İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/228 E. 2025/945 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/228
- Karar No
- 2025/945
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/228 Esas KARAR NO:2025/945
DAVA:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/04/2024 KARAR TARİHİ:23/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin “... Mah. ... Sok. No:2 /1 ...- İstanbul” adresinde bulunan taşınmazda kiracı olarak ticari faaliyetini yürüttüğünü, müvekkil şirketin taşınmazda faaliyete başladığı tarihten itibaren ayni elektrik sayacından aynı şekilde tüketim yapmaya devam ettiğini, müvekkil şirkete ait elektrik hesap numarasının ..., tesisat numarasının ise ... olduğunu, davalı şirket çalışanı olduğunu belirtilen görevliler tarafından normal sayaç okuma işlemi için gelindiği belirtilmek sureti ile 24.01.2024 tarihinde inceleme yapıldığı ve kaçak kullanım tespit edildiği şeklinde asılsız beyanlarla müvekkil şirket hakkında kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesi ile huzurda ki dava konusu iki ayrı fatura düzenlendiğini, davalı şirket görevlileri ilk aşamada müvekkil şirket çalışanlarına “KABLODA KIRIK OLDUĞU” şeklinde beyanda bulunmalarına rağmen, müvekkil şirket çalışanı tarafından davalı şirket merkezine gidilerek itiraz dilekçesi verildiği aşamada bu defa “AKIM TRAFOSU UCU ÇIKIK” şeklinde başka bir beyanla tutanak düzenlendiğinin tespit edildiğini, bu aşamada itiraz dilekçesi sunulduğunu ve gerekli itirazlarda bulunulduğunu, davalı şirket görevlilerinin bedelin hemen ödenmemesi halinde müvekkil şirketin elektriğini kesecekleri baskısı ile müvekkil şirketten 233.791,56 TL bedeli tahsil ettiklerini, müvekkili şirketin hiçbir şekilde bir kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığını, kablonun kırılması veya kablonun yerinden çıkmış olması vs. durumlarda ortada bir kaçak elektrik kullanım kastı bulunmaması itibari ile ihtilafsız dönem faturalarına ve ihtilafsız dönem faturalarındaki ortalama tüketim miktarlarına göre değerlendirme yapılması gerektiğini, arada bir fark varsa ancak fark bedelinin talep edilebileceğini, hiçbir şekilde kaçak elektrik cezası uygulanamayacağı hususunun sabit olduğunu, davalı şirket görevlileri tarafından tamamı ile asılsız beyanlarla düzenlenmiş olan faturalara ilişkin olarak müvekkil şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkil şirketten elektriğin kesileceği baskısı ile zorla alınan bedelin müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiği hususunun sabit olduğunu, bu kere davanın kabulü ile müvekkili şirketten haksız ve hukuka aykırı bir şekilde zorla alınan bedelin tespiti ile ödeme tarihi olan 26.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu “... Mah. ... Sk. No:2 .../...” adresinde mevcut bulunan işletmede kurulu bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vermek suretiyle kaçak elektrik enerjisi kullanıldığının tespit edildiğini, 24.01.2024 tarihli H/... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ile kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tutanak düzenlendiğini, söz konusu tutanağa istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda hesaplamalar yapıldığını, müvekkili şirket tarafından ilgili hükümler ışığında yapılan tespit ve tahakkukta hata bulunmadığını, bu hesaplamanın, şirketimizin serbest tasarruf alanının olmadığını, tamamen yönetmelikteki çarpanlara ve yönteme göre yapılan bir işlem olduğunu, sunulan belgeler incelendiğinde borçlu tarafından kurulan kaçak elektrik kullanımına dair şüpheye mahal vermeyecek şekilde kanaat oluşacağını, kaçak elektrik kullanımının tespit aşamasından sonra yapılan tahakkuk ve faturalandırma işlemine ait ilgili mevzuat hükmü ve hesaplama yöntemi de kaçak elektrik tespitinde açıklandığını, tüm açıklamalar doğrultusunda müvekkil şirketçe yapılan tespit ve tahakkukta herhangi bir hata bulunmamakta, tüm tespit ve tahakkukların ilgili mevzuata uygun şekilde yapılmış bulunduğunu, davacının iddialarının soyut mertebede kalmış olup dosya kapsamına sunulan herhangi bir delil bulunmadığını, hal böyle iken, davacı yanın haksız ve mesnetsiz itirazları ile huzurdaki haksız davanın reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davalı kurum tarafından davacı aleyhine tahakkuk ettirilmiş ve davacı tarafından ödenmiş olan kaçak tüketime ilişkin fatura bedellerinin istirdatı istemine ilişkindir. Somut olayda; davacının işyeri adresi olan "... Mah. ... Sok. No:2/1 ... - ..." adresinde davalı kurum çalışanları tarafından 24.01.2024 tarihinde düzenlenen kaçak tüketim tutanağından kaynaklı olarak tahakkuk ettirilmiş olan 25.01.2024 tarihli ... nolu 134.974,67 TL'lik ve 25.01.2024 tarihli ... nolu 98.816,89 TL'lik 2 ayrı fatura sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı tarafından ödenen fatura bedellerinin davalıdan tahsili amacıyla her bir fatura için 10.000,00'er TL olmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL'nin kısmi dava olarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir. 6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin; "(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. ... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. (6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. (7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca yapılan kontrolde davalı tarafından davacı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan 2 ayrı fatura bedeli toplamı olan 233.791,56 TL'nin 26/01/2024 tarihinde davacı tarafından ödenmesi akabinde işbu ödenen bedellerin iadesi / istirdatı istemiyle 15/04/2024 tarihinde işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Yargılama esnasında celp edilen evraklar, sunulan tüm deliller ve tarafların beyanları kapsamında kaçak tüketim alanında uzman elektrik mühendisi bilirkişisinden rapor tanzim edilmesi istenilmiş olan sunulan kök ve ek raporlarda özetle; Davaya konu tutanağın 24.01.2024 tarihinde H ... seri numarasıyla ... adresinde tutularak üç kurum çalışanı tarafından imza altına alındığı, Davaya konu tutanakta Kaçak/Usulsüz Elektriğin Kullanım Şekli'nin “EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. madde 1/c bendine göre ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vermek suretiyle mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edilmiştir.” olarak tarif edildiği görülmüştür. İlgili mahaldeki tüketim EPTHY'nin 42. maddesinin 1. fıkrası c bendi uyarınca “Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi ” açıkça ifade edildiği gibi “Kaçak elektrik tüketimi” olarak değerledirilmektedir. Söz konusu tüketim EPTHY 42. maddesinin 1. fıkrası c bendi uyarınca kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. İlgili mahaldeki daha önce bir tutanak tutulmuş olduğudan hesaplamada, EPTHY yönetmeliğinin 46. maddesinin 3. fıkrası kaçak elektrik tüketim katsayısı ilgil tarifenin 2 katı alınarak yapılmıştır. Kaçak Tüketim Dönemine ait Fatura Seri No: ... nolu fatura için tespit edilen kaçak tüketim dönemi için tahakkuk bedeli 9.310,84 TL, Kaçak Tüketim Dönemine ait Fatura Seri No: ... nolu fatura için tespit edilen kaçak tüketim dönemi için tahakkuk bedeli 89.693,12 TL, Kaçak ve ek tüketim tahakkuk bedeli toplamı; 99.003,96 TL, davacının davalı kuruma yapmış olduğu fazla ödeme ise 134.877,60 TL olarak tespit ve mütalaa edildiği mahkememize bildirilmiştir. Alınan işbu rapora karşı sunulan itirazların reddine karar verilmiş olup davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan 29/11/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; "... Sayın Mahkeme ara kararı itibari ile davalı şirket tarafından tamamı ile asılsız beyanlarla 25.01.2014 tarihine ilişkin olarak iki ayrı fatura düzenlenmiş olup, davamızın her bir fatura yönünden fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile dava değeri 10.000,00 TL olarak kabul edilmek sureti ile kısmi dava olarak ikame edilmiş olduğu hususu belirtilmiştir. Sayın Mahkeme ara kararı itibari ile dava konusu talep miktarımızı bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ediyoruz. Buna ilişkin olarak dava dilekçemiz ile fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL harca esas değer ile ikame etmiş olduğumuz ... nolu faturaya ilişkin talebimizi 125.663,83 TL’ye ıslah ediyoruz. Bilirkişi raporu itibari ile dava dilekçemiz ile fazlaya ilişkin talep ve haklarımız saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL harca esas değer ile ikame etmiş olduğumuz ... numaralı faturaya ilişkin talebimiz yönünden yapılan incelemede buna ilişkin fazla alınan bedelin 9.193,77 TL olduğu hususu rapor edilmiş olmakla iş bu fatura yönelik talebimizin aynen kabulünü talep ediyoruz. ... Toplam talep miktarımız olan 135.663,83 TL’nin davalı yandan müvekkil şirket tarafından zorlama ile yapılan ödeme tarihi olan 26.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı yandan tazminine," karar verilmesi isteminde bulunmuş olduğu görülmüştür. Alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu kapsamında 25.01.2024 tarihli ... nolu 134.974,67 TL'lik faturadan kaynaklı olarak davalının davacıdan 89.693,12 TL talepte bulunabileceği, davacının bu kapsamda davalıya 134.974,67 - 89.693,12 = 45.281,55 TL fazla ödeme yapmış olduğu, 25.01.2024 tarihli ... nolu 98.816,89 TL'lik faturadan kaynaklı olarak davalının davacıdan 9.310,84 TL talepte bulunabileceği, davacının bu kapsamda davalıya 98.816,89 - 9.310,84 = 89.506,05 TL fazla ödeme yapmış olduğu, bilirkişi tarafından hesaplama hatasının yapılarak 134.877,60 TL yazılmış olduğu görülmüş ise de toplam fazla ödemenin 134.787,60 TL olduğu anlaşılmakla davacının işbu davada 2 ayrı faturayı dava konusu etmiş olduğu, bu kapsamda davacının ıslahı esas alındığında; -25.01.2024 tarihli ... nolu 134.974,67 TL'lik faturadan kaynaklı olarak davacının dava dilekçesinde dava değerini 10.000,00 TL olarak belirlediği, "10.000 TL harca esas değer ile ikame etmiş olduğumuz ... nolu faturaya ilişkin talebimizi 125.663,83 TL’ye ıslah ediyoruz. " şeklinde beyanı ile dava değerini 125.663,83 TL’ye çıkarmış olduğu görülmüş ise de bilirkişi tarafından bu faturadan kaynaklı olarak davacının davalıya 45.281,55 TL fazla ödeme yapmış olduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle davacının istirdat talebinin bu fatura bakımından 45.281,55 TL üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya dair 80.382,28 TL'lik isteminin reddine karar vermek gerekmiş; -25.01.2024 tarihli ... nolu 98.816,89 TL'lik faturadan kaynaklı olarak davacının dava dilekçesinde dava değerini 10.000,00 TL olarak belirlediği, "... numaralı faturaya ilişkin talebimiz yönünden yapılan incelemede buna ilişkin fazla alınan bedelin 9.193,77 TL olduğu hususu rapor edilmiş olmakla iş bu fatura yönelik talebimizin aynen kabulünü talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuş olduğu, davacının bu faturadan kaynaklı davalıya fazladan 89.506,05 TL ödeme yapmış olduğu, talep edebileceği miktarın bu olması gerektiği, ancak davacının ıslah dilekçesi ile bu fatura bakımından davasını ıslah etmediği görülmekle taleple bağlı kalınarak bu fatura yönünden davasının 10.000,00 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiş olup bu miktarlar uyarınca hesaplama yapılarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, her 2 fatura bakımından da ödeme tarihi olan 26.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; a-)25.01.2024 tarihli ... nolu 134.974,67 TL'lik faturadan kaynaklı olarak davacının davalıya yapmış olduğu 45.281,55 TL fazla ödemenin 26.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya iadesine, fazlaya dair istemin reddine, b-)25.01.2024 tarihli ... nolu 98.816,89 TL'lik faturadan kaynaklı olarak davacının davalıya yapmış olduğu 10.000,00 TL fazla ödemenin 26.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya iadesine, 2-Alınması gerekli olan 3.776,28-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL, ıslah harcı olarak alınan 1.975,25-TL harcın toplamı olan 2.402,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.373,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından dava açılırken başlangıçta peşin olarak yatırılmış olan 427,60-TL ile ıslah harcı olarak alınan 1.975,25-TL harcın toplamı olan 2.402,85-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 488,40-TL ( başvurma, vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 350,00-TL, bilirkişi ücreti: 5.250,00-TL olmak üzere toplam: 6.088,40-TL yargılama giderinin %40,7 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 2.477,98-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen toplam 2.500,00-TL yargılama giderinin %40,7 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 1.482,50-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00TL'nin %40,7 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 1.465,20-TL'sinin davalıdan alınarak, 2.134,80TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır