İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/121 E. 2026/201 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/121
- Karar No
- 2026/201
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :...
HAKİM : ... KATİP :...
DAVACI :... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av.... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili davacı Kübra'nın 11.07.2023 tarihinde saat 11:45 sularında abisi ...'nın sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklette yolcu konumundayken davalı ... idaresindeki ... plakalı aracın kendilerine çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, kazada davalı ...'nun %100 kusurlu bulunduğunu, kaza nedeniyle davacının vücudunun hemen hemen her tarafında kazadan dolayı oluşan yaralamalar sebebiyle bir dizi tedavi ve ameliyat süreci geçirdiğini, davacıya ameliyatla ayak bileğine kalıcı koter-plak takıldığını, 3-4 ay ayağının üzerine basamadığını, bakıma muhtaç yaşadığını, halen ayağında aksamanın mevcut olduğunu, kaza tutanağının 3.sayfasının son paragrafında da belirtildiği üzere kazanın oluşumunda davalı ...’nun kendisine hitap eden DUR levhasına uymadığından, 2918 sayılı KTK’nın 57/1-A maddesini ihlal ettiğinin, ...’nın kazada kural ihlalinin olmadığı kanaatine varıldığını, kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle davalılardan ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalandığını, ... Sigorta’ya başvuru yapıldığını, bu başvurudan bir netice alınamadığından arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını, Trafik kazası neticesinde beden gücü kaybına uğrayan müvekkil ...’nın maluliyetine ilişkin maddi zararının ve tedavi giderleri, geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatları, efor (güç) kaybı tazminatı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar, bakıcı giderleri gibi kazadan kaynaklanan tüm maddi zararlarının fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden, diğer davalı bakımından kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile sigorta şirketi bakımından poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla davalılardan tahsiline, kaza neticesinde manevi olarak zarara uğrayan müvekkili lehine 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı ... Vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının kısmi dava olarak davasını açması mümkün iken davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hatalı olduğunu, menfaat yokluğu nedeni ile belirsiz alacak davasının reddi gerektiğini, kazaya karışan her iki araç malikinin de ticari işletmesiyle ilgisi olmayan dolayısıyla "ticari iş" niteliğinde olmayan bir trafik kazasından kaynaklanan davanın Asliye ticaret mahkemesine değil Asliye hukuk mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğini, polis tarafından tutulan kaza tespit tutanağının tarafların ifadeleri doğrultusunda hazırlandığını ve hatalı olduğunu, kazaya karışan elektrikli bisikletin tescilsiz olduğunu, davacıların tescilsiz olarak trafiğe çıkmaları sebebiyle asli kusurlu olmaları gerektiğini, kazaya karışan şahısların yeterli eğitim ve bilinçte olmaması sebebiyle kaza oluşumuna sebebiyet verdiklerini, müvekkilinin yavaş hızla kavşağa yaklaştığını bu sırada elektrikli bisiklet sürücüsünün müvekkilin aracının ön tampon kısmına çarptığını, müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle, davacı tarafından ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkil sigorta şirketinin yerleşim yerinin İstanbul olması sebebiyle HMK madde 6/1 gereği; İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının eksik evrakla başvuru yaptığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedildiğini, davacının iyileşme süreci tamamlanmadan bu davanın açılamayacağını, davacının, Sigorta Tahkim Komisyonu’na geçerli belge ile başvuru yapmaması nedeni ile başvurunun hukuki yararının bulunmadığını, davacıların talebine konu geçici iş görmezlik tazminatının reddinin gerektiğini, davacının talebine konu geçici iş görmezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri Trafik Sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi gereği, sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu ve sağlık gideri teminatının ise SGK’nın sorumluluğunda bulunduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmemesi nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, netice olarak davanın yetkisiz mahkemede açılmış olmasından dolayı İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, başvuru şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle işbu davanın usulden reddini talep etmiştir. DELİLLER : Kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin fotoğraflar, sgk kayıtları, hastane kayıtları, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarına ilişkin tutanaklar, Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, gerekli bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 21/02/2025 tarihli raporunda: Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında ...'nın 08.11.2019 tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (medial malleol açık, 2. Metatars) kırıkları, eklem (ayak bileği) çıkığı ve sağ alt ekstremitede mevcut (çivi ile tespitli medial malleol kırığı, ayak bileği hareket kısıtlılığı) patolojileri nedeniyle; üç (3) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresi 3 (üç) ay olduğu) iki (2) hafta süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %4 (yüzde dört) olduğu, yüz sınırları içerisinde yüzde sabit iz (estetik kusur) niteliğinde herhangi bir lezyon saptanmadığı, mevcut evrak içeriğinden trafik kazasıyla ilgili SGK kapsamında olmayan tedavi masrafı tespit edilmediği, bununla birlikte ek bilgi, belge (makbuz, fatura, dekont, ayrıntılı hastane hasta hizmeti, fiyat, tutar dökümü, ilave ücreti gösterir belge vb.) sunulması ve talep edilmesi halinde bu hususun tekrar değerlendirilebileceği yönünde görüş bildirmişlerdir. Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 17/03/2025 tarihli raporunda: sürücü ...'nun %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'nın kusursuz olduğu kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Adli Tıp Uzmanı ve Aktüerya Hesap Uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 12/08/2025 tarihli raporda: davacının bakıcı giderlerinin 6.260,10-TL olduğu, davacının SGK kapsamına girmeyen tedaviden kaynaklanan giderlerinin 11.500,00-TL olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının 34.206,96-TL olduğu, davacının maluliyet tazminatının 612.942,69-TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 612.942,69-TL tazminattan sorumlu olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (11.500,00 + 6.260,10) = 17.760,10-TL sağlık (bakıcı + SGK kapsamına girmeyen tedaviden kaynaklanan giderleri) giderinden sorumlu olduğu, manevi tazminatın takdirinin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. Adli Tıp Uzmanı ve Aktüerya Hesap Uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 31/01/2026 tarihli ek raporda: davacının bakıcı giderlerinin 6.260,10-TL olduğu, davacının SGK kapsamına girmeyen tedaviden kaynaklanan giderlerinin 11.500,00-TL olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının 34.206,96-TL olduğu, davacının maluliyet tazminatının 773.081,09-TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin 773.081,09-TL tazminattan sorumlu olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin (11.500,00 + 6.260,10) = 17.760,10-TL sağlık (bakıcı + SGK kapsamına girmeyen tedaviden kaynaklanan giderleri) giderinden sorumlu olduğu, manevi tazminatın takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 11/07/2023 günü saat 11:45 sıralarında davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacının yolcu olduğu, ... sevk ve idaresindeki bisiklete çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Dosya kapsamındaki poliçenin incelenmesinde, ... plakalı kamyonet cinsi aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigortalı olduğu, kaza tespit tutanağına göre kaza sırasında araç sürücüsünün davalı ... olduğu anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde maluliyete ilişkin tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatları, efor kaybı tazminatı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar, bakıcı giderleri 1.000,00-TL maddi tazminat talep ettiğini beyan etmiş, talep sonucu maddi tazminat talepleri yönünden açıkça belli olmadığından davacıya talep sonucunu açıklaması için süre verilmiş, davacı vekili 13/02/2024 tarihli dilekçesi ile 1.000,00-TL maddi tazminat talebini 495,00-TL geçici iş göremezlik, 400,00-TL sürekli iş göremezlik, 100,00-TL bakıcı gideri ve 5,00-TL tedavi gideri olarak açıklamıştır. Manevi tazminat talebi ise 50.000,00-TL'dir. Belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmesinde; Dava dosyası trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir. (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321) Eldeki davada davacı dava dilekçesinde bir kısım talepleri yönünden belirsiz alacak davası ve bir kısım talepleri yönünden kısmi dava açtığını bildirmektedir. Davalıların cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacının alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı ... Sigorta A.Ş nezdinde ZMMS sigortalı olduğu, ... Sigorta A.Ş'nin 05/03/2024 tarihli yazı cevabına göre davacının davalı sigorta şirketine 30/09/2023 tarihinde başvurduğu ve burada hasar dosyasının açıldığı dolayısıyla davacının yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. -Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde; Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir" hükmü yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir. (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarih 2013/9042 Esas 2013/12620 Karar sayılı ilamı) Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacıların yerleşim yeri Kocasinan, Kayseri'dir ve yine dosya içinde mevcut trafik kaza tespit tutanağına göre davaya konu trafik kazası Kayseri İli, Melikgazi İlçesi'nde gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre; kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer, davacının ikametgahı kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve yetki itirazı reddedilmiştir. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahkememizce taraflara tanık bildirmeleri için süre verilmiş, Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmış, kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyası celp edilmiş, adli tıp kurumundan kusur raporu alınmıştır. 11/07/2023 günü saat 11:50 sıralarında davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile 2190 Sokak üzerinde seyir halinde iken kaza mahalli olan 3167 Sokak kavşağına geldiğinde yönetimindeki aracın ön kısmıyla; kavşağa yönüne göre soldan giren davacının abisi ... idaresindeki Elektrikli bisikletin sağ yan kısımlarına çarpması neticesinde davaya konu trafik kazası meydana gelmiştir. Olay mahallinin, meskun mahal içi, iki şeritli, 7 m genişliğinde, azami hız sınırının 50 km/h, iki yönlü yol, asfalt kaplamalı, sokak sınıfında, yatay güzergahta düz, düşey güzergahta eğimsiz, kaza saatinde gün durumunun gündüz, yol zemininin kuru ve havanın açık olduğu anlaşılmaktadır. Kazanın dört yönlü kavşak mahallinde meydana geldiği, kamyonetin kavşağa girdiği yönde DUR trafik levhasının bulunduğu anlaşılmıştır. Sürücü ... ifadesinde; "11.07.2023 günü saat: 11,40sıraların 3167 sokak üzerinde bulunan bir binaya bir malzeme bıraktım sonrasında ... plaka sayılı aracı bindim. Sevk ve idaremde bulunan araç ile 3167 sokak üzerinden 2190 sokak istikamete gideren kavşağa geldim hızımı yavaştı zaten kavşağa girdim durur gibi oldum sağımı solumu kontrol ettim o sırada bir ses duydum bir anda frene bastım sonrasında Scoter ( elektrikli bisiklet)e binen iki şahıs benim aracımın ön tampon kısmına çarptı çarpmanın etkisi ile yere düştüler… " şeklinde beyanda bulunmuştur. Sürücü ... ifadesinde; "11.07.2023 günü saat: 11:45 sıralarında benim sevk ve idaremde bulunan elektrikli bisikletle kardeşim ... ile seyir halindeydik. ... benim kullandığım bisikletin arka kısmında oturuyordu. Bahçeli evler mahallesi Kocasinan caddesi 2. caddeye geldiğimiz esnada sağ tali yoldan gelen hızlı bir araç benim kullanmış olduğum elektrikli bisiklete çarparak kaza gerçekleşti." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçesi, tüm beyanlar, kaza tespit tutanağı, fotoğraflar incelendiğinde ... sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyir halinde iken olay yeri kavşağa geldikten sonra, istikametinde bulunan DUR trafik levhasını dikkate alarak durması, sonrasında, yaklaşan araçların hız-mesafe durumlarını değerlendirmesi ve ilk geçiş hakkını ana yoldan gelen araçlara vermesi sonrasında yeterli kontrolleri sağlayarak kavşağa girmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği, bu hareketi ile ana yoldan gelen araç ile çarpıştığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda % 100 oranında kusurlu olduğu, ... sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde DUR trafik levhasına rağmen yola katılarak yandan çarpan araca karşı alabileceği bir önlem bulunmadığı anlaşılmakla meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru bulunmadığı bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen bu rapor Kayseri 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, kaza tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı ile uyumlu olmakla mahkememizce de hükme esas alınmıştır. Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Dosya kapsamında bulunan delillerden davacının abisi ... tarafından sevk ve idare edilen bisiklette yolcu olarak bulunduğu, kaza tespit tutanağına göre davacının koruyucu tertibat takıp takmadığı belli olmadığı gibi koruyucu tertibat kullansa dahi yaralanmanın ayak bileğinden gerçekleşmesi nedeniyle hesaplanan tazminatlardan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. -Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde; Davacının kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan rapor almıştır. Alınan 21/02/2025 tarihli rapora göre davacının 3 ay süreyle geçici iş göremez halde kalacağı, 2 hafta bakıcı desteğinden yararlanması gerektiği, sürekli iş göremezlik oranının % 4 olduğu belirtilmiştir. Düzenlenen bu rapor dosya kapsamı ile uyumlu olması ve bu rapor ile çelişen başka bir rapor bulunmaması nedeniyle mahkememizce de hükme esas alınmıştır. -Aktüerya hesabına ilişkin değerlendirmede; HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğine dair bir iddiada bulunmamıştır. Yapılan kolluk araştırmasına göre de davacının çalışmadığı, ailesi ile birlikte yaşadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle karar tarihinde geçerli olan asgari ücret miktarına göre hesaplama içeren 31/01/2026 tarihli aktüer bilirkişi raporuna mahkememizce de itibar edilmiştir. - Geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmede; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Bu halde geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir. Somut olayda geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri talepleri, ZMMS poliçesinin sağlık giderleri-şahıs başına kalemine dahil olup davalı sigorta şirketinin bu kalem zararlardan sorumluluk limiti 1.200.000,00-TL'dir. Hükmedilen toplam geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatı 51.966,96-TL olup sigortanın daha önceden ödemesi bulunmadığından teminat limiti kapsamındadır. Davacı için hükmedilen 773.081,09-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ise poliçedeki kişi başı ölüm/sakatlık limiti olan 1.200.000,00-TL kapsamındadır. -Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Anılan açıklamalar uyarınca sigorta şirketinin yazı cevabına göre davacı tarafça sigorta şirketine yazılı olarak dilekçe ile 30/10/2023 tarihinde başvurulmuş, bu tarihten itibaren 8 iş günü ileri gidildiğinde davalının 13/11/2023 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Davalı sürücü/işleten ise kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinde temerrüde düşmüş kabul edilmelidir. Davacı dava dilekçesinde ticari avans faizi, bedel artırım dilekçesinde ise mevduata uygulanan en yüksek faiz talep etmiştir. Ancak sigortalı ... plakalı araç ruhsat kayıtlarında otomobil olarak kayıtlı olduğundan hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmıştır. -Manevi tazminata dair değerlendirmede; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, davalı araç sürücüsünün tamamen kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacı ...'nın olay tarihindeki yaşı, kazadan dolayı %4 malul kalması, 3 ay geçici iş göremezlik durumu, 2 hafta bakıcı ihtiyacı duyması nedenleriyle çekmiş olduğu acı ve ızdırap hali, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda dava dilekçesinde talep edilen 50.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamı ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. -Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-34.206,96-TL geçici iş göremezlik, 11.500,00-TL tedavi gideri ve 6.260,10-TL bakıcı gideri tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS poliçesinin kişi başı tedavi masrafları limitinden karşılanmak ve sorumluluğu teminat limiti olan 1.200.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 13/11/2023 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-773.081,09-TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ZMMS poliçesinin kişi başına ölüm/sakatlık limitinden karşılanmak ve sorumluluğu teminat limiti olan 1.200.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 13/11/2023 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Maddi tazminat yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 56.359,04-TL ilam harcından, tahsil edilen 870,96-TL peşin harç ve 13.218,83-TL tamamlama harcının mahsubuna, bakiye 42.269,25-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Manevi tazminat yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 3.415,50-TL ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 870,96-TL peşin harç, 13.218,83-TL ıslah harcı, 704,50-TL tedbir talebi harcı, 3.900,00-TL adli tıp fatura ücreti, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.016,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 28.137,89-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin 26.530,10-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile davacıya verilmesine, 8-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 9-Maddi tazminat yönünden: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 129.757,22-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 10-Manevi tazminat yönünden: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2026
Katip ...
Hakim ...