İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/142 E. 2025/1127 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/142
Karar No
2025/1127
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ...

Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ... ile davalı ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında yapılan görüşmeler uyarınca davalı tarafça 2 Tiny house, 900 metre kare karo fayans ve 200 metre textile (dokuma kumaş) gönderilmesi için anlaşıldığını, bu doğrultuda davalı tarafça 09.12.2022 tarih, ... no'lu, 22.624,00 Euro bedeli ve 15.12.2022 tarih ... no'lu 22.624,70 Euro bedelli faturaların tanzim edildiğini, davalı tarafça tanzim edilen faturalara istinaden müvekkilce 29.11.2022 tarihinde 4.957,00 Euro ve yine aynı tarihte 4.355,00 Euro, 12.12.2022 tarihinde 13.312,00 Euro, 09.01.2023 tarihinde 3.725,00 Euro, 18.01.2023 tarihinde 8.825,00 Euro olmak üzere toplam 35.174,00 Euro ve ayrıca iki kez taşıma bedelinin ödemesi yapılmasına rağmen müvekkili ile yapılmış sözleşme ve davalı tarafça kesilen faturalar gereği temin edilmesi üstlenilen ürünlerin eksik teslim edildiğini edimin gereği gibi ifa edilmediğini, müvekkiline 120 m2 of ceramic tiles and 1 prefabricated house dışındaki ürünlerin teslim edilmediğini, gümrük sertifikası ödemesi yapılan ürünlerin eksik teslim edildiğini kanıtladığını, davacının 27/03/2023 tarihli mesajında; davalı şirket faaliyetlerinde müvekkile zarar veren usulsüzlükler olduğunu, davalı şirketin mal tedariki teklif şartlarını ödemesi yapılan malların hiç teslim edilmemesi nedeniyle yerine getiremediği, bu durumun müvekkili şirkette ciddi kayıplara yol açtığının ifade edildiğini, ücret iadesi talep edildiğini, ayrıca müvekkilinin davalı şirketin çözüm üretmemesi üzerine ürünlerine kavuşmak için parası ödenen ürünlerin taşınması için başka firma ile anlaşabileceğini ilettiğini ancak davalının buna bile cevap vermediğini, davalı tarafça borç gerektiği gibi ifa edilmediğinden 04/09/2023 tarihinde davalı tarafa ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın ihtarnameye cevabında "Firmanın Andonis'e ait olduğunu düşündüğümüz için ve alacağımız olduğu için alacağımız ödenmeden bakiye kısmı göndermedik." ifadelerinin yer aldığı bu haliyle eksik ürün gönderildiğinin kabul edildiğini, davalı tarafın temerrüde düşürüldüğünü, müvekkili tarafından ödenen fakat gönderimi sağlanmayan ürün bedellerinin tahsili amacıyla borçlu ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. aleyhine 25.060,00 Euro asıl alacak üzerinden Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... EB. Sayılı icra dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının borca itirazı neticesinde takibin durduğunu, arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, davalının haksız itiraz sebebi ile %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacı tarafın önce müvekkili firmaya ihtar çektiğini ve bu ihtarında 35.174,00-Euro alacakları olduğunu ve bunun kendilerine gönderilmesini ihtar ettiklerini, müvekkili olan firmanın cevaben ilgili faturalar ve gümrük beyannamelerinden bahsederek bakiye borcun 8.949,30-Euro olduğunu ancak söz konusu firmanın Andonis 'e ait olduğunu ve alacağı olduğunu, firmasının dolandırıldığını ifade ederek borçlu olmadığını belirttiğini, ihtarda 35.174,00-Euro alacaklı olduğunu iddia eden firmanın bu defa takipte asıl alacak olarak 25.060,00-Euro, işlemiş faiz olarak da 2094,05-Euro eklemek suretiyle toplam 27.154,05-Euro üzerinden takip başlattığını, davacının ihtarıyla icra ödeme emri arasında dahi ciddi çelişki ve fark olduğunu, davalının navlun dahil yapmış olduğu toplam ödemenin 26.224,70-Euro olduğunu, davacının iki kez taşıma bedeli ödemesi yapıldığını iddia ettiğini ancak bunun asılsız olduğunu, müvekkilinine ödenmiş bir taşıma bedeli olmadığından davacının talepte bulunma hakkının olmadığını, iki firma arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, Makedon menşeili adı ... olan kişiyle Türkiye'den... adlı kişilerin bağlantısı kanalı ile iş yapıldığını ve müvekkili firmanın söz konusu firmayı Andonis'e ait olduğunu düşündüğü için ticareti gerçekleştirdiğini, ... ve ... ile yapılan görüşmeler ve bağlantıda taşıma giderlerinin ... 'ya ait olduğunu, müvekkili tarafından ... 'ya 15.12.2022 tarihinde kesilmiş olan gümrük belgeleri ve fatura ile açık olduğu üzere 660 m2 Dalyan Bej, 60x120 cm ebatında 9022,86-Euro, 320 m2 Atlantik İce 60 X 60 cm ebatında 3491,84-Euro, 1 adet SH SPECİAL Tiny House 4,80 X 6,00X 2,55 mt ebatında 10110-Euroluk mal gönderildiğini ve teslim edildiğini, yani teslim edilen toplam mal bedelinin 22.624,70-Euro olduğunu, müvekkilince ... Lojistik'e Aksaray-Hırvatistan navlun bedeli olarak 3600-Euro ödendiğini, bunun da teslimin bir başka kanıtı olduğunu, dayanaktan yoksun olarak resmi belgelere rağmen edimlerin yerine getirilmediği iddiasının mesnetten yoksun olduğunu, bakiye alacağın 8.874,30-Euro olmasına karşın davacı yanın 27.154,05-Euro talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, taraflar arasında düzenlenen faturalar, taraflar arasındaki yazışmaların ekran görüntüleri, ihtarnameler, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında: alacaklının ...., borçlunun ... İç Ve Dış Tic. Ltd. Şti. olduğu, 27.154,05-Euro bedel üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Gümrük Müşaviri ve Mali Müşavir bilirkişiden oluşan heyetten alınan 27/01/2025 havale tarihli heyet raporunda: banka kayıtları ile sabit olduğu üzere davacının davalıya toplam 35.099,00-EUR ödeme yaptığının tespit edildiği, davalının davacıya yapmış olduğu mal teslimi tutarı 22.624,70-EUR olarak tespit edildiği, bu tutarın içinde 4.000,00-EUR taşıma bedeli olduğunun anlaşıldığı, mahkemece taşıma bedelini davacının ödememesi gerektiği yönünde kanaat oluşması durumunda davacının alacağı 35.099-EUR - 18.624,70-EUR = 16.474,30-EUR olacağı, mahkemece taşıma bedelini davacının ödemesi gerektiği yönünde kanaat oluşması durumunda ve taşıma bedelinin de 4.000-Euro olarak kabulü halinde davacının davalıdan 35.099-EUR - 18.624,70-EUR - 4.000 EUR - 12.474,30-EUR alacaklı olacağı, ancak taşıma bedelinin 3.600-EUR ve davacının ödemesi gerektiği yönünde mahkemede kanaat oluşması durumunda davacı alacağı 35.099-EUR - 18.624,70-EUR - 3.600-EUR - 12.874,30-EUR olacağı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Gümrük Müşaviri, Mali Müşavir ve Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan 10/06/2025 havale tarihli heyet raporunda; Alternatif 1 - Taşıma bedelini davacının ödememesi gerektiği kanaati hasıl olması halinde hesaplanan 16.474,30-Euro alacak yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği işlemiş faizin hesaplanması; ¸ 16.474,30-Euro için 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği ihtarnamede verilen süreden itibaren takip tarihine kadar (16/09/2023-17/10/2023) arası işlemiş 31 günlük faiz tutarının 39,43-Euro olarak hesaplandığı, Alternatif 2 - Taşıma bedelini davacının ödemesi gerektiği yönünde kanaat hasıl olması halinde ve taşıma bedelinin 4.000,00-Euro olarak kabulü halinde hesaplanan 12.474,30-Euro yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği işlemiş faizin hesaplanması; ¸ 12.474,30-Euro için 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği ihtarnamede verilen süreden itibaren takip tarihine kadar (16/09/2023-17/10/2023) arası işlemiş 31 günlük faiz tutarının 29,86-Euro olarak hesaplandığı, Alternatif 3 - Taşıma bedelini davacının ödemesi gerektiği yönünde kanaat hasıl olması halinde ve taşıma bedelinin de 3.600,00-Euro olarak kabulü halinde hesaplanan 12.874,30-Euro alacak yönünden 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği işlemiş faizin hesaplanması; ¸ 12.874,30-Euro için 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği ihtarnamede verilen süreden itibaren takip tarihine kadar (16/09/2023-17/10/2023) arası işlemiş 31 günlük faiz tutarının 30,82-Euro olarak hesaplandığı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde bir kısım malların taşınması amacıyla davalı ile anlaştıklarını, davalının 09/12/2022 tarihli, ... seri numaralı, 22.624-EURO bedelli ve 15/12/2022 tarihli, ... seri numaralı, 22.624,70-EURO bedelli 2 adet fatura düzenlediğini, davalıya değişik tarihlerde toplam 35.174-EURO ödediğini, ancak malların eksik gönderildiğini, defalarca yapılan görüşmelere rağmen eksik ürünlerin gönderilmediğini, bu nedenle takip başlattığını, davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini, itirazın iptalini dilemiştir. Davalı ise davacının taraf Hırvatistan uyruklu bir şirket olduğundan MÖHÜK 48 uyarınca teminat yatırması gerektiğini, her ne kadar 35.174-EURO gönderdiğini beyan etse de sunulan dekonta göre 35.099-EURO gönderdiğini, kendisine taşıma bedeli yatırılmadığını, taşıma bedelini ödemeyen davacının talepte bulunma hakkı olmadığını, davacıya toplam 22.624,70-EURO bedelinde mal teslimi yapıldığını, ayrıca nakliye için de dava dışı ... Lojistik'e 3.600-EURO ödeme yaptıklarını, böylelikle toplam 26.224,70-EURO navlun ve taşıma bedeli olup talep edilebilecek tutarın 8.874,30-EURO olduğunu, buna karşın takipte 27.154,05-EURO istendiğini, açılan davanın rere bir kısım taşıma işlemi yapılması noktasında anlaşma yapıldığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktasının; davacının belirtilen 2 adet fatura konusu ürün sebebiyle davalıya ne kadar ödeme yaptığı, davalının davacıya ne kadar mal teslimi yaptığı, taşıma bedelinden kimin sorumlu olduğu noktasında toplanmaktadır. Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine 25.060-EURO asıl alacak ve 2.094,05-EURO işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.154,05-EURO üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. MÖHUK 48 Uyarınca teminat yönünden yapılan itirazın değerlendirilmesine; 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırTürk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davanın tarafının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 18/07/2024 tarihli cevabı yazısı dosya arasına alınmıştır. Buna Türkiye ile Hırvatistan arasında 04/04/2000 tarih ve 4559 sayılı kanunla onaylanan ve 24/05/2000 gün ve 24058 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 19/01/2003 tarihinde yürürlüğe giren 1999 tarihli "Türkiye Cumhuriyeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli İşbirliği Antlaşması " mevcut olduğu, Anlaşma'nın 13'üncü maddesinde; " Akit taraflardan birinin vatandaşları, salt yabancı olmalarından dolayı veya diğer tarafın ülkesinde ikametgahları ve meskeni bulunmamasından ötürü teminat akçesi vermekle yükümlü tutulmazlar. İşbu maddenin birinci paragrafında belirtilen hususlar tüzel kişiler için de uygulanır" hükmünü yer aldığı almaktadır. Yine aynı yazıyla göre 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi uyarınca da ülkeler arasında teminattan muafiyet hususunda karşılıklılık bulunmaktadır. Söz konusu uluslararası anlaşma uyarınca MÖHUK 48. Maddesi gereği HMK 114-1-ğ maddesinde düzenlenen teminat yatırma dava şartından davacının muaf olduğu anlaşılmıştır. -Davanın esasının incelenmesine dair mesele; Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Somut olayda taraflara ticari defterlerini ve ilgili tüm delillerini sunmaları hususunda kesin süre verilmiş, sunulan defter ve yazılı deliller incelenmiştir. Mahkememizce mali müşavir ve gümrük müşaviri bilirkişi kurulundan 27/01/2025 tarihli kök rapor ve 10/06/2025 tarihli ek rapor alınmıştır. Bun göre davacı tarafça davalıya Kuveyt Türk Bankası dekontuna göre 35.099-EURO ödeme yapılmıştır. Bu ödemeler davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olup TL karşılığı yazılıdır. Davalı ise davacı aleyhine 09/12/2022 tarihli, ... seri numaralı, 22.624-EURO bedelli ve 15/12/2022 tarihli, ... seri numaralı, 22.624,70-EURO bedelli olmak üzere toplam 45.298,70-EURO bedelli 2 adet fatura düzenlemiştir. Her ne kadar 06/12/2022 tarihli fatura davalı defterlerinde kayıtlı bulunmasa da bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. 15/12/2022 tarihli fatura ve bu faturanın bağlanmış olduğu ihracat beyannamesi uyarınca davalı davacıya 18.624,70-EURO tutarında mal teslimi yapmış olup 4.000-EURO da navlun faturası buna dahil edildiğinde toplam bedelin 22.624,70-EURO olduğu anlaşılmaktadır. Bunun üzerindeki teslim olgusunu davalı ispatlayamamıştır. Taraflar, 4.000-EURO navlun bedelinden birbirlerini sorumlu tutmaktadırlar. Uluslararası kara yolu taşıması söz konusu olduğundan CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR'nin 12, 13 ve 15.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde eşyanın varma yerine ulaşmasıyla birlikte, eşyanın teslimini talep hakkı ve bu hakkın kullanımıyla da, eşya üzerindeki tasarruf hakkı ile hasarlı veya geç teslim olunan eşya için tazminat hakkı ve taşıma ödentilerini ödeme borcu alıcıya geçer. Bu andan itibaren göndericinin eşyanın teslimini talep ve tazminat hakkı ile taşıma ödentilerini ödeme borcu sona erer (CMR şerhi, Doç. Dr. Hakan Karan, Ankara 2011, sayfa 234). Gönderilen, taşıma sözleşmesinin tarafı olmadığı için gönderen ile taşıyıcının arasında taşıma akdinin kurulması ile birlikte borç altına girmez. Alıcı, ancak kanunen kendisine verilen sözleşme haklarını kullanmakla, örneğin malı teslim almakla taşıma sözleşmesinden doğan borçlar alıcıya intikal eder. (CMR'nin 13/2. maddesi, TTK'nın 792. maddeleri) Ancak, alıcı tarafından eşyanın tesellümünden kaçınıldığı takdirde bu borç daima eşya üzerinde tasarruf hakkı sahibi olan gönderenin üzerindedir. Anılan düzenlemeler uyarınca eldeki uyuşmazlıkta davacının davacının gönderilen ürünleri teslim almadığı yönünde bir iddia bulunmamaktadır. Davacı taraf, taşıma konusu emtiayı teslim almakla taşıma sözleşmesinden doğan borcu da devralmaktadır. Bu nedenle dava dışı Kayatur firmasına ödenen 4.000 EURO bedelin davacının borcuna eklenmesi gerekmekte olup bilirkişi raporu ile "Alternatif 2-)" kısmında hesap edilen tutarlara göre davacının alacağının belirlenmesi gerekmiştir. Buna göre davacının takipte talep edebileceği tutar 12.474,30-EURO asıl alacak ve 29,86-EURO işlemiş faizdir. Fazlaya dair istemin ise reddine karar verilmiştir. -İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede; İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı tarafların ticari defterlerinde ve sunmuş oldukları yazılı delillerde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda kabul edilen alacak için takip tarihindeki kur üzerinden (1-EURO=29,50-TL) icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. -Yargılama giderine ilişkin değerlendirmede; Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2022 tarihli, 2021/8284 E., 2022/9092 K., Yargıtay 11.HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K) Bu kapsamda (1-EURO=33,13-TL) hesaplama yapılmıştır. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 12.474,30-EURO asıl alacak ve 29,86-EURO işlemiş faiz yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktarlar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, 2-İ.İ.K.'nın 67/2. maddesi uyarınca alacağın takip tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanan %20 oranında (73.581,97-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 28.298,29-TL ilam harcından, tahsil edilen 11.370,01-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 16.928,28-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 1.683,27-TL'lik kısmının davacıdan, 1.436,73-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 11.370,01-TL peşin harç, 704,50-TL tedbir talebi harcı, 9.200,00-TL bilirkişi ücreti, 217,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 21.919,61-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 10.093,75-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 66.282,05-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 77.656,14-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/142, K. 2025/1127, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-142-e-2025-1127-k-807a0a463c31