İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/246 E. 2025/286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/246
- Karar No
- 2025/286
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/224 Esas KARAR NO : 2025/284
DAVA : : Fikir Ve Sanat Eseri kapsamında esere tecavüzün Tespiti & tazminat DAVA TARİHİ : 08/06/2017 KARAR TARİHİ : 23/12/2025
HSK’nun 02/08/2017 tarihli ve 1071 sayılı kararı uyarınca ... 3 ve 4. FSH Hukuk Mahkemelerinin 08/08/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, 3. FSH Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 1.FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verildiği, ... 3.FSHHM’nin ... esas sırasına kayıtlanan davanın kapatma kararı sonrasında Mahkememizin ...esas numarasına kayıtlandığı, yargılamaya Mahkememizde devam edildiği, ... 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/03/2020 tarih, ... E. ...K. İlamı ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul. İstanbul BAM 44.HD’nin ... Esas, ... karar ve 7.11.2024 tarihli kararı ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı usul ve yasaya uygun görülerek kaydırma kararı uyarınca yargılamaya devam olunarak kaldırma sonrası Mahkememizin 2024/224 esas numarasına kayıtlanan davada yapılan açık yargıla sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı firmada 10/05/2015 tarihinde pazarlamacı pozisyonunda çalışmaya başladığını, esnek ödeme sistemi isimli bir yazılım geliştirdiğini, bu yazılımın davacının birlikte çalıştığı dava dışı ... ile birlikte 22/06/2015 tarihinde üretildiğini, 26/10/2016 tarihinde yazılımın aleniyet kazandığını, Kültür Bakanlığı nezdinde 23/01/2017 tarihinde kayıt ve tescil edildiğini, davalı firmanın davacıyı 16/10/2015 tarihinde işten çıkardığını, FSEK kapsamında 68.maddeye göre ödenmesi gereken bedelin tespitine, tecavüzün refi'ne, ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Eser üzerinde mali hakları kullanma yetkisi çalıştıran durumundaki davalı şirkete ait olduğu, davacının tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının var olan bir yazılımı eksikleri nedeniyle geliştirdiği, davalı şirketin davacıya bir süre ödül olarak bir ücret ödediği ve sonra durdurduğu, davacı vekilinin 06.11.2018 tarihinde İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede (diğerlerinden farklı olarak) dava konusu yazılımın birçok firma tarafından kullanılan ve her şirketin ihtiyacına göre şekillendirilebilen CRM programlarından biri olduğu, bu konuda oluşan taleplere göre şirket yazılım çalışmalarını yapan ...'ın görevlendirildiği, davacının sadece arada müşteri temsilcisi olarak görev yaptığı ve bu süreçte şirkette yöneticiler dahil çalışan başka kişiler de bulunduğu, davacının bu sürece ön ayak olduğu, ancak bu yazılımı tek başına yapmadığı, bu yazılımın özgün bir eser sayılamayacağı savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmazlık; Davacının davalı firmada çalıştığı dönemde dava dışı ... ile birlikte "esnek ödeme sistemi" isimli bir yazılım geliştirdiğini, bu yazılımın 22/06/2015 tarihinde üretildiğini, işten çıkarıldıktan sonrada bu programın halen davalı tarafından kullanılmaya devam edildiğini beyanla FSEK kapsamında 68.maddeye göre ödenmesi gereken bedelin tespiti, halen devam eden tecavüzün refi taleplidir. KALDIRMA ÖNCESİNDEKİ YARGILAMA VE MAHKEME GEREKÇESİ Toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, Kültür Bakanlığı yazısı bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde davacının üzerinde tek başına hak iddia ettiği programın sadece davacı tarafından tek başına ortaya konan bir fikir ve çabanın ürünü olmadığı, müşterilerden gelen taleplerin, davalı şirkette çalışan diğer müşteri temsilcilerinin de görüşleri, yönetim kadrosunun uygulanabilirlik konusundaki değerlendirmeleri de alınarak ortak olarak geliştirildiği, kodlamasının şirket çalışanı ... tarafından, davalı şirketin bünyesinde çalışanlarına sunduğu mekan, araç, gereç ve imkanlar ile gerçekleştirildiği , davacının eser sahibi olmadığı, 5846 sayılı FSEK madde 18/2 uyarınca "Aralarında özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır." düzenlemesi nazara alındığında, bu programın dava dışı ... ile davacının davalı şirkette çalıştıkları dönemde meydana getirildiği, söz konusu program üzerinde davalı şirketin FSEK m. 18/2 uyarınca mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu, bu nedenlerle davacının tazminat isteminin ve ref talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından subut bulmayan davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddedildiği anlaşılmıştır. KALDIRMA KARARI: İstanbul BAM 44.HD’nin ... Esas, ... karar ve 7.11.2024 tarihli kaldırma ilamlarında: “..Mahkemece yazılım uzmanı ve FSEK konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiden oluşturulacak yeni bir heyetten rapor alınarak, dosyada mevcut ödeme dekontları, whatsapp yazışmaları , tanık beyanları incelenerek davaya konu yazılım üzerinde inceleme yapılarak eser vasfında olup olmadığı, davacının katkısının tespiti, eser vasfında değilse davacının katkısı dahilinde talep edebileceği bedel olup olmadığının tespitinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi bakımından istinaf talebinin kabulü gerektiği sonucuna varıldığından İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/03/2020 tarih,... E. ... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA karar verildiği anlaşılmıştır. KALDIRMA KARARI SONRASINDA VE ÖNCESİNDE TOPLANAN DELİLLERİN BİRLİKTE İNCELENMESİ Kaldırma kararı öncesinde dinlenen tanıklar beyanlarında: TANIK. ... mahkeme huzurundaki beyanında aynen"... davacıyı ben çocukluk arkadaşım olması nedeni ile tanırım, 2015 senesinin son dönemi idi, davacı yazılım ile ilgili bir proje geliştirdiğini bana söyledi, bende yazılıma ait yöntemler ile ilgili teknik olarak başka arkadaşlarım ile kendisine yardımcı olabilieceğimi söyledim, davacı ... Bey (şirket içinde bir kişi olup, ismi şu an aklımda bu şekilde kaldı, farklı bir isim olabilir) isimli bir şahıs ile de projesi kapsamında çalıştığını söyledi, daha sonra işten ayrıldığını bana ifade etti, ... isimli bir firmadan da teklif aldığını bana iletmiştir, ben yazılımı içeriği ile ilgili bilgi sahibi değilim sadece teknik yönden yardımcı olabieceğimi söylemiştim, yeni oluşturacağı programın yazılımın hızlanması ile ilgili içerikler taşıdığını da davacı bana söylemişti, ben beyanda bulunurken bu şahsın adını hatırlayamamıştım, ... dır bu şahısla çalıştığını davacı bana beyan etmişti" şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK. ..., mahkeme huzurundaki beyanında aynen "...ben davalı firmada 2015 yılı Ocak ayında işe girdim, davacı ... ise benden sonra işe girdi ancak tam tarihini hatırlamıyorum, müşteri temsilcisi olarak işe girmiştim, ... ise bilgi işlem sorumlusu olarak davalı iş yerinde çalışıyordu, ...'ın kod yazarak kampanyalar ile ilgili bir yazılım geliştirdiğini biliyorum, yönetim kurulu ile toplantılar yapılıyordu, müşteri temsilcileri de yazılımın yapılması sürecinde halil...'a destek verdiler, ... müşteri temsilcili işinden sonra teslimat biriminde çalışmaya başladı, daha sonra da iş akdi sonlandırıldı" şeklinde beyanda bulunmuştur. TANIK. ... mahkeme huzurundaki beyanında aynen". ben ilgili firmada yaklaşık 18 yıldır yazılımcı olarak çalışıyorum, lise mezunuyum, davalı firmada yazılım konusunda kendimi geliştirdim, bu firmada yazılım ile ilgili deneyim kazandım, davacı kampanya hakları ile ilgili müşterilere bilgi veriyordu, sistemin müşterilere aktarılması ile ilgili önerilerde bulundu, bizim yaklaşık 12 çeşit kampanya sistemimiz bulunmaktadır, davacı sistemlerin birbiri olan farklarını tespit etmiş, sistemlerin birleştirilerek üzerine bazı modüller yazılabileceğini, müşterilerin taleplerine göre değişkenlik arz eden bir kampanya sistemi oluşturulabileceğini söyledi, bende teknik kodlamasını yaptım, şirketimizde değişik personellerden bilgi alışverişi olmaktadır, ancak davacı bana bu sistem ile ilgili bilgi vermese ben bu önerileri yazılıma geçiremezdim, modüller yazılmaya başladıktan sonra yazılım sürecinde benim yazılıma önemli katkılarım oldu, kodlamasını a dan z ye ben yaptım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Ayrıca tanığa sorulan sorular üzerine tanığın beyanına devamla"... şirket bana kampanyalar ile ilgili bir ödeme yapıyordu, bende ... hanım ile birlikte uygulamayı geliştirdiğim için bana ödenen her ödeme sonrası ben davacıya da ödeme yaptım, davacı mesai sonrasında da telefon ile olsun, kendi kişisel çabaları ile olsun bu yazılıma destek vermek için sürekli iletişim halinde idik, mesai sonrası da davacı çalışıyordu, esnek ödeme sistemi şuan bildiğim kadarı ile halen satışta ve müşterilere uygulanıyor, ödemelerin kesilme sebebi tamamen yönetim ile ilgidir, bana ödeme yapılmadığı için bende ... hanıma ödeme yapamadım, ben 18 yıldır iş yerinde çalışıyorum, bazen iş yerine mesai saatlerinden sonra geldiğimiz ancak akşam 11 e kadar da çalıştığımız oluyordu, şirket bilgisayarları ile işlem yapıyordum, gerek bu uygulama gerekse başkaca uygulamalarda hem şirket çalışanlarından hem de müşterilerden gelen talepler ve bilgiler doğrultusunda değerlendirmeler yaparak bunları yazılımlara ve modüllere ekliyorduk, yönetim kurulu toplantılarında modüller ve yazılımlar ile ilgili dahil olmak üzere işletmeye katkısı ve getirisi ile tüm boyutları ile değerlendiriliyordu, toplantılara satış temsilcileri ve genel müdürler dahil katılım oluyordu ve değişik fikirler, beyin fırtınası tabir edilen görüşler meydana gelebiliyordu, bunlar herhangi bir şekilde tutanağa vs. bağlanmıyordu" şeklinde beyanda bulunmuştur. KALDIRMA KARARI ÖNCESİNDE; Bilirkişiler ...,..., ... 09/09/2019 tarihli raporlarında özetle; Piyasada birçok şirket tarafından kullanılan ve şirketlerin ihtiyacına göre şekillendirilebilen, müşteri odaklı bilgi yönetimini sağlayan, Excel programı hesaplama yöntemlerini kullanarak çalışan CRM programları bulunduğunu, Davalı şirket de bu kapsamda şirket bünyesinde 18 yıldır bilişim-yazılım departmanında çalışan ...'a şirketin faaliyet konusuna uygun olarak müşteri bilgilerinin kaydedilebileceği, en hızlı ve kolay şekilde bu bilgilere ulaşılabileceği, yine şirketin faaliyet konusuna uygun olarak ev ve araç satımlarında yapılacak taksitlendirme işlemleri için hızlı sonuç veren matematik formüllerinin yer aldığı, zamanla ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendirilmeye uygun böyle bir CRM programı hazırlatıldığını, bunu uzun yıllardır şirket bünyesinde kullanıldığını, Davacı, davalı şirket bünyesinde pazarlamacı pozisyonunda müşteri temsilcisi olarak çalışırken, bu programın hesaplama yöntemine bazı eklenmelerin yapıldığında daha iyi sonuçlar verebileceğini fark ederek, bunu davalı firmanın üst yönetimine ilettiğini, üst yönetiminde CRM programının kodlamasını yapan ...'a mevcut programa bazı modülleri eklemesi talimatını verdiğini, Bu süreçte davalı şirkette çalışan diğer müşteri temsilcilerinin de görüşleri alınmış, şirket bünyesinde toplantılar yapılmış, hazırlanan demolar tüm müşteri temsilcilerinin kullanımına sunulmuş, gelen geri bildirimlere göre ekleme, çıkarma ve düzenlemeler yapılmış ve ilgili ek modülle programa son hali verildiğini, Bu süreçte geliştirilen bu programın sadece davacı tarafından tek başına ortaya konan bir fikir ve çabanın ürünü olmadığını, Müşterilerden gelen taleplerin, davalı şirkette çalışan diğer müşteri temsilcilerinin de görüşleri, yönetim kadrosunun uygulanabilirlik konusundaki değerlendirmeleri de alınarak ortak olarak geliştirilmiş, kodlaması tamamen şirket çalışanı ... tarafından, davalı şirketin bünyesinde çalışanlarına sunduğu mekan, araç, gereç ve imkanlar ile tüm bu programla ilgili olarak davalı firmanın çalışanlarına ödediği maaş ve sosyal haklar neticesinde ve karşılığında şirket adına yapılan, şirkete ait ortak bir formülizasyon olduğunu, 5846 sayılı FSEK madde 18/2 uyarınca, “Aralarında özel sözleşmeden veya işin mahiyelinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.” açıklamasına göre davalı firmanın bu programı geçmiş ve geleceğe yönelik kullanımında davacının bir hak sahibi olamayacağı, dolayısıyla davalı firmanın davacıya bir telif, tazminat vs. ödemesi gerekmediği, programın dava dışı ... ile davacının davalı şirkette alıştıkları dönemde meydana getirildiği ve aynı dönemde aleniyet kazandığı, söz konusu program üzerinde davalı şirketin FSEK m. 18/2 uyarınca mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu, bu nedenlerle davacının tazminat taleplerinin yerinde olmadığını bildirmişlerdir. KALDIRMA KARARI SONRASINDA ALINAN RAPOR : Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 8.8.2025 tarihli raporda özetle; Dava konusu yazılımın eser olmadığını, davacının programın yazılması aşamasındaki katkısının tespit edilemediğini, FSEK m. 2/1-1 hükmüne göre bilgisayar programlarının ilim ve edebiyat eseri olarak korunmakta olduğunu, Bir bilgisayar programının eser olarak kabul edilmesi için eser sahibinin fikri faaliyetinin ürünü olması ve başka eserden kopyalanmamış bir diğer ifade ile orijinal olması gerektiğini, Zira “Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar.”(m. 2/son). Bilişim incelemesinde “bilişim yönünden yazılımın düşünsel ve tasarımsal yönden bir özgünlük” taşımadığı belirtildiğinden , dava konusu yazılımın eser olarak kabul edilemeyeceğini , Davacı dava konusu programı üçüncü kişi ... ile birlikte meydana getirdiğini beyan ettiğini, bilişim incelemesinde dava konusu geliştirme sürecine katılım sağladığına dair somut bir iletişim bulgusuna rastlanmadığı hususunun tespit edildiğini, mali incelemede ödemelerin ...'a yapıldığı 26/09/2016tarihli 5.249,19 TL'lik ödemenin Açıklama kısmında ... ESNEK ibaresinin yer aldığını, Bilişim incelemesinden davacının yazılımın oluşturulması aşamasında katkısının bulunduğu tespit edilemediğini, Bu nedenle davacının katkısının fikir aşamasında olduğunun heyetlerince değerlendirilmekte olduğunu, ancak Mahkemece davacının katkısı belirlenemediği ve söz konusu katkısı için adi ortaklık hükümlerinin uygulanacağı kabul edilecek olursa üçüncü kişiye esnek açıklaması ile yapılan ödeme tutarı kadar davacının da alacaklı olabileceğini, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Toplanan deliller, yazışma içerikleri, e posta kayıtları, tanık anlatımları, Kültür Bakanlığı başvuru belgesi, SGK kayıtları, HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli rapor kapsamı ve yüksek yargı uygulamaları ile birlikte incelendiğinde: ESER SAHİPLİĞİNİN İNCELENMESİ: Eser Vasfı ve Eser Sahipliğine İlişkin Değerlendirme Huzurdaki uyuşmazlık kapsamında dava konusu esnek ödeme sistemi isimli yazılımın 5846 sayılı FSEK kapsamında eser niteliği taşıyıp taşımadığı hususunda değerlendirme yapılması gereklidir. Zira davacı eser sahipliğinden kaynaklı olarak huzurdaki davayı açmıştır. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 1/B maddesinin a bendinde "eser" kavramının tanımı yapılmıştır. Buna göre eser: “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir fikri emek ürünün, eser olarak addedilebilmesi için birtakım şartların kümülatif olarak bir arada bulunması gerekmektedir. Bu koşullardan en başta geleni; eserin, sahibinin özelliğini/hususiyetini taşıyor olmasıdır. Sahibinin hususiyetini taşımaktan kasıt, herkes tarafından vücuda getirilememe, yani fikri bir çalışmada ortaya konulan bağımsız bir bilgi, hüner, beceri, yorum, düşünce, özel çaba ve emeğin bulunması ve eser sahibinin bilimsel erkini ortaya koyarak, ortalama nitelikteki bir insanın sergileyebileceğinden daha yaratıcı niteliğe sahip olması demektir. Diğer bir şart ise "Kanunda Belirtilen Eser Kategorilerinden Birine Dahil Olma" koşuludur. Sahibinin hususiyetini taşıyan yani orjinallik niteliğini haiz bir fikri emek ürününün, eser olarak addedilebilmesi için, aynı zamanda 5846 Sayılı FSEK'de dört ana kategori altında ifade edilen "ilim ve edebiyat eseri, musiki eser, güzel sanat eseri ya da sinema eseri kategorisinden birine dahil olması gerekmektedir. FSEK 2.maddesi hükmüne göre, her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları eser mahiyetindedir. Huzurdaki esnek ödeme sistemi konulu yazılımın eser niteliğinin bulunmadığı hususu kaldırma sonrası alınan ve denetime uygun HMK 266 kapsamındaki rapor kapsamı ile anlaşılmıştır. Mahkememizce kaldırma kararında işaret edildiği üzere yazılım uzmanı ve FSEK konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiden oluşturulacak yeni bir heyetten rapor alınmış, dosyada mevcut ödeme dekontları mali bilirkişice incelenmiş, whatsapp yazışmaları , tanık beyanları da incelerek davaya konu yazılım üzerinde bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiş, geliştirildiği iddia edilen esnek ödeme sisteminin eser vasfında olmadığı hususu tespit edilmiş, , davacının teknik olarak yada hususiyet yaratmak suretiyle yazılıma bir katkısının bulunmadığı hususu da subata ermiştir. Her ne kadar davacı , davalı çalışanı olan ... ile birlikte ortak eser sahibi olduğundan bahisle belge sunmuşsa da ; 23.1.2017 tarihli T.C.Kültür Ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğünce düzenlenen ve esnek ödeme sistemi ibareli bilgisayar programı ve veritabanı türünde bir başvuru yaptıkları, başvurunun 23.01.2017 tarihinde kayıt tescil edildiği, üretim tarihi olarak 22.6.2015, aleniyet tarihi olarak 26.10.2015 tarihinin bulunduğu sunulu evrak kapsamından anlaşılmakta ise de idari makamların bu tür belgeleri beyan esasına göre her hangi bir teknik inceleme yapmadan verdikleri bilinmekte olup, belgenin tek başına hak sahipliğini ispata elverişli olmadığı, keza incelemesiz sistemde idari makamlarca verilen belgenin bilişim yönünden yazılımın düşünsel ve tasarımsal yönden bir özgünlük içerdiği şeklinde yorumlanamayacağı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulu olup yazışma görselleri kapsamına göre, içeriklerinin davacı ile davalı arasındaki “ödeme” konulu iletişim olduğu ve davacının mezkur yazılımı geliştirme sürecine katılım sağladığına dair somut bir iletişim bulgusuna rastlanmadığı da anlaşılmaktadır. Zira yazışmalarda ödemenin tek başına davacıya yapılmadığı , 9.1.2017 tarihli yazışmalarda diğer personellere de prim ödemesi adı altında ödeme yapıldığı , yazışmaların hiçbir bölümünde davacının yazılımı geliştirdiği, salt bu yazılım için ödeme aldığı hususu yer almamaktadır. Davacının mahkemeye sunduğu dava dilekçesinin ikinci sayfasının son paragrafında davacının, davalı çalışanı olduğu dönemde söz konusu yazılımı “geliştirdiğini”, Cevaba Cevap dilekçesi sayfasında yer alan (c) bendinde ise davacının (yazılımı kendisinin) olduğunu”, yine Cevaba Cevap dilekçesinin (c/4) alt bendinde; davalı ile var olan iş akdinde bu tarz bir sorumluluğu ve görevi olmamasına rağmen söz konusu bilgisayar programını “hazırladığını” beyan ettiği görülmekte olup, Cevaba Cevap dilekçesinin (c/3) alt bendinde “...davalı firmada istihdam edildiği iş tanımının pazarlamacılık olup bilgisayar programlarının geliştirilmesi veyahut yazılım sistemlerinin inşası ile bu pozisyonun herhangi bir alakası” olmadığını bildirdiği de görülmektedir. Teknik uzmanlık gerektiren bir yazılım teknolojisi bahsinde, “pazarlamacı” olduğunu beyan eden davacının, kendisini tekil özne olarak kıldığı ve dilekçesinde bir kısım alıntılarla ifadelerinde geçen, mezkur yazılımı “geliştirme”, “üretme”,“hazırlama” eylemlerine nasıl muktedir olduğunu yargılama boyunca ispat edemediği de sabittir. Zira davacının teknik anlamda yazılım “geliştirme”,“üretme” ve “hazırlama” eylemlerini üretebilmesi için zaruri teknik liyakat ve yetkinliğe sahip bulunduğuna dair dosyaya somut hiçbir bilgi ve belgede sunamamıştır. Hayatın olağan akışında ; düşünsel olarak hayal noktasında olan bir fikrin daha somut bir ürün haline gelinceye kadar yazılım geliştirme süreci, her biri uzmanlık gerektiren aşamalardan oluşup sürecin tamamına “...” (...) adı verildiği bilinmektedir. Bu adımlardan ilkinin “problemi tanımlama” olduğu ve bir yazılımın beklenen faydayı sağlar niteliğe kavuşabilmesi için problemin doğru tanımlanmasının gerektiği, bu nedenle ticari olarak üçüncü şahısların kullanımına sunulmak üzere planlanan bir yazılım proje fikrinde, problemi doğru tanımlamak üzere ilgili kitle üzerinde röportaj, anket, gözlem, yazılımın planlandığı sosyal alana özgü danışmanlık hizmeti alımı gibi muhtelif yöntemlerle azami doğrulukta problem tanımlaması amaçlı ön araştırma yapılabilmektedir. Yazılımın geliştirilmesi öncesinde rol alan aktörlerlerkimi zaman yazılımın niteliğine göre öğretmen, öğrenci, kimi zaman restoran işletmecisi ve müşterileri, gayrimenkul sektöründe satın alan ve pazarlayan şahıslar olabilmektedir. Ancak yöneltilen sorular ve bu sorularla verilen cevaplar hiçbir zaman sağlanan proje yönlendirmesi ile anılan kişiliklerin yazılım geliştiricisi niteliğini haiz olmayacakları da açıktır. Öte yandan günümüzde dünya yazılım pazarının çok büyük kısmını oluşturan çevrimiçi uygulamalar ve web sitelerinin pek çoğunun kullanıcılarından geri bildirim almak suretiyle bir sonraki sürümlerinin kalitesini artırmak üzere benzer kullanıcı/alan aktörü deneyimine başvurdukları da bilinmektedir. Nitekim ilk raporun 6.sayfasında yer alan 4.6.2016 tarihli e posta yazışmasında dahi davalının inşaat satışlarının nasıl artırılacağı yönündeki sorusu üzerine davacının davalıya hitaben www.crmmedya.com alan adının incelenmesini , bu firmanın linkinin incelenmesini , firmanın referanslarının çok iyi olduğunu bildirdiği görünmektedir. Hayatın olağan akışında değişen müşteri talep ve gereksinimleri ile uyumlu yeni iş akışlarının bilişim alt yapısında süratle takip edilebilir duruma gelebilmesi için yazılım ekiplerinin istihdam edilmesinin genellikle zaruri bir durum olduğundan davalı yanın ödeme sistemini güçlendirme amaçlı modüllerden yararlanabileceği, bu modüllün ise bir kaynak kodu içermediği ve yazılım dünyası için ayırt edici bir yenilik içermediği, geliştirenin hususiyetini içeren bir eser olarak, bilişim çerçevesinde hususiyet anlamında kabul görmeyeceği, davacının kastettiği değerlendirilen “yazılım” katkısının, esasen yazılım değil, işin kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak bir iş modeli olduğu, dolayısıyla yasanın aradığı manada sahibinin hususiyetini taşımadığı, bilişim yönünden yazılımın düşünsel ve tasarımsal yönden bir özgünlük içerdiği ve eser olarak korunmayacağı anlaşılmıştır. Bu durumda davacının haksız rekabet hükümlerine göre korunup korunmayacağı hususu da incelenmelidir. Eser niteliğinde olmadığı sabit olan esnek ödeme sistemini davacı kendisinin geliştirdiğini ileri sürmüş ise de; yazışma içerikleri incelendiğinde içeriklerinin davacı ile davalı arasındaki “ödeme” konulu iletişim olduğu ve davacının mezkur yazılımı geliştirme sürecine ne şekilde katılım sağladığına dair somut bir iletişim bulgusuna rastlanmadığı, sunulu yazışmaların davacının yazılımı/modülü geliştiren , önemli katkı sunan olarak kabul edilmesini mümkün kılmadığı anlaşılmıştır. Dinlenen tanık anlatımlarında da açıkça davacının tek başına eser sahibi olmadığı, aksine yapılan toplantılar sonucunda , müşterilerden gelen talep ve bilgiler doğrultusunda , şirket çalışanlarının da görüşleri alınarak ,yönetim kurulu toplantısında satış temsilcileri ve müdürler de katılarak beyin fırtınası oluşturularak yazılım ve modüllerin geliştirildiği, bunların herhangi bir tutanağa bağlanmadığı hususu dinlenen tanık anlatımı ile sabitir. Davacının sunduğu yazışma örneklerinde dahi ilk raporun 6.sayfasında 4.6.2016 tarihli e posta yazışmasında inşaat satışlarının nasıl artırılacağı yönündeki öneri üzerine davacının www.crmmedya.com alan adının incelenmesini , bu firmanın linkinin incelenmesini , firmanın referanslarının çok iyi olduğunu bildirdiği, keza ilk raporun 4. Sayfasında da programa ait şablonun esnek ödeme sistemi başlığı altında kampanya tipi, emlak değeri,peşinat yüzdesi,vade, çıktığı varsayılan ay, aylık ödenecek tutar, önerilen ödeme aralığı, peşinat, hizmet ücreti, kalan ödeme, ilk ay toplam ödeme, teslimat aralığı, seçmeli artış oranı, artış periyodu, kira-gelir gider artış oranı, toplam kira, asıl maliyet, en geç teslimat tarihi, toplam maliyet, verilen kira yardımı,alınan kira yardımı, taksit başlangıç tarihi, taksitlerin tümü sabitleme, teslimat öncesi ve sonrası taksitleri sabitleme, gibi çok basit şekilde herkes tarafından düşünülecek başlıkları içerdiği, bu başlıklara yeni bir modül eklenmesinin takip açısından hız kazandıracağı düşünüldüğünde bu modülün ise bir kaynak kodu içermediği ve yazılım dünyası için ayırt edici bir yenilik içermediği, geliştirenin hususiyetini içeren bir eser olarak, bilişim çerçevesinde hususiyet anlamında kabul görmeyeceği, davacının kastettiği değerlendirilen “yazılım” katkısının, esasen yazılım değil, bir iş modeli akışı olduğu, dolayısıyla yasanın aradığı manada sahibinin hususiyetini taşımadığı, bilişim yönünden yazılımın düşünsel ve tasarımsal yönden bir özgünlük içermediği ve tanık anlatımları ile de sabit olduğu üzere davacı yanca tek başına geliştirilmediği, müşterilerden gelen ve şirket çalışanlarının fikirleri ile oluşturulduğu, dolayısıyla eser olarak korunmayacağı, davacının somut katkısı bulanmadığından haksız rekabete göre de korunamayacağı anlaşılmıştır. FSEK 9. maddeye göre; "Birden fazla kimsenin birlikte vücuda getirdikleri eserin, kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdikleri kısmın sahibi sayılır." FSEK 10.maddesinde "Birden fazla kimsenin iştirakile vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi onu vücuda getirenlerin bütünüdür. Birliğe adi şirket hükümleri uygulanır." düzenlemeleri dikkate alınarak, dosya kapsamına göre, dava konusu bilgisayar programının eser niteliğinde olup olmadığı , davacının dava dışı ... ile birlikte eser sahibi olup olmadığı hususu ön sorun olarak incelenmiştir. Öte yandan eser işletme belgesine göre BAM kararında da işaret edildiği üzere taraf paylarının ayrılması mümkün değil ise, adi ortaklıkta ortakların tek başına dava açması mümkün olmadığından, haksız rekabete dayalı olarak dahi davacının tek başına mali hak talep edemeyeceği de bilinmektedir. Davacının aktif dava ehliyetinin denetlenmesi amacıyla , taraf teşkili dava şartı olduğundan , diğer hak sahibi olan dava dışı ...’dan alınmış muvafakatnameyi sunması için kesin süre verilmiş ancak davacı belirlenen kesin sürede usul eksikliğini yerine getirmemiştir. Bilindiği üzere eser sahipleri tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasını tek başına açabilmektiyse de tazminat taleplerini ancak birlikte açacakları dava ile yada ortaklardan birinden alınmış yetki , muvafakat ile ileri sürebileceklerdir.( aynı yönde; Yargıtay 11.HD’nin ... esas-... karar ve 18.10.2023 tarihli ve Yargıtay 11. H.D.'nin 28/03/2019 tarih ve... E.- ... K., 13/12/2018 tarih ve ... E.-... K. sayılı ilamları da bu yöndedir.) Yüksek yargı uygulamaları ve son rapor kapsamı yasal düzenleme ile birlikte değerlendirildiğinde; 5846 sayılı kanunun 1:B maddesinin (a) bendinde, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eser olarak tanımlanmıştır. 6. maddenin 11. bendinde de belli bir maksata göre ve hususi bir plan dahilinde verilerin ve materyallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya çıkan ve bir araç ile okunabilir veya diğer biçimdeki veri tabanlarının bu kanuna göre eser sayılacağı, 9. maddede, birden fazla kimselerin birlikte vucüda getirdikleri eserlerin kısımlara ayrılması mümkünse bunlardan her biri vucüda getirdiği kısmın sahibi sayılacak, aksi kararlaştırılmış olmadıkça eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayınlanması için diğerlerinin iştirakini isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Bilgisayar programları ile veri tabanı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda koruma altına alınmıştır. Ancak İkinci maddede, açıkça bir bilgisayar programının herhangi bir öğesine temel oluşturan düşünce ve ilkenin, FSEK kapsamından yararlanamayacağı, eser olarak kabul edilip korunabilmesi için bu eşiği aşması, başka bir deyişle, kanunun eser olmaya bağladığı kriterleri taşıması gerekmektedir. Davacı yargılamanın hiçbir aşamasında somut olarak ne şekilde bir katkı sunduğunu ispat edememiş, kaldi ki son raporda da esnek ödeme sisteminin eser olarak korunmayacağı belirlenmiştir. Öte yandan davalı şirketin kullandığı dava konusu programın dava dışı ... tarafından bir kısım düzeltmelerin de yine davalı şirkette çalıştığı dönemde teknik olarak çok önceden yani davacı işe girmeden önce ... tarafından yapıldığı göz önüne alındığında söz konusu programın mali haklarını kullanma hakkının davalı şirkete ait olacağı da anlaşılmıştır. Davalı yan cevabi ihtarnamesinde davacının iş akdi fesih edildikten sonra yapılan ödemelerin ödül ödemesi olduğunu, mali hakların davalı ait olduğunu bildirmiş, bu savunmanın aksi ise davacı yanca ispat edilememiştir. Kaldi ki programın koruma için gerekli şartları sağlaması ancak hususiyet içermesi halinde geçerlidir. Yazılım yada modülün FSEK anlamında ilim ve edebiyat kategorisinde eser olarak nitelendirilebilmesi için bir fikri faaliyetin veya yaratımın bulunması gerekmektedir. Piyasada bir çok şirket tarafından kullanılan ve şirketlerin geri bildirim yoluyla ihtiyaca göre şekillenen ve müşteri odaklı bilgi yönetimini ve kontrolü sağlayan Excel programı hesaplama yöntemleri kullanılarak CRM programlarının kullanıldığının bilindiği, davalının da uzun yıllardır şirket bünyesinde taksitlendirme için hızlı sonuç veren sistemi müşterilerden gelen zaman içinde çıkan ihtiyaçlara göre kullandığı, ancak yazılım üzerinde teknik olarak çalışma yapan şirket çalışanı ...’ın dahi yeni bir yazılım geliştirmediği, var olan yazılama modüller eklediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla fikri faaliyette bir ifade biçimi ya da biçimlenmiş olan fikri faaliyetin kişisel olması, bir diğer ifade ile yaratıcısının hususiyetini taşıması gerektiğinden ve bilgisayar programları yoğun bir çabanın fikri ürünü olup, karmaşık bazı işlemlerin otomatik olarak halletmeye yönelik çözümler içerdiğinden, somut olayımızda da, değişen/gelişen müşteri talep ve gereksinimleri ile uyumlu yeni iş akışlarının bilişim alt yapısında süratle takip edilebilir ,ödeme sisteminin daha kolay esnek duruma gelebilmesi için yapılan düşünsel eylemlerin yazılım dünyası için ayırt edici bir yenilik içermediği, geliştirenin hususiyetini içeren bir eser olarak, bilişim çerçevesinde hususiyet anlamında kabul görmeyeceği, davacının kastettiği değerlendirilen “yazılım” katkısının, esasen yazılım değil, bir iş modeli olduğu, bu iş modelinin dahi şirket çalışanları, müşteriler ve başka firmalarca daha önce gerçekleşen eylemler gözetilerek gerçekleştirdiği, davacının dahi yazışmalarda davalı yetkilisine referans olarak farklı firmaların internet sitesini incelemesini bildirdiği, dolayısıyla takip programının yasanın aradığı manada sahibinin hususiyetini taşımadığı, esnek ödeme kapsamında takibinin bilgisayar programı üzerinden sağlanması yönündeki fikirlerin orijinal bir fikir olmayıp bilişim yönünden yazılımın düşünsel ve tasarımsal yönden bir özgünlük içermediği ve eser olarak korunmayacağı , Teknik uzmanlık gerektiren yazılım teknolojisinde “pazarlamacı”, “müşteri temsilcisi” olduğunu beyan eden davacının, bizatihi fikir beyan etmesinin tek başına koruma sağlamadığı, FSEK 10/3 maddesi kapsamında teferruata dair yardımların davacıyı iştirak halinde eser sahibi yapamayacağı, somut olayda elbirliği yada iştirak halinde eser sahipliğinin söz konusu olmadığı, haksız rekabetin söz konusu olmadığı, keza davacının kendisini tekil özne olarak kıldığı ve dilekçesinde bir kısım alıntılarla ifadelerinde geçen, mezkur yazılımı “geliştirme”, “üretme”, “hazırlama” eylemlerini ne şekilde hayata geçirdiğini ispat edemediği, İstanbul BAM 44.HD’nin ...Esas, ... karar ve 7.11.2024 tarihli kaldırma kararında işaret edildiği gibi; HMK 266 madde kapsamında yazılım uzmanı ve FSEK konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmış, rapor HMK 266 madde uyarınca hükme dayanak alınmış, dosyada mevcut ödeme dekontları, whatsapp yazışmaları , tanık beyanları incelenmiş, neticeten yazılımın eser vasfında olup olmadığı, davacının fikir beyanı dışında bir katkısının tespit edilemediği, FSEK 10/3 maddesi kapsamında bu fikirlerin bu iş alanı ile iştigal eden herkes tarafından ileri sürülebileceği, iş akış modelinin revize edilmesinin şirket toplantılarında diğer çalışanlar ile birlikte tartışılarak beyin fırtınası şeklinde gerçekleştikten sonra davalı şirket yöneticilerinin onay vermesi ile gerçekleştiği, teferruata dair yardımların davacıyı iştirak halinde eser sahibi yapamayacağı, yapılan ödemenin ödül ödemesi olduğu, bir eserin yaratımından kaynaklı olduğunun davacı yanca ispat edilmediği, dolayısıyla davacının eser sahibi olmadığı gibi, haksız rekabet hükümlerinden de yararlanması söz konusu olmadığından davacının hak sahibi olmadığı gözetilerek açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın reddine, 2-615,40-TL ilam harcının 31,40-TL peşin harçtan mahsubuna, eksik kalan 584,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair karar davacı asil ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 23/12/2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır