İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/157 E. 2025/190 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/157
Karar No
2025/190
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T. C. A N K A R A ASLİYE 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR

ESAS NO : 2024/157 KARAR NO : 2025/190

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/01/2017 KARAR TARİHİ : 27/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında akdedilen 25/01/2016 tarihli Ürün Sözleşmesi uyarınca davalıdan kahve üretim işlemi ile ilgili olarak bir çok ürün satın alındığını, söz konusu sözleşme uyarınca makinelerin kurulumunun davalı tarafından 23/07/2016 tarihinde yapıldığını, davalı tarafından IBO-600 Valsli değirmenin de müvekkiline ait işyerinde kurulduğunu, anılan makinenin saatte 600 kg kahve çekirdeği öğütmesi beklenmekteyken taahhüt edilen saatte 600 kg kahve öğütme işleminin yapılamadığı, öğütme makinesinden yanma kokusu gelmeye başladığının görüldüğünü ve bu durumun hemen davalıya bildirildiğini, davalı yanın servis ekiplerinin birkaç kez gelerek servis formu verilmeksizin arızanın giderildiğini bildirdiklerini ancak arızanın bir türlü giderilememesi üzerine müvekkili tarafından satım konusu ürünün ayıplı olup olmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, anılan teknik inceleme sonucunda ürünün ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, davalı tarafından servis formunun sonradan tek taraflı düzenleme çabası içine girildiğini bunun da ürünün ayıplı olduğunu gösterdiğini, ayıplı ürünün iade alınması ve ayıplı maldan doğan zararlann tazmin edilmesi için davalıya ... .... .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 3 iş günü sure verildiğini, davalının söz konusu ürünün ayıplı olduğunu kabul ederek ihtarnamede belirtilen süre içerisinde ürünü iade aldığını, ürünün iade alınmasına müteakip davalı tarafından iade alınan ürünün bedeli de düşülmek suretiyle yapılan cari hesap sonucunda davalı yanın müvekkiline 126.945,78 TL borçlu durumda kaldığını ve bu bedele ilişkin müvekkiline çek ile ödeme yaptığını ancak davalının müvekkilinin ayıplı ürün sebebiyle doğan maddi ve manevi zararlarını karşılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 15/11/2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan servis aşamalarında söz konusu makinede görülen hususların kullanım hatasından kaynaklandığının bizzat yetkililere bildirildiğini ve bu hususun servis raporu ve tutanaklarla da kayıt altına alındığım, davacımn makinedeki topların ayarlarıyla oynaması ve kullanım talimatına uygun kullanmaması nedeni ile daha önce makinenin toplan ayarlanıp gerekli kontroller yaptırılarak müvekkili şirket servisi tarafından tamirinin yapıldığım, ayrıca davacı yanca yaptınlan inceleme sonucu düzenlenen raporda yer alan makineye ilişkin fotoğraflar incelendiğinde; makinenin son derece pis ve bakımsız olduğunun görüldüğünü, makinenin verimli ve güvenli çalışabilmesi için elektrik tesisatının yeni ve yıpranmamış olması, makineyi çalıştıracak elektrik hattının makinenin çalışma ihtiyacım kapsayacak şekilde olması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından müşteri memnuniyeti ve tamamen dürüst ahlaklı ve etik çalışma prensiplerine dayanılarak davaya konu makinenin bizzat davacı şirkete gidilerek teslim alındığını ve alman bedelin davacıya geri ödendiğim ancak makinenin mevcut durumunun üretim/imalat/montaj hatasından değil kullanıcı hatasından kaynaklanması ve ürünün ayıpsız olması sebebiyle davacı yamn zararlarının karşılanması taleplerinin kabul edilmediğim, anılan makinenin hali hazırdaki durumunun tamamen kullanım hatasından ve/veya davacıdan kaynaklanan nedenlerden meydana geldiğinden ürünün mevcut durumu nedeniyle müvekkili şirkete kusur atfedilmesi ve bu bağlamda maddi ve manevi tazminat adı altında talep edilen tutarların müvekkili şirkete yükletilmesinin açıkça usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu ve kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Yargıtay bozma ilamı öncesi Mahkememizce bilirkişiler Mehmet Bilgin, Bülent Aras ve Melek Bolat'tan 26/05/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve 02/11/2018 tarihli ek bilirkişi heyet raporu aldırılmıştır. Mahkememizce verilen 18/02/2019 tarihli, 2017/28 esas ve 2019/135 karar sayılı karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, ... .... .... karar sayılı kararı ile başvurunun esastan reddine dair Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiş, davacı vekili tarafından söz konusu kararın temyiz edilmesi sonrası Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/11/2023 tarih ve 2022/2784 esas, 2023/6740 karar sayılı kararı ile mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş olup, bozma üzerine dosyanın mahkememizin 2024/157 esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay bozma ilamı sonrası bilirkişiler ... .... .... tarihinde bilirkişi heyet raporu ve oluşturulan heyete bilirkişi ... .... .... eklenerek 17/12/2024 tarihinde bilirkişi heyeti ek raporu aldırılmıştır. Davacı vekili harcını ikmal ettirerek 15/02/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; başlangıçta talep ettiği 1.000,00 TL maddi tazminat tutarını 13.221,35 TL yükselterek toplamda 14.221,35 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekilinin sunduğu ıslah dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı ayıplı ürün nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini isteminden ibarettir. Yukarıda belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/11/2023 tarih ve 2022/2784 esas, 2023/6740 karar sayılı kararında ''Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dava, ayıplı mal satımı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zarara yönelik tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki tarihsiz "Belgedir" başlıklı yazıdan, davalı tarafından davacıya satılan makinenin, ayıplı olduğu belirtilerek davalıya iade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı satıcının dava konusu makinenin ayıplı olduğunu ikrar etmiş olduğu açıktır. Mahkemece, davacının uğramış olduğu maddi zarara ilişkin delillerinin değerlendirilerek, maddi zararını ispat ettiği takdirde ispat edilen maddi zarara hükmedilmesi gerekirken malın ayıplı olup olmadığı hususunda yeniden bilirkişi raporu alınarak makinenin kullanıcı hatasından kaynaklandığı ve ayıplı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçeye yer verilerek mahkememiz kararının bozulmasına hükmedilmiştir. Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olup, yargılamaya devam olunmuştur. Tarafların tacir olması nedeniyle yapılan sözleşme, ticari satış niteliğindedir. 6102 sayılı TTK m. 23 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartı ile tacirler arasında satış ve mal değişimlerinde TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişimi sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Malın ayıplı olduğu, teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde satıcıya ihbar etmek zorundadır. Açıkça belli değilse, alıcının 8 gün içerisinde malı incelemesi ve ayıp bulunması halinde bunu satıcıya bildirmesi gerekir. Diğer durumlarda, TBK m. 223/2 fıkra hükmü uygulanır. Yukarıda belirtilen Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere davalı dava konusu makinanın ayıplı olduğunu ikrar ettiğinden davacının varsa maddi zararının tespiti hakkında alınan ve hükme esas teşkil eden bilirkişiler Hidayet Korkmaz, ... .... .... tarafından sunulan 17/12/2024 tarihli bilirkişi heyet ek raporuna göre; -Dosya kapsamında bulunan ve davalı üretici şirketin kaşe ve imzasını içeren kapasite bilgileri başlıklı belgeden günlük kahve öğütme kapasitesinin 8 saat üzerinden 1 saatte 600 kg esas alınarak günde 4,8 ton olarak gösterildiği, davacının makine mühendisi bilirkişiye yaptırdığı inceleme sonucu düzenlenen 04.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda davalı firmanın verdiği kapasiteye göre 1 saatte 600 kg kahve öğütmesi gereken makinanın günde 2 saat 20 dakikada 70 kg kahve öğüttüğünün tespit edildiği, -Mali müşavir bilirkişi tarafından davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda ayıplı olması sebebiyle davalıya iade edilen kahve öğütme ünitesi yerine davacı tarafından 01.11.2016 tarihli fatura ile dava dışı bir firmadan 60.460 TL bedelle yeni bir kahve öğütme ünitesinin alındığının tespit edildiğini, ayıplı ünitenin bedeli ise 360.000 TL olup, yeni değirmen alımından kaynaklanan davacının bir zararının olmadığının tespit edildiği, -Davacının davalıyla yaptığı sözleşme sonucu 23.07.2016 tarihinde kurulumu yapılan ayıplı olduğu beyan edilen değirmende kurulum tarihi (23.07.2016) ile iade tarihi (14.11.2016) arasında 114 GÜNDE 3.808 kg (1 GÜNDE ORTALAMA 3.808/114-33,40KG/GÜN) kahve satışı yapıldığı, ayıplı olduğu beyan edilen değirmenin sökümünden sonra yerine kurulan değirmen ile eski değirmenin söküm tarihi (14.11.2016) ile 31.12.2017 tarihleri arasında 412 GÜNDE 11.575 kg (1 GÜNDE ORTALAMA 15.575/412528,09KG/GÜN) kahve satışı yapıldığı, dolayısıyla ayıplı olduğu beyan edilen değirmenin kurulu olduğu süreçteki günlük kahve satış miktarı ile, yerine kurulan yeni değirmenle yapılan günlük satış miktarı arasında ayıplı olduğu beyan edilen değirmenden beklenen üretim miktarı kadar büyük bir farkın bulunmadığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan, ayıplı ürün sebebiyle müvekkilinden istenilen ürünlerin zamanında ve eksiksiz teslim edilemediği belirtilen sipariş formları incelenmiş olup, 26.09.2016 tarihli siparişin 56.992,03.-TL (Kdv Hariç), 26.09.2016 tarihli siparişin 55.572,50.-TL (Kdv Hariç) ve 20.09.2016 tarihli siparişin 29.649,00.-TL (Kdv Hariç) olmak üzere toplamda (56.992,03455.572,50429.649,00-) 142.213,53.-TL (Kdv Hariç) tutarında olduğu, iptal edilen toplamda 142.213,53.-TL tutarındaki siparişten doğabilecek maddi zararın sektörel kar oranının yüzde 10 olduğu tespit edilerek bu oranla çarpımı ile hesap edilebileceği, Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere somut olayda sektörel kar oranı ATSO bilgilerine göre yüzde 10 olarak verildiği bu durumda sipariş iptallerinden doğabilecek zararın yüzde 10 kar oranı dikkate alınarak 142.213,53 x(0.10)-) 14.221,35 TL olarak hesap edildiği rapor edilmiştir. Deliller değerlendirilmiştir. Somut olayda; davacının, davalıdan 25.01.2016 tarihli ürün sözleşmesi ile satın aldığı ürünlerden değirmenin saatte 600 kg kahve çekirdeği öğütmesi gerekmekteyken ayıplı olması sebebiyle bu miktarda üretim yapmadığı belirtilerek ayıplı ürün sebebiyle doğan maddi ve manevi zararın tahsili istemiyle eldeki davanın açıldığı, Yargıtay bozma ilamına mahkememizce de uyulması sebebiyle dava konusu ürün ayıplı olduğundan davacının maddi tazminat talebinin yerinde olup olmadığının öncelikle inceleneceği, bu suretle davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan ayıplı ürün sebebiyle davacıdan istenilen ürünlerin zamanında ve eksiksiz teslim edilemediğinden iptal edildiği belirtilen sipariş formları bilirkişi marifetiyle incelendiğinde, 26.09.2016 tarihli siparişin 56.992,03.-TL (Kdv Hariç), 26.09.2016 tarihli siparişin 55.572,50.-TL (Kdv Hariç) ve 20.09.2016 tarihli siparişin 29.649,00.-TL (Kdv Hariç) olmak üzere toplamda (56.992,03+55.572,50+29.649,00-) 142.213,53.-TL (Kdv Hariç) tutarında olduğu, davacının iptal edilen toplamda 142.213,53.-TL tutarındaki siparişten doğabilecek maddi zararının tespitine gelindiğinde sektörel kar oranının yüzde 10 olduğu kabul edilerek sipariş iptalinden doğabilecek zararın (142.213,53 x(0.10)) 14.221,35 TL olarak hesap edilebileceğinin sunulan belgelere uygun olarak bilirkişi raporunda belirtildiği, bunun dışında bilirkişi raporunda da etraflıca belirtildiği üzere ayıplı olduğu beyan edilen değirmenin kurulu olduğu süreçteki günlük kahve satış miktarı ile, yerine kurulan yeni değirmenle yapılan günlük satış miktarı arasında ayıplı olduğu beyan edilen değirmenden beklenen üretim miktarı kadar büyük bir farkın bulunmadığı, davacının sipariş iptaline ilişkin sunduğu diğer belgelerde sipariş miktarlar belli olmadığı ve başkaca ayıplı ürün sebebiyle uğradığı somut zarara ilişkin delil ileri sürmediği, bu nedenlerle davacının bilirkişi raporuna itirazının yerinde olmadığı, davacının dava ve ıslah dilekçesine konu edilen sipariş iptali sebebiyle oluşan maddi tazminat talebinin yerinde olduğu, davacının dava öncesi davalıyı Ankara 63. Noterliğinin 09/11/2016 tarihli ve 38544 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle temerüde düşürdüğü, ihtarnamenin tebliği ile atıfet süresi dikkate alınarak taraflar tacir olduğundan kabul edilen tutara talep gibi 15/11/2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere manevi tazminata hükmedilebilmesi için TBK'nın 58 (Mülga BK.49 ) ve MK'nın 24.maddeleri gereğince hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, kural olarak sorumlularından manevi tazminat tahsilini isteyebilir. Ancak, sözleşmeye aykırılık hali, anılan yasa hükümleri gereğince kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadıkça ve ayrıca TBK'nın 58. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiş olmadıkça manevi tazminatı gerektirmez. Dosyada sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarına saldırı yapıldığı ve ticari hayattaki itibarının zedelendiği yolunda manevi tazminat takdirini gerektirecek derecede delil bulunmadığından talep edilen manevi tazminat istemi yönünden davanın reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın kısmen kabulü ile; 1-14.221,35 TL'nin 15/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin reddine, 3-a)Maddi tazminat yönünden kabul edilen 14.221,35 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 971,46 TL karar ve ilam harcından 358,63 TL peşin harç, 87,50 TL tamamlama harcı toplamı olan 446,13 TL harcın düşümü ile eksik kalan 525,33 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Manevi tazminat yönünden alınması gereken 615,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvuru harcı, 358,63 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 87,50 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 482,13 TL harç ile davacının karşıladığı 360,03 TL tebligat gideri, 14.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.060,03 TL yargılama giderinin, kabul/talep oranına göre hesaplanan 8.842,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 6.217,67 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-a)Maddi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 14.221,35 TL üzerinden takdir edilen 14.221,35 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)Manevi tazminat yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 10.000,00 TL üzerinden takdir edilen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay temyiz kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.08/04/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/157, K. 2025/190, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-157-e-2025-190-k-a607adba79aa