İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/118 E. 2026/49 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/118
- Karar No
- 2026/49
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/118 Esas KARAR NO : 2026/49
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2014 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı gerçek kişiler davalı firmanın bayisi olan diğer davacı tüzel kişilik .... Petrol ve Petrol Ürünleri Tic. San. Ltd. Şti nin işletmekte olduğu benzin istasyonu olan “.... İli ..... İlçesi .... Köyü Karataş Mevkii .... Pafta ..... Parsel 2880 m2 lik” taşınmazın malikleri olduğunu davacı müvekkil firma ile davalı firma arasında 29/09/2010 tarihili intifalı bayilik sözleşmesi ve ön sözleşme gereğince davacı müvekkil firma Nevşehir İli .... İlçesi ..... Köyü .. Mevkii ...... pafta ...... parsel 3845 m2 lik taşınmaz üzerine davalı firma lehine 04/11/2010 tarih ve 5149 yevmiye nolu belgeyle 1. dereceden 750.000,00 TL lik ipotek tesis edildiğini, ipotek ve intifa sonrasında 200.000,00 TL intifa bedelini davacı firmaya 6 ay ödemesiz 24 ay geri ödemeli vereceği, istasyonun faaliyete geçmesi ile 200.000,00 TL tutarında 6 ay ödemesiz 24 ay geri ödemeli akaryakıt ürünü verileceği, ancak 200.000,00 TL tutarlı akaryakıt ürününün hiç verilmediğini , davacı müvekkil firmanın 2011 yılı sonu ve 2012 yılı Ocak ayı itibariyle peşin parayla bile alım yapamaması nedeniyle Ürgüp Noterliği ‘nin 02/02/2012 tarih ve ...... yevmiye nolu ihtarnamesiyle 15/02/2012 tarihli itibariyle davalı firma ile imzalanan sözleşmeyi ve tüm eklerini feshettiğini, davalı firmanın bu döneme bayilerine akaryakıt sağlayamadığı ekonomik güçlük çektiği tüm akaryakıt sektörünün bilgisi dahilinde olduğunu, davacı bayi aleyhine icra takibi başlattığını, icra tehdidi altında haksız da olsa bir bedel ödemek zorunda olduğunu bilen davacı müvekkil .... PEterlo ve Petrol Ürünleri Tic. San. Ltd. Şti yetkilileri ve sahipleri haksız borcu ödeyebilmek için adı geçen istasyonu 22/10/2013 tarihli protokol ile dava dışı firma ..... Petrol Gıda San. Tc. Ltd. Şti. ye sattığını , benzin istasyonunun tapu devri dava dışı alıcı ..... Ticaret Petrol Gıda San. Tc. Ltd. Şti. ne yapılmış ancak ipotekli olarak satış işleminin gerçekleştirildiğini, borçların ödendikten sonra davalı firma davacıya ait Nevşehir İli ..... İlçesi .... Köyü Karataş Mevkii .... Pafta ..... parsel 2880 m2 lik taşınmazın üzerine davalı firma lehine kurulan 26/04/2011 tarih ve ..... yevmiye nolu 3. derece 750.000,00 TL bedelli ipoteği terkin etmediğini bu nedenlerle davalı firmaya icra tehdidi altında yapılan fazla ödemelere ilişkin dava tarihinden itibaren ilişkin olarak fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont - avans faizi ile birilkte davalı .... Ürünleri Paz. A.Ş firmasından tahsiline, Nevşehir İli Ürgüp İlçesi .... Köyü .... Mevkii .... Pafta .... Parsel 3845 m2 lik taşınmaz üzerine davalı firma lehine 04/11/2010 tarih ve .... yevmiye nolu ipoteğin terkinine , Nevşehir İli Ürgüp İlçesi .... Köyü .... Mevkii ..... Pafta ..... Parsel 2880 m2 lik taşınmazın üzerine davalı firma lehine 26/04/2011 tarih ve ..... yevmiye nolu ipoteklerin terkinine , yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı firmadan tahsiline karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesindeki talepleri mahiyeti bakımında açıkça bir istirdat davası olduğunu ancak huzurdaki davada söz konusu icra dosyaları incelendiğinde ödemelerin itiraz süresi içerisinde yapıldığı bu sebeple istirdat davası açılamayacağı ve huzurdaki davanın reddi gerektiğini ,ayrıca dava mahiyeti itibariyle istirdat davası olması nedeniyle ve ipotekli taşınmazın davacılara ait olmaması sebebi ile hukuki menfaatleri bulunmayan davacıların ipotek fekki taleplerinin söz konusu davada dikkate alınmaması gerekmekte olduğunu, , davacı taraf ile müvekkil şirket arasında 29/09/2010 tarihli intifalı bayilik sözleşmesi akdedildiğini, ancak davacı tarafa ait taşınmazın tapu kaydına intifa hakkı şerh ettirilmemiş olduğunu dolayısıyla 200.000,00 TL olduğu iddia edilen intifa bedeli davacıya verilmemiş hatta verileceğine dair bir taahhüt altına dahi girilmediğini, müvekkil şirketin davacı bayiye yatırım amaçlı kurumsal kimlik uygulaması ile birlikte ariyet mallar teslim edildiği ve destek amaçlı geri ödemeli 200.000,00 TL kredi vererek yatırımlar yaptığını, bu destekler sonucunda müvekkil şirketin tek amacı ve beklentisinin yatırım yapmış olduğu bayiden kar elde etmek olduğunu, ancak söz konusu 200.000,00 TL davacı tarafından geri ödenmediğini, huzurdaki dava ile gerçekler çarpıtılarak intifa hakkına ilişkin verilmiş gibi gösterildiğini, intifa hakkı tesis edilmemiş bir taşınmaz üzerinde intifa bedelinin verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu , dava dışı ..... Tic. Per. Ürn. Gıda San. Ltd. Şti ile davacılar arasında yapılan ve dava dilekçesine ek olarak sunulan sözleşme neticesinde söz konusu taşınmazın satışının gerçekleştirildiği görülmekte olduğunu, davacı taraf uzun bir süredir ekonomik anlamda sıkıntılı olması nedeni ile söz konusu taşınmazı sattığını, satış neticesinde borcun ödendiği ve müvekkil şirkete herhangi bir borcun bulunmadığından bahisle sebepsiz olarak duran ipoteğin fekki talep edildiğini, ancak ipotek bayilik sözleşmesi ve eklerini teminat altına almak amacıyla verilmiş olduğundan ve davacı tarafın müvekkil şirkete halen borcu bulunduğundan ipoteğin fekki taleplerinin taraflarınca kabulü mümkün olmadığını , dava dışı ...... Tic. Per. Ürn. Gıda San. Ltd. Şti nin zarar uğradığı yönündeki beyanların da huzurdaki dava ile ilgisi olmadığını davacı tarafın kendini tamamen mağdur göstermeye çalıştığını bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine , yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davacı vekilinin ipoteğin terkinine ilişkin talepleri yönünden dosyanın tefrik edilerek heyete tevdii edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl davada uyuşmazlığın; taraflar arasında imzalanan intifalı bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, davacının alacağının bulunup bulunmadığı, icra tehdidi altında fazla ödeme iddiası nedeniyle ödemenin tahsilinin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplandığı, birleşen davada ise uyuşmazlığın bayilik sözleşmesi kapsamında haksız ve tek taraflı fesih nedeniyle kar mahrumiyetinin tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Birleşen dosyanın takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırıldığı ve tefrik edilerek mahkememizin ..... esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında 29/09/2010 tarihinde bayilik sözleşmesi düzenlenmiş olup bu konuda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Söz konusu bayilik sözleşmesi 15/02/2012 tarihinde davacı tarafından feshedilmiş olup öncelikle çözümlenmesi gereken husus feshin haklı olup olmadığı hususudur. Sözleşmenin ana konusu; "Bayi işbu sözleşme süresince gerek motorlu araç sahiplerine, gerekse şantiyeler, deniz araçları, kooperatifler, nakliye firmaları, fabrikalar, sanayi kuruluşları vasfındaki toplu tüketim merkezleri ve benzeri, nihai tüketicilere satacağı, beyaz mal(benzin grubu, motorin, gazyağı) ile siyah malı (fuel-oil no 6, kalorifer yakıtı vb), otogaz, madeni yağlar ve konusuna uygun diğer malları tamamen şirketten veya şirketin göstereceği kaynaklardan satın almayı ve şirket de işbu sözlşemedeki şartlar dairesinde talep edilen malı temin etmeyi karşılıklı olarak kabul ve taahhüt etmişlerdir." şeklindenir. Davacı tarafça davalı adına Ürgüp Noterliği tarafından 02/02/2012 ve 16/04/2012 tarihlerinde ihtarnameler çekilerek sözleşmenin feshedildiği belirtilmiştir. Ancak ihtarname tebliğ şerhleri bulunmadığından davalı tarafa tebliği hususu tespit edilememiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; "Tarafların ticari defter ve belgeleri ve dosyada mevcut delillere göre mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup 20/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşmeyi tek taraflı fesheden davacı şirketin sözleşmede yer olan satış taahhütlerine uymadığı, davacı bayinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği iddiasını kanılayamadığı, birleşen dava davacısının sözleşmeye konu alacağını ve sözleşmeden kaynaklanan taahhütlere uyulmaması nedeniyle cezai şart alacağının davacı bayiden tahsil edildiği, davalı şirket tarafından cezai şart alacağının davacı bayiden cebri icra kanalıyla tahsil edildiği, tarafların karşılıklı olarak alacak borç ilişkilerinin olmadığı, davalı şirketin ayrıca fesih nedeniyle başka zararını da ispatlayamadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporuna itirazlar üzerine alınan 18/12/2017 tarihli ek rapor içeriğinde itirazların değerlendirildiği, kök rapordaki kanaatlerin geçerli olduğu belirtilmiştir. Tarafların itirazları üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup 08/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler incelenemediğinden taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu günden fesih gününe kadar mal alımlarında taahhüt edilen miktar ve tutarların altında kalmasına yönelik tespit yapmanın mümkün olmadığı, kar mahrumiyeti ve cezai şarta ilişkin ise önceki bilirkişi raporundaki hususların kabulü gerektiği belirtilmiştir. 22/06/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda 2013 yılı ticari defter ve belgelerde tarafların karşılıklı olarak borç ve alacak bakiyesine rastlanmadığı, kök rapordaki hususlarda değişiklik yapılmasını gerektiren bir husus olmadığı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı, dosyada mevcut raporlar ve ek raporlar hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflara arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, ancak davacı tarafın satış taahhütlerine uymadığı halde sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiğine dair dosyada mevcut herhangi bir delil bulunmadığı, buna göre fesih nedeniyle uğranılan bir zararın da bulunmadığı, 29.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin FESİH başlıklı 12. Maddesi (d) bendinin;"…Bayi sözleşmenin başlangıç tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar geçecek dönemde satın alınması gereken malın alınmaması sonucu aradaki farktan doğan Şirketin uğradığı kar mahrumiyetini hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin derhal ve defaten öder…” şeklinde düzenlendiği, kar mahrumiyetine ilişkin olarak Yargıtay HGK kararında “6098 sayılı BK 112. maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilememesi nedeni ile tazminat isteyebilmesi için alacaklının bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. bu durum müspet zarar ve ya menfi zarar olabilir. Bu edimi (edayı) gereği gibi ve süresinde yerine getirseydi alacaklının mal varlığı ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark (olumlu) müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır." şeklinde belirtildiği, somut olayda buna ilişkin zararın da tespit edilemediği, davalı tarafından başlatılan icra takipleri sonucunda tahsil edilen bedellerin olması da dikkate alınarak tarafların birbirlerinden borç ve alacaklarının bulunmadığına dair bilirkişi raporlarına itibar edilmesi gerektiği değerlendirilerek asıl dava ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karar İBAM ..... HD. ..... Esas ve ..... Karar sayılı ilamıyla; "..Somut olayda; davacı-birleşen davada davalı ...... Ltd. Şti. ile davalı-birleşen davada davacı ..... Petrol arasında 29.09.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile aynı tarihli asgari alım taahhütnamesi imzalandığı, davacı bayi tarafından keşide edilen 02.02.2012 tarihli ihtarname ile; sözleşme ve eklerinin akaryakıt ikmal yükümlülüğünün yerine getirilmediği, sözleşme hükmüne rağmen vadeli alım taleplerinin yerine getirilmediği, yine sözleşme ile taahhüt edilen 200.000-TL tutarlı 6 ay geri ödemesiz 24 ay vadeli akaryakıtın verilmediği gerekçesiyle 15.02.2012 tarihi itibariyle feshedildiği, sözleşmenin feshi sonrasında davalı-karşı davacı ..... Petrol tarafından davacı aleyhine alacaklarının tahsili amacıyla 539.322,20-TL asıl alacak ve 239.099,51-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 778.421,71-TL alacak için Bakırköy ...... İcra Dairesinin ..... esas sayılı dosyasında; 330.230,89-TL asıl alacak ve 267.487,02-TL işlemiş alacak olmak üzere toplam 597.717,91-TL alacak için ..... esas sayılı dosyasında ve 120.419,69-TL alacak için ..... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davacı-birleşen davada davacı borçlu bayi tarafından ..... esas sayılı dosyada takibin kesinleşmesinden sonra 22.10.2013 tarihinde haciz tehdidi altında 1.341,176-TL ödeme yapıldığı, ..... yılı dosyada ödeme emri tebliğinden önce 11.11.2013 tarihinde 663.050-TL ödeme yapıldığı, ..... esas sayılı dosyada ise borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edilemediği ve şirket tarafından henüz borca itiraz süresi başlamadan 20.12.2013 tarihinde 146.040-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Taraflarca imzalanan bayilik sözleşmesinin 5. maddesinde, şirketin tek taraflı olarak vade tanıma, vadeyi kısaltma veya ilave vade günleri tanıma yetkisine sahip olduğu; 12/d maddesinde ise, bayinin yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde şirketin sözleşmeyi derhal tek taraflı feshedeceği, bayinin sözleşme başlangıç tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar olan dönemde satın alınması gereken malın alınmaması sonucu aradaki farktan doğan kar mahrumiyetini ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Asgari alım taahhütnamesinde ise, bayinin sözleşme süresinde şirketten her bir sözleşme yılında 800 metreküp beyaz mal almayı, taahhüdün altında kalınan her yıl için ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden metreküp başına 80-USD ödeyeceği, bayinin sözleşmenin süresinden önce feshine sebebiyet vermesi veya sözleşmeyi haksız feshetmesi halinde fesihten sonra kalan sözleşme süresince alınması gereken malın alınmaması sonucu satış taahhüdüne göre yukarıda yazılı miktarlar üzerinden hesaplanacak cezai şartı şirkete ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Davacı bayi tarafından fesih gerekçesi olarak; akaryakıt ikmal yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, sözleşme hükmüne rağmen vadeli alım taleplerinin yerine getirilmemesi, yine sözleşme ile taahhüt edilen 200.000-TL tutarlı 6 ay geri ödemesiz 24 ay vadeli akaryakıtın verilmemesi nedenlerine dayanılmıştır. Davacının ileri sürdüğü vadeli satış ve geri ödemesiz uzun vadeli satışın dayanağı olarak ön sözleşme başlıklı belgeye dayanılmış olup, bu belgede davalı tarafın imzası bulunmamaktadır. Bu yüzden bu belge hükümlerine dayalı olarak belirtilen olguların fesih gerekçesi olarak ileri sürülmesi mümkün değildir. Davacının ileri sürdüğü diğer fesih gerekçesi ise, davalının akaryakıt ikmal yükümlüğünü yerine getirmemesi veya geç getirmesi olgusudur. Ancak bu hususta davacı bayi tarafından iddiayı kanıtlayan herhangi bir delil ibraz edilmediği gibi geç veya hiç akaryakıt ikmali yapılmaması nedeniyle davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir ihtar da bulunmamaktadır. Bu durumda davacı bayinin sözleşmeyi fesihte haksız olduğu sabittir. Bu nedenle kural olarak davalı-karşı davacı ..... Petrol'ün bayilik sözleşmesi ve alım taahhüdüne dayalı olarak eksik alımdan kaynaklanan cezai şart ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kar mahrumiyeti talep hakkı bulunmaktadır. İİK'nın 72/7. madde hükmüne göre, borçlu, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması halinde bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde istirdat davası açabilecektir. TBK’nın 78/1 maddesi ise, "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; borç olmayan şeyin ödenmesi hâlinde, sebepsiz zenginleşmeye dayanılarak talepte bulunabilmesi için; borcun ifası amacıyla ödeme yapılması, gerçekte ödenmesi gereken bir borcun bulunmaması, ödemeyi yapan kimsenin yanılmak suretiyle kendisini borçlu sanarak ödemede bulunması gerekir. Eldeki davada, davacı-birleşen davada davacı bayi tarafından Bakırköy .... İcra Dairesinin ..... esas sayılı dosyada yapılan 663.050-TL ödeme ile ..... esas sayılı dosyada yapılan 146.040-TL ödeme, ödeme emrine itiraz süresi içerisinde yapılmış olduğundan, bu ödemelerin haciz tehdidi altında yapıldığının kabulü mümkün değildir. Bu durumda ödemeyi yapan davacı bayi, TBK'nın 78. maddesi uyarınca gerçekte ödenmesi gereken bir borcun bulunmadığını ve ödemeyi yanılmak suretiyle kendisini borçlu sanarak yaptığını kanıtlamak zorunda olup, asıl davada bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Bu durumda asıl davada davacının Bakırköy ..... İcra Dairesinin ...... esas sayılı ve ..... esas sayılı dosyada yapmış olduğu ödemelerin istirdadını talep hakkı bulunmamaktadır. Bakırköy ..... İcra Dairesinin ..... esas sayılı dosyasında yapılan 1.341,176-TL tutarlı ödeme ise takibin kesinleşmesinden sonra haciz tehdidi altında yapılmış olduğundan, kural olarak davacının bu ödemenin istirdadını talep hakkı bulunmaktadır. Burada ispat yükü, borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kaldığını iddia eden davacı borçlu üzerindedir. İstirdat istemine konu Bakırköy ...... İcra Dairesinin ..... esas sayılı dosyasında 539.322,20-TL asıl alacak ve 239.099,51-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 778.421,71-TL alacak talep edilmiş olup, bu dosya konusu alacağın dayanağının, fesih tarihi itibariyle kayıtlı olup önceki dönemden devreden 227.674,90-TL cari hesap alacağı, davacı bayi tarafından ödenmeyen senet bedelleri ile 211.651,30-TL'nin ise, bu tutarın davalı defterlerine kaydedildiği 15.11.2012 tarihine kadar olan dönem için hesaplanan eksik alımdan kaynaklanan cezai şart alacağına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olarak Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği; eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, çekince için bir şekil şartının getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, TBK’nın 179/2. maddesi hükmü emredici nitelikte olmadığından, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuş ise, oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda taraflarca kararlaştırılan cezai şart hükmü, ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup, açıklanan yerleşik yargı uygulamasına göre, sözleşmedeki hükme dayalı olarak cezai şart istenilebilmesi için taahhüdün ihlal edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir. Bu kapsamda somut olayda davacı bayinin yıllar bazında asgari alım taahhüdünde bulunduğu, davalı dağıtıcı tarafından eksik alımdan kaynaklanan cezai şart tutarının takip konusu edildiği anlaşılmasına rağmen, mahkemece davalı dağıtıcının bayiden talep edebileceği asgari alım taahhüdünden kaynaklanan cezai şart alacağının bulunup bulunmadığı ve mevcutsa miktarının tespiti konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiç bir araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında, söz konusu icra takibine konu diğer alacaklar bakımından, davacının davalı ile olan ticari ilişkisini takip ettiği satıcılar hesabı cari hesap ekstresini sunmaması nedeniyle fazla ödeme tutarının tespit edilemediği bildirilmiştir. Davalı tarafça davacı bayiye 22.10.2010 tarihinde 200.000-TL ödeme yapıldığı sabit olup, taraf ticari defterlerinde bu bedelin intifa bedeli olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı gibi taşınmaz üzerine intifa hakkı da tesis edilmemiştir. Davalı defterlerinde bu ödeme davacı aleyhine borç olarak kayıtlıdır. Dolayısıyla davacı bayinin, bu bedelin intifa bedeline ilişkin olduğuna yönelik iddiasına itibar edilmesi mümkün değildir. Her iki bilirkişi raporunda, davacı tarafça davalıya her biri 8.333-TL tutarlı 23 adet senet verildiği, bu senetlerden 16 adedinin ödenmediği, davacı tarafça davalıya banka yoluyla 8.350-TL ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Bu ödeme ve senetler toplamı 200.009-TL'ye tekabül etmektedir. Davacı tarafça söz konusu senetlerin intifa bedeline ilişkin olarak davalıya verildiği ileri sürülmüştür. Bu durumda öncelikle bu senetlerin bayiye ödenen intifa bedeline ilişkin olarak verilip verilmediğinin üzerinde durulması ile taraf ticari defterlerinin eksiksiz olarak ibrazının sağlanarak, senetlerden 12 adedinin 2012 yılı içerisinde davalı defterlerine davacı aleyhine borç kaydedildiği de gözetilerek, davalı defterlerinde yer alan 2012 yılına devir bakiyesi olan 227.764,90-TL içerisinde ayrıca senet bedellerinin veya bayiye yapılan 200.000-TL ödemenin yer alıp almadığının tespiti ile hem intifa bedeli hem de ödenmeyen senet bedelleri davacı aleyhine borç olarak kaydedilmiş ise, mükerrer kayıt olarak kabul edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi, bu tespit sonrasında davacının varsa eksik alımdan kaynaklanan cezai şart borcu ile birlikte ne kadar borcunun bulunduğunun tespiti ile, söz konusu icra dosyasına yapılan 1.341,176-TL ödemenin istirdadı koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece eksik inceleme sonucunda tarafların ticari defterlerine göre kayden borç alacak bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi hatalıdır." gerekçesiyle kaldırılmıştır. Mahkememizce İBAM kararı doğrultusunda inceleme yapmak üzere yeniden rapor alınmasına karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi’nin” 12. maddesinin (d) bendi uyarınca: “Bayi, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat ile işbu sözleşme ve ayrılmaz parçası olan ek sözleşmelerde, yer alan hükümlerden herhangi birini kısmen veya tamamen ihlal ettiği veya borç taahhütlerini yerine getirmediği takdirde Şirket, (...) d) Sözleşmeyi derhal ve süresinden önce tek taraflı olarak fesheder. Bayi sözleşmenin başlangıç tarihinden sözleşmenin süresinin sonuna kadar geçecek dönemde satın alınması gereken malın alınmaması sonucu aradaki farktan doğan şirketin uğradığı kar mahrumiyetini hiçbir itirazda bulunmaksızın, herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin derhal ve defaten öder. 7. maddede belirtilen teminatlar derhal nakde tahvil olunur ve irat kaydedilir.” Bilirkişi ek raporunda davacının 301.017,36 USD cezai şart talep edebileceği, kar mahrumiyeti için makul sürenin 6 ay olduğu kabul edilirse 30.836,75 TL, 1 yıl kabul edilirse 62.530,08 TL ve KDV olduğunun belirtildiği, davalı defterlerinde alacak ve borcun bulunmadığı, davacının Bakırköy ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyasına yapılan 1.341176 TL ödeme için istirdat talebinin yerinde olduğunun değerlendirildiği, buna göre asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ...... esas sayılı dosyasında yapılan 1.341,176TL ödemenin dava tarihi olan 30/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 91,61TL ilam harcından peşin alınan 341,55TL harcın mahsubu ile bakiye 249,93TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen 25,20TL başvuru harcı, 341,55TL peşin harç olmak üzere toplam 366,75TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 13.000,00TL bilirkişi ücreti, 367,00TL posta masrafı, olmak üzere toplam 13.367TL den kabul red oranına göre hesaplanan 896,37TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın işbu davacı üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 10.000,00TL bilirkişi ücreti 660,50TL posta masrafı, olmak üzere toplam 10.660,50TL den kabul red oranına göre hesaplanan 9.945,62TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın işbu davalı üzerine bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.341,178TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 18.658,83TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 8-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır
Hakim ..... ¸e-imzalıdır