İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/940 E. 2024/172 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/940
- Karar No
- 2024/172
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/940 Esas KARAR NO : 2024/172
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/03/2019 KARAR TARİHİ : 12/02/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacı şirkette 01.08.2012 tarihinde işe girdiğini 31.03.2017 tarihinde işten ayrıldığını, daha sonra davacı şirketle ilintili olan ... İthalat ve İhracat San. ve Tic. A.Ş. firmasında 01.04.2017'de işe alındığı ve 21.06.2018 tarihinde işten çıkarıldığını, davalının satış temsilcisi olarak çalıştığı müvekkili şirketteki görevi nedeniyle elde ettiği, şirketin ürün aldığı tedarikçileri, müşteri portföyü, ürün maliyetleri, rakip fiyatları gibi bilgileri şirketteki görevinden dolayı elde ettiğini ve bunlarla alakalı olarak çalışmalara başladığı ve müvekkili şirketin müşterilerine satış yaptığının öğrenildiğini, davalının şirkette çalıştığı konum itibari ile davacı şirkete ait çok sayıda know-how ve ticari sır niteliğinde gizli bilgilere sahip olduğunu, işbu bilgileri davacı şirket aleyhine kullanarak diğer şirketin kazanç elde etmesini sağladığını, davalının kötü niyetli olarak davacı şirketin ticari sır niteliğindeki büyük ölçüde önem arz eden bilgilerini davacı şirket aleyhine kullanması ve rakip firmalarla bu bağlamda davacı şirketin müşteri portföyünü kullanarak rekabette öne geçmeleri, davalının bu şekilde kazanç elde etmesinin 6102 sayılı TTK 54. ve devamı maddeleri hükmünce haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının davacı şirketteki konumu gereği sahip olduğu tüm ticari bilgileri, sırları, hali hazırda çalıştığı firmada kullanarak davacı şirketi oldukça büyük zarara uğrattığını, taraflar arasında imzalanan personel sözleşmesinin 1.4 maddesinde “personel görevi nedeniyle sahip olacağı, işverenin ve işverenin sırlarını 3. şahıs ve kurumlara veremez, işçinin bu hükümlere aykırı hareket etmesi halinde işverenin tazminat hükümleri saklıdır.” şeklinde olduğunu iddia ile, davalının davacı şirketin Müşteri portföyünü ele geçirmek ve bu şekilde rekabette öne geçmek ve benzeri eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, mezkur haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, davalının davacı şirketin portföyünü, ticari sır niteliğindeki verilerini ele geçirmek yoluyla elde ettiği/elde etmeleri mümkün bulunan kazanca göre, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL Maddi ve 5.000,00 TL Manevi Tazminat ödemesine, davalının haksız rekabet eylemlerinin tespiti ve önlenmesine ilişkin verilecek kararın Türkiye çapında tirajı yüksek olan 3 gazeteden birinde ilanına, davalının işbu eylemleri sebebiyle bilgisayarlarında, sistemlerinde, somut olarak evrak şeklinde şirket merkezlerinde ve sair yerlerde yer alan davacı şirkete ait tüm ticari bilgilere el konularak toplatılmasına, mezkur verilerin silinmesine, silinmesi mümkün değil ise haksız rekabetin işlenmesine yarayan araçların ve malların imha edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket faaliyetlerinin ithalat ve toptan satışa yönelik olup bu kapsamda maddi değer ile ifade edilecek ticari sır niteliği taşıyan ve davalıya aktarılan ticari sır bulunmadığını, davalının davalı şirkette ayakkabı yan sanayi ürünlerinin satışı ile ilgili olarak satış elemanı unvanı ile çalıştığını, iş sözleşmesinin geçersiz ve haksız olarak feshedildiğini, işini ifa ettiği sırada edinmiş olduğu ticari sır niteliği taşıyan bir bilgi olmadığını, davacının al-sat şeklinde ticari faaliyet gösteren bir şirket olup know-how teşkil edebilecek bir bilgi ile faaliyette bulunmadığını, davacının bu aşamada ithal edilen ürünler üzerinde herhangi bir işlem ve üretimde yapmadığını, rakip fiyatlarının bilgisine sahip olduğu iddiasının söz konusu sektörde fiyatların herkes tarafından bilindiği ve özel emek sonucu edinilen bir bilgi olmadığını gösteren başka bir olgu olduğunu, ayakkabı yan sanayi ürünleri toptan piyasası bakımından davacı şirketin haksız rekabete esas alınabilecek bilgi ve emeğe sahip olmadığını, davalıya ticari sır aktarılmasının gündemde olmadığının açık ve net olduğunu, müşteri portföyünün Yargıtay İçtihatları ile kabul edildiği üzere ticari sır kapsamında olmadığını, toptancı sınıfında yer alan müşteri listesinin genel olarak bilinen ya da kolayca ulaşılabilir olmasından hareketle ticari sır olarak nitelendirilemeyeceğini, ayakkabı yan sanayi sektöründe bu işi yapan ve alıcı firmalarının kimler olduğu, adreslerinin ticari sır olmadığı, sektöre ilk defa giren ve hiçbir tecrübesi olmayan kişilerin dahi internet ortamından ve sektördeki yayın ve dergileri takip ederek müşterilerle iletişim kurabileceğini, davacının ithal ettiği ürünlerin özel ve nitelikli farklılık arz eden ürünler olmadığını, bu ürünlerin sektördeki birçok firma tarafından ithal edildiğini, bu sektörde davacı da dahil olmak üzere birçok firmanın fuar ve organizasyonlara katılmakta olup sektördeki alıcı ve satıcıların tam anlamıyla aleniyet kazandığını, davacının yapmış olduğu açıklamalar ile tedarikçilerini ifşa etmiş olup bu kapsamda herhangi bir gizliliğin olmadığı yerde ticari sır nitelendirilmesine olanak olmadığını, hangi bilgi ve emeğin dava konusu olduğu açıklanmayıp soyut iddialarda bulunulduğunu, dava dilekçesinde davalının hangi ticari faaliyeti ile kar elde ettiği ve haksız rekabet teşkil eden fiillerde bulunduğunun açıklanmadığını, davalının haksız rekabet teşkil eden bir fiil neticesinde kar elde etmesinin söz konusu olmadığını, iş sözleşmesi kapsamında sözleşme sonrasını kapsayan rekabet etmeme yükümlülüğü bulunmadığını, davalıya görevi kapsamında tevdi edilen gizli bilgi olduğu bildirilen veya ticari sır niteliğinde bir bilgi bulunmadığını, çalışma süresince almış olduğu eğitimlerin özet ve nitelikli eğitimler olmayıp iş sözleşmesi kapsamında katılmakta zorunlu olduğu eğitimler olduğunu, davalının ... Üniversitesi İletişi Fakültesi mezunu olup görevinin ifası için davacı şirketin özel ve nitelikli olmayan eğitimlerine ihtiyaç duymadığını beyan ile davalının haksız rekabet teşkil eden bir fiili veya dürüstlük kurallarına aykırı olarak bir yöntem veya uygulamasının ve kusurunun olmaması nedeniyle tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : tanık beyanları, bilirkişi incelemeleri, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının eski çalışanı olan davalının yapmış olduğu eylemler ile haksız rekabete mahal verip vermediği, vermiş ise bu eylemlerin durdurulması, önlenmesi, giderilmesi, maddi ve manevi tazminat isteği, kararın ilanı, davacıya ait davalıdaki ticari bilgilerin silinmesi mümkün değilse imha edilmesi istemine ilişkindir. Mahkememizden ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan davada mahkememizin 07/12/2021 tarih ve ...... karar sayılı kararı ile verilen görevsizlik kararı İstanbul Bölge adliye Mahkemesinin .... Hukuk Dairesi'nin 22/06/2023 tarih ve ... Esas .... Karar sayılı ilamıyla yargı yeri olarak mahkememiz belirlenerek mahkememiz iş bu esasında yargılamaya devam olunmuştur. .... Esas sayılı dosyasında tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan Mali Müşavir, Haksız rekabet alanında uzman ve sektör bilirkişi heyetleri tarafından incelemeler yaptırılmıştır Bilirkişi heyeti 02/02/2021 tarihli raporunda; Davalının davacı şirketteki konumu gereği sahip olduğu tüm ticari bilgileri, sırları, hali hazırda çalıştığı firmada kullanarak davacı şirketi oldukça büyük zarara uğrattığı iddiaları karşısında uğranılan zararın varlığı ve tespitine ilişkin dosya kapsamında somut veriler bulunmadığından bahisle, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğu yönündeki tespit ve kanaatlerini beyan etmişlerdir. Tarafların rapora itirazlarının karşılanması bakımından dosyada yeni bir heyet tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 06/10/2021 tarihli raporunda; Bilindiği üzere haksız rekabet, TTK m.54 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Haksız rekabet hukuku da haksız fiilin bir türü olarak, haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurumdur. Haksız rekabette korunan hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olup bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına ve tarafların rakip olmasına da gerek yoktur. Davalının davacı bünyesinde çalışırken iş sırları ile müşteri portföyünü almaları ve haksız rekabet gerçekleştirmeleri iddiası ile ilgili olarak ise şu hususların belirtilmesi gerekir. TTK m.55/l-d bendine göre, “üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur”.Bu haksız rekabet flilinin gerçeleşmiş sayılması için; a. üretim ve iş sırrının dürüstlük kuralına aykırı şekilde elde edilmiş olması ve b. bunların değerlendirilmesi veya başkalarına bildirilmesi gerekir. Bu haksız rekabet halinde korunan husus “üretim ve iş sırları'dır. “İş sırları” ise ticari sırları da içine alan daha geniş bir kavramdır. Ticari sır kavramının en önemli unsuru, toplumun bilgisi dahilinde olmama veya ilgili alanda rakip firmalarca bilinmeme şartını taşımasıdır. Bu bağlamda, ticari işletme ile bağlantılı olan, işletmenin gizli nitelikteki üretim teknolojisi, üretim süreci, bilgisayar programları, organizasyon biçimi, hammadde kaynakları, kredi olanakları, yatırım planları, personel yönetimi, Makine klullanım metodları, stok bilgileri, müşteri listeleri, fiyat bilgileri, aleni olmayan finanasal verileri, formüller, numuneler, buluşlar, metodlar, desenler, modeller, üretim planları, know-how da bu bent kapsamına girer. “İmalat-üretim sırrı” ise, bir şeyin yapımında, meydana getirilmesinde, sonuca ulaştırılmasında nihayete erdirilmesinde izlenen metod ve kurallardır. TTK'da “ticari sırlar” ın yerine “iş sırları'ndan bahsedilmiştir. İş sırları bir teşebbüse münhasır bulunan ve o teşebbüsün gerek ticari gerekse teknik bakımdan imalat ve ticari sırlarını da kapsamına alan daha geniş bir kavram olup yalnız başarılı olmasını sağlayan ve rekabet korkusuyla herkesten gizlenen bir takım hususiyetlerdir. Ancak burada önemle belirtilmesi gereken husus çalışanların işletmede çalışırken elde ettikleri mesleki bilgi ve becerilerin, tecrübelerin ticari sır kapsamına girmeyeceği hususudur. Örneğin mühendis olan davalının işi gereği teknik bilgilere sahip bulunması, özel bir teknik veya davacı tekelinde olan herhangi bir üretimin söz konusu olmaması, imal ettirilen ürünlerin sırf ölçülerinin benzer olması haksız rekabet oluşturmaz? TTK'da hüsnüniyet kuralların aykırılığa örnekler verilmiştir. Buna göre, özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Bu nedenle, işçinin işini görürken ya da sır sahibiyle sözleşme ilişkisi çerçevesinde olan bir kişinin bu ilişki nedeniyle öğrendiği sırları kendi yararına kullanması veya ifşa etmesi bu hüküm anlamında haksız rekabet sayılmaz. Yine Yargıtay'ın da bir kararında belirttiği üzere ; çalışanların çalışmaları esnasında yapılan iş konusunda genel bir bilgi ve birikim kazanacakları gibi bu genelin dışında özel olarak işletmenin ticari sır kapsamında olan müşteri portföyüne, kâr Marjlarına ve fiyat politikalarına ilişkin bilgilere de sahip olacakları kuşkusuzdur. Genel olarak kâr marjı ve fiyat politikaları gibi bilgilerin edinilmesi ve bunlardan yararlanılmasında kural olarak hukuka aykırılık yoktur. Çalışanların işletmeden ayrıldıktan sonra aynı sektörde tamamıyla işletmenin müşterilerinden farklı kişi ve kurumlarla ilişkiye girmiş olmaları halinde, bu bilgilerden de söz konusu kişi ve kuruluşlarla olan ilişkilerinde faydalanmış olmaları halinde haksız rekabet oluşmayacağı tartışma konusu değildir. Tartışma davalıların edindikleri bu bilgileri bizzat ayrıldıkları işlemenin müşteri portföyü ile kurulan ilişki sırasında kullanmaları ve bu surette işletmenin müşterilerinin bazılarını kendi portföylerine katmaları ve bu suretle işletmenin zararına hareket edip etmediklerinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu husus irdelenirken tarafların faaliyette bulundukları sektörün özelliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi bir zorunluluk arz etmektedir. Bu çerçevede örneğin işletmeye ait olduğu belirlenen 209 müşterinin salt işletmeyle çalışıyor iken işten ayrılan çalışanların eylemi sonucunda bu işletmeyle çalışmayı bırakmaları halinde bir haksız rekabetin varlığından söz edilebilirse de, bunun aksi halinde haksız rekabetten söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Bu bilgiler çerçevesinde davacının iddiası değerlendirildiğinde davalının davacı bünyesinde çalışırken iş sırları ile müşteri portföyünü almaları hususu ile ilgili olarak ise dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca davacının iş sırrı olarak belirttiği müşteri portföyü, ürün maliyetleri ile rakip fiyatlarının yukarıda tanımı yapılan iş sırrı kapsamı içinde değerlendirilemeyeceği kanaati hasıl olmuştur.'' sonuç ve kanaatine varıldığını beyan etmişlerdir. Davacı tanığı .... tanıklık beyanında; davalı ........ 'nin işe girdiği 2011 yılının Nisan ayından çıkış tarihine kadar ben pazarlama bölümünde kendisinin yöneticisiydim, davalı pazarlama satış departmanında yetişti, kendisini önce şubeye aldık orada yetiştirdik, sonra kendisini merkeze aldık, yetiştirmeye devam ettik, kendisi ile beraber yurt dışına çıktık, kendisine işi öğrettim uzak doğuya İtalyaya çeşitli ülkelere beraber gittik, davalının şirketten ayrılma sebebi zimmetine para geçirmesiyle alakalıdır, bu konuda ceza davası devam etmektedir, kendisinin şirkete hitaben uhdesine para geçirdiğine dair imzalı beyanı şirkette bulunmaktadır, şirkette daha önceden ortaklığı olup ayrılan .... isimli kişi ile ilk önce gayriresmi olarak sonrasında bu yılın başında ...... isimli şirketi kurduğunu öğrendik resmi kayıtlarda bu şirket vardır, orada da şirket ortaklığını davalının görebilirsiniz, davalı son 4 senesinde mal alım satımını, yurt dışı ile irtibat kurmaya tarafımızda eğitildiğini için bu tarz bilgi ve beceriye sahip olmuştur, sonrasında firmamızın İtalya dan ayakkabı malzemesi getirmesine ilişkin almış olduğu dispritörlük vardı, davalı İtalyadaki firmanın rakibinden rakibin adı da ...... isimli şirketten aynı malzemeyi getirmeye başlamıştır ve bizim müşterilerimizi kapmaya başlamıştır, şirketimiz pazar kaybetmeye başlamıştır, yine Almanyadan selülöz taban astarı için getirmekteyiz, davalı bunun muadilini Türkiye deki rakip başka bir firmadan alarak bizim müşterilerimize pazarlayarak haksız rekabette bulunmuştur. Davalının resmi olarak yapmış olduğu haksız rekabet işlemleri bunlardır kensinin başkaca yapmış olduğu haksız rekabete ilişkin işlemleride bulunmaktadır, satın aldığım firmaların hepsinin logosu bulunmaktadır ancak kendi satış yaptığımız firmaları neden lanse edeyim asla bulunmamaktadır, fuarlarda kim gelirse alıcı ve satıcıları görebilir şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı .... tanıklık beyanında; ben 2015 mayıs ayından beri davacı şirkette çalışırım, ... ile iş arkadaşlığım bulunmaktadır, kendisi işten ayrılına kadar satış departmanında beraberdik, ... şirket yöneticileri ile yurt dışına fuarlara, şirketlere giderdi, şirketin işleyişi hakkında bilgi sahibi idi, bizim toplantılardan duyduğumuz ve öğrendiğimiz kadarıyla bizim yurt dışından getirttiğimiz ve satışını yaptığımız ürünle ilgili olarak başka bir şirket kurduğunu öğrendik, bizim iş ilişkimiz olan ve satış yaptığımız firmalara satış yapmaya çalıştığını öğrendik, ben bire bir şahit değilim, o tür ürün grubunda bir dönem satışımız azaldı, ancak şuanki güncel durumuna hakim değilim çünkü müşteri portföyüm farklıdır, Aci tüm bilgileri bilmektedir çünkü gerekli durumlarda satış müdürümüz bu bilgileri bizimle paylaşmaktadır, Davalı ürünün yurt dışından hangi firmalardan alındığını isim isim bilmektedir, ürünlerin alım ve satış fiyatını bilmektedir, doğal olarak satış stratejileri, pazarlama stratejilerini de bilmektedir. Katologtan haberdarım, bültenimiz çıkıyordu, artık bültenimiz yoktur, bu bültende sektördeki müşteriler ile röportajlar olabiliyordu, haliyle sattığımız ürünlerinde markaları bulunuyordu, ürün satın aldığımız şirketlerin markaları katalogta yer alıyordu, röportaji yaptığımız şirketler haricinde liste halinde böyle bir durum yoktur, bu fuarla firma alıcı ve satıcıları görmektedir, toplu satışa ilişkin olarak benim müşteri portföyüm farklıdır ben satış müdürüne sorarım diğer kişileri bilmem şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı .... tanıklık beyanında; ben davacı şirkette 2004 yılından 2013 Haziran ayına kadar çalıştım, başta sevkiyat sorumlusuydum son 5 sene gibi depo yöneticisi olarak çalıştım, ben davalı ile yaklaşık 4-5 sene beraber çalıştım, benim yöneticilik zamanımda davalı satış departmanında satış temsilcisi olarak çalışırdı, kendisinin bölgesi vardı ancak bu bölgeler zaman zaman değişiklik gösterirdi, ...... şubesinde belirli dönem mal giriş çıkışlarının takibine yönelik satışta yetkili konumdaydı, gerek davalı gerek ben çalışmış olduğumuz dönemde müşteri portföyünü bilirdik, çalışılan yaklaşık 50 - 60 firma vardı, bu sayı davalının yapmış olduğu işle ilgilidir, bu firmaları google dan arattığınızda dahi bulabilirsiniz, davalının satıştaki malların fiyatlarını bilmesi normaldir, satıştaki arkadaşlar buna vakıftır ben bile depocu olarak bilirdim çoğu zaman, davalı ... ve ... isimli fuarlarda alıcı ve satıcıları görmektedir, bu kişilerle muhattap olmaktadır, başka ülkeden imalatçı firmalar bu fuarlara katılır ve bu kişiler fuarlarda kendilerine pazar arar piyasa genelinde çalıştığım firma ve rekabet eden firmalar vardır bu nedenle fiyatlar bilinmektedir, satış konusundaki arkadaşlar daha çok vakıftır, diğer firmalarında satıştaki görevlileri bu fiyatlardan haberdardır, çoğu firmalarda müşteri olarak adamı vardır, fiyatların öğrenilmesi çok basittir faturayı gösteren müşteri dahi vardır, benim çalıştığım dönemde bülten yoktu fakat ben ayrıldıktan sonra bu bültenden haberdar oldum, kendim bu bülteni inceledim, videoları izledim, davacı şirketin sahibi ..... bey kanallarada çıktı, müşterileri yayınladıklarını gördüm davacı detaylı bir şekilde bunları paylaşmıştır, bu bilgileri öğrenmek herhangi bir kişi için zor değildir, aykosan ve aymakop sanayi sitelerinde bu bültenler dağıtılmaktadır, malzeme satış yerlerinde de bunlar bulunmaktadır, benim bilgi ve görgüm söyleyeceklerim bu kadardır yeminimde sebat ederim şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ...... tanıklık beyanında; Ben 15 sene ayakkabı tabanı yapan bir firmada mali işler müdürü olarak çalıştım. Çalıştığım firma ayakkabı yan sanayi üretimi yapmaktaydı, palamut grupla da ticari ilişkilerimiz vardı, ... Bey'de palamut grup ta çalışmaktaydı. Bize satış temsilcisi olarak gelip gidiyordu, ben 3 sene önce çalıştığım firmadan ayrıldım, onun öncesindeki 3-4 sene ... Bey'le ticari ilişkilerimiz oldu. Daha sonrasında ben kendim ayakkabı taban üretimi firması kurdum. Şuan ben de yan sanayi üretimi yapıyorum. ... Bey'le şahsi bir ticari ilişkimiz yoktur. Bu sektörde de ithalatçı 4 ya da 5 firma vardır, birinden birini tercih etmek zorundasınız, genel de fiyat politikası aşağı yukarı bellidir. Çalıştığınız firmada fiyat aldığınız da diğerlerinin de fiyatını bilirler, ona göre pazarlık payı olur, çünkü bizim işte satarken değil alırken kazanırsınız, onun için de fiyatları nakit para ile aldığınızdan ne kadar aşağıya indirebilirseniz o kadar karlıdır. Bu 4-5 firmadan biri ..... Rakamlar aşağı yukarı birbirine benzer, rekabet piyasası gereği herkes birbirini bilir, fiyatlar az çok piyasada bilinir. İmalat yapan yan sanayi de bu işle uğraşan kişiler bilinirler. Diğer bir şirketi aradığınızda aranızdaki ilişkiler iyi ise o da söyler. Net bir şekilde bir şey öğrenmek istediğinizde aracı firmalar var onlara da sorulabilir. Fiyatlar şeffaftır, davacının müşteri ile çalışıp çalışmadığı konusunda bilgim yoktur ancak müşteri ile çalışmak ta müşterinin kendi insiyatifindedir. Pazarda büyük pasta davacı şirketindir. Davacının bir kaybı olduğunu düşünmüyorum, aracı firmalar vardı, aracı firmayı sorduğunuzda size kendisinin girişinin ne kadar olduğunu ve üstüne ne kadar koyarak satacağını bildirir, dolayasıyla fiyatlar zaten sektörün içinde bilinen şeylerdir. Ben kendim bültenleri gördüm, bizim .... Ayakkabı firmasında genel müdürümüzle bir söyleşiyi yapmışlardı, o söyleyişi de bültende yayınlanmıştı, bu bültenler davacı tarafça yayınlanmaktadır. Davacının çalıştığı firmalar o bültenlerde yer almaktadır. Piyasa çok dar olduğu için kimin onunla çalışıp çalışmadığı herkesçe bilinir. Evet piyasada fuarlar düzenlenmektedir, yan sanayi bakımından senede 2 defa olur, 2 defa da ayakkabı fuarı olur, bu fuarlar herkese açıktır, alıcı satıcı orada buluşur ve tüm bilgileri alabilir, şeklinde beyanda bulunmuştur. TBK'nın 444.maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Yine, aynı Kanun'un 445. maddesi uyarınca, rekabet yasağı anlaşmasının yer, süre ve işin türü açısından yasal sınırlara uyularak yapılması gerekir. Aşırı düzenlemeler hâkimin müdahalesiyle sınırlandırılır. 446. maddenin 2. fıkrasına göre, yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre, işveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir. Yukarıdaki yasal koşulları taşıyan rekabet yasağı anlaşmaları, geçerli anlaşmalardır. TBK'nın 446. maddesi uyarınca, rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverinin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Kanun koyucu, geçerli bir rekabet yasağı anlaşmasının sınırlarını kesin olarak çizmiş, gerekirse hâkimin müdahalesini de öngörmüş, bu şekilde yapılan rekabet yasağı anlaşmasını ihlal eden işçiyi de işverenin zararlarını tazmin yükümlülüğü altına almıştır. Böyle bir durumda işveren, işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği olgusunun yanında, bu nedenle bir zararının da oluştuğunu kanıtlayarak tazminat talep edebilecektir. Haksız Rekabet Kurumu TTK’nın 54 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve m. 54/2’de de “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Kanun 55. maddesinde de uygulamada sıklıkla karşılaşılan dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamaları örnekler halinde düzenleme altına almıştır. Nitekim bahsi geçen hükmün davaya konu uyuşmazlığa uygulanması düşünülecek d bendinde “Üretim iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek” şeklinde icra edilebilecek haksız rekabet hallerinden bahsedilmiştir. TTK 55. maddesinin ilgili kısımları “(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: ...c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, ...d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur."şeklinde düzenlenmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre;
Davacının iddiası TTK'nın 55/1. maddesi kapsamında, davalının şirketteki görevi nedeniyle elde ettiği, şirketin ürün aldığı tedarikçileri, müşteri portföyü, ürün maliyetleri, rakip fiyatları gibi bilgileri şirketteki görevinden dolayı elde ettiğini ve bunlarla alakalı olarak çalışmalara başladığı ve şirketin müşterilerine satış yaptığı, davacı şirkete ait çok sayıda know-how ve ticari sır niteliğinde gizli bilgilere sahip olduğu, işbu bilgileri davacı şirket aleyhine kullanarak diğer şirketin kazanç elde etmesini sağladığını, ticari sır niteliğindeki bilgileri davacı şirket aleyhine kullanması ve rakip firmalarla bu bağlamda davacı şirketin müşteri portföyünü kullanarak rekabette öne geçtiği ileri sürülmüştür. Davalının, davacı şirkette ayakkabı yan sanayi ürünlerinin satışı ile ilgili olarak satış elemanı unvanı ile çalıştığı, davalının, davacı bünyesinde çalışırken know-how ve ticari sır niteliğinde gizli bilgileri aldığı ve bu bilgileri davacı şirket aleyhine kullanarak diğer şirketin kazanç elde etmesini sağladığını, ticari sır niteliğindeki bilgileri davacı şirket aleyhine kullanması ve rakip firmalarla bu bağlamda davacı şirketin müşteri portföyünü kullanarak rekabette öne geçtiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, bu hususun ispat edilmediği, ayrıca davacının iş sırrı olarak belirttiği müşteri portföyü, ürün maliyetleri ile rakip fiyatlarının iş sırrı kapsamı içinde bulunmadığı kanaatine varılarak, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 102,47 TL harcın mahsubuyla bakiye 325,13 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 102,47 TL peşin harç olmak üzere toplam 146,87 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf vekille temsil edilmediğinden vekalet ücretine karar verilmesine yer olmadığına 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/02/2024
Katip ... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır