İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/84 E. 2026/36 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/84
- Karar No
- 2026/36
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/84 KARAR NO : 2026/36
DAVA : FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, REF'İ VE MEN'İ DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 05/02/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tecavüzün Tespiti, Ref'i ve Men'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ülkemizin en sevilen sanatçılarından biri olduğunu, mahkeme tarafından da bilindiği üzere; "işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" 21/02/2001 tarihli ve 4630 sayılı kanunla kabul edildiğini, bu davanın konu albümlerin (içerdiği müzik eserleri icralarına ilişkin olarak) dijital müzik platformlarında (..., ..., ... vb dijital müzik mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak davalıya herhangi bir izin verilmemiş olup dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalının her hangi bir hak ve yetkisi olmadığını, davaya konu albümler ve içerdiği icralar davalı tarafından izinsiz, hukuka ve FSEK'e aykırı şekilde ..., ..., ... vb dijital müzik mecralarında umuma iletildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, söz konusu albümler, içerdiği müzik eseri icraları, (video klipler, görüntüler) üzerinde davalının hiçbir hakkı olmadığını belirterek; dilekçelerinde izah ettikleri fiili ve hukuki gerekçelerinin ve mahkemece gözetilecek yasal gerekçelerle, tedbir taleplerini (ihlale ilişkin linkler ve somut kanıtlarımız dosyada mübrez olup, teknik bilirkişi incelemesine lüzum bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın) teminatsız olarak kabulü ile müvekkilinin hak sahibi olduğu; ... - .... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine) tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini işbu kararın HMK 390/2 maddesi gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini ve mahkeme kararının acele şekilde ...'un (...ŞTİ. - adres: ..., ...A.Ş. - ADRES: ...ve ...'in (...) Türkiye'deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albümler ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men'ine (durdurulmasına ve önlenmesine) ve tecavüzün ref'ine (kaldırılmasına) karar verilmesini, dava konusu albümlerin ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının ... isimli müzik yapımının kayıtlarının 31.10.2016 tarihinde kesinleşen ihale sonucu müvekkiline devredildiğini, müvekkilinin fonogram yapımcısı olduğunu, davacının işbu davada davacı olma sıfatının bulunmadığını, davacının ... Üyesi olduğundan alenileşmiş tüm icralarının ...'e devredildiğini, davacının ... tarihinde verdiği muvakatname ve... sayılı müzik eserleri işletme belgesi uyarınca dava konusu ... albümünde yer alan icralar üzerindeki mali hakların kullanım yetkisinin müvekkili davalı fonogram yapımcısına ait olduğunu belirterek davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış ve HMK 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 06/03/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: "..." adlı şarkıya ilişkin yapılan incelemede; davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinin "..." sayfa linkindeki "..." ..." isimli eserin güncel olarak açık ve yayında olduğu, sitedeki ilgili eserin "..." isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ...internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı tespit edildiği, "..." adlı şarkıya ilişkin yapılan incelemede; davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinin "..” sayfa linkindeki "..." sanatçısına ait "..." isimli eserin güncel olarak açık ve yayında olduğu, sitedeki ilgili eserin "..." isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı tespit edildiği, "..." adlı şarkıya ilişkin yapılanı incelemede; davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinin "..." sayfa linkindeki "..." sanatçısına ait "..." isimli eserin güncel olarak açık ve yayında olduğu, sitedeki ilgili eserin "..." isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı tespit edildiği, "..." adlı şarkıya ilişkin yapılan incelemede; davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... İnternet web sitesinin "...” sayfa linkindeki "..." sanatçısına ait "..." isimli eserin güncel olarak açık ve yayında olduğu, sitedeki ilgili eserin "...." isimli kullanıcı/kanal üzerinden yayınlandığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ...internet web sitesinde "..."URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı, davacı tarafından sunulan tespit konusu ile ilgili bahsi geçen ... internet web sitesinde "..." URL adresinin halihazırda yayında olmadığı tespit edildiği, tüm albümün yer aldığının belirtildiği...URL adresinde yapılan incelemede; ... URL adresinin halihazırda yayında olmadığı tespit edildiği, davaya konu "... " isimli fonogramın yapıldığı tarihte icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80 maddesinde düzenlenmediği, FSEK 51 maddesi hükmü dikkate alındığında davaya konu albüme ilişkin dijital iletim haklarının davalıya devredilmediği hakkın davacıya ait olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava: Davacının, ... – .... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); ... platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine) dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi, davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik davalının haksız eylemlerinin davacının hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine karar verilmesi, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanması, durdurulması, önlenmesine ilişkindir. Gerekçe: Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; taraflar arasındaki temel ihtilaf icracı sanatçı ve fonogram yapımcısı haklarının 5846 sayılı kanunda 4360 sayılı kanunda yapılan değişiklik sonrası dijital umuma iletim hakkının eser sahibi ya da fonogram yapımcısına ait olup olmadığına ilişkindir. FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması. ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan İlkine "sübjektif unsur" veya "esasa İlişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklandığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır. 5846 sayılı yasanın 80. maddesinde: "Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar" başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında "Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar" icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı "Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler" olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274, İlhami Güneş, "FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama", s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak "Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları" olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, "kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse" olarak tanımlamıştır. 5846 sayılı yasanın 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir. FSEK 80/B maddesi uyarınca; Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir. (1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir. (2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir. (3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Y. 11. HD T: 20.4.2006, E:..., K: ...). Ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için “icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden” olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler (Kılıçoğlu, s. 242-243). 5846 sayılı yasanın 25. maddesi 2001 yılında 4630 Sayılı Kanunla değiştirilmiştir, madde başlığı; "İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" şeklinde, içeriği ise; "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir" şeklinde değiştirilmiştir. Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir. 5846 sayılı yasanın 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. FSEK 51.maddesinde; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir." hükmü düzenlenmiştir. Kanun koyucu FSEK 51. madde ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlan yaptırımına tabi tutulmuştur (Kılıçoğlu, s. 320). FSEK 52.maddede: "Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi" şart koşulmuştur. Dolayısıyla dijital iletimi içine alan umuma iletim hakkını da içerecek şekilde mali hakların devrine ilişkin sözleşme de hüküm bulunması gerekmektedir. FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ... E., ... K.) Dosya kapsamına göre fonogram haklarına sahipliğin tespiti talebi yönünden, aşağıda hüküm kısmında belirtilen davaya konu albüm ve albümdeki icralar yönünden Kültür ve Turizm Bakanlığı'na müzekkere yazılarak eser işletme belgelerinin dosya içerisine alındığı, eser işletme belgeleri incelendiğinde ...'nun davaya konu albümlerdeki icraların icracı sanatçısı olduğunun belirtildiği, yine eser işletme belgelerinden yapımcısının dava dışı ... A.Ş. olduğunun anlaşıldığı, ... Şti.'nin dava dışı ...A.Ş.'den devraldığı, bu haliyle dava konusu albümlerdeki eserlerin ilk tespitinden sonra mali hakların ... Ltd. Şti.'ye devredildiği, icracı sanatçı ... tarafından davaya konu albümler ve bu albümlerde yer alan eserlerin tespitine ilişkin olarak icracı sanatçı tarafından verilen muvafakatnamenin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gönderilen müzekkere cevabında da bulunduğu, bu muvafakatname yönünden icracı sanatçının herhangi bir itirazının bulunmadığı, dijital umuma iletim hakkının yukarıda belirtildiği üzere 2001 yılında yapılan değişiklik ile birlikte FSEK'nda düzenlendiği, muvafakatname ile davacı sanatçının davaya konu icraların mali haklarını 5840 saylı FSEK madde 80/B kapsamında ilk tespiti yapan yapımcı dava dışı şirkete devrettiği, bu albüm ve icralar yönünden muvafakatnamenin ve eser işletme belgesinin düzenlenme tarihinin değişikliğin yapıldığı 2001 yılından önce olduğu, bu nedenle FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü kapsamında muvafakatnamede dijital iletim hakkının devredildiğine ilişkin beyan ve düzenleme bulunsa bile geçersiz olacağı, 2001 yılındaki düzenlemeden sonra da davacı icracı sanatçı yönünden dijital umuma iletim hakkının devredildiğine ilişkin yazılı sözleşme veya belgenin davalı tarafça sunulmadığı ve ispat edilemediği, bu albüm ve icralar yönünden muvafakatnamelerdeki devirlerin FSEK madde 52 kapsamında yazılı olarak yapılmakla geçerli olduğu, sonuç olarak dava konusu bu icraların icracı sanatçıdan FSEK m. 80/1A.4’de düzenlenen dijital umuma iletim hakkını devralmadan yapım şirketi tarafından dijital platformlarda umuma iletilmesi mümkün olmadığı, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere dava konusu eserlerin spotify isimli dijital müzik platformu üzerinden davalı tarafından yayınlandığı kanaatine varılmakla; Davaya konu ... – .... isimli albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalı eylemlerinin davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, ... – ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, Davanın KABULÜ ile; - Davaya konu ... – ... isimli albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalı eylemlerinin davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men’ine ve ref’ine, -Dava konusu; ... – .... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına ve önlenmesine, 3-Alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 552,10 TL harcın davalıdan alınarak hazine irad kaydına, 4- Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan; 179,60 TL başvuru harcı, 179,60 TL peşin harç, 503,25 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 15.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.862,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/02/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır