İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/295 E. 2026/780 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/295
Karar No
2026/780
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/295 Esas KARAR NO : 2026/780

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2024 KARAR TARİHİ : 29/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkilinin, davalı ....Şirketinden 50 bin adet somun siparişi verdiğini, söz konusu siparişe istinaden 27.07.2023 tarihinde 50.000 adet somun için müvekkilinin davalı şirkete 18.750 Euro'nun yüzde 50'sini ödeme olarak gönderdiğini, 03.11.2023 tarihinde ise davalı şirketin verilen siparişlerin hazır olduğunu ve müvekkil şirketin malı teslim alması gerektiğine dair bir mail gönderdiğini, müvekkil şirketin bu mail üzerine davalı şirkete bir cevap maili göndererek somunların birkaçının fotoğrafını çekip göndermesi için talepte bulunduğunu, ancak davalı şirketin somunların fotoğrafını müvekkil ile paylaşmadığını, davalı şirketin, 06.11.2023 tarihinde müvekkil şirkete bir fatura gönderdiğini ve 22.11.2023 tarihinde ise kalan ek bakiyeyi müvekkilinin davalı şirkete ödediğini, sipariş edilen somunlar için davalı şirkete toplamda 18.750 EURO ödeme yapıldığını, malların teslimi için gerekli işlemlerin yapıldığını ve malların müvekkil şirkete 07.12.2023 tarihinde ulaştığını, ancak müvekkili tarafından mallar kontrol edildiğinde verilen sipariş formlarına uygun somunların gönderilmediğinin görüldüğünü ve durumun derhal davalı şirkete bildirildiğini, 11.12.2023 tarihinde karşı tarafa ayrıca mail yolu ile de durumu belirten müvekkilinin, gönderilen ürünlerin sipariş formunda belirtilen ebatlara uygun üretilmediğini, ürünlerin paslı ve kullanılmış olduğunu, bu sebeple ürünlerin iade edilerek verilmiş olan sipariş formlarındaki ebatlara uygun şekilde tekrar üretilmesini istediklerini söz konusu talepleri karşılanmayacak ise ödenen meblağın taraflarına iade edilmesini talep ettiğini, davalı şirket tarafından bir yanıt verilmediğini, müvekkil şirketin, ürünler kendisine teslim edildikten hemen sonra ayrıca ürünlerin üzerine bir bilirkişi incelemesi yaptırarak söz konusu ürünlerin sipariş formlarından farklı üretildiğini ve bu ürünlerin belirtilen ebatlara uymadığını, ürünlerin paslı olduğunu tespit edildiği bir raporda hazırlattığını, raporun sonuç kısmında da belirttiği üzere, ürünlerin ayrıca ... standartlarına da uygun üretilmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydı ile davalı şirket tarafından gönderilen ürünlerin müvekkilinin sipariş ettiği ürün formu ölçülerine göre üretilmemiş olduğu ve gönderilen ürünlerin paslı olduğunu, ... standartlarına uygun üretilmemiş olması durumu sebebi ile müvekkilinin davalı şirkete mail yolu ile bildirimde bulunduğunu ancak davalı şirketin bu bildirime karşılık olarak ayıplı gönderilen ürünleri değiştirmeyeceğini söylemesi üzerine bu seferde müvekkilinin ödenen bedelin iadesini talep etmesi karşısında müvekkili şirketin işbu talebi de reddetmesi sebebi ile müvekkilinin bu ürünlere ödediği bedel olan 18.750 EURO bedelin ve müvekkilinin işbu malı kullanamamasından doğan ve malın Bulgaristan'a getirilmesi sürecindeki masrafları olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 10 EURO zararının fiili ödeme günündeki kura göre ödenmesi ile temerrütten itibaren ticari faizi ile birlikte davalı şirketten alınmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Davacının usule uygun ve süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, fark edilen ayıbın en geç iki gün içerisinde noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik imza kullanarak e-posta ile yapılması gerekirken malları teslim aldıktan 4 gün sonra mail yoluyla yapıldığını, usulüne uygun tercüme yapılmadan sunulan evrakların hükme esas alınamayacağını, davacının iddialarının aksine müvekkili tarafından gönderilen tüm somunların bildirilen şekilde üretildiğini, taraflar arasında davaya konu mallarla ilgili sipariş formu olmadığını, davacıya gönderilen ürünlerde kusurlu olanlar varsa bunların davacıdan satın alınarak bila bedel yenilerinin gönderilebileceğinin teklif edildiğini, davacının yeniden mal almak zorunda kaldığı iddiasını destekleyen belge bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan şirkete dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, ihbar olunan tarafça davaya cevap verilmemiştir. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, bilirkişi raporları dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında davacıya teslim edilen ürünlerin sipariş formundaki şekilde üretilip üretilmediği, ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, davacının ödediği bedelin iadesi ve zararın giderilmesi isteminin yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. Mahkememizin 04/01/2022 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere mali müşavir bilirkişi, makine Mühendisi bilirkişi ve ticaret mevzuatından kaynaklı hesaplamalarda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 09/12/2025 tarihli raporda özetle; "1-Davalı şirketçe imal edilip davacıya gönderilen somunların numunenin malzemesine, boyutlarına, yüzey düzgünlüğüne ve yüzey koşullarına uygun olmadığı, bu nedenle davalının gönderdiği numunelerin mevcut durumlarıyla numuneden farklı olduğu ve aynı yerde kullanılamayacağı, 2-Ayıp ihbarını süresinde yapıldığı, bu bakımdan davacının dava konusu talebinin yerinde olduğu,...." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Mahkememizin 02/03/2026 tarihli ara kararı gereğince dosyamız ek rapor hazırlanmak üzere mali müşavir bilirkişi, Makine Mühendisi bilirkişi ve ticaret mevzuatından kaynaklı hesaplamalarda nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 29/06/2026 tarihli ek raporda özetle; kök rapordaki tespit ve değerlendirmeler yinelenmiştir. "1-Davalı şirketçe imal edilip davacıya gönderilen somunların numunenin malzemesine, boyutlarına, yüzey düzgünlüğüne ve yüzey koşullarına uygun olmadığı, bu nedenle davalının gönderdiği numunelerin mevcut durumlarıyla numuneden farklı olduğu ve aynı yerde kullanılamayacağı, 2-Bu bakımdan ödenen bedelin iade edilmesi gerektiği,..." sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Somut olayda davacının sipariş etmiş olduğu somunların ayıplı üretildiğine, bu bakımdan ödenen Bedelin iade edilmesi gerektiğine ilişkindir. Davalının iddiası, yapılan ürenlerin ayıplı olmadıkları, ayıp ihbarını zamanında yapmadığı yönündedir. Buna göre ihtilaf davacıya teslim edilen ürünlerin sipariş formundaki şekilde üretilip üretilmediği, ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeyle davalı taraf, belirli bir ücret karşılığında, davacının sipariş etmiş olduğu somunları üretmeyi bağımsız olarak üstlendiğinden taraflar arasındaki sözleşme, istisna sözleşmesidir (TBK. m. 470). Ayıplı ifa durumunda alıcının haklarını düzenleyen TBK m. 475 hükmüne göre: “Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1.Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır”. Görüldüğü üzere, sözkonusu hüküm, ayıba karşı tekeffülde işsahibi lehine seçimlik bazı haklar öngörmüştür. İşsahibi, dilerse, eseri redde hazır olduğunu beyanla eser sözleşmesinin feshini, dilerse eseri alıkoyup kararlaştırılan bedelden indirim yapılmasını talep edebilir. İşsahibinin ayrıca genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Tacirler arasındaki alım-satım sözleşmesinin ayıplı ifasına ilişkin TTK. m. 23/1-c hükmüne göre: “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır”. TTK. m.23/1-c hükmü esasında, ayıplı ifa halinde, ihbar yükümlülüğü sürelerini düzenleyen bir hükümdür. Bu madde kapsamında ayıplar bakımından üçlü bir ayrım yapılmaktadır: Teslim sırasında belli olan yani açık ayıplar, denetim (muayene) sonucu ortaya çıkan ayıplar ve gizli ayıplar. TTK. m. 23/1-c gizli ayıplar bakımından TBK. m. 223 hükmüne yollama yapmaktadır. Ancak davalı, davacının sipariş etmiş olduğu somun ürünlerini belirli bir ücret karşılığında bağımsız olarak üretmeyi taahhüt ettiğinden, bu sözleşmenin niteliği istisna sözleşmesidir. İstisna sözleşmesinin ayıp ihbarına ilişkin TBK. m. 474/1 hükmüne göre: “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır”. Ayıp ihbarları TTK. m. 18 hükmünde öngörülen ihtar ve ihbarlar kapsamında olmadığından herhangi bir şekle tabi değildir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, raporda yapılan tespitlere göre dava konusu malların ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre süresi içerisinde ayıp ihbarının yapılmış olduğu, bu durumda davacının ödenen bedelin iade edilmesi isteminin yerinde olduğu, ancak yapılan masraflara ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafından davalıya yapılan toplam 18.750,00 Euro miktarındaki ödeminin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, masraflara ilişkin zarar isteminin ispatlanamadığından reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1-Davacı tarafından davalıya yapılan toplam 18.750,00 Euro miktarındaki ödeminin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2-Masraflara ilişkin zarar isteminin ispatlanamadığından reddine, 3-Karar tarihine göre alınması gereken 44.828,20 TL harçtan peşin alınan 11.202,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 33.625,36 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Peşin alınan 11.202,84 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 104.436,99 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 349,47 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 21.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.130,00 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 22.618,40 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 22.606,36 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan 13.500,00-TL bilirkişi ücreti, 1.500,00-TL tebligat gideri olmak üzere toplam 15.000,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 14.992,02-TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geriye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.598,08 TL nin davalıdan, geriye kalan 1,92 TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 10-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 29/09/2026

Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/295, K. 2026/780, T. 29.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-295-e-2026-780-k-accc2b676200