İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/229 E. 2025/176 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/229
Karar No
2025/176
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/229 Esas - 2025/176

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/229 KARAR NO : 2025/176

DAVA : Marka .... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 15/05/2024 KARAR TARİHİ : 12/05/2025 Yazım Tarihi: 03/06/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:, “Davacının ... sayılı “...." ibareli 03/35/44. Sınıfta yer alan hizmetler için 27/04/2022 tarihinde marka başvurusunu yaptığı, markanın bültende yayınlanması üzerine ... VE KOZ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. tarafından ... sayılı “....” ibareli marka gerekçe gösterilerek 6769 sayılı SMK’nın Benzerlik/karıştırılma ihtimali (6/1), Diğer Fikri Haklar veya Kişi Hakları (6/6) ve Kötü Niyet (6/9) gerekçeleri ile itiraz edildiği, itirazın değerlendirilmesi sonucunda ...’nun 16.03.2024 tarih ve ... sayılı karar ile 6769 sayılı SMK’nın 6/1 hükmü çerçevesinde yapılan itiraz ile 6/9 kapsamında yapılan itiraz yerinde görülerek başvurunun TÜMDEN REDDİNE karar verildiği, verilen kararın usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, davacının itiraza konu “....” ibaresi üzerinde kullanıma dayalı müktesep hak sahibi olarak başvurunun gerçek hak sahibi olduğu, .... web sitesinden de davacı şirketin kullanımlarının açıkça tespit edilebildiği, İtiraza konu marka başvurusu ile hizmet veren “....”ün 1985 yılında, ....’da 3 ortak adına kayıtlı ... Caddesinde bulunan gayrimenkulde itiraz edilen başvurunun sahibi ... Şirketi’nin kurucu ortağı ... ile dava dışı 3. Kişiler ... ve ... tarafından kurulduğu, ekte sunulmuş olan ortaklık sözleşmesi ve protokol ile davacının müktesep hak sahibi olduğunun görüleceği, markanın kullanılmaya başlandığı 1985 yılından itibaren 2010 yılına kadar tüm tescil ücretleri, reklam, vergi vb. ödemelerinin bu üç ortak tarafından birlikte finanse edildiği, 2010 yılından itibaren tüm tescil ücretleri, reklam, tabela vergisi, billbord bedelleri ve ilgili diğer ücret ve vergi ödemelerinin sadece ... VE ...’NIN yetkilisi olduğu şirketler tarafından karşılandığı ve finanse edildiği, markanın bu üç kişi tarafından oluşturulduğunun tüm sektör tarafından bilindiği, markanın adının geçtiği tüm web sitelerinde ve marka hakkında yazılan tüm yazılarda bu durumun açıkça belli olduğu, davalılardan ... Ve Koz. San. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...’in 2004 ve 2010 yılları arasında itiraza gerekçe ... tescil numaralı “....” ibarelerinden oluşan markayı itiraz ettiği davacı başvurusunun sahibi ... Şirketi’nin kurucu ortağı ... ile itirazda mesnet gösterilen ... tescil numaralı markanın sahibi firmanın ... ve Koz. San. Tic. Ltd. Şti. adı altında ortak kullandıkları, 2010 yılından itibaren de sadece ... ve kurduğu şirketler tarafından “....” markasının kesintisiz kullanıldığı, itiraza mesnet gösterilen ... tescil numaralı markanın marka sahibi tarafından kullanılmamakta olmasının yansıra, davalı şirket olan ... San. Tic. LTD. ŞTİ’nin. son 10 yıldır faaliyet dahi göstermediği, bahsi geçen marka adı altında faaliyet gösteren herhangi bir kuaför salonunun da bulunmadığı, Davalı şirketin 10 yılı aşkın süredir kullanmadığı ... tescil numaralı markaya dayanarak .... D.İŞ sayılı dosyası, ....Hukuk Mahkemesi’nin .... D.İŞ sayılı dosyası, .... Hukuk Mahkemesi’nin .... D.İŞ sayılı dosyası, .... Hukuk Mahkemesi’nin ....D.İŞ sayılı dosyası, .... Hukuk Mahkemesi’nin .... D.İŞ sayılı dosyaları ile müşterinin en yoğun olduğu mesai saatleri içinde eş zamanlı olarak salonlara baskın niteliğinde müşterileri rahatsız edecek şekilde bilirkişi aracılığıyla tespit yaptırıldığı, İtiraz sahibinin kullanmadığı itiraza gerekçe markaya dayanarak bu tür markanın kullanılmasını engelleme gayesi ile kötü niyetli davranışlar sergilemesinin davacı şirketlerin ticari itibarını zedelemekte olduğu, dava konusu marka başvurusu ile itiraza gerekçe markalar arasında benzerlik bulunmadığı, davacının kötüniyetli olduğunu kanıtlar herhangi bir belgenin dahi sunulmadığı, sunulan belgelerin davacının gerçek hak sahibi olduğunu kanıtladığı, davacı şirket kurucusu ...’nın itiraza gerekçe markanın gerçek hak sahibi olduğu, itiraz sahibi şirket yetkilisi ...’in de el ürünü sözleşme ile “....” ibaresini tarafların hiçbir kısıtlama olmaksızın kullanabileceğine muvafakati olduğu, davacının itiraza konu markanın yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğu ve markayı aktif olarak kullandığı, bu durumda davacı tarafından gerçekleştirilen bir haksız menfaat sağlama çabasının bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan “SÖZLEŞME” başlıklı 1 Nisan 2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirlenmiş sözleşmenin 7. maddesi ile hiçbir kısıtlama bulunmaksızın tüm tarafların eşit şekilde “....” ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu ve bu ibareyi kullanabileceğinin hüküm altına alındığı, markaların genel görünümleri, kelimesel, işitsel ve şekil unsurlarının farklılığı ve genel kompozisyon itibarı ile bir BÜTÜN olarak incelenmesi neticesinde birbirlerinden oldukça farklı oldukları, markaların ortalama düzeyde tüketici tarafından da karıştırılma ihtimalinin olmayacağı, marka başvurusunun itiraza gerekçe markaya benzememesi nedeniyle davacıya ait “....” markasının haksız rekabet yaratacağı yönündeki iddiaların hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu,” öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline, “...." ibareli marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “dava dilekçesinde her ne kadar davacıya ait ... sayılı marka başvurusunun dava konusu edilmişse de; anılan ... numaralı, “.... ...” ibareli marka başvurusuna ilişkin olarak açılmış olan ... kararının iptali talepli davanın daha önce ..... Sayılı dosyası ile görülmüş olduğu, davanın REDDİNE karar verildiği, davacı tarafın maddi hataya dayanan bu açıklamalarının kendilerine ait ... numaralı marka başvurusuna ait olduğunun anlaşılmakta olduğu, davacı yanın tekrarlayan şekilde davalıya ait "...." ayırt edici işaretini, küçük değişikliklerle kendi adına tescil ettirmeye çalıştığı, .... markasının, ilk olarak 1980'li yıllarda davalı şirket yetkilisi ..., davacı şirket yetkilisi ... ve dava dışı ... tarafından adi ortaklık biçiminde kullanılmaya başlandığı ve bu üç kişi tarafından 07.10.1988 Tarihinde davalı şirketin kurulmuş olduğu, davalı şirketin kurulması ile birlikte adi ortaklık biçimindeki kullanımın sona erdiği ve markasal kullanımın davalı şirket adına olacak şekilde devam ettirildiği, adi ortaklığın tarafı olan her üç kişi de şirket ortağı iken, .... markasının, 12.01.2004 tarihli başvuru iledavalı şirket adına ... no ile tescil ettirildiği; fiili olarak davalı şirkete geçmiş olan marka hakkının resmi olarak da davalı şirket adına tescillenmiş olduğu, Davacı şirket yetkilisi ... ve dava dışı ...’ın davalı şirket ortaklığından ayrılmış olmalarına rağmen 01.04.2008 tarihli sözleşme ile kendilerine .... markasının kullanımına dair izin verilmiş olduğu, bu izinlerin davalı tarafınca 22.06.2020 tarihinde keşide edilen ihtarnamelerle ortadan kaldırılana kadar da davalı şirketin izni kapsamında kullanımının devam etmiş olduğu, davalının fesih ihbarından sonra davacınındavalıya ait ... numaralı markanın 5 yılı aşkın süredir kullanılmadığı iddiası ile iptali talepli davayı açtığı ve .... E sayılı dosyasında görülen davanın "kuaförlük ve güzellik hizmetleri" bakımından reddedildiği, marka kullanım izni davalı şirketçe feshedilmiş olmasına rağmen davacının davalı markasını kullanmaya devam ettiği, buna ilişkin ihlal davasının da taraflarınca açılmış ve .... Sayılı dosyası ile derdest olduğu, davacının halen davalının markasını haksız biçimde kullanmaya devam ettiği, davacının herhangi bir tescilli markasının bulunmadığı, dolayısıyla marka hukuku bakımından davacının müktesep hakkından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davalı taraf markanın dava dışı gerçek kişiler tarafından ilk olarak tescilsiz şekilde kullanılmaya başlanmış olması sonrasında aynı gerçek kişilerce davalı müvekkili şirketin kurulması ve markanın müvekkili şirket adına tescil ettirilmesi ile adi ortaklığın taraflarının marka üzerindeki hak sahiplikleri sona erdiği ve marka hakkının müvekkili şirkete geçtiği, davacının dava konusu ....ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olmadığının birden çok mahkeme kararı ile kabul edilmiş durumda olduğu, davalı şirket markasının kullanımının kesintisiz olarak devam ettiğine ilişkin kararın .... sayılı kararı ile verilmiş olduğu, anılan davanın davalı şirket markasının kullanılmadığı iddiası ile açılmış bir iptal davası olup yapılan yargılama sonucunda markanın huzurdaki davanın davacısının da dahil olduğu şirketler ve dava dışı ... tarafından davalı şirketin kendilerine vermiş olduğu izin kapsamında kesintisiz olarak kullanılmakta olduğu ve bu kullanımların da SMK 9/3 kapsamında marka sahibinin kullanımı sayılacağının tespit edilmiş olduğu, markaların benzer olduğu ve karıştırılma tehlikesi olduğu, Davacının dava konusu .... markasının davalıya ait olduğunu bilmekte olduğu, zira davacı şirket yetkilisi ...’nın davalı şirketin ortağı iken marka başvurusunun davalı şirket adına yapıldığı, taraflarca düzenlenen 01.04.2008 tarihli sözleşme ile marka kullanım hakkının ...'ya verildiği; bu kullanım haklarının feshedildiğinin 22.06.2020 tarihli ihtarnamelerle karşı yana bildirildiği, markanın davalı şirkete ait olduğunu bilmesine rağmen dava ve marka başvurusu yolları ile davalı şirket markası ile karışıklık yaratacak markaları tescil etmeye yani davalı şirketin markasını ele geçirmeye çalışan davacının kötü niyetli olduğunun açıkça ortada olduğu” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Yanlış marka no ve yanlış ... numaraları düzeltildikten sonra ; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... başvuru sayılı markası ile davalı firmanın itiraz mesnedi ... sayılı markası arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 19/2 maddesine göre kullanım ispatı değerlendirmesinin yerinde ve doğru olup olmadığı, SMK 6/9 maddesine göre davacı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı kurum değerlendirmesinin yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından gerçek hak sahipliği eskiye dayalı kullanım ve müktesep hak iddiasının davacı başvurusuna ve alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, .... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 18/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/05/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "...." ibareli başvurunun ... sayılı "...." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle, başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi marka hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 21/10/2019 tarihinde anılan markanın beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla söz konusu marka bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde ...'nın ?Sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde itiraz gerekçesi markanın ?kuaförlük hizmtelerinde? kullanımının ispatlandığı tespit edilmiştir? değerlendirmesinde bulunduğu görülmüştür. Yapılan incelemede ....'nin kullanımın ispatına ilişkin tespit ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 19/2 maddesi gereğince ... sayılı marka kullanımı ispatlanan hizmetler yönünden değerlendirmeye alınmıştır. BU çerçevede yapılan incelemede başvurunun ihtilaf konusu "...." ibaresini aynıyla içermesi dikkate alınarak başvuru ile itiraz markanın benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Başvuru ile redde mesnet gösterilen markalanın bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olması, aynı tür/ ilişkili hizmetler bakımından aralarında karıştırılma ihtimali bulunması, başvuru sahibi ile muteriz arasında önceki ticari ilişki olan muterize ait olduğunu bildiği ve onun izniyle kullandığı ancak daha sonra muteriz tarafından başvuru sahibine yapılan ve muterizin başvuru sahibinin markayı kullanmasına dair sözleşmeyi fesheder nitelikteki ihtar da dikkate alındığından başvuru sahibinin markayı aynı hizmetlerde kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığından dolayı .... verilen ret kararı yerinde görülmüş ve iş bu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR; İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır.

Davacı başvuru Markası Davalı markası ... ....

10/04/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre; "(1) SMK md. 6/1 çerçevesinde; dava konusu başvuru markasının 44. sınıfa konu “Güzellik bakımı hizmetleri” hizmetinin, davalının itiraza mesnet fiili kullanım ispatı talep edilen ... sayılı markasının tescilli olduğu 44. Sınıf “Güzellik salonu hizmetleri, kuaför salonları hizmetleri, manikür hizmetleri, masaj hizmetleri, cilt bakımı hizmetleri” hizmeti kapsamında yer aldığı ve aynı/benzer/ilişkili/bağlantılı HİZMET niteliğinde olduğu, (2) Davalı muterizin kullanım ispatı talep edilen ... sayılı markasının tescili kapsamındaki 44. Sınıf; “Güzellik salonu hizmetleri, kuaför salonları hizmetleri, manikür hizmetleri, masaj hizmetleri, cilt bakımı hizmetleri” hizmetleri bakımından kullanımının ispatlandığı, (3) SMK 6/1 çerçevesinde, ... sayılı “....” esas unsurlu başvuru markasının, davaya konu ... Kararına mesnet gösterilen ve fiili kullanım ispatı talep edilen “....” esas unsurlu ... sayılı davalı markası ile bütünsel genel izlenim itibarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek düzeyde benzer olduğu ve markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; iltibas ihtimalinin bulunduğu, (4) Davacının kazanılmış hak iddiasıyla başvuru markasının tescili reddedilen mallar bakımından ... iptal kararı talebine mesnet gösterdiği markasının, Yargıtay İçtihatlarında aranan kriterleri karşılamadığı, (5) Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu ." şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki başvuru veya tescilli bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının " ... " ibareli marka başvurusu ile davalının " ...." ibareli tescilli markası arasında biçim, tercih edilen kırmızı beyaz fondaki yazılar , düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; ayrıca başvuru markasının kapsamında yer alan 44.ncü sınıftaki "Güzellik bakımı hizmetler " ile davalı markasının kapsamında yer alan 44.ncü sınıftaki ( bilirkişi heyet raporundaki tespite göre " ... sayılı markasının tescili kapsamındaki 44. Sınıf; “Güzellik salonu hizmetleri, kuaför salonları hizmetleri, manikür hizmetleri, masaj hizmetleri, cilt bakımı hizmetleri” hizmetleri bakımından kullanımının ispatlandığı,,) "Güzellik salonu hizmetleri, kuaför salonları hizmetleri, manikür hizmetleri, masaj hizmetleri, cilt bakımı hizmetler " aynı/ benzer/ilişkili/bağlantılı hizmetler olduğundan kısmen emtia benzerliği de oluştuğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 44.ncü sınıftaki "Güzellik bakımı hizmetleri" için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " .... " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada benzerlik nedeniyle bu hizmetlerde yanılgı yaşayabileceği , bu hizmetlerde ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında benzerlikten dolayı işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları KISMEN oluştuğu; Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yandan ise ; ... kararında "başvuru sahibi ile muteriz arasında önceki ticari ilişki olan muterize ait olduğunu bildiği ve onun izniyle kullandığı ancak daha sonra muteriz tarafından başvuru sahibine yapılan ve muterizin başvuru sahibinin markayı kullanmasına dair sözleşmeyi fesheder nitelikteki ihtar da dikkate alındığından başvuru sahibinin markayı aynı hizmetlerde kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceği " şeklindeki kanaat bilirkişi heyet raporunda da " dosyada yer alan 7 Ekim 1988 tarihli, 2118 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde, davalı ... VE KOZ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ.’nin kurucu ortaklarının ..., ... ve ... oldukları, 01.04.2008 tarihli ..., ... ve ... arasında imzalanan sözleşmede ismi belirtilen tarafların ortakları oldukları şirketlerin yer aldığı görülmekle bu sözleşmenin tarafları bağlayıp bağlamayacağının/delil niteliğinin değerlendirmesi Sayın Mahkeme’nin takdirinde olup, ayrıca Davalı muteriz tarafından 22.06.2020 keşide tarihli, .... yevmiye nolu ihtarname ile aralarında davacı ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ.’nin ve yetkilisi ...’nın da olduğu muhataplara “bundan sonra .... markasının tarafınızca herhangi bir mecrada kullanımına rızamız olmadığı; bu nedenle .... markasının tarafınızca kullanımına markanın yer aldığı internet siteleri ve şirket ortakları ile çalışanlarına ait sosyal medya mecraları da dahil olmak üzere son verilmesi..” ihtarında bulunarak ... tescil sayılı markanın kullanımına dair verilen hakların feshedildiğinin davacıya bildirildiği dosya muhteviyatında yer almaktadır. Davacı tarafından, 27.04.2022 tarihinde 03, 35 ve 44. sınıf mal/hizmetlerde başvurusu yapılmış olan ... sayılı “....”” ibareli başvurusu için, Davalının 44. Sınıfta Güzellik salonu hizmetleri, kuaför salonları hizmetleri, manikür hizmetleri, masaj hizmetleri, cilt bakımı hizmetleri”nde tescilli “....” ibareli markaları ile iltibas umudu/planı/niyetiyle mal ve hizmet seçiminde bulunduğunun ve böylece başvurunun haksız menfaat sağlamak veya markayı işlevine aykırı olarak markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak veyahut davacının marka tescil ve kullanımlarını engellemek amacıyla yapıldığının somut olgu ve delillerle ispatlanıp ispatlanamadığının takdiri gerekmektedir. "şeklinde kanaat ve tespitlerinden hareketle davacı firma yetkilisinin daha önce ortak olarak yer aldığı davalı firmanın mesnet markasının varlığını bilerek sorumlu ve yetkili olduğu davacı firma adına iltibas oluşturacak aynı işareti seçip başvuru yapılması hayatın olağanına uygun olmayan bir davranış şekli oluşturduğu, dolayısıyla davalı kurum tespiti/kararı yerinde ve doğru olduğundan davanın reddi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.12/05/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/229, K. 2025/176, T. 12.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-229-e-2025-176-k-b4bb271378cf