınabileceğini, bu dosyada, uyuşmazlık hakeminin davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine dair verdiği kararın, kesin olmasına rağmen, yetkisiz ve hukuka aykırı bir şekilde verilen kararla kararın kaldırıldığını, kaldırma kararının dikkate alınamayacağını, dava konusu iddia edilen kazanın tarihinin 08.01.2024 tarihinde gerçekleştiği belirtilmekte olup müvekkili şirketin kasko poliçesinin kaza tarihinden önce iptal edildiğini, ... Sigorta A.Ş.’nin 28.11.2023 tarihinde ... Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20’nci maddesi ve Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Mali Bünyelerine İlişkin Yönetmelik’in 13’üncü maddesi kapsamında Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından mali bünye zafiyeti nedeniyle tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, anılan karar doğrultusunda, şirketin sigorta portföyünün idaresinin Güvence Hesabı’na bırakıldığını, Portföyün idaresi kapsamında sigorta sözleşmelerinin iptal edilmesi yoluna gidildiğini, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından alınan 526 sayılı 06.12.2023 tarihli Karar ile ... Sigorta AŞ' nin poliçelerinin iptal edildiğini, kaza tarihi olan 08.01.2024 itibariyle geçerli bulunan bir poliçe bulunmadığını, iptal sebebiyle, kalan prim tutarının en az yarısı tutarında miktarın indirim kuponu olarak tanımlandığını, Türkiye Sigorta Birliği nezdinde yürütülen çalışmalar ve sigorta şirketlerinin de katkılarıyla, sigortalıların teminatsız kalmaması amacıyla diğer sigorta şirketlerinden yeni poliçe satın almaları sürecinde iptal edilen sigorta poliçelerine ilişkin iptal priminin yarısı tutarında Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi bünyesinde “indirim kuponu” tanımlandığını, kazanın kasko poliçesi geçerlilik süresi içinde gerçekleşmediği ve bu sebeple teminat dışı olduğuna yönelik itirazları saklı kalmak kaydıyla, mahkemece her halukarda iddia edilen kazanın gerçekleştiği yerde kusur, hasar ve illiyet bağının tespiti için keşif yapılmasını, denetime elverişli bilirkişi raporu temin edilmesini, davacı şirkete ait sigortalı aracın kaza sırasında sürücüsü olduğu iddia edilen kişinin davacı şirket nezdinde sosyal güvenlik kurumu'na bildirilmiş ve primleri ödenen bir çalışan olup olmadığının tespit edilmesini, aksi halde talebin teminat dışı olduğunu, davacının avans faiz işletilmesi talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aksi kanaat halinde ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, anılan nedenlerle davacının işbu haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, uyuşmazlık hakem kararı kesin karar olup adli yargıda da kesin karar yerine geçeceği açık olmakla kesin hüküm nedeniyle reddine, kaza tarihinde yürürlükte bulunan bir poliçe bulunmadığından davanın her halukarda reddine, ayrıca yetkisizlik sebebiyle davanın usulden reddedilerek görevli ve yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. .... tarafından düzenlenen 05/09/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davacı şirkete ait ... plakalı ... marka ... tipi 2022 model aracın tamirinin ekonomik olmadığı ve pert total sayılması gerektiği, aracın kazadan önceki değerinin 4.900.000,00 TL olduğu, aracın kazadan sonraki sovtaj değerinin 490.000,00 TL olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. Kasko sigortası, motorlu kara taşıtlarının uğrayacağı zararları karşılamaya yönelik, isteğe bağlı (ihtiyari) bir mal sigortası türüdür. Sigorta hukukunda, kasko sigortası sözleşmesi ile sigortacı, poliçede belirtilen karayolunda kullanıma izinli motorlu aracı (ve varsa ek teminatlarla belirlenen parçalarını) teminat altına alır. Kapsam olarak kasko sigortası, sigortalı aracın kaza, çalınma, yanma gibi rizikolar sonucunda uğrayacağı maddi zararları karşılamayı amaçlar. Bu yönüyle kasko, zarar sigortaları grubuna dahildir ve sigortalının bizzat kendi mal varlığındaki eksilmeyi telafi etmeye yöneliktir. Kasko sigortası niteliği itibari ile mal/zarar sigortaları türünden olan karma bir sigorta sözleşmesidir. Zarar sigortası olduğundan sebepsiz zenginleşme yasağı kuralı gereğince sigortacı ancak geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulması sonucu oluşan gerçek zarar miktarından poliçe limitleri ile sınırlı olarak sorumludur. Gerçek zarar miktarının belirlenmesinde poliçede yer alan genel ve özel şartlardaki hükümler de dikkate alınır.Kasko sigortasının temel fonksiyonu sigortalı aracın zararını karşılar; trafik sigortasından farklı olarak, kazada zarar gören karşı araca veya üçüncü kişilere yönelik bir teminat içermez. Kasko sigortası, Türk Ticaret Kanunu’nun 6. Kitabında yer alan sigorta hukuku genel hükümlerine tabidir. Kanun, mal sigortaları ve sorumluluk sigortaları gibi ayrımlara yer vermekle birlikte, “kasko” terimi kanun metninde ayrı bir sözleşme tipi olarak düzenlenmemiştir. Bununla birlikte kasko sigortası, uygulamada karayolu motorlu araçlarının uğrayacağı zararlar için geliştirilen ve yaygın şekilde kullanılan bir sigorta türü olduğundan, doktrin ve yargı içtihatlarıyla çerçevesi belirlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.1401 ve devamında sigorta sözleşmelerinin genel hükümleri, m.1451 ve devamında ise mal sigortalarına özgü hükümler bulunmaktadır. Kasko sigortası da bu kapsamda, mal sigortalarının prensiplerine tabidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre kasko sigortası, sigortalının gerek kendi kusuru gerekse eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu davranışları sonucu araçta meydana gelen hasarları da karşılayabilen bir sözleşmedir Sigorta hukukundaki yeri bakımından kasko sigortası, zorunlu trafik sigortasından farklı olarak ihtiyari (isteğe bağlı) bir sigorta türüdür. Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m.91 uyarınca araç işletenleri, üçüncü kişilere karşı sorumluluklarını kapsayan zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası yaptırmak zorundadır. Zorunlu trafik sigortası, kazada zarar gören üçüncü kişilerin (karşı araç, yaya, vb.) zararlarını poliçede belirtilen limitlere kadar karşılayan ve kamu düzeni gereği yaptırılması mecburi bir sorumluluk sigortasıdır. Buna karşın kasko sigortası yaptırmak yasal bir zorunluluk değildir; tamamen sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, araç sahibinin kendi aracını güvence altına almak istemesine dayalıdır. Kasko poliçesi, trafik sigortasının teminat dışındaki kalemleri (sigortalının kendi aracındaki hasarlar) güvence altına alarak araç sahiplerine ek koruma sağlar. Bu iki sigorta türü birbirini tamamlayıcı nitelikte olup farklı mevzuat hükümlerine tabidir: Zorunlu trafik sigortası doğrudan KTK ve ilgili yönetmelikle detaylandırılmış iken, kasko sigortası TTK’nın genel hükümleri ile Hazine Müsteşarlığı (günümüzde Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından belirlenen Kasko Sigortası Genel Şartları çerçevesinde yürütülür. Kasko sigortası genel şartları, sigorta poliçesinin standart klozlarını içerir ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na göre Hazine otoritesinin onayı ile uygulanan genel işlem koşulları niteliğindedir. Dolayısıyla, kasko sigortasının hukuki rejimi, TTK hükümleri, genel şartlar ve tarafların poliçede kararlaştırdığı özel şartların bir bütünü olarak şekillenir. Sigorta sözleşmesinin ana fonksiyonu, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının tazminat ödeme borcunun devreye girmesidir. TTK m.1401 uyarınca sigorta sözleşmesi, bir prim ödenmesi karşılığında, sigortacının belli bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda zarar görene (sigortalıya veya lehdara) belli bir edimde bulunmasını öngören sözleşmedir. Bu kapsamda, riziko gerçekleştiğinde sigortacının temel borcu, poliçe şartlarına uygun şekilde sigorta tazminatını ödemek veya kararlaştırılmışsa aynen ifada bulunmaktır. Kanun, sigortacının rizikonun gerçekleşmesinden doğan zararı ödeme yükümlülüğünü açıkça vurgular: “Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.”. Burada “rizikonun gerçekleşmesi” ifadesi, poliçede teminat altına alınan olayın meydana gelmesini ifade eder.Somut olayda olduğu gibi, kasko poliçesi kapsamında bir trafik kazası (örneğin çarpma, devrilme gibi ani ve harici bir hadise) meydana geldiğinde, bu olay poliçede teminat altına alınmışsa sigortacının borcu doğar. Sigorta tazminatı, zararın nakden karşılanması esasına dayanır. Nitekim TTK m.1427’de, aksi kararlaştırılmadıkça sigorta tazminatının nakden ödeneceği hükme bağlanmıştır Sigortacının tazminat borcu, riskin gerçekleşmesiyle birlikte doğmakla beraber muacceliyet (ödenebilir hale gelme) açısından TTK’da özel düzenlemeler bulunmaktadır. TTK m.1427/2 uyarınca sigorta tazminatı, rizikonun gerçekleştiği ihbar edilip hasarla ilgili belgeler sigortacıya verildikten sonra, sigortacının gerekli incelemeyi tamamlamasıyla ve her hâlde ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonunda muaccel olur. Yani sigorta şirketi, hasarın niteliğine göre eksper incelemesi vb. yaparak tazminat miktarını belirlemelidir; ancak bu süreç ihbar tarihinden itibaren 45 günü geçemez. Can sigortalarında bu süre 15 gün olarak öngörülmüştür. Sigortacı kendi kusurundan kaynaklanmayan haklı bir sebeple (örneğin hasarın karmaşıklığı, ilgili raporların gecikmesi gibi) incelemeyi 45 gün içinde tamamlayamazsa, bu süre makul ölçüde uzayabilir; fakat 3 ay içinde kesin bir sonuç alınamazsa sigortacının avans ödeme yükümlülüğü doğar. TTK m.1427/3 gereği, ihbardan itibaren üç ay geçmesine rağmen hasar miktarı kesin olarak saptanamamışsa, sigortacı tazminatın en az %50’sini, mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz veya tarafların mutabakatına göre avans olarak ödemek zorundadır. Bu düzenlemeler, sigortalının uzun süre belirsizlik içinde kalmasını önlemek ve sigortacının tazminat borcunu sürüncemede bırakmasına engel olmak amacı taşır. Sonuç olarak riziko gerçekleştiğinde sigortacının borcu derhal doğar; ödenecek tazminat miktarının belirlenmesi için makul bir süre olsa da, kanunî süreler aşılamaz ve sigortacı borcunu zamanında ifa etmediği takdirde temerrüde düşerek faiziyle ödeme yapmak durumunda kalır (TTK m.1482; TBK m.117 vd.). Sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü, sigorta ettirenin de prim ödeme borcuyla karşılıklıdır. TTK m.1421/1’e göre aksine sözleşme yoksa sigortacının rizikoyu taşıma sorumluluğu, primin veya ilk taksitinin ödenmesiyle başlar. Bu hüküm, prim ödenmedikçe sigortacının teminat sorumluluğunun başlamayacağını ortaya koyan bir ifadedir. Gerçekten de sigorta sözleşmesi, çift taraflı borç yükleyen bir akittir; sigortacı risk gerçekleşince tazminat ödemekle, sigortalı ise prim ödemekle yükümlüdür. Bu denge gereği, eğer sigortalı prim borcunu ödemezse sigortacı da teminat vermekten kaçınabilir. Uygulamada poliçede primin peşin veya taksitli ödeme tarihlerine ilişkin özel şartlar bulunur. İlk prim ödenmemiş ve riziko bu arada gerçekleşmişse, sigortacının sorumluluğunun doğmadığı kabul edilir. Sonraki taksitlerin ödenmemesi halinde de TTK m.1430 uyarınca sigortacıya ihtar hakkı tanınmış; süresi içinde ödenmeyen primler için sigortacının teminatı durdurabileceği veya sözleşmeyi feshedebileceği düzenlenmiştir (bunlar genel olarak poliçede de belirtilir). Somut olayda poliçenin geçerli olduğu dönemde kaza meydana geldiğine göre prim ödeme yükümlülüğü yerine getirilmiş kabul edilmektedir; dolayısıyla sigortacının rizikoyu taşıma yükümlülüğü aktif hale gelmiş ve tazminat borcu kanunen doğmuştur. Ek olarak, rizikonun gerçekleşmesiyle birlikte sigorta sözleşmesinden kaynaklanan talepler için özel bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. TTK m.1420’ye göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl içinde zamanaşımına uğrar; ayrıca sigorta tazminatına ilişkin talepler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl içinde zamanaşımına uğrar Bu hüküm, genel olarak TBK’daki 10 yıllık sözleşmesel zamanaşımı süresinin sigorta alanında kısaltıldığını gösterir ve sigorta tazminatı taleplerinin daha kısa sürede ileri sürülmesini temin eder. Somut olayda davacı, sigortacı ödemeyi reddedince dava yoluna gitmiştir. İki yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açıldığı ve mahkemece davacı haklı bulunarak tazminat talebi kabul edildiğine göre, sigortacının borcunu ifa etmesi yargı kararıyla da teyit edilmiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.8.maddesine göre yetkili mahkeme "Bu sigorta sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar nedeniyle sigortacı aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, sigorta şirketi merkezinin veya sigorta sözleşmesine aracılık yapan acentenin ikametgahının bulunduğu veya rizikonun gerçekleştiği yerde, sigortacı tarafından açılacak davalarda ise davalının ikametgahının bulunduğu yerde ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemedir." şeklinde tanımlanmıştır. Somut olayda davalı sigorta şirketi her ne kadar cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ise de,yukarıda anılan genel şartların C.8.maddesine göre,sigorta sözleşmesine aracılık yapan acentenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olması ve taraflar arasındaki kasko sözleşmesine aracılık eden acentenin Avcılar İlçesinde bulunması ve Avcılar İlçesinin dava tarihi itibariyle mahkememiz yargı sınırları içerisinde bulunması nedeniyle davalı vekilinin yetki itirazının reddi gerekmektedir. Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde;davacı ile davalı sigorta şirketi arasında 10/06/2023-410/06/2024 tarihleri arasında geçerli Genişletilmiş Kasko Paket Sigorta Poliçesinin aktdedildiği,SEDDK'nın 27/11/2023 tarihli kararı ile, davalı sigorta şirketinin 5684 sayılı Kanunun 20.maddesi kapsamında ,yönetim kurulunun görevden alınarak şirketin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılarak,idaresinin Güvence Hesabına bırakılmasına karar verildiği ve SEDDK'nın 06/12/2023 tarihli kararı ile davalı şirketin sigorta portföyünün tasfiye edilmesine karar verildiği,08/01/2024 tarihinde sigortalı aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu aracın hasar görerek perte ayrıldığı,bilirkişi incelemesine göra davacının zararının 4.410.000,00.-TL olduğu,davalı sigorta şirketinin hasar bedelinin ödenmemesini gerektirir bir durumu savunmadığı,sigorta akdettikten sonra davalı sigorta şirketinin sigorta sözleşmesi akdetme yetkisinin kaldırıldığı,davalı sigorta şirketinin tüzel kişiliğinin devam etmesi nedeniyle husumetin Güvence Hesabına ait olduğuna ilişkin bilirkişi değerlendirmesinin yerinde olmadığı,davacının,davadan önce davalı sigorta şirketine başvurusunu ispat edemediği anlaşıldığından davanın kabulü ile 4.410.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 4.410.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Alınması gerekli 301.247,10 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL harç ile 75.141,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 225.490,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafından ödenen 615,40 Başvurma Harcı ile 615,40 Peşin Harç ve 75.141,00 TL tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 14 adet tebligat + posta ücreti 161,00 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 20.000,00 TL olmak üzere toplam 20.161,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 599.100,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 04/12/2025
Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪