Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2025/568 E. 2025/1132 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/568
- Karar No
- 2025/1132
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/568
KARAR NO: 2025/1132
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/11/2024
NUMARASI: 2024/144 Esas - 2024/938 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalılardan Uluslararası rekabet ve Teknoloji birliği'nin, 2018 yılında Bursa Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde düzenlemiş olduğu "Rekabet İhlalleri" konulu konferanslarda diğer davalı Öğretim Görevlisi ...'nın konuşmacı olarak katılımcılara eğitim verdiğini, davalıların, Nisan/Mayıs-2018 yılında düzenledikleri rekabet ihlalleri konulu eğitim sırasında, müvekkillerinin isim ve ünvanlarının izinsiz, aleni bir şekilde müvekkillerinin şahsiyet haklarını ve ticari itibarlarını zedeler şekilde kullandıklarını tespit ettiklerini, anılan eğitim sırasında müvekkillerinin adı ve ünvanının açık açık ifşa edilerek yüzelrce belki binlerce kişi nezdinde itibarılarının zedelendiğini, sözkonusu eğitimde yer alan yazılı sunumlarında, müvekkilinin kurul raportörlerine "içeride belki özel eşyalarım var, belki sevgilim var, belki tabancam var" şeklinde ifadeler kullandığı bilgisine yer verildiğinin görüldüğünü, açıkca davalıların, konferansın içeriğine dair bilgi vermek yerine, ihlal adı altında gösterilen örneklerle, kişiler arasındaki diyaloglara, iş dünyasında tanınan kişilerin isimlerine de açıkça yer vererek, konuyu teatral hale getirmeyi, müvekkillerinin itibarları üzerinden konferansın ilgi çekmesini ve prim yapmasını amaçladıklarını, davalıların kötü niyetli olduklarını, anılan eğitimde isim ve ünvanı açıkca ifşa edilen müvekkili ... şirketler gurubunun ülkemizin lojistik sektörünün önde gelen, lider konumunda bulunan gerek ülke içinde gerekes yurtdışında milyorlarca dolarlık yatırımları bulunan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan şirketler grubu olduğunu, müvekkili şirketin aynı zamanda hisselerinin borsada kayıtlı, halka açık bir şirket olduğunu, halka açık şirketlerle ilgili her haberin, bilginin, şirket hisselerini etkilemesinin sözkonusu olduğunu, dava konusu olay sebebiyle binlerce yatırımcı veya vatandaşın da mağdur olacağını belirterek, müvekkillerinin manevi şahsiyetlerini ihlal eden davalılardan 20.000,00 TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın açtığı davanın konusu “manevi tazminat” talebi olup talep miktarı 20.000,00 TL olarak belirtildiğini, davanın manevi tazminat olarak açılmış olmasından dolayı davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasının mümkün olmadığını, zira manevi tazminat isteminin, belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılamayacağını, davaya konu kararı veren mercii olan Rekabet Kurumu’nun temel amacının; 7 Aralık 1994 tarihinde kabul edilen 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un uygulanması olduğunu, kurumun bağımsız olduğunu, hiçbir organ, makam, merci, kişi veya kurum emir ve talimat veremeyeceğini, idari ve mali özerkliği olduğunu, kurumun verdiği kararların Danıştay’ın denetimine tabi olup, kurumun verdiği Kararların Saklanması ve Yayımlanması kanunu gereği olduğunu, dolayısıyla davaya konu Rekabet Kurumu Kararı kamuya açık olup, Kurumun internet sitesi üzerinden herkesin ulaşabileceği bir konumda olduğunu, davacı tarafın yapmış olduğu şikayetlerin hukuki açıdan hiçbir sonuç doğurmadığını, davalı taraflar kamuya açık bir bilgiyi paylaşmış olduğundan dolayı hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığını, davacı, şirket hisselerinin etkilendiği düşüncesi içerisindeyse, bu davayı taraflarına değil Rekabet Kurumuna yöneltmesi gerektiğini, Kamuya aleni bir bilgiden dolayı taraflarının sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Davalılardan Uluslararası Rekabet ve Teknoloji Birliğinin 2018 yılında Bursa Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde düzenlediği Rekabet İhlalleri konulu konferanslarda diğer davalı öğretim görevlisinin konuşmacı olarak katıldığı ve sunum sırasında davacı şirketin izinsiz olarak isim ve ünvanları kullanılarak manevi zararlarının giderilmesine ilişkin olduğu, Mahkememizce sunuma konu edildiği iddia edilen Rekabet Kurulu Kararının incelendiğinde bahse konu kararın ... A.ş. Lehine verildiği, Davacımızın ise ... Tic. A.Ş. olduğu, İstanbul Ticaret Odası firma detayları incelendiğinde ... sicil ile ... Anonim Şirketi adı altında şirketin mevcut olduğu, seminere katılanların paylaşılan karardaki şirketin davacımız şirket olmayacağını bilememeleri düşünülemez. Farklı şirketler söz konusu, davacımız şirket yönünden haksız rekabet oluşmaz. ...'a bağlı birçok şirket söz konusu, birine yönelik herhangi bir eylem diğerleri tarafından davaya konu edilmesi iyi niyetli kabul edilemez. Yanılma kabul edilemez. Davacı şirket ile sunumda tartışılan rekabet kurulu kararına konu şirketin birbirinden faklı şirketler olması sebebiyle aktif dava sıfatı yokluğundan davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 2022/1118 Esas 2024/610 Karar sayılı kaldırma kararı ile; 1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2021 tarih,2018/1044 Esas - 2021/718 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince;"..Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davalılardan Uluslararası Rekabet ve teknoloji birliğinin 2018 yılında Bursa sanayi ve Ticaret odası bünyesinde "rekabet ihlali" konulu konferansta davalıların davacının isim ve unvanını izinsiz ve aleyhe bir şekilde kullandıkları ve bu haliyle davacının şahsiyet hakları ve ticari itibarının zedelendiği belirtilerek 20.000,00 TL. Manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsili noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında resen belirlenerek uyuşmazlığın çözümü doğrultusunda tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 2018/1044 esas, 2021/718 karar sayılı 20/10/2021 tarihli kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2022/1118 esas, 2024/610 karar sayılı 14/02/2024 tarihli kararı ile "... davalılar tarafından yapılan sunumda kullanılan slaytta davacılar "..." ve "..." isimlerinin geçtiği, "..." markasının ... Tic. AŞ' ye ait olduğunun davacı tarafça sunulan dokümandan anlaşıldığı, eldeki davada, davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde davalı ... tarafından düzenlenen ve diğer davalının konuşmacı olarak katıldığı "Rekabet İhlalleri" konulu konferansta davacılarla ilgili kullanılan ifadelerin kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla manevi tazminat talep etmiştir. Bu durumda davacılar aktif dava ehliyetini haiz olup taraflarca ileri sürülen deliller değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken aktif dava ehliyetinin yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." denilmekle mahkememiz kararı kaldırılmış ve mahkememizin 2024/144 esasına kaydı yapılmıştır. Davalılardan Uluslararası rekabet ve Teknoloji birliği'nin, 2018 yılında Bursa Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde düzenlemiş olduğu "Rekabet İhlalleri" konulu konferansta davalı Öğretim Görevlisi ...'nın konuşmacı olarak katılımcılara eğitim verdiği verilen sunum sırasında davacı şirket ve diğer davacı şirket yetkilisinin hakkında Rekabet Kurumunun 2009-4-171 sayılı dosyası ve 11/11/2009 tarihli kararının konferans sırasında katılımcılara sunum yapıldığı, bu nedenle davacıların kişilik hakları ile ticari itibarının zedelenmesi sebebiyle manevi tazminata ilişkin olup davalı kurum nezdinde davalı öğretim görevlisi tarafından dava konu edilen sunumun yapılmadığı noktasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, uyuşmazlığın rekabet kurumu tarafından verilen ve herkes tarafından ulaşılabilecek bir kararın sunum sırasında katılımcılara anlatılmasının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı hususunda toplanmıştır. Rekabetin geliştirilmesi sebebiyle alanında uzman öğreticiler tarafından uygulama ve öğretide yaşanan sorunların çözümü için kurumun olaya dair kararlarının konferansa katılanlara anlatılması beklenendir. Ancak sunum yapılırken bir takım hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Davacılar tarafından davaya konu edilen sunum görselinin incelendiğinde, davalı öğretim görevlisi tarafından; ... (...) isminin"davacı şirketin adı ile şirketin sahibinin adının ve soyadının" sunumda açıkça yer aldığı, herhangi bir kurum kararın paylaşılması durumunda ilgili kurumun karar sayısı ve tarihi belirtilerek atıf yapılabilir. Kararın içeriğinde kişi ve kurum adları açıkça belirtilmesi halinde öğretici tarafından bu kişi ve kurum isimleri kısaltma yapılarak (örneğin ... veya ... A.ş. gibi) katılanlara paşlaşılması gerekmektedir. Davalı öğretim görevlisi tarafından bu hususlara uyulmamıştır. Davacıların adı ve soyadının açıkça belli olacak şekilde sunum yapılmıştır. Bu şekilde paylaşım yapılarak davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Davalı kurum ise bu sunumu öncesinde inleyerek hukuka aykırı hususların denetimi ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ortaya çıkan hukuka aykırılıktan sorumludur. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-DAVANIN KABULÜNE2-Davacı ... TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK A.Ş yönünden 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 11/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı ... yönünden 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 11/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,.." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalılar vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Somut olayda; Kişilik hakkını ihlal eden bir eylem bulunmadığını Rekabet Kurulu kararlarının aleyhine herkesin erişimine açık olduğunu, herkesin rahatlıkla erişebileceği bir kararda, teşebbüs ve yetkili ismine yer verilmesinin kişilik hakkına veya adın korunmasıyla ilgili hükümlere teşkil etmediğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; Davaya konu Rekabet Kurumu kararının kamuya açık olup kurumun internet sitesi üzerinden herkesin ulaşabileceği bir konumda olduğunu, davacı ...'in isminin konferansta ifşa edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu kamuya açık bir bilginin paylaşılmış olduğunu, ilgili karardan alınan bir paragrafta olayın gerçekleşme biçimini anlatıldığını ve davacıya bir ithamda bulunulmadığını, müvekkilinin konferansı düzenleyen taraf olduğunu ve yapılan paylaşımlardan dolayı sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 6098 Sayılı TBK' nın 58/1 Maddesi gereğince; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Somut olayın özelliğine göre; Davaya konu edilen sunumda, rekabet kurumunca verilen bir kararın paylaşıldığı ancak kararda bahsedilen davacı şirket ve şirket sahibinin adı ve soyadına sunumda hiçbir kısaltma yapılmadan açıkça yer verildiği, kaldı ki karar numarası verilerek ilgili şirket ve kişinin ismi açıkça gösterilmeksizin kararın paylaşılmasının mümkün olmasına rağmen bu hususa dikkat edilmeksizin davacıların kişilik haklarının ihlal edildiği anlaşıldığından davacılar yararına manevi tazminat şartları oluşmuştur. İlk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayıp davalılar vekillerinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/144 Esas 2024/938 Karar sayılı 13/11/2024 günlü kararına yönelik davalılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.115,40 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 1.749,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/03/2025