İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/10 E. 2025/23 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/10
- Karar No
- 2025/23
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/10 Esas - 2025/23
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/10 KARAR NO : 2025/23
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 10/01/2024 KARAR TARİHİ : 29/01/2025 Yazım Tarihi: 10/02/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı kurum tarafından müvekkilinin “...” ibaresinin ayırt edici gücü düşük, zayıf ibare olduğu gerekçesi ile davalıya ait marka ile müvekkile ait marka arasında karıştırılma tehlikesinin doğmayacağı iddia edilse de o ibarenin kullanacağı mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin de değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini, müvekkilin “...” ibaresini kullanmakta olduğu sektörde maruf hali getirdiği bilgisinin göz ardı edildiğini, davalıya ait “... ...” ibareli marka ile “...” esas unsurlu ve “... ...” ibareli markaların, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığından bahisle benzer olmadıklarından ve tüketiciler nezdinde karıştırılmaya yol açmayacağından bahsetmek mümkün olmayacağını, “...” ibaresinin 44. Sınıf hizmetlerinde ayırt edici bir ibare olduğunu, tüketiciler nezdinde müvekkile ait markaların tanınır olduğunu, müvekkile ait markanın esas unsuru “...” İBARESİ olduğunu VE ÖN PLANDA olduğunu, davalıya ait markanın esas ve vurucu unsurunun “...” ibaresi olduğunu, markada yer alan “...” ibarelerinin müvekkile ait markalarda yer alan “...” ve “...” ibareleri tali/yardımcı/tanımlayıcı unsur olduğunu, “...” ibaresinin “...” anlamına geldiğinden hizmeti tanımladığını, her iki tarafa ait markaların anlam olarak sağlık sektörüne ilişkin olduğu, esas unsurlarının ... olduğunu, davalı şirkete ait marka, müvekkile ait markaların serisi izlenimi taşıdığını, davalı şirket, markasını 44. sınıfta, müvekkile ait markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler ile aynı ve benzer hizmetler için tescil ettirmek istendiğini, davalıya ait “...” ibareli marka ile müvekkile ait “...” esas unsurlu marka ayırt edilemeyecek derecede benzerdir. Söz konusu benzerlik, sınıfsal açıdan aynı ve benzer emtialar kapsamında tescilli olmaları halinde iltibas tehlikesini meydana belirterek ... ...’nın ... sayılı kararının İPTALİ ile ... sayılı “...” ibareli markanın tescili durumunda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacı tarafın iddialarının aksine,“...” ibaresinin davacı tarafın markalarının kullanıldığı mal ve hizmetler kapsamında ayırtedici gücü yüksek bir ibare olmadığını, markalar arasında ayırt edilemeyecek veya fazla derecede benzerlik bulunmadığından, davaya konu marka ile ilişkilendirilme, karıştırma ihtimali de bulunmadığını, müvekkilinin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahî Uzmanı olduğunu, mesleğinde oldukça başarılı olup, dünya çapında tanınan bir hekim olduğunu, müvekkilinin ... kullanması mesleği açısından olağan olduğunu, dava konusu olan marka ile davacının markasında bulunan “...” kelimesi ile ne şekil, ne renk, ne punto ve ne de bir başka özellik yönünden benzer olmadığını,"..." ibaresinin davacı tarafından maruf hale getirildiğini ve kullanılan mal ve hizmetler kapsamında ayırt edici olduğu iddiası da hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu,... kelimesinin, anlamını herkesin kolaylıkla bildiği, bir çok alanda ve hemen hemen tüm sektörlerde çeşitli şekillerde kullanılan bir kelime olduğundan, bu ibarenin münhasıran ayırt edici gücü bulunmadığını, ... gibi bir çok alanda kullanılan, herkesin kolaylıkla bildiği ve sürekli kullandığı bir kelimenin, marka serisi gibi algılanmasının söz konusu olacağını, markalarda ortak olarak "..." ibaresi yer alsa da "dünya" anlamına gelmesi, bu anlamıyla yaygın kullanıma konu bir kelime olması nedeniyle, tek başına ayırt edici niteliğinin olduğunu söylemenin mümkün olmayacağını "..." kelimesinin tarafların faaliyet gösterdikleri alanda hiçbir özel anlamı bulunmayan, yaygın olarak kullanılan, ayırt edici özelliği bulunmayan bir kelime olduğundan açılan davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas-benzerlik-karıştırılma ihtimali oluşup oluşmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 14/11/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 10/01/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... " ibareli başvurunun ... sayılı "... " ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. .......Birden fazla unsurdan oluşan bileşke markalar söz konusu olduğunda, iki marka arasındaki benzerliğin tespiti, bileşke bir markayı oluşturan öğelerden sadece birisini alarak, o öğeyi başka bir markayla karşılaştırmanın ötesinde bir incelemeyi gerektirir. Karşılaştırma, ihtilaf konusu markaların her birini bütün olarak inceleyerek yapılmalıdır, ancak bazı durumlarda, bileşke markayı oluşturan öğelerden biri, bileşke markanın kamunun ilgili kesiminde yarattığı bütüncül algıda baskın konumda bulunabilir. İtiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan incelemede, çekişme konusu markaların "..." ibaresini ortak olarak içerdikleri görülmekle birlikte, "..." ibaresinin "dünya" anlamına gelmesi, bu anlamıyla yaygın kullanıma konu bir kelime olması ve bu nedenle ayırt edici niteliğinin düşük olması, markaların "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurlar (kelime ve şekil) ve tertip tarzları bakımından herhangi bir benzerlik taşımaması gibi hususlar birlikte göz önüne alındığında, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile ... sayılı markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile ... sayılı markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, işbu itirazın kabulü gerekmiştir KARAR İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... ... ...
14/11/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda ÖZETLE; "Davaya konu olan markanın başvuru kapsamında yer alan 44. Sınıftaki hizmetlerin mesnet olarak referans gösterilen markaların tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı, Dava konusu ... sayılı ibareli marka ile davaya mesnet gösterilen davacının “...” markaları arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK’nın madde 6/1 hükmü açısından bir iltibasın oluşacağı" şeklinde ifade edilmiştir. Davalı şahıs vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade özellikle bütünsel itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ve diğer ibareli tescilli markaları arasında 44.ncü sınıfta emtia benzerliği oluşsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; markalardaki ortak unsur olarak yer alan ... dünya anlamında olup ayırt ediciliği düşük olduğu ve bütünsel açıdan markaların karşılaştırılması gerektiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ve diğer ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ve diğer ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, yani markaların karıştırılmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.29/01/2025
Katip ... Hakim ... E-İmzalıdır E-İmzalıdır