İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/669 E. 2023/1360 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/669
- Karar No
- 2023/1360
- Karar Tarihi
T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/669 Esas - 2023/1360 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/669 Esas KARAR NO : 2023/1360
HAKİM :...... KATİP : ....
DAVACI : ... - T.C.N. .... Üçevler Mah. Dalyan(220) Sk. No:8B İç Kapı No:1 Nilüfer/ BURSA VEKİLİ : Av. ...I - [16762-67479-..] UETS DAVALI : ... TURİZM GIDA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - [25939-00866-..] UETS VEKİLİ : Av. .. - [16436-34344-....] UETS
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/07/2023 KARAR TARİHİ : 25/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: taraflar arasındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin davalı firmaya börek, poğaça gibi unlu mamüller üretmekte, davalı taraf ta müvekkilinin ürettiği mamülleri sattığını, müvekkilinin, teslimatını yapmış olduğu halde ödemesini alamadığı 36.624,00 TL'lik(KDV dahil) mamülü için kesmiş olduğu faturalara istinaden davalı firmaya Bursa 5. İcra Dairesi 2023/... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takipte bulunmuş, davalı taraf ise ilk önce borca ve tüm ferilerine itiraz etmiş, daha sonra ise icra dosyasına 40.355,73 TL kısmi ödemede bulunduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu kısmi ödemeye ilişkin açıklaması: "İşbu dosya borcunun 34.544,18 TL anapara ve bu anaparaya düşen işlemiş faiz ve vekalet ücretine ilişkin olmak üzere 40.355,73 TL yatırıyoruz. Yatırılan bu miktar için itirazımızdan kısmi olarak vazgeçiyoruz. Kalan bakiye borcu için itirazımızın devam ettiğini beyan ederiz" şeklinde olduğunu, halbuki icra dosyasından da anlaşıldığı üzere toplam alacak 44.723,35TL olduğunu, yani bakiye olarak 4.367,62TL alacak halen mevcut olduğunu, davalı tarafın takip konusu borcunu temerrüde düştükten sonra ve icra takibi başlatıldıktan sonra icra dosyasına ödediğini fakat aleyhinde icra takibi başlatılmasına davalının sebebiyet vermesine rağmen icra dosyasından kaynaklı bir takım alacaklar ödenmediğini, neticeten borçlunun itirazı haksız olduğunu, davalı tarafın takibin 2079,80TL lik kısmına itirazında ve bu bakiye kısım yönünden işlemiş faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından haksız ve kötüniyetli olduğunu davamızın kabulüyle; davalı borçlu tarafından, Bursa 5. İcra Dairesi'nin 2023/... e. sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın, kısmi ödemede bulunulan tutar düşüldüğünde kalan takip çıkış tutarı 2079,80 lik bakiye asıl alacak üzerinden iptali ile takibin 2079,80 TL asıl alacak üzerinden devamına, kötü niyetli borçlu aleyhine asıl alacağın ödenmeyen kısmı olan 2079,80 TL üzerinden ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili aleyhine Bursa 5. İcra dairesi 2023/... E. Sayılı dosyası ile 28.850,32 TL ve 18.415,14 TL değerindeki iki faturaya dayanarak icra takibi açıldığı, takip talebi olarak faturalar üzerinden 36.624,00 TL borcun ödenmesi istendiği,müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu kalmadığını,müvekkilinin,davacı taraf ile aralarındaki sözleşme gereğince tüm edim yükümlülüklerine uygun hareket ettiğini, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde görülecektir ki asıl borç miktarı 34.544,18 TL olduğunu, davacı tarafın ödenmesini istediği miktar ise 36.624,00 TL olduğunu, müvekkilinin iyiniyeti de gerek icra takibi açılmadan önce gerek takip yapıldıktan sonra zaten takip dayanağı faturalara ilişkin ödemede bulunmuş olmasından görüldüğünü, bu halde gerek işbu davanın gerekse davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatının şartları oluşmadığı için reddini talep ettiklerini,davacı tarafça açılan icra takibine taraflarınca itiraz edilmiş olup arabuluculuk aşamasında 34.544,18 TL anapara ve bu anaparaya işlemiş icra harç ve giderleri ile icra vekalet ücreti, toplamda 40.355,73 TL icra dosyasına ödendiğini, icra dosyasında alacaklı tarafça haksız bir şekilde istenen fazla 2.079,80 TL ve buna işlemiş icra giderleri ile icra vekalet ücreti toplam 4.367,62 TL bakımından ise itirazlarının, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığından dolayı devam ettiğini, dava konusu 2.079,80 TL tutarındaki miktar davacı tarafça haksız bir şekilde icra takibine konmulduğunu, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, bu halde müvekkilinin bu tutarın icra edilmesinden kaynaklanan masrafları ödemesi de hukuka aykırı olacağını zira burada icra takibinin yapılmasına müvekkili sebep olmadığını, işbu miktar müvekkilimnin bir borcu olmamasına rağmen haksız bir şekilde kötüniyetli olarak takip konusu yapıldığını, müvekkilinin defterleri de incelendiğinde böyle bir borcu olmadığı sabit olacağını,davanın esastan reddine karar verilmesine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, Bursa 5. İcra Müdürlüğü'nün 2023/... sayılı icra takip dosyası, ticari defterler, bilirkişi raporu,BTSO'ya,Çekirge Vergi Dairesi'ne, Gemlik Vergi Dairesi'ne,Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından cari hesaba dayalı olarak ilamsız takip talebinde bulunulmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde borca itiraz edilmiştir. Taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin tespiti amacıyla tarafların ticari defter ve bağlı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, SMMM bilirkişi .. tarafından tanzim edilen raporda özetle; davacının Ticari Defterleri; Davacı 2. Sınıf İşletme defterlerine tabi olduğu, 17/12/2017 tarih ve 30273 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 486 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan düzenlemeler uyarınca, Defter-Beyan Sistemine yasal süresinde yüklediği, davalının Ticari Defterleri, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunun 224 ve 225. Maddeleri ile 6762 Sayılı eski T.T. Kanunun 66. Maddesi ve 6102 Sayılı - Yeni TTK 64. Maddelerine göre açılış ve kapanış tasdiki zorunlu Yevmiye defterlerinin kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı, davacının 2. Sınıf işletme usulü defter tuttuğu ve 16-208133 sicil numarası ile Esnaf odasına kayıtlı olduğundan esnaf olduğu ,icra takip tarihi itibari ile davacının incelenen defter kayıtlarında; davacının davalıya toplam 835.745,40TL tutarında fatura düzenlediği,icra takip tarihi itibari ile davalının incelenen defter kayıtlarında, davalının davacıdan 830.696,94TL tutarında fatura aldığı,davalının davacıya 796.152,76 TL tutarında banka havale /Eft kanalı ile ödeme kaydının olduğu, davalının davacıya 34,544,18 TL tutarında borçlu göründüğü, tahsilat ve ödemeler davacının kayıtlarında yer almadığından, kayıtlar arasındaki karşılaştırma davacının davalıya düzenlediği faturalar bazında yapılmış olup,davalının kayıtlarında toplamda 5.048,46 TL tutarında davacının davalıya düzenlediği fatura kayıtlı olmadığı, davacı 23.05.2023 tarihinde davalı şirkete Bursa 5. İcra Dairesi 2023/... E. Sayılı dosyası ile 36.624,00TL asıl alacak istemi ile ilamsız takipte bulunduğu, davalı taraf 20.06.2023 tarihinde İşbu dosya borcunun 34.544,18 TL anapara ve bu anaparaya düşen işlemiş faiz ve vekalet ücretine ilişkin olmak üzere 40.355,73 TL ödemede bulunduğu, davacının kayıtlarında mevcut olan 16.01.2022 tarihli A-38886 seri numaraları 4.998,00TL ve 17.01.2022 tarihli A-38887 seri numaraları 4.998,00TL tutarlı davacının davalıya düzenlediği faturalar davalının kayıtlarında tespit edilemediği, BA Formunda da beyan etmediği, Mahkeme takdirinde olduğu, Mahkemece bu faturalar davacının lehine kabulü durumunda davacının davalıdan 5.048,46TL tutarında alacaklı olduğ bildirilmiştir. Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra, 07/07/2023 tarihinde açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; davacı tarafça cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesine ilişkindir. İşbu dava dosyası her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de mahkememizce yapılan araştırmalar neticesinde davacının Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nda kaydının bulunmadığı, Esnaf ve Sanatkar Odası'nda kaydının bulunduğu, SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda davacının 2. Sınıf işletme usulü defter tuttuğunun,16-208133 sicil numarası ile esnaf odasına kayıtlı olduğundan esnaf olduğunun belirtildiği, davanın cari hesaba dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesine ilişkin olduğu,davanın mahiyeti gereği mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği dikkate alınarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Bursa Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna, HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın Bursa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Bursa Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna, 2-HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın Bursa Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine, 3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli Bursa Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.25/12/2023
Katip ..... ¸E-imzalıdır.
Hakim ..... ¸E-imzalıdır.
Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır. Aslının aynı olduğu tasdik olunur. Katip ... ¸E-imzalıdır.