İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/105 E. 2025/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/105
Karar No
2025/821
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/51 KARAR NO : 2025/814

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/01/2025 KARAR TARİHİ : 04/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Merkezi Takip Sistemi'nin ------ sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahıs hiçbir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak işbu icra dosyasına itiraz ettiğini, itiraz sonrası arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, diğer davalı ------ ise şirketi temsile yetkili olup müvekkili şirket ile imzalanan sözleşmede ticari kefaletlerinin bulunduğunu, cezai şart faturasının davalı şirkete gönderilmesi akabinde davalı şirket tarafından ------- numaralı 21/09/2024 tarihli iade faturası düzenlenmiş ise de iade faturasının kabul edilmediği ve müvekkili şirket kayıtlarına işlenmeyeceğini, ------- numaralı cezai şart faturasının son ödeme tarihinden itibaren işleyecek akdi faiz ile birlikte ivedilikle ödenmesi gerektiğini, iade faturasının ihtarname ekinde iade edildiğini----. Noterliği'nin----- Yevmiye numaralı 25 Eylül 2024 tarihli ihtarname ile ihtar edildiğini, davalı şirket tarafından bu sefer de ---- Noterliği'nin ------ Yevmiye numaralı 27 Eylül 2024 tarihli ihtarname keşide edilerek ------ numaralı faturaya tekrar itiraz edildiği ve ihtarname ekinde iade faturası da eklenmek suretiyle müvekkili şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından gönderilen ----.Noterliği'nin------ Yevmiye numaralı 27 Eylül 2024 tarihli ihtarnamesine karşı müvekkil şirket tarafından ------. Noterliği'nin ------ Yevmiye numaralı 30 Eylül 2024 tarihli cevabi ihtarname keşide edildiği, işbu ihtarname ile davalı şirketin düzenlemiş olduğu iade faturasının kabul edilmeyeceği, daha önce de bu hususta ihtarname keşide edildiği ------ numaralı faturanın son ödeme tarihinden itibaren işleyecek akdi faizi ile birlikte derhal ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, buna rağmen davalı tarafından faturaya yönelik bir ödeme yapılmadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ve davalı şirket arasında 05.12.2023 tarihli "Elektrik Satış Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında davacı/alacaklı tarafından ----- numaralı fatura ve faizi için ---- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ----. Sayılı ----- ve ------ numaralı faturalar ve faizleri için ---- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin-----. Sayılı İcra takipleri başlatılmış olduğu, davalı/borçlu tarafından işbu faturalar icra dosyalarına yatırılmak üzere ödendiği ve icra dosyalarının infaz ile kapatıldığını, devamla süresinde ödenmeyen bu faturalar için davacı/alacaklı tarafından cezai şarta ilişkin olarak ------ numaralı 566.917,26-TL fatura ile --- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ----- Sayılı icra takibi başlatıldığını, TBK 179. madde uyarınca; davalı/borçlunun gecikmiş ifasını çekince koymadan kabul eden davacı/alacaklının cezai şart talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, taraflar arası imzalanan elektrik satış sözleşmesinin cezai şarta ilişkin 9.2.2 ve 9.2.3 incelendiğinde ifaya eklenen ceza koşulu olduğunun görüleceğini, ceza koşulunun bir türü olan ifaya eklenen ceza koşulunu, kanun koyucu TBK 179/2'de düzenlendiği ancak bu kavramın tanımına yer vermediğini, bu kapsamda ceza koşulunun bir türü olan ifaya eklenen ceza koşulunun, özellikle borçlunun asli edim yükümlülüklerini ilgili hukuki işlemde belirlenen zaman veya yerde ifa etmemesi hallerinde, alacaklıya hem bu asli edimin ifasını hem de kararlaştırılmış ceza koşulunu isteme yetkisi tanıyan bir edim taahhüdü olarak tanımlanmasının mümkün olduğunu, ifaya eklenen ceza koşulunu isteme hakkını kaybetmek istemeyen alacaklının; TBK m. 179/2’de de belirtildiği üzere, bu hakkından açıkça vazgeçmemiş olması ya da ifayı herhangi bir çekince koymadan kabul etmemiş olması gerektiği, şayet, ifaya eklenen cezayı isteme hakkı muaccel olan alacaklı, bu hakkından açıkça feragat eder ya da yapılan ifayı herhangi bir çekince koymaksızın kabul ederse, TBK m. 179/2 gereğince sözleşme cezası isteme hakkını kesin olarak kaybedeceğini, anılan hükümler dava konusu somut olaya uyarlandığında; davacı/alacaklı gecikmiş ödemeler için başlatmış olduğu icra dosyalarına yapılan ödemeleri herhangi bir çekince/ihtirazi kayıt koymadan kabul etmiş ve bu nedenle de TBK 179/2 maddesi uyarınca "cezai şart" isteme hakkını kaybettiğini, kefil ile davacı/alacaklı arası kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arası sözleşmenin kefalete ilişkin maddeleri incelendiğinde görüleceği üzere; kefilin kefalet süresine, kefalet tarihine ilişkin bir belirleme yapılmadığını, anılan nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz, geçersiz kefalet sözleşmesine dayanarak kefilden talepte bulunulması yasa ve usule aykırı olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli kabul edilse dahi TBK 589. maddesi gereği kefilin sorumluluğunun cezai şartı kapsamadığını, davacı/alacaklının icra inkar tazminatı talep etmesinin yasa ve usule aykırı olup reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı/alacaklı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı; alacak iddiasının yargılamayı gerektirmesi nedeni ile likit bir alacak olmadığını, anılan nedenle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı alacaklının talebinde kötüniyetli olduğu açık olmakla, % 20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; sunulan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; davanın reddine, davacı aleyhine % 20 den aşağı olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --- Merkezi Takip Sistemi İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ----- Merkezi Takip Sistemi İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; "------ile ------ Şirketi arasında 05.12.2023 tarihli olarak 24 ay geçerli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya elektrik tedarikinin yapıldığı, ------ Şirketi ünvanlı şirketin 30.03.2023 tarih ve ---- sayılı Genel Kurul Kararı gereğince ---- olarak seçildiği, Şirketi Münferiden Temsile Yetkili olduğu, taraflarca imzalanan sözleşmeden doğan borçların------- ödenmemesi ve/veya İşbu sözleşme ekinde belirtilen abone numaralı sayaçların borçlarının ödenmemesi halinde Müteselsil kefil sıfatı ve sorumluluğu olduğunu kabul ettiğine dair Kefaletnameyi ----- 05.12.2023 tarihinde imzaladığı, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından zamanında ödenmemesi nedeniyle; ---- numaralı fatura ve faizi için --- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ----. Sayılı, ----- numaralı ve --- numaralı faturalar ve faizleri için ----- Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ------ Sayılı İcra takipleri başlatıldığı, davalı/borçlu tarafından fatura bedelleri icra dosyalarına yatırılmak üzere ödenerek icra dosyalarının kapatıldığı, Faturaların zamanında ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9.3 maddesi gereğince davacı tarafından davalıya cezai şart tatbik edilebileceği, sözleşmeye göre davalıların son bir yıl içerisindeki faturalardan cn yüksek bedelli olan iki aylık fatura bedelleri toplamını cezai şart bedeli olarak ödemesi gerektiği, dosyasında bulunan 08-07-2024 son ödeme tarihli, 267.233,03 TL ve 08-07-2024 son ödeme tarihli, 281.333,02 TL bedelli cn yüksek faturalar toplamı olarak 548.566,05 TL cezai şart bedeli hesaplandığı, davacı tarafından 30-09-2024 son ödeme tarihli olarak düzenlenen fatura ile cezai şart bedeli olarak 548.000,00 TL talep, ödeme tarihinden takip tarihine kadar geçen 21 günlük sürede 18.917,26 TL olarak hesaplanmış faiz bedeli dahil davacı / alacaklı tarafın toplam alacak bedelinin 566.917,26 TL olduğu, davacının bu bedeli davalılar-----Şirketi ve ----- talep edebileceği, taraflarca talep edilen tazminat hususunda takdirin Mahkemeye ait olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.6098 TBK'nun 583/1.maddesine göre; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." Anılan kanun hükmü uyarında, kefilin sorumlu olacağı azami borç miktarı ile kefalet tarihinin de kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılması bir geçerlilik şartıdır. Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir.Kişisel (şahsi) teminat sözleşmesinin alt kavramını oluşturan kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. BK’nun 492 nci maddesi gereğince kefilin sorumluluğu, asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 4.7.2001 gün ve ----- sayılı ilamı).Türk hukuk öğretisinde de, kefilin borcunun, fer’i (bağımlı) bir borç olduğu benimsenmiş; asıl borcun varlığına ve geçerliliğine bağlı olduğu vurgulanmıştır. Kefalet borcu, temin ettiği asıl borcun feri olup, asıl borç herhangi bir sebeple düşerse, kefil de borçtan kurtulabilir. Kefil, kanunun kendisine tanıdığı bu ve diğer hakları kullanmaya yetkilidir. Asıl borç tediye (ödeme) ile vesair surette düşerse, kefalet gibi feri haklar da düşer. Kefil asıl borçludan daha fazla mükellefiyet altına giremez (11.06.1969 gün ve ----- sayılı YİBK’nın Gerekçesi). Somut olayda davacı ile davalı ----arasında 05/12/2023 tarihinde elektrik satış sözleşmesi imzalandığı, davalı ------ de kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, davalının faturalarını ödememesi sebebiyle , sözleşmenin feshedildiği, bu sebeple de davacının cezai şart talebinde bulunduğu görülmüştür. Davalı ------ davalı şirketin yetkilisi olduğu ve davalı kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla yazdığı ve kefaletinin geçerli olduğu görülmüştür. Davacı ile davalı şirket arasında imzalanan Sözleşme'nin 9.2. Maddesinde; "9.2) Sözleşmenin Satıcı Tarafından Feshi, 9.2.1) Alıcı'nın işbu sözleşmenin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi, 9.2.2) Alıcı'nın herhangi bir faturasını son ödeme tarihinden itibaren 15 takvim günü içerisinde ödememiş olması veya 9.2.3) Sözleşmenin 4.1'inci maddesinde belirtilen ön koşulların sözleşme tarihinden 15 iş günü geçmiş olmasına rağmen sağlanmamış olması halinde, Satıcı işbu sözleşmeyi her hangi bir ihbar ve/veya ihtara gerek olmaksızın sözleşmeden doğan hakları saklı kalmak üzere tek taraflı olarak feshedebilir. Yapılanan Elektrik Enerjisi Piyasası, uzun vadeli planlamalarla, daha ucuz ve güvenli elektrik tedariğini hedeflemektedir. Bu bağlamda Satıcı, Alıcı ile yapmış olduğu sözleşme akabinde uzun vadeli planlamalar yapıp taahhütlerde bulunmaktadır. Alıcı'nın işbu sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcı'nın işbu sözleşmeyi feshetmesi halinde, alıcı satıcı'ya alıcı'nın her bir aboneliği için ayrı ayrı son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik fatura bedelleri toplamını ceza-i şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmü düzenlenmiştir. Öncelikli olarak genel işlem koşullarının hukuki niteliği üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır. Konuya ilişkin Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin ------- Karar nolu 29/05/2017 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Bir sözleşmenin 6098 sayılı TBK’nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 sayılı BK da olduğu gibi 6098 sayılı TBK’da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 sayılı TBK’na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır.Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları nedeniyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Hangi tür sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırı ve diğer tarafın şartlarını ağırlaştırıcı nitelikte olduğu hususu Kanunda düzenlenmemiş olup, mahkemece her somut olayda bu durumun tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir. İçerik denetimi aşamasında, sözleşme hükmünün dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve karşı tarafın şartlarını ağırlaştırdığının tespiti halinde, genel işlem koşulu niteliğindeki bu hükmün, yürürlük denetiminden farklı olarak, Kanunun emredici hükmüne açık aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz sayılması gerekir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılan inceleme sonucunda ,davaya dayanak sözleşmede genel işlem şartlarına aykırılık tespit edilmemiştir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 9.2.3 maddesi gereğince davalı şirketin yükümlüklerine uygun davranmaması neticesinde sözleşmenin feshedildiği, bu nedenle sözleşme ile kararlaştırılan cayma bedelinin talep edilmesi şartlarının oluştuğu, davalının davacıdan elektrik enerjisi aldığı son bir yılı içindeki en yüksek iki fatura olan 08/07/2024 tarihli 267.233,03TL bedelli ve281.333,02 TL bedelli faturaların toplamı olan 548.000,00TL bedelin cezai şart ve son ödeme tarihi ile takip tarihi arasında işleyen 18.917,26 TL işlemiş faizin davalıdan tahsil edilebileceği, , bu nedenle davalı takip borçlusunun icra takibine itirazının haksız olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir. ------ BAM ---- HD. ------- Sayılı ilamları da aynı doğrultadır.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile; 1-Davalıların Merkezi Takip Sisteminin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 38.726,11 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.681,53-TL harcın mahsubu ile bakiye 29.044,58-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 9.681,53-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 10.296,93- TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan 277,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.777,50-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 90.706,76-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/105, K. 2025/821, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-105-e-2025-821-k-498b77bf070a