İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/154 E. 2026/360 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/154
Karar No
2026/360
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/154 Esas KARAR NO : 2026/360

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/01/2024 KARAR TARİHİ : 31/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin İstanbul Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü Motorsikletli Polis Timleri Büro Amirliğinde halen polis memuru olarak görev yaptığını, 14/08/2022 günü saat 23:00 sıralarında davalıların bulunduğu aracın görevi icabı durdurmak istediği esnada davalılardan ..... 'ün sevk ve idaresindeki ..... plakalı araç müvekkilinin eline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, araçta bulunan ......'nun araç durduktan sonra araçtan inerek müvekkiline mukavemet gösterdiğini, sinkaflı sözler söylediğini , hakaret ve tehdit ettiğini, aynı şekilde araçta bulunan ..... ' nın da araçtan inerek müvekkiline karşı sinkaflı sözlerle hakaret ettiğini , olay nedeniyle halen Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili için 75.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan haksız fiil/kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek taraflarına ödemesine, müvekkili için 500TL geçici iş görememezlik tazminatı ve 500 TL maluliyet tazminatı olmak üzere 1.000,00 TL tazminatın davalı ..... Sigorta A.Ş.'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek taraflarına ödenmesine , yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı yan her ne kadar müvekkili şirkete başvuru yapmış olduğunu beyan etmişse de ödeme yapılabilmesi için gerekli olan evrakları temin etmediğinden dava şartını yerine getirmediğini, bu nedenle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddi gerektiği, 6704 Sayılı Torba Yasa kapsamında, trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin, öncelikle zararlarının tazmini için sigorta şirketine başvurmaları mecburiyeti bulunduğunu, 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanan 6704 Sayılı Torba Yasa’nın 5. maddesi ile, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde değişiklik yapıldığını, Madde 97 “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için, gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, emredici kanun hükmü, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için sunulması gereken belgelerin, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen belgeler olduğunu ifade ettiğini, davacı tarafından gerekli belgeleri müvekkili şirkete ibraz etmemek ve ödeme süresinin dolmasını beklememekle, kanunda belirtilen başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan dava ikame etme hakkı bulunmadığını, işbu nedenle davacı yan başvuru şartını yerine getirmemiş olduğundan davanın usulden reddi, davacının talepleri teminat dışı olduğunu, dava konusu kazada araç sürücüsü tarafından araç silah olarak kullanılmış olup, kasten yaralama söz konusu olduğundan davacının talepleri teminat dışı olduğunu, dava konusu olayın, araç sürücüsünün aracını silah olarak kullanmak suretiyle davacıyı kasten yaralamaya teşebbüs etmesi şeklinde meydana geldiği, bu haliyle yaralama eyleminin ‘bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazası’ niteliğinde bulunmadığı, araç sürücüsünün aracının işletilme kavramından bağımsız ve silah olarak kullandığı kasıtlı bir eylem vasfını taşımakta olup, 2918 sayılı Kanun kapsamına girmediğinden müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulma imkânı bulunmadığını, ayrıca TTK'nın 1477. maddesinde de, kasten meydana getirilen zarardan sigortacının sorumlu olmadığı düzenlendiğinden davacıların taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, izah edilen nedenlerle usul ve esasa ilişkin itirazların kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı asillerin cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Küçükçekmece ..... ASCM ..... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; "Müştekiler ile katılanların Küçükçekmece Motorsikletli Polis Timleri Büro Amirliğinde bağlı yunus ekibi olarak görev yaptıkları olay tarihinde ... Mah. .... Cad. Üzerinde duraklama yaptığı esnada sanık ....'in sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araç içerisinde yaya olarak yürümekte olan .... isimli bayana taciz niteliğinde sözler söylenmesi nedeni ile görevli polis memurlarının sanık .....'ı bulunduğu araca dur ihtarında bulunduğu, araç içerisinde diğer sanıkların da mevcut olduğu, yüksek seste müzik dinledikleri ve dur ihtarına uymadıkları, sanık .....'in yakalanmamak için katılan .....'a çarpması üzerine BTM ile giderilmez 2. Derece kemik kırığına sebebiyet verecek şekilde yaraladığı, sanık .....'ın da kendisine müdahale eden .....'a "sizi süründüreceğim a... Koyduklarımın" diyerek parmağını ısırarak BTM ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanıklardan .....'nın da görevli polis memurlarına "ne s...kime bizi durduruyorsunuz" şeklinde alenen hareket ettiği, Küçükçekmece ... ASCM .... Esas .... Karar sayılı ilamı ile sanık ....u hakkında katılan ....'a karşı hakaret ve cinsel taciz suçundan mahkumiyet kararı verildiği, mahkumiyet kararının 05/09/2023 tarihinde kesinleştiği maddi olayda sanık ..... hakkında görevli memura karşı kamu davası açılmış ise de sanığın görevli memura karşı sarf ettiği "sizi süründürcem a..na koduğumun" şeklinde sözü sarf ettikten sonra polis memuru .....'ı kuvvet sarfı sureti ile yaralaması nedeni ile sanığın hakaret kastı ile değil tehdit kastı ile söylediği, tehdit kastı ile sarf ettiği sözleri görevli memura direnme suçunun unsuru kabul edilerek kasıt yokluğundan sanığın beraatine, sanık ..... hakkında görevli memura alenen hakaret suçundan dolayı kamu davası açılmış ise de müştekilerin beyanı dikkate alındığında sanık ......'in hakaret niteliğinde görevli memura karşı hakareti olmadığı, 15/08/2022 tarihli tutanakta da hakaret niteliğinde bir beyanının tespitinin yapılmadığı, sanığın hakaret suçlamasını kabul etmediği anlaşılmakla sanığın müsnet suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı dellillerin elde edilemediği anlaşıldığından sanık hakkında müsnet suçtan beraatine, sanık .....'nın görevli müşteki ve katılanlara karşı alenen "ne s...kime bizi durduruyorsunuz" şeklinde hakaret ettiği anlaşılmakla suçun işleniş şekli kasıt yoğunluğu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile müsnet suçtan sanığın cezalandırılmasına, sanık ......'ın kuvvet sarfı ve tehdit etmek sureti ile sanık .....'in kuvvet sarfı sureti ile direnme suçunu işlediği anlaşılmakla müsnet suçtan cezalandırılmasına, suçun işleniş şekli kasıt yoğunluğu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile ceza tayini cihetine gidilmiş, sanık .....'ün olay tarihinde katılan ......'a yönelik kasten yaralama suçundan kasıt yoğunluğu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmak sureti ile müsnet suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekli görülmüştür." gerekçesiyle karar verilmiştir. Bu kapsamda davalı asillerin kusurlu oldukları kanaatine varılmıştır. Davalı sigorta şirketi, olayın kasten gerçekleşmesi sebebiyle sorumlu olmayıp teminat dışı bir sebep söz konusu olduğundan bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Maddi tazminat yönünden yapılan araştırmada maluliyet oranının tespiti için ATK'dan rapor alınmasına karar verilmişse de ATK raporunda belirtilen eksikliklerin giderilmesi ve muayene olması için davacıya kesin süre verilmişse de herhangi bir başvurusunun olmadığı anlaşılmıştır. Buna göre maddi tazminat talebi yönünden dava ispatlanmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Manevi tazminat miktarının nasıl belirleneceği konusu Yargıtay HGK.'nun 24.12.2014 tarih ve ..... E., ..... K. sayılı kararında belirtilmiştir. Gerçekten de söz konusu karara göre; “...Manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.” Somut olayda davacının söz konusu olay nedeniyle yaralanması, kusur oranı, olay nedeniyle duyduğu elem gibi hususlar dikkate alındığında manevi tazminat talebinde haklı olduğu görülmüş ve tarafların sosyal ekonomik durumu, paranın alım gücü kapsamında hakkaniyete göre 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-...... Sigorta A.Ş aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-Maddi tazminat talebi yönünden davanın REDDİNE, 3-Manevi tazminat talebi yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile 30.000,00TL manevi tazminatın davalılar .....'ten 14/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.049,30TL ilam harcının davalılar ....., ....'ten alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 3.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.421,05TL'nin davalılar .....'ten alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 3.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 2.178,94TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 24.000,00TL bilirkişi ücreti, 540,00TL posta masrafı olmak üzere toplam 24.540,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 9.686,84TL'nin davalılar .....'ten alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davalı ..... Sigorta A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren işbu davalıya verilmesine, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalılar .....'ten alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/03/2026

Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/154, K. 2026/360, T. 31.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-154-e-2026-360-k-b23c48727614