İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/194 E. 2025/1181 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/194
- Karar No
- 2025/1181
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/194 Esas KARAR NO : 2025/1181 Küçükçekmece İcra Dairesi : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/02/2024 KARAR TARİHİ : 29/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında alım-satımdan kaynaklı ticari ilişki olduğunu, satış işlemlerinin tamamının döviz üzerinden gerçekleştirildiğini, müvekkili firma ... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından borçlu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 29.09.2022 - 27.10.2023 tarihleri arasını kapsayan cari hesap ekstresinden kaynaklanan 13.993,39-USD (1USD = 28,6392 -TL= 400.759,49-TL) 'nin borçlu olduğunu, borcun tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını ve davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek, izah olunan ve re’sen dikkate alınacak hususlar ışığında fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak İİK’nın m. 257 ve devamı maddeleri uyarınca (dava değeriyle sınırlı olacak şekilde) davalı/borçlunun menkul-gayrimenkul malları ve 3.kişilerde bulunan hak ve alacakları ile ilgili olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, Sayın mahkemece yapılacak yargılama neticesinde huzurdaki davanın kabulü ile birlikte, İtirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile Müvekkili Şirket'in tedarikçisi davacı şirket arasında uzun süredir devam eden malı alım-satım ilişkisine dayanan ticari bir ilişki söz konusu olduğunu, satış işlemlerinin tamamı Türk Lirası üzerinden gerçekleştirdiklerini, nitekim taraflar arasında da kur üzerinden ödeme yapılacağına dair herhangi bir anlaşma söz konusu olmadığını, tedarikçi tarafından yansıtılan mal alım satım faturalarına belirli dönemlerle ödemeler yapılıp şirket carisine işlenmekte olduğunu, 27.10.2023 tarihinde tedarikçi davacı şirket tarafından .... Nolu 127.922,27 TL faturanın müvekkili şirkete yansıtılmasıyla davaya konu uyuşmazlığın doğduğunu, bahse konu faturaya dek sağlıklı bir ticari ilişkinin olduğunu, ancak müvekkili şirketin alacaklıyı zarara uğratmak maksadıyla yansıtılmış bir kur farkı faturasının söz konusu olmadığını, bu faturanın Büyükçekmece ... Noterliğinden ... Yevmiye Numaralı 30.10.2023 tarihli ihtarname ile cari hesap doğrultusunda noterlik aracılığıyla iade edildiğini, haksız alacağı konusunda ısrarcı olan ... Tekstil firmasının kur farkı talebine istinaden önce Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... Esası ile icra takibi ikame edildiğini, itiraz sonucunda yetkisizlik nedeniyle dosyanın Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esasına kaydedildiğini, müvekkili şirketin cari hesap esktresinde ... Tekstil'in müvekkil şirketten 400.759,49 TL alacağının görünmediğini, açılan icra takibine haklı şekilde itiraz ettiklerini, akabinde zorunlu arabuluculuk görüşmeleri neticesinde eldeki davanın davacı tarafından ikame edildiğini, ancak ... Tekstil'in müvekkili şirketten dava tutarı kadar bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının müvekkili şirketi zarara uğratmak maksadıyla haksız ve kötüniyetli olarak kur farkı alacağını da dahil ederek eldeki davayı ikame ettiğini, bu sebeple kötüniyetli icra takibi ve davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. DELİLLER : Küçükçekmece İcra Dairesi ’nün .... esas sayılı dosyası, Büyükçekmece ... Noterliği, İstanbul Defterdarlığı, Avcılar Vergi Dairesi, Beylikdüzü Vergi Dairesi yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Başlatılan Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazında; Müvekkili şirketin adresinin Küçükçekmece Adliyesi sınırlarında olduğunu, takibe yetki yönünden itiraz ettiklerini, ayrıca, alacaklı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine, ödeme emrine, ödeme emrinin dayanaklarına, yetkiye, işbu icra takibinde gösterilen borca, borcun aslına, işlemiş/ işleyecek faize, faiz oranına, fer'ilerine itiraz ettiklerini, beyan etmiştir. Davalı vekili Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; Alacaklı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine, ödeme emrine, ödeme emrinin dayanaklarına, işbu icra takibinde gösterilen borca, borcun aslına, işlemiş/ işleyecek faize, faiz oranına ,fer'ilerine itiraz ettiklerini, itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Büyükçekmece .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ve Küçükçekmece İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 13.993,39 USD asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 05.04.2025 tarihli raporunda; dosya kapsamında verilen görev neticesinde yapılan incelemelerde; Davacı, davalı adına .... nolu “KUR FARKI” açıklamalı 127.922,27.-TL bedelli Kur farkı faturasını davalı adına keşide ettiğini, Davalı .... tarafından ... Teksil’e 30.10.2023 tarihinde Büyükçekmece ... Noterliği’nin ... yevmiye nolu ihtaramesi keşide edildiğini, 27.10.2023 tarihli faturaya 30.10.2023 tarihinde düzenlenen ihtarname ile yasal süresinde itiraz edildiğini, Takip tarihi olan 04.01.2024 tarihinde davacı defterlerine göre davalı, 13.993,39.-USD karşılığı 393.958,71.-TL bakiyesine sahip olduğunu, Farka sebep kur farkı faturası düzenlenmeden önce davacının yine 13.993,39.-USD kadar alacaklı durumda olduğunu, değerleme yapıldığı için dövizli alacağın TL karşılığının 266.036,44.-TL iken yapılan değerleme ile 393.958,71.-TL olduğunu, 4.6. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin döviz üzerinden yapılmış olması, asıl faturada açıkça döviz karşılığının belirtilmesi ve döviz karşılığının süresinde ödenmemesinin gerektiğini, Dosya kapsamında, taraflar arasında yapılmış yazılı bir sözleşmeye rastlanılmadığını, Taraflarca daha önce düzenlenmiş kur farkı faturası olmadığı ve teamül oluşmadığının anlaşıldığını, Davalı adına keşide edilen faturaların dövizli faturalar olduğunun görüldüğünü, Davalı adına keşide edilmiş olan faturalarda döviz karşılıklarının belirtildiğini, Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu; Kur farkı faturası, döviz cinsinden işlem yapan işletmelerde faturanın kesim zamanı ve faturanın tahsil edildiği tarih arasında belirli bir süre geçtiği için oluşan kur farkı için düzenlenen fatura olduğunu, Kural olarak Dövizli faturanın yasal defterlere TL olarak kaydedildiğini, dövizli işlemin döviz karşılığının da kayıtlarda yer alması gerektiği ve fakat para cinsi bakımından oluşan farkların giderilmesi için bu fatura oluşturulup ve kur farkı faturasını, TL hesabında lehine para kalan tarafın kesmesi gerektiği, Somut olayda davacı, davalı adına kur farkı faturasını keşide ettiği tarihte davalıdan alacaklı durumda olduğu, dolayısıyla davacının kur farkı faturası düzenlenmesi gerektiğini, Aslında kur farkı faturasının, yasal defterlerde TL bakiyeyi kapatmak için düzenlendiğini, Dövizli veya dövize endeksli bir işlemin ödemesinden sonra TL bakiye kalırsa bakiyenin kur farkı faturası düzenlenerek kapatılması gerektiğini, özetle kur farkı faturası bir nevi düzeltme işlemi olduğu, Söz konusu fatura düzenlenmeden önce davacı 13.993,39.-USD karşılığı 266.036,44.-TL kadar alacaklı durumda olduğu, iş bu fatura ile güncellenen TL değer ile davacının alacağının 13.993,39.-USD karşılığı 393.958,71.-TL olduğu, Davalının, davacı ile olan ticari ilişkisinde; Davalı adına döviz tutarlı faturalar keşide edildiği, TL olarak ödendiğini, Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve daha önce kur farkı faturası da düzenlenmemiş olduğu, teamül oluşmadığını, Diğer yandan davalının, borcuna karşılık en son 10.03.2023 tarihinde ödeme yapmış olduğunu, davacı adına 27.03.2023 tarihinde iade faturası keşide ettiğini ve davacıya olan borcunu hiçbir tarihte tamamen kapatmadığını, ülkemizdeki dalgalı kur sisteminden kaynaklı davacının zarar ettiğini ve davalıdan olan alacağını tahsil edemediği için iş bu faturayı düzenlediğinin anlaşılmakta olduğunu, anlatılanlar ışığında; Sayın Mahkeme davacının haklı olduğu kanaatinde ise 04.01.2024 takip tarihinde 1 USD: 29.8377*13.993,39.-TL = 417.530,57.-TL davalının borçlu olması gerektiğini, Sayın Mahkeme davalının haklı olduğu kanaatinde ise; 266.039,05.-TL olması gerektiğini, bildirmiştir. Bilirkişi 22.07.2025 havale tarihli ek raporunda; 05.04.2025 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen hesaplamalara, davacı ve davalı vekillerince yapılan itirazlar doğrultusunda, itiraz konularını değerlendirerek yeniden hesaplama yapılması istemi üzerine, Davacı Vekilinin İtirazlarında; Alım‑satım işlemlerinin tamamı döviz (USD) üzerinden yapıldığını, dolayısıyla zamanında ödenmeyen faturaların kur farkı alacağı doğuracağını, önceki bir kur farkı faturası düzenlenmemiş olsa da, ticaret hayatının olağan akışı içinde kur farkı faturası keşide edilmesinin tabiî olduğunu, 27.10.2023 tarihli kur farkı faturasının (127.922,27 TL) ve 04.01.2024 tarihinde başlatılan 13.993,39 USD‘lik ilamsız takipte bu tutarın kabulünün gerektiğini talep ettiği, Davalı Vekilinin İtirazlarında; Taraflar arasında döviz üzerinden ödeme yapılacağına ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunmadığını, faturaların ve cari hesap kayıtlarının TL üzerinden tutulduğunu, ödemelerin TL olarak yapıldığını, kur farkı tonu talebinin hukuka aykırı olduğunu, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, 27.10.2023 tarihli kur farkı faturasının ihtarname ile iade edilerek itiraz edildiğini ticari ilişkide zararı azaltma yükümlülüğünün davacı tarafından ihlal edildiğini, 60.000 TL ve 250.000 TL’lik toplu ödemelerin kabul edildiğini, bu nedenle kur farkı talebinin reddinin gerektiğini talep ettiği, İnceleme ve Değerlendirme Faturalama ve Kayıtlar: Dosya kapsamında ibraz edilen alış faturaları USD üzerinden düzenlendiği, ancak bu faturalar yasal defterlere TL karşılığı ile kaydedildiğini, ödemelerin TL cinsinden yapıldığını, cari hesap bakiyelerinin TL olarak izlendiğini, Sözleşme/Teamül: Yazılı bir döviz ödemesi hükmü içeren sözleşme veya daha önce keşide edilmiş kur farkı faturası bulunmadığını, dolayısıyla teamül oluştuğunun söylenemeyeceğini, Kur Farkı Faturası: Kur farkı faturasının, dövizli işlemde TL bakiye kalması ve bu bakiyeyi kapatma amacıyla düzenlenen düzeltme faturası olduğunu, tecditen düzenlenen 27.10.2023 tarihli kur farkı faturasının, davacı tarafından keşide edilmiş, davalı tarafından yasal süre içinde ihtarnâme ile iade edildiğini, Yargıtay İçtihatları: Ücretli döviz borcunun TL’ye dönüşebilmesi için sözleşme veya teamülün varlığı veya mahkeme kararıyla kabul edilen kur üzerinden ödeme yapılması gerektiğini, Mahkeme kararı veya taraf mutabakatı ile kabul edilen kur, borcu TL cinsinden sona erdirdiğini, Yeniden Hesaplamada; Dava konusu asal alacak: 13.993,39 USD Takip tarihi: 04.01.2024 04.01.2024 döviz kuru (CBRT günlük kurları uyarınca): 1 USD = 29,8377 TL USD tutarının TL karşılığı: 13.993,39 USD × 29,8377 TL/USD = 417.530,57 TL (09.05.2023 tarihli mutabık bakiye: 266.039,05 TL) Sonuç ve Kanaat Yukarıdaki değerlendirme ve yeniden hesaplama neticesinde; Davalının borçlu olduğuna karar verilirse: 04.01.2024 takip tarihi itibarıyla 13.993,39 USD tutarındaki asıl alacağın TL karşılığı 417.530,57 TL olarak hesaplandığı, Davalının itirazı yerinde görülürse; 09.05.2023 tarihi itibarıyla cari hesap mutabakatına göre bakiye 266.039,05 TL olarak tespit edildiğini, bildirmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 99. Maddesi- "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesini içermektedir. Yabancı para borçları, yabancı paranın mutlaka yabancı para birimiyle ödenmesinin gerekli olup olmadığına göre gerçek – gerçek olmayan yabancı para borçları olarak ikiye ayrılmaktadır. Buna göre yabancı para borçlarında borçlu kural olarak, borcunu borçlandığı yabancı para birimiyle değil, bunun TL karşılığını ödeyerek de borcundan kurtulabilir. Bu hususta bütün ülkelerin iç hukuklarında bu yönde düzenlemeler bulunmaktadır. Fakat borçluya verilen, yabancı para borcunu isterse ifa yerinin milli para birimiyle ödeme biçimindeki seçimlik yetki, emredici bir nitelik taşımaz. Taraflar dilerse, borcun mutlaka kararlaştırılan yabancı para birimiyle ifa edilmesi gerektiğini de kararlaştırabilirler. Mutlaka yabancı para birimiyle ifası gereken, borçlunun ifa yeri milli para birimiyle ödeme yapma yetkisinin bulunmadığı yabancı para borçları, gerçek, efektif yabancı para borçları olarak anılmaktadır. Borçlar Kanununun 99/II hükmünden, yabancı para borcunun, gerçek yabancı para borcu olarak kararlaştırılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. Bu tip yabancı para borçlarında borçlunun TL üzerinden ödeme teklifinde bulunması karşısında, alacaklının bu teklifi reddetmesi, bu davranışın dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı sürece onu alacaklı temerrüdüne düşürmez. Gerçek olmayan bir başka anlatımla mutlaka yabancı para birimiyle ifası gerekmeyen yabancı para borçları yönünden ise ifa 2. ve 3. Fıkralarda düzenlenmiştir. Öncelikle maddenin 2. Fıkrasında geçen "ödeme günü" borcun fiilen ödendiği günü değil, borcun vadesini yani muaccel olduğu günü ifade etmektedir. 2. Fıkra hüküm borçluya, yabancı para borcunu “ödeme günündeki” TL karşılığı üzerinden ödeme biçiminde bir seçimlik yetki vermektedir. Buna göre, borçlu kural olarak yabancı para borcunu dilerse aynen (yabancı para birimiyle), dilerse vade/ muacceliyet tarihi / ödeme tarihindeki TL karşılığı üzerinden ödeyebilir. Alacaklının bu aşamada borçlunun bu kararına karşı çıkma imkanı yoktur. Borçlunun TL ödeme teklifinin alacaklı tarafından reddi, alacaklıyı alacaklı temerrüdüne düşürür. Alacaklının, borcun yabancı parayla ödemesini isteme hakkı ise yoktur. 6098 sayılı yeni Borçlar Kanununun 99/III hükmü gereğince ise “borcun ödeme gününde ödenmemesi” üzerine alacaklının bazı seçimlik hakları ortaya çıkmaktadır. TBK 99/3. Fıkrasında geçen "Borcun ödeme gününde ödenmemesi"nin anlamı üzerinde de durmak gerekmektedir. Doktrinde 818 sayılı Kanunun 83/III hükmünde geçen vadede ödenmeme ifadesi, muacceliyeti değil, temerrüdü ifade eder. Buna göre, alacaklının seçimlik hakkının doğması için, borcun muaccel olması yeterli değildir, aynı zamanda borçlunun temerrüdünün de oluşması gerekir. Zira borcun muaccel olması üzerine ihtarda bulunmadığı için temerrüdün doğumunu sağlamayan alacaklıya, BK. m.83/III’deki ek olanaklarının tanınması gereksizdir. Bu nedenle temerrüt oluşmadığı sürece borçlu, gerçek olmayan yabancı para borcunu muacceliyet tarihindeki kur üzerinden ödeme yetkisini korur. Fakat ihtara gerek olmaksızın temerrüdün oluşacağı durumlarda, diğer koşulları da varsa muacceliyet ile temerrüt aynı tarihte ortaya çıkacaktır. (Yrd. Doç. Dr. Serkan AYAN, Yabancı Para Borçlarının İfası) şu haliyle borçlunun temerrüdü halinde artık TBK 99/3 maddesindeki seçimlik yetkiler alacaklıya geçmektedir. Sonuç olarak Her ne kadar TBK 99 hükmü değişik ve birbiri ile çelişkili anlamalara müsait ise de 2, fıkradaki "ödeme günü" vade/muacceliyet tarihini, 3. Fıkradaki “borcun ödeme gününde ödenmemesi" kavramı ise borçlunun temerrüde düşmesini karşıladığı kabul edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215. Maddesi "1. Bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Bu kayıtlar vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabilir. 2. a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz. " düzenlemesini içermektedir. Bu durumda Türk parası karşılığını göstermek şartıyla yabancı para biriminde göre fatura düzenlenmesinde herhangi bir usulsüzlük ve mevzuata aykırılık yoktur. Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya dövize endeksli bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2008/6163 E-2008/7544 K sayılı kararı) Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Kur farkı düzenlenen temel ilişkide ise asıl alacak miktarı döviz olarak aynı kalmaktadır. Yabancı para cinsinden olan borcun, TL üzerinden düzenlenen çek ile ödenmesi halinde ise kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edileceğinden alacaklı artık kur farkı isteminde bulunamayacaktır. Ancak taraflar arasında kur farkının ödeneceğine yönelik oluşan teamül gereği kur farkı istenebilir. Somut olay irdelendiğinde; Kur farkı alacağının yabancı para alacağı ( döviz) üzerinden düzenlenen faturanın düzenlendiği tarihin kuru ile faturanın tahsil edildiği tarihin kuru arasındaki farktan kaynaklanan ve TL olarak doğan bir alacak olduğu, kur farkı düzenlenen temel ilişkide asıl alacak miktarının döviz olarak aynı kaldığı, kur farkı alacağının ise döviz olarak istenmesi mümkün olmayıp, TL olarak talep edilebilecek bir alacak olduğu, Türk Kanunları'na göre döviz alacağının TL olarak istenmesi mümkün ise de TL olarak doğan alacağın dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığı, davacı alacaklının kur farkından kaynaklanan alacağını ancak ödeme tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak TL olarak isteyebileceği, (Yargıtay 11. HD'nin 26.05.2022 tarih, 2020-694 esas ve 2022-4076 karar sayılı ilamı) TL olarak doğan borcun yabancı para olarak istenilmesi mümkün olmadığından davacı tarafından usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunmadığı, usulüne uygun şekilde takip yapılmış olmasının ise itirazın iptali davası yönünden özel dava şartı olduğu belirlenmekle; HMK 115. madde hükmü gereğince; "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir" hükmü nazara alınarak davanın HMK'nun 114 ve 115. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul BAM 13 HD 2021/63 Esas, 2024/856 Karar) HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Dava şartı yokluğundan davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 4.840,28 TL harcın mahsubuyla bakiye 4.224,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/12/2025
Katip .... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır