İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/138 E. 2025/1054 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/138
- Karar No
- 2025/1054
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/138 Esas KARAR NO : 2025/1054
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/09/2023 KARAR TARİHİ : 20/10/2025 YAZIM TARİHİ : 17/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında yapılan Bakırköy .... Noterliğinin 25/04/2023 tarihli ve .... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi gereği .... plakalı aracın davalı tarafından müvekkiline satıldığını, müvekkili tarafından araç teslim alındıktan kısa bir süre sonra arızalanarak, çalıştırılamadığını, aracın tamamının arızalı olduğunun serviste ortaya çıktığını, aracın tamiri için müvekkili tarafından 146.867,80 TL masraf yapıldığını, müvekkilinin bu araç nedeniyle zarara uğradığını, müvekkilinin aracı kullanmadığı günler için mahrumiyet bedelinin davalının tahsili gerektiğini, bu nedenle davalıya noter aracılığıyla ihtar çekildiğini belirterek, davanın kabulü ile, dava konusu araç için yapılan tüm masrafların davalıdan mevduata uygulanan en yüksek faiziyle alınarak davacıya verilmesine, müvekkilinin aracı kullanamadığı günlere ilişkin mahrumiyet bedeline ilişkin şimdilik fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL bedelin de davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin adresi itibariyle yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, esasa ilişkin olarak da; dava konusu aracın davacıya 25/04/2023 tarihinde satıldığını, davacı tarafça dosyaya sunulan fatura tarihlerinin Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin olduğu, araca ilişkin olarak hiçbir tespit veya yetkili servis raporu alınmaksızın her zaman düzenlenmesinin mümkün bir kısım fatura sunulmak suretiyle faturalardaki bedelden müvekkilinin sorumlu olduğu veya aracın bu şekilde ayıplı satılmış olduğunun iddia edilemeyeceğini, davanın yasal süresinde müvekkili şirkete herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını, dava dilekçesindeki beyanlarının asılsız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 07/07/2025 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; A. Teknik inceleme neticesinde: 1-Dava konusu aracın satışı esnasında araç üzerinde var olan, satıştan sonra kısa sürede ortaya çıkması beklenmeyen, alıcının makul bir inceleme ile tespit edemeyeceği türden olan onarım faturalarında gözüken, Adblue sistemine, fren sistemine (ABS ve Roterdar), şase onarımına ve direksiyon sistemine yönelik onarımların gizli ayıba yönelik onarımlar olduğu, araç üzerinde satıştan kısa süre sonra ortaya çıkması beklenmeyen, satış esnasında araç üzerinde var olan Adblue sistemine, fren sistemine (ABS ve Roterdar), şase onarımına ve direksiyon sistemine yönelik onarımlardan satıcının sorumlu olduğu, Dava konusu aracın satışı esnasında araç üzerinde var olan, sol kapı hasarına, klima sistemine (klima ve webasto), balata sensörüne, kırık olan stop lambası camlarının değişimine ve aracın hava gösterge paneline yönelik onarımların açık ayıba yönelik onarımlar olduğu, alıcının makul bir inceleme ile görebileceği türden olan açık ayıpları makul bir inceleme ile görme imkanı olmasından dolayı, açık ayıpları kabullenerek aracı satın almış olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden, davalının satış esnasında araç üzerinde var olan sol kapı hasarına, klima sistemine (klima ve webasto), balata sensörüne, kırık olan stop lambası camlarının değişimine ve aracın hava gösterge paneline yönelik onarımlardan sorumlu tutulamayacağı, Dava konusu aracın satışı esnasında araç üzerinde var olan, aracın yaşı, teknik özellikleri ve kilometre değeri de gözetildiğinde, sarf malzemesi niteliğinde olan, rot balans ayarı, körük seviye çubuğu değişimi, lamba değişimi, baskı balata değişimi, volant değişimi, direksiyon yağı değişimi, direksiyon hortumu değişimi, antifiriz değişimi, şanzıman yağı değişimi, hava rekoru değişimi, amortisör civatası değişimi ve rot değişimine yönelik onarımların olağan yıpranma sonrası yenilemeye yönelik onarımlar olduğu, davalının sarf malzemesi değişimi niteliğinde olan yenilemeye yönelik onarımlardan sorumlu tutulamayacağı, alıcının kullanılmış ve yüksek kilometre değerine sahip olan dava konusu aracı satın alırken, yıpranma sonucu oluşmuş, yenilemeye yönelik olan sarf malzemesi nitelindeki değiştirilmesi gereken parçaları kabullenerek aracı satın almış olması gerektiği, 2-Dava konusu aracın satışı esnasında araç üzerinde var olan, satıştan sonra kısa sürede ortaya çıkması beklenmeyen, alıcının makul bir inceleme ile tespit edemeyeceği türden olan, davalının sorumlu olduğu değerlendirilen gizli ayıpların giderilmesinin maliyetinin, satış tarihi itibarıyla KDV, yedek parça ve işçilik dahil 93.060,00 TL olduğu, 3-Davacının, araçtaki gizli ayıpların onarılması için tespit edilen 8 günlük makul süre için oluşan mahrumiyet bedelinin, KDV dahil 26.503,00 TL (KDV) olduğu, B. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından dava dilekçesinde davalıdan satın alınan araçta üretimden ayıbın olduğu iddia edilerek - aracın onarımı için yapılan masrafların en yüksek mevduat faiziyle ödenmesine, - aracın kullanılamadığı günler için mahrumiyet bedeli olarak şimdilik 1.000TL.nin ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği; Sayın Mahkemece 27.05.2024 tarihli celsede uyuşmazlık noktalarının "aracın ayıplı olarak satılıp satılmadığı; ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, satım bedelinin ne olduğu; satın alındığı tarihte ikinci el rayiç değerinin ne olduğu, aracın satın alındığı tarihte hangi parçalarının hasarlı olduğu; satım öncesi servis raporlarında bu hususta kayıt olup olmadığı; mevcut ayıpların satım tarihinde alıcıya bildirilip bildirilmediği; satılanı devretmekle satıcının ağır kusurlu olup olmadığı; davacının onarım bedeli (zarar) talebinin ve günlük kiralama tazminatı talebinin haklı ve kadri maruf olup olmadığı" şeklinde belirlendiği; 1-Satım sözleşmesinde satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için TBK m. 219 vd. hükümleri gereğince satıcının kusuruna gerek olmadığı; dolayısıyla yukarıda teknik yönden yapılan inceleme neticesinde tespit edilen ayıplardan satıcı davalının kusuru olmasa da sorumlu olacağı kanaatine varıldığı; 2-Davacı tarafından davalıya Beyoğlu .... Noterliği'nden 26.07.2023 tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle satılan araçla ilgili neredeyse tamamında ayıp olduğu hususunun ihbar edildiği; işbu ihtarnamenin davalıya 29.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği; anılan ihtarnamenin TBK m. 223/II hükmünce süresinde gizli ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin davacı satıcı tarafından yerine getirildiği kanaatine varılabileceği; takdirin elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 3-"Aracın onarımı için yapılan masrafın ödenmesi" yönündeki talep hakkında inceleme: Yukarıdaki teknik inceleme neticesinde bazı noktalar yönünden davalının ayıptan sorumlu olduğu, ancak davacı alıcının açık ayıp niteliğinde olan ve satış anında görülebilecek ayıplardan ötürü ise davalının sorumlu tutulamayacağı; davalının sorumlu olduğu ayıplar bakımından ayıpların giderilmesinin maliyetinin, satış tarihi itibarıyla KDV, yedek parça ve işçilik dahil 93.060TL. olduğu yönünde tespit yapıldığı için satış sözleşmesinde ayıptan doğan sorumluluk kapsamında düzenlenen TBK m. 227//II ("Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.") hükmünün atfıyla TBK m. 112 hükmünce olumlu (müspet) zarar kalemi olarak onarım masrafının talep edilebileceği kanaatine varıldığı; ancak elbette takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 4-"Aracın kullanılamaması nedeniyle mahrumiyet bedelinin ödenmesi" yönündeki talep hakkında inceleme: Yukarıdaki teknik inceleme neticesinde buna yönelik hesaplamanın yapıldığı, TBK m. 227//II hükmünün atfıyla TBK m. 112 hükmünce olumlu (müspet) zarar kalemi olarak mahrumiyet bedelinin talep edilebileceği; ancak elbette takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, satım sözleşmesine dayalı ayıba karşı sorumluluk çerçevesinde açılan tazminat talebine ilişkin olup, davacı davalıdan 25.04.2023 tarihli sözleşme ile satın aldığı araçtaki ayıplar sebebiyle aracın onarımına ilişkin yapılan masrafların ve bu sürede aracın kullanılamaması sebebiyle araç mahrumiyetine ilişkin bedelin davalıdan tahsilini istemiş, davalı ise davacının sunduğu faturalara dayalı ayıp iddiasının dinlenemeyeceğini, ayıp ihbarının süresinde olmadığını davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkememizce makine mühendisi bilirkişi tarafından inceleme yapılması sağlanmış olup, dava konusu aracın 25.04.2023 tarihli satış sözleşmesi ile 830.000 km'de satın alındığı, sunulan faturalardan aracın satın alınmasından kısa bir süre sonra(16.06.2023-10.07.2023 arası) klima sisteminde, fren sisteminde, baskı balata sisteminde, direksiyon sisteminde ve adblue sisteminde çeşitli arızaların tespit edildiği ve arızaların onarımı için parça değişimi ve onarımı yapıldığı, sunulan faturalara göre bazı onarımların satıştan kısa bir süre sonra oraya çıkması beklenmeyen ve satış esnasında var olup alıcının makul bir inceleme ile tespit edemeyeceği türden gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmış ve tespit edilmiş olup, bu kapsamda bilirkişi incelemesi ile açık ayıp niteliğinde olan alıcının satış esnasında gözden geçirme ile tespit edebileceği nitelikteki ayıplara ilişkin onarımlardan davalının sorumluluğunun bulunmadığı ancak makine mühendisi bilirkişinin tespitlerine göre gizli ayıp niteliğinde olduğu belirlenen fren sistemine, adblue sistemine, şase onarımına ve direksiyon sistemine ilişkin onarımlar bedeli olan 93.060,00 TL'den davalının TBK'nın 227/2 atfıyla 112. maddesi kapsamında sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından söz konusu bedelin davalıdan tahsiline dair karar verilmiştir. Davacının aracın onarımı süresince mahrum kaldığı süreye ilişkin mahrumiyet bedeli talebi yönünden yapılan incelemede, davalının bu bedel yönünden de anılan madde kapsamında sorumluluğunun bulunduğu anlaşıldığından bilirkişice belirlenen makul onarım süresine göre hesaplanan 4.300,00 TL'nin davalıdan tahsili yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 93.060,00-TL onarım bedelinin ve 22.460,00-TL mahrumiyet bedelinin dava tarihinden itibariyle mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.891,17-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 2.525,22-TL peşin harç ve 615,40-TL ıslah harcının indirilmesi ile eksik kalan bakiye 4.750,55-TL karar harcının davalıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 615,40-TL ıslah harcı ve 2.525,22-TL peşin harç olmak üzere 3.410,47-TL toplam harç nedeniyle yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan kabul red oranına göre 10.368,83-TL yargılama giderinin (tebligat, müzekkere, bilirkişi vb) davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 7-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre 2.128,55-TL'sinin davalıdan, 991,45-TL'sinin ise davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 8-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2025
Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪