İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/204 E. 2025/16 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/204
Karar No
2025/16
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/204 Esas - 2025/16 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/204 KARAR NO : 2025/16

.... DAVA : Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 30/04/2024 KARAR TARİHİ : 16/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davacının terlik ve ayakkabı tasarımı, imalatı, satışı ve dağıtımı işiyle iştigal eden, sektörünün öncü kuruluşlarından biri olduğunu, günümüzde “...” markalı ürünlerinin Türkiye’de 1800 perakende noktasına satıldığını ve dünyanın 50’den fazla ülkesine ihracatlarının yapıldığını, davacının “...” markasının günümüzde tanınmış bir marka olduğunu, hal bu iken davacının tescilli ve tanınmış “...”lı markalarına dayalı olarak davalı şahsın “...” ibareli markasının tesciline karşı dosyalamış olduğu itirazların diğer davalı ... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, davacının tanınmış “...” markasına görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın derecede benzeyen “...” ibareli markanın kapsamına alınmak istenilen emtialarda tescili ve kullanılması halinde dahi tüketicilerin bu markaları karıştırma ihtimalinin yüksek olduğunu, zira “...” markasının davacı tarafından yaratılmış özgün ve ayırt ediciliği yüksek bir marka olup, yıllardır kullanıldığından tüketiciler tarafından iyi bilindiğini, dava konusu edilen “...” ibaresinin davacı dışında bir kişi/kuruluş tarafından kullanılması halinde bu kişi/kuruluşun davacının tanınmış markasının ününden haksız bir yarar elde etmesi veya davacının markasının itibarına zarar vermesi ihtimallerinin yüksek olduğunun kabulünün gerektiğini, davacı tarafından yaratılmış orijinal “...” markasına bu derecede benzeyen bir markayı tescil ettirmeye çalışan davalı şahsın kötü niyetli olduğunun ve davacı ile haksız rekabet yapmak istediğinin açık olduğunu beyan ederek, ... ...’nın 29.02.2024 tarihli ve .... sayılı kararının iptaline ve .... sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/5 hükmünün uygulanmasını gerektirecek şartların oluştuğunu ve dahi davalı şahsın kötü niyetli olduğunu da ispat edilemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, ayrıca davacının “...” markasının terliklerde kullanıldığını, davalının ise saat üretmekte olduğunu, bu yüzden de dava konusu edilen “...” markasında geçen “y” harfinin akrep, yelkovan ve saniye çubuğunu temsilen şekillendirilmiş olduğunu, ayrıca taraf markalarının farklı emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, ... ... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı şahsın 10.06.2022 tarihinde, 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflara giren emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun ... tarafından tescil edilmek üzere 27.06.2022 tarihli ve 399 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanına davacı tarafın SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve ..... sayılı markalarının tescilli olduğu tüm emtialarda kullanımının ispat edilmesini talep ettiği, davacının bu talebe cevaben marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu, davacının itirazının ....’nın 09.06.2023 tarihli ve .... sayılı kararı ile, mesnet alınan tüm markalar ve tüm gerekçeler yönünden reddedildiği, aynı kararda davacının, davalının kullanım ispatına muhatap markalarının kullanıldığının yeterli delil ile ispat edilemediğinin değerlendirildiği, itirazı reddedilen davacının itirazını aynı markalara ve aynı madde hükümlerine dayalı olarak tekrar ettiği, bu itirazın da ...’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 29.02.2024 tarihli ve .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; KULLANMAMA DEF’İ: Davalı taraf, ... nezdinde dosyaladığı karşı görüşlerde davacının itirazlarına mesnet aldığı muhtelif markalarının kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir. Zira; 6769 sayılı SMK, tescilli marka hakkı sahibine markasını ciddi olarak kullanma yükümlülüğü getirmiş, 556 sayılı KHK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca doktrine ve Yargıtay içtihatlarına yerleşmiş olan “marka sahibinin markasını Türkiye’de ve ciddi olarak kullanma yükümlülüğü”nü 9/1-2, 19/2, 25/7 ve 29/2 maddelerinde açıkça ve lafzen de ifade ederek, tartışmasız bir biçimde marka hukukumuza yerleştirmiş, şartları varsa; daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olmakla beraber piyasada kullanılmayan markaların, salt tescilli olmaları nedeniyle yeni başvuruların tescil edilmesini engelleme ya da sonraki tescilleri hükümsüz kıldırma, bir diğer tabir ile “marka çöplüğü yaratma” imkanı ortadan kaldırılmıştır. Böylece kullanılmayan tescilli markaların yeni girişimcilere engel olmalarının önüne geçilmiştir. Yine bu sayede tescilli markaların piyasada daha etkin ve aktif olarak kullanılmaları teşvik edilmiştir. Mevzuatta geçen “ciddi biçimde kullanım”ın ne olduğu mevzuatın lafzında açıklanmamış ise de, ... tarafından yayımlanan 2017 tarihli “Kullanımın İspatı Kılavuzu”nda bu kavramla, “markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması”nın kastedildiği anlaşılmaktadır . Bu kavramla sembolik bir kullanımın ötesine geçen bir kullanım arandığı görülmektedir. Ciddi kullanımın kanıtlanması için kesin bir ölçüt koymak mümkün olmamakla birlikte markanın rekabete uygun ve en azından potansiyel olarak marka sahibinin faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde ve iç pazarda yer elde edebilecek seviyede kullanılması gerekir. Beklenen davranış, anılan markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurallara uygun, düzenli, aralıksız ya da kanundaki ifadesiyle “ciddi” kullanımını kanıtlamasıdır. Markanın ciddi şekilde kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken, markanın ve marka sahibi işletmenin birtakım özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin telaffuzu, akılda kalıcılığı, dikkat çekiciliği, mal ya da hizmeti karakterize edici yanları zayıf olan bir marka için kullanımın oldukça yoğun olması gerekebilir. Bunun yanında marka sahibinin faaliyet alanının genişliği veya darlığı, ürettiği mal veya hizmetlere duyulan gereksinimin derecesi, işletmenin hacmi ve benzeri durumlar kullanımın biçim ve şartlarına etki edebilir. “Kullanma” kavramından ne anlaşılması gerektiği kısmen SMK’nın 9. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izniyle kullanılması kullanma olarak kabul edilir. Markanın medya ilanlarında yer alması, markayla ihalelere girilmesi, promosyonların yapılması, faturalarda markaların işletme adından farklı ve işletme adında yer alan marka unsuru öne çıkacak şekilde markasal kullanılması gibi markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun kullanma halleri de SMK m. 9 hükmü anlamında kullanım olarak değerlendirilmektedir. Kullanımın ispatına ilişkin 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgiler ile bilgi ve belgeleriyle ispat edilebileceği ifade edilmiştir. Yine aynı Kılavuzda, faturaların güçlü deliller olmalarının yanı sıra reklam, tanıtım ve promosyon çalışmaları ve bu çalışmalara ilişkin harcamaların kullanım ispatı sunulan markaya yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğu ifade edilmektedir . Bu kapsamda her marka için tescilli olduğu mal ve hizmetin türü ve miktarı, temel işleve uygun kullanılıp kullanılmadığı, hitap ettiği müşteri çevresi, marka sahibinin tutumu ile benzer işletmelerin tutumu kendi şartları dâhilinde ciddi kullanımın oluşup oluşmadığı yönünden incelenmelidir. Markanın en temel kullanımı, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerde, tescil belgesinde yazılı olduğu, resmedildiği, gösterildiği gibi kullanılmasıdır. Markanın faturalarda, internette, kataloglarda, gazete ilan ve reklamlarında kullanılması da kullanma olarak kabul edilir. Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetle ilgili olmak kaydıyla markanın reklam ve tanıtımının yapılması, markayı taşıyan mal ya da hizmetin bir dergi, gazete ya da televizyonda yayınlanması da markanın kullanımı olarak kabul edilir. Markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Markanın birtakım mal veya hizmet bakımından kullanılması, sadece kullanımın gerçekleştiği mal veya hizmet için markayı ayakta tutar. Kullanılmayan mal ve/veya hizmet yönünden markanın iptal koşulları oluşur ve/veya markanın koruma kapsamı/korunduğu emtialar azalır. Yani; markanın benzer mal/hizmetlerde de iptal edilememesi ve/veya benzer markalara karşı korunabilmesi için bu ürünler bakımından da kullanımın ayrıca ispatı gerekir. Bu nedenle, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerle aynı alt grupta olsa bile, hangilerinin kullanıldığı, hangilerinin ise kullanılmadığı tek tek belirlenmelidir. Ayrıca, davalının kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 19/2 hükmüne göre, davacının kullanmama def’ine muhatap davacı markalarının, dava konusu edilen markanın başvuru tarihinden en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Davacının, davalının kullanım ispatı talebine muhatap markalarının tescil tarihlerinin, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 10.06.2022 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 10.06.2017 tarihinden önce olduğu tespit edildiğinden, davacının bu markalarının davalının kullanım ispatı talebine muhatap olabileceği, Somut olayda, incelenmesi gereken hususlar, davacının .... sayılı markalarının; Davacı tarafından, Tescilli olduğu emtialarda, Türkiye sınırları içerisinde, Ciddi bir şekilde, Markasal hüviyette, 10.06.2017-10.06.2022 tarihleri aralığında ve Tescillerine uygun olarak kullandığının ispat edilip edilemediği, noktalarında toplanmaktadır. Davacı taraf, marka işlem dosyasına, markalarının kullanımına ilişkin herhangi bir delil sunmamış olduğundan , ... kararının iptali talepli dava özelinde, davacının itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markalarına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki bir korumadan yararlanamayacağı, İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ: 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Davacının bir kısım markaları, renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma markalardır, diğer markaları ise, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmış kelime öbeklerini ihtiva eden kelime markalarıdır. Davacının kelime markalarında, uyuşmazlık konusu edilen “...” ibaresi, İngilizce veya Türkçe’de yerleşik birer anlamı haiz tasviri/tanımlayıcı ibarelerle veya “hayat bu ya!”, “her yaşa her ayağa” gibi sloganlarla birlikte kullanılmıştır; her ne kadar bu ibareler ve “...” kelimesi aynı yazım karakterindeki aynı puntolarla yazılmış ise de, tasviri/tanımlayıcı niteliği haiz bu ibarelerin işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının düşük olduğu ve dolayısıyla da davacının sırf kelime markalarında, markasal hüviyette esas koruma altına alınmış olan unsurun “...” ibaresi olduğu, Davacının bir kısım markalarında ise “...” ibaresi ya çok küçük puntolarla yazıldığından ya da işaretin genel görünümüne hâkim şekillerin arasında kaybolduğundan, davacının bu markalarının özelinde, “...” ibaresinin görsel açıdan baskın hüviyette algılandığının söylenemeyeceği, davacının bir kısım karma markalarında ise, işaretlerde kullanılmış olan basit şekil unsurlarının, işaretlerin markasal hüviyette ayırt ediciliklerine katkısının, büyük puntolarla yazılmış “...” ibaresi kadar baskın olmadığı değerlendirilmektedir, zira; böyle basit şekil unsurları yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur” . Ayrıca; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir . Sonuçta; davacının bir kısım markaları hariç, davasına/itirazlarına mesnet aldığı tüm markalarında esas unsurun “...” ibaresi olduğu, Dava konusu edilen marka da, kelime markası hüviyeti ağır basan bir işarettir; işarette dikdörtgen şeklindeki siyah renkli bir zemin üzerine beyaz renkli ince harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde, “...” ibaresi yazılmış ve bu ibarenin “y” harfi, bir saatin akrep, yelkovan ve saniye göstergeleri biçiminde tasarlanmıştır. Davacının bir kısım karma markalarında olduğu gibi, bu işarette de kelime unsurunun “görünümden daha yüksek sesle konuştuğu”, işaretin kelime unsurunun da, bütünleşik olarak algılandığı ve dolayısıyla “...” ibaresinin, bir bütün halinde markanın esas unsuru olduğu, Somut uyuşmazlık, taraf markalarında esas unsur konumunda kullanılmış olan “...” ve “...” ibarelerinin mevcudiyetinin, markaları birbirleriyle benzer kılmaya yetip yetmediği hususunda toplanmaktadır. Zira; “...” kelimesi, “...” kelimesinin orta kısmına “-ik” harflerinin yerleştirilmesiyle oluşturulmuş bir ibaredir. Aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle “benzer işaretler/sözcükler” sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Taraf markalarında geçen “...” ve “...” kelimelerinin, Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen yabancı dillerde yerleşik birer anlamı yoktur; dolayısıyla, taraflarca yaratılmış olan bu orijinal kelimelerin markasal hüviyette ayırt edicilikleri yüksektir. Ayrıca; davacı tarafın dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, “...” markasının davacı tarafından Türkiye geneline yaygın ve yoğun bir biçimde, başta “terlikler” olmak üzere ayak giysilerinde yıllardır kullanılıyor olduğu ve tüketici nezdindeki ayırt ediciliğinin yüksek ve davacı/davacının ürünleri ile özdeş olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden markaları özelinde, taraf markalarında yer alan harflerin ve dizinlerinin ortaklığından hareketle, taraf markalarının benzediği, bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gözetildiğinde, davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması”nın ihtimal dahilinde olduğu, Taraf markaları arasında görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da net bir sonuç vermektedir; bu ibarelerin, aynı harfleri aynı dizin içerisinde ihtiva etmesi ve farklı olan “-ik” harflerinin davalının markasının ortak kısmında yer alması nedeniyle markaların okunuşları, yani kulakta bıraktıkları “tını”ları da benzerdir. İşaretlerin kavramsal açıdan karşılaştırılması neticesinde de; karşılaştırılan işaretlerin, yukarıda da değinildiği üzere, yerleşik/bilinen bir anlamı olmayan yakın benzer bir ibareyi ihtiva etmeleri nedeniyle tüketicinin zihninde farklı birer algı oluşturmadıkları, yani kavramsal açıdan da farklı olmadıkları, Bütün bunlara göre; somut olayda, davacının .... sayılı markaları hariç, taraf markaları arasında görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle bu mal veya hizmetlerin; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Davalının markasının kapsamına giren 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflardaki emtialar yönünden davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalar tescilli değildir. Davacının markalarının tescilli olduğu ve korunduğu, 18, 25 ve 35. Sınıftaki emtialara bakıldığında; bunlardan “giysiler” ile 24. Sınıfa giren “dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar”ın, “ev tekstil ürünleri” ile “terlikler”in düşük seviyede de olsa benzer emtialar olarak nitelendirilebileceği, Davacının hem ... kararının iptali hem de hükümsüzlük talepli davaları kapsamında incelemeye dahil edilebilen .... sayılı markalarının, 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflara giren emtialar dahil, 01-34. Sınıflara giren tüm emtiaların satışı hizmetleri yönünden tescilli olduğu ve korunduğu , bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”30. ANCAK; Yargıtay’ın yeni tarihli kararlarında ; 35/5. Sınıfta genel mağazacılık hizmeti açısından tescilli olma durumunda markaların SMK m. 6/1 hükmü kapsamında değerlendirilmesi esnasında, marka işlem dosyasındaki kayıtlara göre söz konusu markaların fiilen satışa sunulan alt ürün grupları dikkate alınarak sınıfsal benzerliğin değerlendirilmesi ve söz konusu mağazacılık hizmeti bakımından “çoğun içinde az da vardır” uygulaması dikkate alınmaksızın fiilen satışa sunulan ürünler gözetilerek bu alt sınıf bakımından emtia karşılaştırılması yapılması gerektiği içtihat olunmuştur. Davacının gerek ... marka işlem dosyasına, gerekse huzurdaki dava dosyasına sunmuş olduğu belge ve deliller arasında, davacının 24. Sınıfa giren herhangi bir emtianın satışı/mağazacılığı hizmetleri yönünden faaliyet gösterdiğine dair hiçbir belge/delil bulunmamaktadır. Yani; davacı taraf, yukarıda alıntı yapılan Yargıtay içtihadında aranan, fiili kullanıma ilişkin durumun tevsik şartını, davalının markasının kapsamında kalmış olan 24. Sınıfa giren emtialar yönünden yerine getirememiştir. Dolayısıyla; davacının 35. Sınıf kapsamında genel mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli olan ....sayılı markalarının, 24. Sınıfa giren emtiaların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden korunamayacağı, Davacının hem ... kararının iptali, hem de hükümsüzlük talepli davalarına mesnet alınabilen muhtelif markaları özelinde, davalının markasının kapsamına giren “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta düşük seviyede de olsa emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir33. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflara giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu ürünlerin sık satın alınan ürünler olmadığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, tüketicilerin bu ürünleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/ özen seviyelerinin düşük olmadığı, tüketiciler, söz konusu ürünleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını vermektedir. Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici34/müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; davacının .... sayılı markaları hariç, davasına/itirazlarına mesnet aldığı “...”lı markaları ile dava konusu edilen marka arasındaki harflerin ve dahi dizinlerinin ortaklığının, markalar arasında görsel/fonetik/kavramsal açılardan benzer yarattığı değerlendirilmiştir. Taraf markaları arasındaki bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları da göz önüne alındığında, davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerlikler nedeniyle, davalının markasının, davacının markalarının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, diğer taraftan; davacının muhtelif markaları özelinde, davalının markasının kapsamında kalmış olan “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” yönünden somut uyuşmazlıkta düşük seviyede de olsa emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, her ne kadar emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri düşük olmasa da, söz konusu emtialarda “.../...”lı işaretlerin/tanıtma vasıtalarının markasal hüviyette farklı kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılması halinde alıcıların/ tüketicilerin söz konusu ürünlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma/iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, kapsamında kalan bu emtialar yönünden, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, Somut uyuşmazlıkta, davacının muhtelif markaları özelinde , taraf markaları arasında, davalının markasının kapsamına giren “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” yönünden, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİASI: Davacı taraf; dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının kapsamına giren 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflara giren (“terlikler” dışındaki) emtialarda, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmadığı, bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın kapsamına giren emtialar yönünden tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, TANINMIŞLIĞI İDDİALARI: Her ne kadar davacı taraf tanınmışlık iddialarını, “...” markasının ... tarafından 27.12.2011 tarihli bir karar ile “terlikler” yönünden “tanınmış marka” statüsüne alınmış olmasına dayandırmakta ise de, Yargıtay’ın yeni tarihli içtihatlarında , herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla; davacının, sadece, on yıldan fazla bir süre önce ... nezdinde dosyalamış olduğu bir tanınmışlık başvurusunun kabul edildiği hususuna dayalı olarak somut uyuşmazlıkta “tanınmış marka” statüsünden yararlanmasının mümkün olmadığı, davacının dava/marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, günümüz itibariyle davacının “...” markasına ne kadar yatırım yaptığı, bu markayı ne kadar tanıttığı, tüketiciler nezdinde bu markanın bilinirliği ve diğer sektör markaları arasındaki yeri vs. anlaşılmadığından, davacının “tanınmışlık” iddiasının dava konusu edilen markanın tesciline/hükmüne etkisinin/engelinin olamayacağı, ayrıcada; davacının “...” markasına dayalı olarak SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının davaya konu markasının, davacının markasının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluştuğunun ya da oluşma ihtimalinin bulunduğunun ispatlanmış olması gerekir. Davacının .... 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimaline dair marka işlem ve/veya dava dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu görülmektedir. Davacının markasının “terlikler” yönünden “tanınmışlık” düzeyine ulaşmış olması, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmez. Tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki/tanınmış markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir51. Bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ve mantıklı argümanlarla ortaya konulmalıdır, şöyle, ki; davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/5 maddesinde sayılan durumların ortaya çıkmasının gerçekten olası olduğu yönünde bir kanaat hâsıl olmalıdır. Dava konusu edilen markanın 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflara giren emtialarda kullanılması halinde bu koşulların gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı/ispatlanamadığı düşünülmüş, davacının “tanınmışlık” iddiasının dava konusu edilen markanın tesciline/hükmüne etkisinin/engelinin olamayacağı, TİCARET UNVANINA DAYALI HAK İDDİASI: Davacının SMK m. 6/6 hükmü kapsamında ticaret unvanının ayırıcı unsuruna dayanabilmesi için, herşeyden önce, ticaret unvanının ayırıcı unsurunu, dava konusu edilen markanın kapsamına giren 09, 14, 20, 21, 24 ve 27. Sınıflardaki emtialarda fiilen kullanıyor olduğunu ispat edebilmesi gerekir. Ancak; davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu beyan ve delillerden, davacının faaliyet alanının “terlikler” anlaşılabildiğinden, davacının ticaret unvanının ayırıcı unsurunun himayesinin, sadece ticari faaliyet gösterdiği emtialar açısından yapılması gerektiğinden, davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddialarının dava konusu markanın, kapsamına giren emtialar bakımından tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,

KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Davalının “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, Netice itibariyle, Davacının, dava konusu edilen markanın .... sayılı markalarının kullanımı, marka işlem dosyası kapsamında tevsik edilemediğinden, ... kararının iptali talepli dava açısından, davacının bu markalarının SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki bir korumadan yararlanamayacağı, Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, Davacının hem ... kararının iptali, hem de hükümsüzlük talepli davalarına mesnet alınabilen muhtelif markaları özelinde, davalının markasının kapsamında kalmış 24. Sınıftaki“Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta düşük seviyede de olsa emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, bahsi geçen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken düşük olmadığı, bu tespite rağmen, hem .... kararının iptali hem de hükümsüzlük talepli davalar yönünden, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan ve dava konusu edilen 24. Sınıftaki“Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” yönünden, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin (kısmen) bulunduğu, Davacının “gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık” ve “ticaret unvanından doğan hak” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, “Kötü niyet” iddialarının ispat edilemediği, Dava konusu edilen 20.02.2024 tarihli ve .... kararının, 24. Sınıftaki“Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” yönünden hukuka aykırı olduğu, Dava konusu .... sayılı markanın 24. Sınıftaki“Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, .... sayılı kararının 24. Sınıf "dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar, ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular" bakımından iptaline, Davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 9.068,40.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.16.01.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 488,40.-TL Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL P.P : 580,00.-TL TOPLAM : 9.068,40.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/204, K. 2025/16, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-204-e-2025-16-k-fbaf7ca75a9f