İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/17 E. 2025/213 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/17
- Karar No
- 2025/213
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/17 Esas KARAR NO :2025/213
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ:09/01/2024 KARAR TARİHİ:26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24.05.2022 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü hizmet sahası içinde bulunan ... adresinde davalılar tarafından yapılan çalışma esnasında müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin müvekkili şirketin yüklenici şirketi tarafından giderilmiş olduğunu, onarımda sarf edilen malzeme, montaj ve işçilik gibi bedellerin zarar verenden tahsili amacıyla KDV dahil toplam 2.429,99 TL davalılara tahakkuk ettirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine işlemiş faiz dahil olmak üzere 2.553,72 TL'nin tahsili amacıyla.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edildiğini, takibin durduğunu belirterek, davanın kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalıların %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin yerine getirmiş olduğu iş ve işlemlerine dair faaliyetleri gereği icra takibine konu hasarın oluştuğu iddia edilen adreste müvekkil şirkete ait herhangi bir çalışma gerçekleştirilmediğini, gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, bu doğrultuda, müvekkil şirketin davacı alacaklıya karşı borcu bulunmadığını, Müvekkili şirketin gerek yürütmüş olduğu iş ve işlemler gereği şehir merkezlerinde yer altı kazı çalışması faaliyetinde bulunmaması, gerekse icra takibine konu edilen alacağa dayanak hasarın oluştuğu iddia edilen adreste müvekkil şirkete ait haberleşme sistemlerinin yer almaması sebebiyle davalı yana herhangi bir maddi zarar vermesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu imtiyaz çerçevesinde mevzuata uygun olarak faaliyet gösterdiğini, tanzim edilen tutanakta hasar verenin ... ... olarak yer verilmişse de ... ibaresini içeren tüm markaların ... ... Anonim Şirketine ait olduğunu belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; iddia edilen zarardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu mahalde müvekkili şirketin çalışmasının bulunmadığını, dava konusu çalışmaların tamamının ...San. Müh. Aş tarafından yürütüldüğünü, müvekkili şirketin kusuru varsa bile davacının da kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ...San. Mühendislik Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının hasarı ve hasar bedelini ispatlayamadığını, müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, verdiğini, İşbu hasarın meydana geldiği iddia edilen kabloların yönetmeliğe uygun derinlikte döşenmediğini, müvekkil şirket tarafından bölgede gerçekleştirilen tüm çalışmalarda, inşaat işi başlamadan önce ...'den gerekli izinler alındığını, davacı tarafa bu durumun bildirildiğini, kazı yapılacağı zamanlar müvekkil tarafından telefonla aranarak teknik personellerin hazır bulundurulması ve hatların yerinin gösterilmesi istendiğini, buna rağmen davacı tarafından “siz kazınızı yapın” deyip eleman gönderilmediğini, bu nedenle müvekkil şirket çalışanları tarafından çalışmalara başlandığını, çalışmalar esnasında standartların çok dışında ve yüzeyden geçen hatlar nedeniyle arızalar oluştuğunu, davacı tarafın kablolarının yer altına döşenmelerinde kablo döşeme uygulama esaslarında belirtilen derinliklere uyulmaması, teknik şartnamede belirtilen kazı derinliğine uygun hareket etmemesi ve kabloların varlığına dair uyarıcı bant koymaması neticesinde söz konusu hasarların meydana geldiğini, davacı tarafın yüzde yüz kusurlu konumunda olduğunu, icra takibine konu alacak miktarının tespitinin neye göre yapıldığının belli olmadığını belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasının 29/05/2024 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca tarafların tanıklarının dinlenilmesine karar verilmiş olup, 13/11/2024 tarihli celsede dinlenilen davalı ...tanığı ...'ın beyanında:" davalı ...firmasında 2022 tarihinde işe başladım hala orada çalışmaktayım. Ben ... mahallesinde bulunun davaya konu Esenyurtta ki işte sahadan sorumlu mühendis olarak çalışmaktaydım. Bahsettiğim adresteki işte, ...- ... üst iş veren, davalı ... yapı ise alt iş veren olarak çalışıyordu. Biz sahadaki çalışmalarımızdan ...'ın kablolarına zarar vermemek için kazı yapılmadan bir gün öncesinde ...'a bu hususta bilgi veriyorduk. Kendileri bize teknik bir elaman gönderiyorlardı. Gelen bu eleman kabloların yeri ve derinliği hususunda bize bilgi veriyordu. Böylece herhangi bir zarar doğurmuyordu. Ancak ... personeli gelmediği durumlarda kabloların yeri ve derinliği tam olarak bilinemediğinden zaman zaman hasar oluştuğu oluyordu. ...'ın ilgili yönetmelik gereği kablolarını 80 cm derinliğe gömmesi üzerinde kum ve uyarıcı bant bulunması gerekmekte. Ancak hasarın meydana geldiği adreste biz çalışma yaptığımızda ...'ın kablolarının parke taşının yaklaşık 10-20 cm altına yerleştirilmiş olduğunu, ayrıca üzerine kum ve uyarıca bant konulmadığını gördük. ...'ın kabloların yönetmeliğe uygun olarak döşenmemişti. Ayrıca biz hasar olduğunda ... yetkililerine haber veriyorduk. Kendileri gelip bizim açtığımız hasarlı bölgedeki onarımı yapıyorlar sonrasında ise bu bölgenin üstü bizim tarafımızca kapatılıyordu. Ancak buna rağmen ... bize gönderdiği davaya konu masraflar arasında buranın kazılması ve üzerinin kapatılmasına ilişkin alacak kalemlerinin de masraflara eklemişti. Davacı ... kablolarını yönetmeliğe uygun olarak döşeseydi hasar meydana gelme ihtimali yoktu. Çünkü bizim kablolarımız maksimum 50 cm derinliğe yerleştirilmektedir, Tanıklık ücreti talebim yoktur." dediği görüldü. Mahkememiz dosyasının 13/11/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 23/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"19.05.2022 tarihinde ... adresinde davalılardan ... A.Ş. tarafından yapılan kazı çalışmaları neticesinde davacı kuruma ait 4x16 mm2 kesitli yeraltı kablosunun hasar gördüğü ve dava konusu hasarların Davacı kurum ...'ın teknik personelleri tarafından giderilmiş olduğu, Davacı kurum ... AŞ'nin tarafından, hasara uğrayan kablonun ... ... Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları aykırı bir şekilde tesis edilmiş olmasından ötürü, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine konu ... adresinde gerçekleşen hasarın gerçekleşmesinde. Davacı yanın %100 oranında kusurlu olduğu, davalılardan herhangi bir alacağının bulunmadığı, Yüksek Mahkemeniz aksi kanaate varması durumunda ise, Dava konusu olay nedeniyle davacı kurumun dosya muhteviyatına göre talep edebileceği zararının toplam (KDV dâhil) 267,18-TL olduğu ve Yasal faiz talebinin mahkeme heyetince uygun görülmesi durumunda işlemiş yasal faizinin 7,88-TL olduğu Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava, davacıya ait elektrik kablolarına ve altyapıya davalılar tarafından yapılan kazı sırasında zarar verildiğinden bahisle meydana gelen hasar bedelinin davalılardan tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçluların süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde husumet itirazında bulunmuş ise de; mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/1243 Esas, 2021/1490 Karar Sayılı, 07/07/2021 Tarihli "... Davalı ... ... A.Ş. işinin bir bölümünü dava dışı şirketlerle imzaladığı sözleşme ile devir etmiş ise de, yapılan işi kontrol ve denetim yükümlülüğü bulunmakta olduğundan BK'nın 55. maddesi uyarınca adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu, işi istisna sözleşmesi ile diğer davalıya devretmesi nedeni ile sorumluluktan kurtulamayacağı, aksine müteselsilen sorumlu olmaya devam edeceği dikkate alındığında davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde değildir. (Yargıtay4. Hukuk Dairesinin ESAS NO: 2014/18143 - KARAR NO: 2015/14823 sayılı emsal ilamı)" şeklindeki ilamı uyarınca işbu davalının husumet itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Eldeki dava bakımından davacının dava dilekçesinde bildirilen adresinde bulunan altyapısına, kablolarına, davalıların yapmış olduğu çalışma esnasında zarar verildiğinin iddia edilmesi sebebiyle yargılama esnasında tarafların bildirmiş olduğu tanıklar dinlenilmiş, dosya alanında uzman elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle; " 5.1. 19.05.2022 tarihinde ... adresinde davalılardan ... A.Ş. tarafından yapılan kazı çalışmaları neticesinde davacı kuruma ait 4x16 mm2 kesitli yeraltı kablosunun hasar gördüğü ve dava konusu hasarların Davacı kurum ...’ın teknik personelleri tarafından giderilmiş olduğu, 5.2. Davacı kurum ... AŞ’nin tarafından, hasara uğrayan kablonun ... ... Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları aykırı bir şekilde tesis edilmiş olmasından ötürü, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine konu ... adresinde gerçekleşen hasarın gerçekleşmesinde. Davacı yanın %100 oranında kusurlu olduğu, davalılardan herhangi bir alacağının bulunmadığı, Yüksek Mahkemeniz aksi kanaate varması durumunda ise, Dava konusu olay nedeniyle davacı kurumun dosya muhteviyatına göre talep edebileceği zararının toplam (KDV dâhil) 267,18-TL olduğu ve Yasal faiz talebinin mahkeme heyetince uygun görülmesi durumunda işlemiş yasal faizinin 7,88-TL olduğu Sonuç ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüş ve mahkememizce de hazırlanan rapora itibar edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Somut olayda dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak incelendiğinde; davacının altyapısında meydana gelen hasarın kendi kusurundan kaynaklandığı, zararın oluşmasına davalıların eylemlerinin sebebiyet vermediği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların kötüniyet tazminatı talebinin değerlendirilmesinde ise ; İİK m. 67/2 hükmü uyarınca kötüniyet tazminatı, itirazın iptali davası reddedilince alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi durumunda borçlunun istemi üzerine alacaklı aleyhine hükmedilen tazminattır. Kötüniyeti ispat yükü borçludadır, zira TMK m.2 hükmü uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır. Yapılan kontrolde davacının davasının reddine karar verilmiş ise de davalı aleyhine başlatılan takipte davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamamış olması nedeni ile davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yargılama giderlerinden olan ve hazine bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti yönünden yapılan değerlendirmede; dosyaya sunulan arabuluculuk tutanağında mahkememiz yargılamasına konu icra dosyası ile birlikte toplamda 9 farklı icra dosyasına yapılan itirazla ilgili arabuluculuk gerçekleştirildiği, arabulucuk görüşmesine konu her bir icra dosyasının farklı bir yargılamanın konusunu teşkil ettiği (örneğin mahkememizin ... E., v.b) bu nedenle dosyaya sunulan arabulucuk tutanağının dokuz farklı dosya için düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla ve mükerrer tahsilata sebebiyet vermemek için; toplu dosyada birlikte arabuluculuk yapıldığından toplam sarf kararı olan 3.200-TL arabulucuk ücretinden bu dosyaya tekabül eden ücret miktarının 355,56-TL olduğu değerlendirilmiş (3.200/9= 355,56-TL) ve bu miktarda arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davalıların davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 2.553,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 7- Suçüstü ödendiğinden ödenen arabuluculuk ücretine ilişkin olarak; toplu dosyalardan birlikte arabuluculuk işlemi yapıldığından bu dosyaya tekabül eden 355,56 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2025
Katip ... E
Hakim ... E