İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/154 E. 2025/935 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/154
- Karar No
- 2025/935
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/154 KARAR NO : 2025/935 DAVA : Tazminat ( A.Ş. Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/02/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ( A.Ş. Yöneticisinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ve davalı Yönetim Kurulu Başkanının pay sahibi olduğu, dava dışı --------Ş. 'nin 1987 tarihinde kurulmuş olup Şirket merkezinin 2014 yılında, -------- Mah.------ Bölg. ------- Cad. No:------ ---------adresine taşınarak faaliyetlerine bu adreste devam ettiğini, aile şirketi olup şirketin kurucusunun tarafların müteveffa babaları --------- olduğunu, daha önce 2004-2015 seneleri arasında müvekkilinin de şirkette pay sahipliği mevcut olup daha sonra pay sahipliğinden çıkarıldığını, %60 oranında pay sahibi olan baba --------- 21.11.2020 tarihinde vefatı nedeni ile mirastan kaynaklı olarak müvekkili ...'nin %15, tarafların annesi -------- %15 ve davalı kardeş ...'in ise %70 oranlarında pay sahipliği bulunduğunu, babalarının vefatı sonucunda Yönetim Kurulunun yönetiminin davalıya geçmesi ile birlikte, dava dışı Şirketin yönetimin de ciddi sıkıntılar oluşmaya başlaması, pay sahiplerinin ve Şirketin haklarına halel gelmesinden dolayı işbu davayı açma zarureti doğduğunu, Şirketin aile şirketi olması nedeni ile davacı müvekkilinin, baba -------- vefatından önce şirkette muhasebeci olarak çalıştığını, ancak müvekkilinin, şirketin mali kayıtlarına erişiminden rahatsız olan davalı ... tarafından işine son verildiğini, aile içinde resmen ağabeyi ... ve annesi --------- tarafından istenmeyen kişi ilan edilen müvekkili ...'nin, duyduğu üzüntü ve keder nedeni ile ortaklıktan ayrılmak istemiş olmasına rağmen davacı müvekkiline sahip olduğu paylara karşılık ... tarafından çok komik bir rakam önerilmiş ve müvekkili tarafından, yıllarca emek vermiş olmasından ve teklifin kabulünün babasında kalan mirasın reddedilmesi anlamı taşıyacağından reddedildiğini, bunun yanı sıra, 24.09.2021 tarihli --------Ş.'nin olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda bilgi edinme hakkının kullanılmak istenmesi neticesinde davalı ... tarafından sert bir şekilde işbu talebin reddetdildiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ...'in, şirketin parası ile ya da şirketin malvarlıklarının bankaya teminat olarak gösterilmesi ile şirket adına kredi çekip işbu kredi veya parayla kendi adına kayıtlı lüks arabalar ve şuan ikamet ettikleri taşınmaz satın aldığını, bunun yanı sıra, barter yolu ile dava dışı Şirketin satın aldığı --------- bulunan taşınmazı da Şirketin malvarlığına katmak yerine tapusunu kendi üzerine aldığını, diğer yandan şirketin 2015 yılından bu yana yani yaklaşık 8 yıldır kar payı da dağıtmadığını, 2021 yılına ait müvekkilinin hak kazanmış olduğu kar payının da dağıtılmaması hukuka aykırılık teşkil etmiş olduğundan bu hususa ilişkin ikame edilen ---------- Sayılı dosyasının müvekkili lehine sonuçlandığını, şirket, ticari defterleri ile banka işlemlerinin ve ...'in banka hesapları, tapu, araç vs. malvarlıklarının karşılaştırılması ile iddialarının rahatlıkla ispatlanacağını, 2021 yılında şirketin dağıtılması gereken kar payının dağıtılmaması, kar payından alacaklı olan müvekkilini doğrudan zarara sokmakta olup diğer geçmiş yıllarda da kar payı dağıtımı yapılmamış olduğu, bu sebeple de şirketin ticari işlemlerinin incelenmesinin önüne geçildiğini, hukuka aykırı fiillerin sebebi ise şirketin kazanç ve malvarlığından yararlanarak ...'in şahsına yönelik hukuka aykırı olarak zenginleşmesi ve şirketi doğrudan zarara sokması olduğunu, bu doğrultuda müvekkilinin sahip olduğu hisselerin değerinin düşmesine yada artmamasına, kar payı alacağının düşmesine neden olduğu için de müvekkilinin dolaylı zarara uğradığını, davalının en son 14.09.2015 karar tarihli genel kurul toplantısında ibrası gerçekleşmiş olup o tarihten bu yana ibrası gerçekleşmediğini, davalının, yönetim kurulu üyesi olduğu şirkette özen ve bağlılık yükümlülüğüne (TTK. 369/1) aykırı hareket ettiğini, tedbirli yöneticinin özeniyle hareket etmeyip şirketin menfaatleri dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yerine kendisinin menfaatlerini ön planda tutarak bağlılık ve özen yükümlülüğünü de ihlal ettiğini, davalının, TTK. 553 anlamında kusurlu ve sorumlu olduğu konusunda şüphe bulunmadığını, davalının, basiretli tacire uygun şekilde hareket etmemekle birlikte şirketi, doğrudan ve dolaylı yoldan müvekkilini maddi zarara uğrattığını, şirketin mal varlıklarını kendi himayesine alıp istediği gibi yönettiğini, belirterek müvekkilinin, doğrudan ve dolaylı maddi zararlarının müvekkili lehine tazminini; şahsına yönelik dolaylı zararların ve/veya şirketin uğramış olduğu zararların ise şirket hesabına tazminine, miktarı şimdiden belirlenemediğinden bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak gerçek değerin belirlenmesinden sonra ıslahla belirlenecek olup şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL müvekkilinin doğrudan uğradığı zararların ve 1.000,00 TL müvekkilin dolaylı ve/veya şirketin uğramış olduğu zararların, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işlemek üzere ticari faiz ile davalıdan tazminine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirkette kurulduğu günden bugüne "kurucu ortak" olarak yer aldığını, davacının, murisin vefatından önce 30.11.2014 tarihinde şirketten kendi isteği ile ayrıldığını, müvekkilinin davacının çalışması yahut işten ayrılması noktasında herhangi bir eylemi bulunmadığını, miras yoluyla şirket ortağı sıfatını kazandığı tarih olan 21.11.2020 tarihinden sonraki mirasçılık haklarına dayanarak açtığı bu davadaki talep ile bağlantı kurulmaya çalışılmasının, davacının kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin davacının bilgi edinme hakkının kullanımı noktasında hukuka ve usule aykırı herhangi bir davranışı olmadığı gibi davacının ima ettiği gibi gizleyecek herhangi bir iş ve işlemi de bulunmadığını, Şirketin icra ettiği doğru işler ve yatırımlar sayesinde giderek değer kazandığını, davacı tarafça müvekkilinin şirkettin ve davacının zararına yaptığı iş ve işlemlerin somut olarak belgeleriyle beraber ortaya konulmadığını, huzurdaki davanın, davacının kendi hissesini akıl ve mantık kurallarına uymayan rakamlar ile müvekkiline satmaya çalışma amacına hizmet etmekten başka amaç taşımadığını, şirketin 2015 yılından bu yana değil kurulduğu günden bu yana kar payı dağıtmadığını, sürekli olarak gelişmeyi ve yükselmeyi hedeflemesinden ötürü türlü yatırımlar yaptığını, davacı'ın da bilgisini verdiği davanın neticelenmesi akabinde yasal olarak yapılması gereken ödemelerin yapıldığını, davacının tüm dava dilekçesinde kendisinin miras yoluyla şirkete 21.11.2020 tarihinde ortak olduğu unutarak, tüm taleplerini şirketin kuruluşundan itibaren başlayan zamanlara dayandırdığını, davacının henüz mirasçı olmadığı dönemlerde hayatta ve yönetim kurulu başkanı olan murisin ticari iş ve işlemleri ile ilgili aldığı kararlardan dolayı müvekkilini sorumlu tutmaya çalışmasının hiç bir hukuki gerekçesi bulunmadığını, davacının iddia ve taleplerinin yalnızca "pay sahibi" sıfatını kazandığı dönemle sınırlı olarak incelenmesi gerektiğini, en son 1/11/2023 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı'nda müvekkilinin ibra edildiğini, tazmin sorumluluğunun doğması için hukuka aykırı bir eylem, zarar ve illiyet bağı unsurlarının mevcut olması gerektiğini, davacı tarafın soyut iddiadan ibaret sorumluluk sebepleri incelendiğinde müvekkilinin sorumluluğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, yasal şartları oluşmayan taleplerin reddine karar verilmesini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle TTK 553 ve devamı maddelerinde düzenlenen yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır. TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açma imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket, şirket ortakları ve alacaklıları şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Dolaylı zarar olarak kabulü gereken hallerde ortakların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.İster doğrudan ister dolaylı zarar için sorumluluk davası açılmış olsun, tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırılık, zarar, kusur ve hukuka aykırı eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Bu şartlardan birinin bulunmaması halinde davalının sorumluluğuna gidilmesi de mümkün olmayacaktır. Bunun yanı sıra sorumluluk davasında ispat yükü davacı tarafa aittir. Mahkememiz dosyasında davacı ortağı olduğu dava dışı --------Ş 'nin yöneticisi olan davalının sorumluluğu nedeniyle tazminat davası açmış olup dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 22/05/2024 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Dava dışı ---------Ş 'nin sicil dosyası getirtilerek incelenmiş davacının şirket ortağı olduğu, davalının Şirketin yönetim kurulu başkanı olup 24.09.2021 tarihinde göreve başladığı, şirketi münferit olarak temsile yetkili olduğu, en son 01.11.2023 tarihli genel kurulda ibra edildiği, Şirketin faaliyet alanının, PVC ve alüminyumdan menteşe, kol, kayıt gibi yapı malzemelerinin üretimi, her türlü zamak, çinko ve metal eşyanın ticareti, inşaat taahhüt işleri (konut, işyeri vb.), iş makineleri ve motorlu taşıtların ticareti, kiralama ve bakım hizmetleri olduğu, ayrıca otomotiv sektöründe servis ve yedek parça ticareti, gayrimenkul alım-satımı, kiralama, ayni hak tesisi gibi taşınmaz işlemleri ile yerli ve yabancı firmalarla ortaklık ve iştirak faaliyetlerinin de şirketin amaçları arasında yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı mahkememizde açtığı davada, dava dışı ---------Ş.'nin ortağı olduğunu, şirketin aile şirketi olup kurucusunun tarafların müteveffa babaları --------- olduğunu, daha önce 2004-2015 seneleri arasında şirkette pay sahibi olup daha sonra pay sahipliğinden çıkarıldığını,--------- 21.11.2020 tarihinde vefatı nedeni ile mirastan kaynaklı olarak tekrar pay sahibi olduğunu, şirket hakkında bilgi almasının, davalı tarafından bilinçli olarak engellendiğini, Yönetim Kurulu Başkanı olan davalının şirketin parası ile ya da şirketin malvarlıklarını bankaya teminat olarak göstererek şirket adına kredi çekip işbu kredi veya parayla kendi adına kayıtlı lüks arabalar ve şuan ikamet ettikleri taşınmazı satın aldığını, bunun yanı sıra, barter yolu ile dava dışı Şirketin satın aldığı ---------- bulunan taşınmazı da Şirketin malvarlığına katmak yerine tapusunu kendi üzerine aldığını, şirketin 8 yıldır kar payı da dağıtmadığını, buna yönelik karar alınmamasının şirket faaliyetlerinin gizlenmesi amacı taşıdığını, davalının en son 14.09.2015 karar tarihli genel kurul toplantısında ibrası gerçekleşmiş olup o tarihten bu yana ibra edilmediğini, davalının, yönetim kurulu üyesi olduğu şirkette özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirterek kendisinin doğrudan ve dolaylı maddi zararlarının lehine tazminine; şahsına yönelik dolaylı zararların ve/veya şirketin uğramış olduğu zararların ise şirket hesabına tazminine, karar verilmesini talep ve dava etmiş davalı ise davacı tarafça ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının ---------- vefatından yaklaşık 6 yıl önce kendi rızasıyla işten ayrıldığını, bilgi edinme hakkının kullanımı noktasında hukuka ve usule aykırı herhangi bir davranışı olmadığı gibi gizleyecek herhangi bir iş ve işlemi de bulunmadığını, Şirketin giderek değer kazandığını, şirkettin ve davacının zararına yaptığı iş ve işlemlerin somut olarak belgeleriyle beraber ortaya konulmadığını, davacının amacının hissesini yüksek bedelle kendisine satmak olduğunu, şirketin 2015 yılından bu yana değil kurulduğu günden bu yana kar payı dağıtmadığını, davacının iddia ve taleplerinin yalnızca "pay sahibi" sıfatını kazandığı dönemle sınırlı olarak incelenmesi gerektiğini, 1/11/2023 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul Toplantısı'nda ibra edildiğini, davacının aksi iddiasının doğru olmadığını, tazmin sorumluluğunun doğması için hukuka aykırı bir eylem, zarar ve illiyet bağı unsurlarının mevcut olması gerektiğini, davacı tarafın soyut iddiadan ibaret sorumluluk sebepleri incelendiğinde sorumluluğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur. Dava dışı şirketin ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak sorumluluk koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde rapor alınmış, iş bu bilirkişi heyeti raporunda bilirkişilerce dava dışı şirketin genel kurul tutanakları, sicil kayıtları, ticari defter ve belgeleri, banka kayıtları incelenmiş,dava dışı şirketin 2020, 2021, 2022, 2023 yıllarına ait bilanço, gelir tablosu ve mizan kayıtlarına göre,2020 yılında şirketin toplam aktif büyüklüğünün yaklaşık 28,9 milyon TL iken, bu tutarın 2021'de 31,4 milyon TL'ye, 2022'de 54,1 milyon TL'ye ve nihayet 2023'te 144,1 milyon TL'ye ulaştığını, özellikle 2022'den 2023'e geçişte yaklaşık üç katlık artışın şirketin hem dönen hem duran varlıklarında ciddi bir genişlemeye gittiğini gösterdiğini, 2023 yılında duran varlıklar yaklaşık 115 milyon TL ile toplam varlıkların %80'ine yaklaşırken, bu oranın önceki yıllarda daha düşük olduğunu, bu durumun şirketin uzun vadeli yatırımlara ağırlık verdiğini ortaya koyduğunu, Şirketin özkaynakları 2020 yılında 15,6 milyon TL, 2021 yılında 16,8 milyon TL, 2022 yılında 20,5 milyon TL seviyesindeyken; 2023 yılında bu tutarın 105,1 milyon TL'ye yükseldiğini, bu dikkat çekici artışın hem kârların birikimli olarak bünyede tutulduğunu hem de muhtemelen sermaye artırımına gidildiğini gösterdiğini, özkaynakların toplam aktiflere oranının 2020'de yaklaşık %54 iken, 2023'te %73'e kadar çıktığını, bu durumun şirketin borçla değil, daha çok öz kaynaklarıyla büyüdüğüne işaret ettiğini, Şirketin net dönem kârının 2020'de 3,2 milyon TL iken, 2021'de 1,2 milyon TL'ye düştüğünü, 2022'de tekrar 3,7 milyon TL'ye yükselip 023'te 5,1 milyon TL ile zirve yaptığını, 2021 yılındaki düşüşe rağmen, izleyen yıllarda kâr performansının yeniden ivme kazandığının görüldüğünü, kârlılıktaki bu artışın, şirketin operasyonel verimliliğini artırdığı gibi satış hacminin ve kâr marjlarının da yükseldiğini gösterdiğini, net satışlar 2020 yılında 25 milyon TL seviyesindeyken, 2021'de 48,7 milyon TL, 2022'de 71,6 milyon TL ve 2023'te 134 milyon TL olduğunu, bu durumun, şirketin her yıl istikrarlı şekilde satışlarını artırdığını ortaya koyduğunu, 2023 yılında satışlar bir önceki yıla göre yaklaşık %87 artmış olup, bunun da üretim ve satış kapasitesindeki genişlemeyi doğruladığını, brüt kar, 2020'de 1,6 milyon TL iken 2021'de 3,7 milyon TL'ye, 2022'de 13 milyon TL'ye ve 2023'te 28,7 milyon TL'ye ulaştığını, benzer şekilde faaliyet karının da 2020'de 857 bin TL'den 2023'te 18,9 milyon TL'ye yükseldiğini, brüt ve faaliyet kârlılıklarındaki bu çarpıcı artışın, maliyetlerin etkin yönetildiğini ve satışların yüksek kâr marjıyla gerçekleştirildiğini gösterdiğini, genel olarak mali yapı değerlendirildiğinde, ---------Ş.'nin2020-2023 döneminde istikrarlı bir büyüme gösterdiğini, hem bilanço hem de gelir tablosu açısından güçlü bir mali yapı sergilediğini, Şirketin hem aktif büyüklüğü hem de özkaynaklarının ciddi şekilde arttığını, borçluluğun kontrol altında tutulduğu ve öz kaynak ağırlıklı büyüme tercih edildiğinin anlaşıldığını, karlılık kalemlerinin de yıllar itibarıyla artış eğilimi göstererek şirketin sürdürülebilir bir finansal performans ortaya koyduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde dile getirdiği ve uğranıldığı iddia edilen zarar yönünden yapılan mali incelemelerde; Şirketin kar payı dağıtımı geçmiş yıllar itibariyle incelendiğinde, mizan kayıtlarında yer alan dönem sonu kârları ve geçmiş yıl kârları hesapları üzerinden yapılan incelemeye göre, belirli dönemlerde kar payı dağıtımı yapıldığını; bazı yıllarda ise şirket bünyesinde bırakılarak sermaye güçlendirmesi veya faaliyet finansmanı amacıyla dağıtım yapılamamış olabileceğini, halihazırda ilgili dönemlerde kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin açılan davanın davacı lehine sonuçlandığının anlaşılmış olduğunu, Şirket adına kullanılan banka kredileri “incelendiğinde, mizan kayıtlarında “Bankalardan Alınan Krediler” hesaplarına ilişkin borç hareketlerinin olduğu görülmekte ise de, ancak ticari kayıtlar (bilanço, gelir tablosu, mizan) üzerinden kredi kullanım amaçlarına dair ayrıntılı bir iç hesap hareketi veya projenin niteliğine ilişkin verilerin veya bu kredilerin ne şekilde ve hangi faaliyet alanında kullanıldığına yönelik somut ve kesin bir tespit yapılamadığını, şirket kayıtlarında kredilerin şirketin genel finansman yapısında kullanıldığı anlaşılmakla birlikte, detaylı kullanım amacının yorumlanmasının mümkün olmadığını, şirketin mali yapısının güçlü bir seyir izlediğini, yıllar itibariyle aktif büyüklüğünde artış yaşandığı, öz kaynakların güçlendiği ve faaliyet hacminin genişlediği, şirketin büyüyen bir yapıya sahip olduğunun görülmekte olup, davacının, şirketteki ortaklık süreci boyunca uğradığını iddia ettiği maddi zarar talepleri, mevcut mali veriler ışığında somut olarak hesaplanabilir nitelikte olmadığını, bu zarar iddialarının; kar payı alamama, hisselerin düşük bedelle devri, şirket kaynaklarının kötüye kullanılması gibi subjektif nitelikte olup, şirketin defter ve kayıtlarında bu iddiaları doğrudan doğrulayan veya çürüten açık ve net bir muhasebe kaydına rastlanmadığını, şirketin yıllık mizan, bilanço ve gelir tablosu gibi temel mali evraklarında davacıya özgülenmiş bir maddi kaybın veya zararın doğrudan izlenmesinin teknik olarak mümkün bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından ileri sürülen zararların hangi işlem, karar ya da döneme ilişkin olduğu, hangi tutar veya oransal kayba dayandığı da açık şekilde ortaya koyulmadığından, gerek nitelik gerekse nicelik yönünden belirginleştirilmemiş bu taleplerin nesnel mali kriterlerle değerlendirilmesi ve hesaplanabilir bir zarar tespiti yapılmasının mümkün görülmediğini, ticari hayatta yer alan riskler, piyasa koşulları, kar dağıtımı yapılmayan yıllarda şirketin yatırım ve finansman tercihleri gibi çok sayıda değişkenin bulunduğu ortamda, bireysel bir ortağın soyut beyanına dayalı olarak zarar iddiasının somut olarak tespitinin teknik anlamda yapılamayacağını, davacının gerek doğrudan gerek dolaylı zarar iddialarına ilişkin davalının sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için sorumluluğun şartlarından olan “zarar” ve “hukuka aykırı eylemle zarar arasında illiyet bağı” bulunması şartlarının varlığının ispat edilemediğini belirledikleri anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince sunulan ek raporda da görüşlerin aynen korunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti raporu gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan mahkememizce de hükme esas alınmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller ve alınan bilirkişi heyeti raporu neticesinde davacının daha önce şirket ortağı iken ortaklıktan ayrıldığı, daha sonra babasının vefatından ötürü mirasen gelen pay nedeniyle tekrar şirket ortağı olduğu, 24/09/2021 tarihi ve sonrası genel kurul toplantılarında yer aldığı, şirketin 2018 lia 2021 yılları için yapılan 23/06/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3,5,6 nolu kararlar yönünden iptal davası açtığı, aynı genel kurulda davalının ibrasına da karar verildiği, davacı karara muhalif kalmakla birlikte dava konusu etmediği, davacının davalının sorumluluğu yönünden ileri sürdüğü vakıalar ile zarar olgusunu ve yine zarar ile davalının eylemleri arasındaki illiyet bağını ortaya koyamadığı, davalının sorumluluğuna gidilmesi için koşulların mevcut olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 615,40 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacı taraftan tahsili ile Hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 6-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 7-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafa iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025