İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/730 E. 2025/281 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/730
Karar No
2025/281
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/730 KARAR NO : 2025/281

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 31/10/2023 KARAR TARİHİ : 27/03/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/03/2020 tarihinde sürücü ----- sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı aracı ile çevre yolu ---- istikametinden ----- kavşağı istikametine seyir halinde iken önünde seyreden araçları geçmek için manevra yaptığı esnada önünde sağ şeritte seyreden sürücü --- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araca çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı çift taraflı trafik kazası meydana geldiğini, kaza nedeniyle ----- geçici ve sürekli maluliyete maruz kaldığını, trafik kazasına karışan ------ plaka sayılı araç, kaza tarihi itibariyle davalı ...Ş. nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altında olduğunu, davacı ile---- adına velayeten annesi ---- ve babası ----- arasında, ekte mübrez temlikname düzenlenmiş olup 09/03/2020 tarihli kaza nedeniyle doğmuş ya da doğacak tazminat alacaklarının 18.000,00-TLlik kısmını alacaklı davacıya temlik ettiğini, 09/03/2020 tarihli kaza sebebiyle 11/05/2021 tarihinde davalı ...Ş. tarafından dava dışı temlik edenlere ödeme yapıldığı tarafımızca tespit edilmiş olup işbu ödemelerden temlik tutarının taraflarına ödenmemiş olması sebebiyle ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası ikame edildiğini, ancak davalı ... tarafından ödeme emrine haksız şekilde itiraz edildiğini, ---- nezdinde ----- plakalı aracın karışmış olduğu 09/03/2020 tarihli kaza nedeniyle açılmış bulunan hasar dosyalarının mevcudiyetinin dosya kapsamına kazandırılmasını ve davalılara yapılan ödemenin----- sorulmasını, hasar dosyalarının ve ödeme yapılmış olması halinde yapılan ödemelere ilişkin bilgilerin Mahkeme dosyasına kazandırılmasını talep ettiklerini, arz edilen ve resen gözetilecek nedenlerle, tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla; öncelikle işbu davanın ---- Asliye Hukuk Mahkemesinin ----- sayılı dosyasıyla birleştirilmesine, davalı ... tarafından -----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapılmış haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin bu kısım yönünden devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 09/03/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasına karışan ----- plakalı araç müvekkil şirketçe ----- sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, gerçekleşen dava konusu maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının aracında meydana gelen zararın tespiti ve temini için müvekkil şirket tarafından ----- sayılı hasar dosyası açıldığını, öncelikle aracın maddi hasarının tespiti için ekspertiz raporu alınmış, eksper raporu ile araçta meydana gelen zarar belirlenmiş 11.700,00-TL müvekkil şirket tarafından 14/05/2020 tarihinde davacıya ödendiğini, davalı şirket öncelikle meydana gelen zararı bağımsız bir ekspertizin düzenlediği raporlar doğrultusunda tespit etmiş, sonrasında ----- bu miktarı ödemiştir ve bu nedenle müvekkilin işbu davaya ilişkin başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, 6098 sayılı TBK.nun 183. ve devamı maddelerinde alacağın devrine ilişkin düzenlemeler yer aldığını, davalı şirket tarafından davacının talebini karşılar nitelikte ödeme yapıldığından, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı buna rağmen kötüniyetli bir şekilde haksız bir menfaat elde etmek maksadıyla bahse konu icra takibini başlattığını, bahse konu takibi haksız ve kötüniyetli olarak başlatan davacı dava konusu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, izah edilen re’sen dikkate alınacak sebepler göz önüne alınarak ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, kötüniyet tazminatının kabulüne, aksi halde işbu dilekçemizde izah ettiğimiz hususları dikkate alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER :Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, Başvuru Belgeleri ve Hasar Dosyası, Temlikname, E/Mail, Banka Dekontu,-----Asliye Hukuk Mahkemesinin ----Esas sayılı dosyası, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , 6098 sayılı TBK'nin 183 vd maddeleri uyarınca alacağın temliki sözleşmesi gereğince temlik alınan alacağın tahsili için başlatılan ---- İcra Dairesinin ----- sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalıca yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde de ; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Alacağın temliki ise, 6098 sayılı TBK'nin 183 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; davacı ile dava dışı ---- ve ------ arasında düzenlenen bila tarihli temlik sözleşmesi ile 09/03/2020 tarihinde davalı ... şirketine ZMMS sigortalı dava dışı ----sevk ve idaresindeki -----plaka sayılı araç ile yine dava dışı -----sevk ve idaresindeki ----- plaka sayılı araçların karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında işbu araçta yolcu olarak bulunduğu anlaşılan ----- yaralanmasına bağlı olarak oluşan zarara göre maddi tazminat hakkının 18.000,00 TL kısmının davacıya temlik edildiği ve işbu alacağın tahsili icra takibine girişildiği, itiraz üzerine süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Ne var ki davalı ... tarafından aynı kazaya ilişkin olarak ----- adına 11/05/2021 tarihinde 28.335,00 TL tazminat ödemesi yapılmıştır. Davacı vekili tarafından davalı ... şirketine gönderilen 03/07/2021 tarihli e-mail içeriğine göre temlik edilen alacağın kendilerine ödenmesinin talep edildiği, vekilin 20/08/2020 tarihli dilekçesinde ise davacının temlik aldığı alacağa ilişkin bir açıklama ve talep bulunmadığı tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere davalı ... tarafından temlikname ve temlikname konu alacağın talep edilmesinden önce tazminat hak sahibi adına ödenmiş durumdadır. Davacı tarafından temliknamenin işbu tarihten itibaren davalıya sunulduğu ispat edilememiştir. Dolayısıyla davalının temlik edilen alacağı gerçek hak sahibine ödediği gözetildiğinde ve temliknameden de bilgisi olmadığı anlaşılmakla temlik edilen alacaktan sorumlu tutulması mükerrer ödemeye neden olacağından sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde; TMK, 6 ve HMK, 190. maddelerine göre ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığı anlaşıldığından davalının tazminat isteğinin de reddine karar verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden dava değeri gözetilmek suretiyle aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Davalının 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle tazminat talebinin reddine, 3-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 395,47 TL harcın mahsubuyla 219,93 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-)Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 23.157,37 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (23.157,37 TL < 40.000,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/730, K. 2025/281, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-730-e-2025-281-k-f3d009afadcb