İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1023 E. 2025/301 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1023
Karar No
2025/301
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1023 Esas KARAR NO : 2025/301

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin davalı bünyesinde projesine başlanan ... mahallesi Org. ... Cad. No:15 Büyükçekmece/İstanbul adresine kayıtlı ... sitesi projesinde 61 ve 63 numaralı mesken niteliğinde taşınmazları projeden satın aldığını, iki taşınmazın davacıya teslim edildiğini, davacının 63 numaralı taşınmazı 01/06/2024 tarihinde kiraladığını, kiracının taşınmaza yerleşme sürecinde genel hat su borularının patladığını, davalı şirketin işi fen ve sanat kurallarına uygun yapmadığını, bu sebeple davalı tarafla iletişime geçildiği, davalı tarafça tamiratın ücretsiz gerçekleştiğini, ancak tamiratın 2 hafta sürmesi sebebiyle kiracıya evin yaşamaya hazır hale getirilemediğini, bu sebeple kira bedelinden mahrum kalındığını, mahrum kalınan kira bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, kiracının evdeki rutubet sebebiyle yaşanmaz hale gelmesi sebebiyle, kira sözleşmesini feshederek taşınmazdan ayrıldığını, davacının mahrum kaldığı kira bedelinin başlatılan takipten daha fazla olduğunu belirterek, davalı şirket sorumluluğu sebebiyle yoksun kalınan kira bedelinin davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, taşınmazın devralındığı sırada gerekli denetimleri yapması gereken tarafın dava taraf olduğunu, teslim tutanaklarında davaya konuyla ilgili herhangi bir şerh düşülmediğini, davacının kendi kusurundan kaynaklanan imalat hatasını da davalı şirketin bildirdiğini, bila bedel onarım yapılacağının bildirildiği, gerekli tamirat ve imalatların yapılması için bina zemininde bulunan suyun tamamen kusturulup kurutulması gerektiğini davacı tarafa bildirildiğini, ilgili zararların davalı taraftan kaynaklanmadığını, davacının çalışmayı seçtiği kişilerin eylemlerinden ve davacı taraftan kaynaklandığını belirterek, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, aksi halde esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER : Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... değişik iş sayılı dosya sureti, Büyükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, ’nün esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Davanın, Davacıya ait taşınmazların, davalı tarafça yapılan eksik ve ayıplı işleri sebebiyle yoksun kalınan kira bedeli ve maddi zararın davalıdan tahsili taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) 6102 sayılı yeni TTK 11.maddesine göre ticari işletme tanımı yapılmış olup, ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükümleri bulunduğundan, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturmaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu sigorta sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir. Aynı Kanun’un 73. maddesinde, bu Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici mahkemesinin görevine girdiği düzenlenmiş, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Dava konusu somut olayda, her ne kadar davacı tarafından davalı şirket sorumluluğu sebebiyle yoksun kalınan kira bedelinin davalıdan tahsili istemiyle eldeki dava mahkememize ikame edilmiş ise de, tarafların ticaret sicil kayıtlarının dosya arasına alındığında görüldüğü üzere davacı ve davalı şirketi iştigal alanlarının dava konusu uyuşmazlıkla aynı nitelikte bulunmadığı, dava konusu edilen taşınmazların davacı tarafından mesken olarak satın alındığı ve tapu kaydında da taşınmaz niteliğinin mesken olduğu, dava konusunun da işbu taşınmazların ayıplı çıkması nedeniyle yoksun kalınan kira kaybı zararının tazmini olduğu görülmekle, yukarıda detayı verilen tanımlar doğrultusunda davanın mutlak veya nispi ticari dava olmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğu tespit edilmiş ve mahkememizin görevsizliğine dair karar verilmiştir, HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/03/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1023, K. 2025/301, T. 25.03.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1023-e-2025-301-k-f5570a5a897a