İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/261 E. 2025/825 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/261
- Karar No
- 2025/825
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/261 Esas KARAR NO : 2025/825
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/04/2024 KARAR TARİHİ : 22/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı - borçludan muhtelif tarih ve numaralı faturalardan kaynaklanan alacağından dolayı, taraflarınca ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı - borçlu, haksız ve kötüniyetli olarak takibe ve borca itiraz etmiş ve bu itiraz nedeni ile söz konusu takibin durduğunu, itiraz sonucunda taraflar arasında arabuluculuk görüşmeleri gerçekleşmiş olup, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılmadığını, davalı tarafça borca; "Alacaklı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından..." bahisle itiraz edildiğini, davalı tarafın bu itirazı haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında bir ticari ilişki mevcut olup; buna istinaden müvekkil firma, cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 98.407,91-USD alacaklı olduğunu, ancak davalının icra takibinden sonra haksız yere müvekkil firmaya iade faturalar göndererek, reklamasyon faturaları kestiğini, iş bu faturalar gerçeğe uygun olmayıp, davalı yan alacağımıza kavuşmamızı engellemek adına bu girişimlerde bulunduğunu, iddialarının haklılığı ve alacaklarının varlığı, Mahkemece ticari defterler, faturalar ve diğer kayıtlar üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile de sabit olacağını, davacının alacağı için yapılan takipte ödeme emrine, borca, faize ve tüm ferilerine davalı borçlu tarafından itiraz edildiğinden ve borç da hâlihazırda ödenmediğinden iş bu itirazın iptali davasını açma zorunluluğunun doğduğunu, alacakları gerçek ve miktarı itibariyle likit bulunmaktadır. Borçlu şirket hakkında başlattığımız geçerli bir icra takibinin mevcut olduğunu, borçlunun yaptığı itiraz ile icra takibinin durmasına neden olduğunu, alacağın borçlu tarafından gerçek alacak miktarının belirlenmesi için tüm unsurları bilinebilir durumda bulunduğunu, icra takibinin itiraz ile haksız ve kötü niyetli olarak durdurularak alacağımıza kavuşmamızın engellenmesi söz konusu olduğunu, bu nedenle borçludan %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı taleplerinin bulunduğunu belirterek davalının icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, İcra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz eden davalı - borçlunun, takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirket arasında ticari işe gereği mal alış verişi olmuş ve müvekkilimiz bu alışveriş gereğince tüm edimlerini yerine eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davalının bu ticari iş gereğince muhtelif zamanlarda ve tarihlerde faturaları mevcut olup, söz konusu ticari iş gereğince müvekkilimiz tüm ödemelerini davacıya yaptığını, davacının itiraza konu icra takibinden önce müvekkilimize haksız olarak faturalara kesmeye başlamış ve söz konusu faturalar müvekkilimizce davacı tarafa süresi içerisinde iade faturası olarak geri olacak şekilde fatura edildiğini, sonrasında davacının davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmış ve bu takibe haklı olarak itiraz ettiğini, davalının cari hesap kayıtları incelendiğinde davalının davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, davacının, davaya konu bir alacağı yokken tamamen keyfi olarak müvekkilimize karşı faturalar kesmiş ve buna ilişkin hiçbir alacağı yokken huzurdaki dava ile haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, bu nedenle davacının bu tutumunun ve taleplerinin hukuki anlamda yasal bir dayanağı olmadığı gibi, ekte yer alan cari hesap dökümünden de anlaşılacağı üzere hiçbir alacağı da bulunmadığını, davalı şirketin davalının davacının iddia ettiği miktarda bir borcunun bulunmadığını, davacının huzurdaki davayı manipüle ederek haksız menfaat sağlamak gayesinde olduğunu, davalının davacıya karşı tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacının bahse konu 98.407,91-USD'lik alacağı dahi dava dilekçesinde tam anlamı ile ispata yarar bir delil sunamadığını, davacının süresinde delil sunmadığından huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının tamamen keyfi ve haksız olarak davalı ile yapmış olduğu ticaretten haksız menfaat sağlamak istediğini, davacının davalıya haksız olarak başlattığı .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası üzerinden, müvekkilimize yollamış olduğu ilamsız takipte dahi takibe konu alacağa ilişkin bir dayanak belge ve bilgi sunmadığını, dolayısı ile davacının başlattığı takibe itiraz etmek gerektiğini, somut dayanaktan uzak olan alacak için müvekkilimiz haklı olarak takibe itiraz ettiğini, zira İİK kapsamında müvekkilimiz 7 günlük yasal sürede itirazını yaptığını belirterek davalı hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının, davalının davacıya borcunun bulunmaması ve bu hususun gerek icra takip dosyasında gerekse huzurdaki davada ispata yarar dayanak delillerinin olmaması sebebi ile esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava cari ilişkiden kaynaklanan fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebidir. Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, tarafların BA-BS formları dosyamız içerisine alınmıştır. Davacı gerek icra takibinde ve gerekse de dava dilekçesinde alacağın kaynağı olan mal veya hizmetlerin tek tek neler olduğuna ve bu mal veya hizmetlerin davalı tarafa teslim edildiğine dair delillerinin neler olduğuna dair herhangi bir izahat yapamamıştır. Bu sebeple 02.05.2024 tarihli tensibin 11 nolu ara kararı ile davacı tarafa kesin süre verilerek, izahat ve delillerin teksifi istenmiş, bu ara karara karşı verilen 13.05.2024 tarihli dilekçesinde dahi münferit olarak takip alacağının hangi kalemlerden oluştuğunu ve bunu ne ile ispat edeceği somut olarak izah edilmemiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 25. maddesinde taraflarca getirme ilkesi düzenlenmiştir. Buna paralel olarak vakıların neler olduğunu yani taraflarca karşılıklı neler alıp verildiğini, borcun kaynağının hangi işlemler olduğunu izah etmek ve bunları ne ile ispat edeceğini dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde taraflara ait olduğu HMK 119/1 ve 129/1. maddelerinde düzenlenmiş, süresinden sonra delil bildirilemeyeceği de 145. maddede düzenlenmiştir. Zira hukuk yargılamasında, ceza yargılamasından farklı olarak maddi ya da mutlak gerçeğin değil, sübut gerçeğinin ortaya çıkması hedeflenir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı her iki tarafın da kabulündedir. Davacı ne miktar mal veya hizmeti hangi bedellerle karşı tarafa teslim ettiğini yazılı bir delil gösterememiştir. Bu sebeple vergi dairesinden tarafların BA/BS formları celp edilmiş ve ancak tarafların ticari defter ve kayıtları ile bu belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılabilmiştir. Dosya Mali Müşavir ve Tesktil Mühendisi bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 04/09/2025 tarihli raporda;Dosya kapsamında tarafların ticari defter ve belgeleri incelendiğinde, gerek davacı gerekse davalı şirketin defterlerinin Vergi Usul Kanunu m.182 ve Türk Ticaret Kanunu m.64 hükümlerine uygun şekilde tasdik edildiği, e-defter beratlarının Gelir İdaresi Başkanlığı’na süresinde yüklendiği ve bu haliyle HMK m.222 kapsamında şekli anlamda delil niteliği taşıdığı, taraf ticari defter ve ekstrelerinin 07.02.2024 takip tarihi itibarıyla karşılıklı olarak sıfır bakiye verdiği tespit edilmiş olduğu; defterlerin TTK m.64 ve VUK m.182 hükümlerine uygun tutulduğu ve e-defter beratlarının süresinde yüklenmiş olduğu görülmüş olduğu, bu nedenle HMK m.222 uyarınca TL bazında davacı lehine bakiye bulunduğunun söylenemeyeceği kanaatine varıldığı anlaşılacağı, davacı nezdinde yapılan yerinde incelemede (30.05.2025) önceki dönem kur farkı faturalarının, dövizli sözleşme/uygulama örneklerinin ve döviz bazlı mutabakatların ibrazının talep edildiği, iletim adresleri bildirilmiş olduğu hâlde taraflarınca yalnızca cari hesap ekstresi sunulduğu, bu sebeple davacının döviz bakiyesi iddiasını somut vesaikle ispat etmiş sayılamayacağı değerlendirilmiş olduğu, davacı tarafın USD bazında sunduğu 98.407,91 USD bakiye iddiası ise yalnızca kendi cari hesap ekstresine dayanmakta olup, kur farkı faturaları, dövizli sözleşmeler veya dönemsel mutabakat belgeleriyle desteklenmemiş olduğu, Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca, kur farkı ve vade farkı taleplerinin cari hesap ilişkisi devam ederken dönemsel olarak ileri sürülmesi gerektiği, ilişkinin sona ermesinden sonra topluca talep edilmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı gibi taraflara arasında bu konuda teamül oluşmadığının kabulünün gerektiği, bu çerçevede davacı defterleri şekli anlamda usule uygun ve delil niteliği taşısa da, içerik itibarıyla TL bazında bakiye bulunmaması ve döviz bazındaki alacak iddiasının somut belgelerle desteklenmemesi nedeniyle davacının bakiye alacak iddiasının ispatlanamadığı, davacı taraf dava dilekçesinde icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş ise de, alacağın likit ve kesin şekilde ispat edilememesi sebebiyle bu hususta karar verme yetkisinin Mahkeme’ye ait olduğu, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacının 07.02.2024 tarihli ... İcra Dairesi’nin ...E. sayılı dosyası üzerinden başlattığı ilamsız takipte, 98.407,91 USD (06.02.2024 kuru esas alınarak 3.012.118,51 TL) tutarında asıl alacak talep ettiği, ancak dosyaya sunulan defter, ekstre ve belgeler yönünden bu alacağın ispat edilemediği, bu nedenle davacının talebinin mevcut haliyle kabul edilmesinin mümkün olmadığı, takibin bu yönüyle reddinin gerekeceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere ispat külfeti davacıda olmasına rağmen, davalıya mal ve hizmet teslim ettiğini ve bedellerinin ne olduğunu ispat edememiştir. Aksine tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının kendi defterlerinde dahi takip tarihinde davalıdan alacaklı olmadığı ortaya çıkmıştır. Davacı vekili ilerleyen aşamalarda verdiği dilekçelerle, kur farkı diye bir alacağın varlığından bahsetmiş ise de, taraflar arasında buna dair bir yazılı sözleşme olmadığı gibi, var olan ticari ilişkilerinde önceden beri böyle bir uygulamanın olduğu da ispat edilememiştir. Bilindiği üzere, HMK 222 ile TTK 64 ve devamı maddelerine göre ticari defterler sahibi lehine delil olabildiği gibi, aleyhine de delildir. O halde davacının kendi defterlerinde dahi takip tarihi itibari ile alacaklı olmadığı yer aldığına göre ve bunun aksine davalıyı ilzam edecek yazılı bir delil de sunulmadığına göre, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gereçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 35.778,57-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 384.969,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile tahsili ile Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/10/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır