İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/598 E. 2025/830 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/598
- Karar No
- 2025/830
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/598 Esas KARAR NO : 2025/830 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/08/2023 KARAR TARİHİ : 18/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kapı imalatçısı olduğunu, davalı tarafla davalıya yangın kapısı satılmasına ilişkin olarak 30.11.22 tarihinde 237.180,00 TL ve 37.170,00 TL bedel olmak üzere toplam 274.350,00 TL bedelli sözleşme yaptıklarını, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin 30.12.22 tarihinde davalı şirkete ------- numaralı 237.180,00 TL fatura ve 27.12.22 tarihinde --------- numaralı 37.170,00 TL bedelli 2 adet fatura kesmiş ve davalıya gönderdiğini, davalının 125.000,00 TL ödeme yaptığını, bakiye kalan borç için müvekkilinin -------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin davacıya banka aracılığı ile 124.000,00 TL ödeme yaptığını başkaca borcunun bulunmadığını, başlatılan takibin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. --------- İcra Müdürlüğü -------- Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 14.03.2023 tarihinde 149.350,00 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği borçlunun 23.03.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği belirlendi.İlgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak tarafların BA-BS kayıtları istenilmiş olup gelen yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Dosya rapor tanzim etmek üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi --------- hazırlamış olduğu raporda özetle; tarafların defterlerinin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu, davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerde davalı şirketten 149.350,00 TL tutarında alacaklı olduğunu, davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerde davacı şirketten 211,830,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacı şirketin davalı şirketten sözleşme ve cari hesaptan kaynaklı 149.350,00 TL tutarında alacaklı olduğunu ve davalı şirketin her ne kadar takipten sonra davacı şirkete 124.000,00 TL ödemiş olsa da borcunun tamamını ödemediğini, davacı şirkete 25.350,00 TL tutarında borçlu olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin davalı şirkete 14.03.2023 tarihinde 149.350,00 TL tutarında takip başlattığının görüldüğünü davalı şirketin davacı şirkete 14.03.2023 tarihinde 124.000,00 TL tutarını ödemiş olsa da , davalı şirketin davacı şirkete sözleşmeden ve cari hesaptan kaynaklı 25.350,00 TL ödemesinin kalmasından kaynaklı takip aşamasında oluşan kapak hesabına konu alacağa dayanak takip masraflarının dikkate alınması sonucunda davacı şirketin davalı şirketten 55.042,77 TL alacak talebinde bulunabileceğini belirtmiştir.Tarafların sunmuş oldukları mail konuşmaları delil başlangıcı sayılarak taraflara tanıklarını bildirmeleri için süre verilmiş olup sunulan dilekçeler doğrultusunda ilgili tanıklara davetiye çıkarılmıştır.Tanık--------- 15.10.2024 tarihli duruşmada; “--------- yaklaşık 13 yıldır çalışanıyım, siparişleri ölçüleri o dönem ben verdim, teklifleri aldım, burası ilaç firması olduğu için her zaman tadilat yapılamamaktadır, bu nedenle yılbaşındaki ara tatilde kapıların değişmesi gerekiyordu, firmaya bir kaç gün öncesinde getirin kapıları kontrol edelim, eksiği varsa müdahale edelim dedik ancak getireceğiz demelerine rağmen teslimat günü gece getirdiler, ertesi gün üretime başlayacağımız için eksiklerine rağmen kapıları teslim almak ve montajını yapmak zorunda kaldık, (montajı davacı yaptı) eksiklikleri davacı tarafa mail olarak bildirdik, hatta --------- ilaç eksiklere ilişkin bize mail attı, biz o maili davacı tarafa ilettik, ürünlerdeki eksiklikler şöyleydi; çivileri dışarıda kalmış tıraşlanmamıştı, bu nedenle insanların elleri yaralanıyordu, kapı kolları çekildiğinde elde kalıyordu, sürgüler 2-3 gün içerisinde kırıldı, kapılarda izolasyon yapılması gerekmekteydi, ancak açıklıklar vardı, camları öyle bir sabitlemişlerdi ki kırıldığı zaman değiştirme imkanı yoktu, ancak düzeltmediler, aslında bu kapılar numune olarak yapılmıştı, devamı da istediğimiz gibi olsaydı 200-300 adet kapı daha vardı, onları da alacaktık almadık, --------- ilaç Fabrikası bizim kapıları beğenmediği için başka bir firma ile anlaştılar, bizim kapılar dahil hepsini değiştiriyorlar, bizim bu nedenle iş kaybımız oldu, davacı taraf eksiklikleri gidermediği için biz tadilat yapmak zorunda kaldık, buna da 20-25 bin kadar para harcadık, ben şirkette teknik sorumluyum, yazışma işlemleri, teklifler ve işin kontrolünde ben varım.” şeklinde beyanda bulundu. Tanık -------- 15.10.2024 tarihli duruşmada; “-------- 1999-2000 yıllarından bu yana çalışanıyım, ilk başladığımda boyacı idim, şimdi ise saha sorumlusu olarak görev yapıyorum, davacının yetkilisi ------- istediğimiz kapıları tüm detayları ile anlattık, biz öncesinde getirin malzemeyi görelim dedik ancak onlar son 2 gün kala kapıları getirdiler, montaj sırasında kapılarda eksiklik olduğu gördük, biz daha o anda davacı tarafa bu eksiklikleri söyledik, kapılar gönyesizdi, fabrikadaki sistem nedeniyle normalde bir odadaki basıncın diğer odaya geçmemesi gerekiyor, kapıların da bu şekilde dizayn edilmesi gerekiyordu, ancak o şekilde dizayn edilmediği için bir odanın basıncı diğer tarafa geçiyordu, ayrıca kapı kolları çalışanların elinde kalıyordu, kapıların altındaki giyotin dediğimiz malzeme yanlış uygulandığı için tarafımızca sökülerek bazıları yeniden yapıldı, perçinler sıfırlanmadığı için temizlik yapan personelin ellerine zarar veriyordu, biz kendimiz yeniden onlara zımpara yaptık, kapı fitillerinde ve menteşelerinde benzer sorunlar var, cam kırıldığı zaman değiştirilebileceği şekilde dizayn edilmesini istedik ancak o şekilde dizayn etmemişler, yani ilerde cam kırılırsa o camı değiştirme şansımız yok, bizi cam kırılmaz diyerek ikna etmeye çalıştılar, ayıplı işlemler nedeniyle 20-25 bin civarı masraf yapıldı.” şeklinde beyanda bulundu.Tanık --------- 24.12.2024 tarihli duruşmada; “en 2021-2022 yıllarında davacı şirkette kaynakçı olarak çalışıyordum, şuanda ara ara montaj işlemleri için kendilerine eleman eksikliği olduğunda yardıma giderim, 2022 yılının sonlarında şirketten ayrılmıştım, davalı ile yapılan 2 adet kapı alışverişinde kapıların montajını yapmaya bende gitmiştim, montajları yaptığım sırada gözle görülür hiçbir eksiklik yoktu, ancak 2 hafta sonra ödemede sıkıntı oldu, kapılar arızalı dediler ödeme yapmadılar, kapılar arızalı dediklerinde ben gitmedim, arkadaşlar gittiler, o dönem şirkette çalışıyor muydum, yoksa yardıma mı gittim şuan hatırlamıyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.Dosya davalı yanın ayıp iddialarını değerlendirmek üzere inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi -------- hazırlamış olduğu raporda özetle; ilgili sözleşmelerde toplam bedelin KDV dahil; 63.130,00+174.050,00+37.170,00=274.350,00 TL olduğunu, dosyada söz konusu bedele ait faturaların bulunmadığını, işin teslim tutanaklarının dosyada görülemediğinden işin ne kadarının tesliminin yapıldığının bilinemeyeceğini, dosyaya sunulan fotoğrafların dava konusu kapılar olup olmadığının tespit edilemediğini, dosyada bu hasarların giderilip giderilmediğinin, giderildiyse kim tarafından ve ne kadar maliyet ile giderildiği bilgisini içerir bir evrak veya fatura bulunmadığını, sözleşmeye göre 2 yıl garantisi bulunan kapıların iddia edilen hasarlarının üretici firma tarafından giderilmesi gerektiğini, davacı firmaya toplam 50.000,00+75.000,00+124.000,00 =249.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacı firmanın sözleşmeden kalan 274.350,00-249.000,00 =25.350,00 TL alacağı kaldığını, söz konusu hasarları üretici firma dışında başka şirket tarafından bir bedel karşılığı giderildiyse bu bedelin kanıtlandığı takdirde üretici firmanın alacağı bedelden düşülebileceğini belirtmiştir.Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: taraflar arasında bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının sözleşmeden doğan edimlerini ifa edip etmediği, davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça yapılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.TBK'nın 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp; satıcının zikr ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan ikinci tür olan yani lüzumlu vasıflarda eksiklik şeklinde ortaya çıkan ayıptan bunun varlığını bilmese dahi satıcı sorumludur. Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak ;satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları; ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. Borçlar kanununda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır . Diğer bir anlatımla ayıp, satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir. Diğer taraftan TTK'nın 23. maddesinde, malın ayıplı olduğunun açıkça teslim sırasında belli ise alıcının 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için bu durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda ise TBK'nın 223 maddesinin 2.fıkrasının uygulanacağı belirtilmiştir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Somut olayda davacı yanın 30.12.2022 tarihinde fatura düzenlediği, işbu faturaya ilişkin 10 gün sonra 09.01.2023 tarihinde iade faturası düzenlendiği, yine bu tarihte davacı yana ayıba ilişkin mail atıldığı belirlenmekle açıklamalar ışığında süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davalının davasının ispatla yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı yan faturayı defterine kaydetmemiş ise de taraflar arasında sözleşme bulunduğu, davacı yan tarafından mal teslimi yapıldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf malın ayıplı olup olmadığı noktasındadır. Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı yan ayıplı mallara ilişkin bir takım fotoğraf ve üçüncü kişiye yaptırıldığına dair makbuz sunmuş ise de ayıbın tespiti için delil tespiti yaptırmadığı gibi fotoğraftaki görüntülerin satıma konu mallara ilişkin olup olmadığının tespit edilemediği, dava konusu malın süresinde iade edildiğine ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmakla ayıp iddiasının ispatlanamadığı kabul edilmiştir.Alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yanın takip tarihi itibari ile 149.350,00 TL alacaklı olduğu davacının takip başlatıldıktan sonra aynı gün 124.000,00 TL ödeme yaptığı davalı şirketin davacı şirkete sözleşmeden ve cari hesaptan kaynaklı 25.350,00 TL ödemesinin kalmasından kaynaklı takip aşamasında oluşan kapak hesabına konu alacağa dayanak takip masraflarının dikkate alınması sonucunda davacı şirketin davalı şirketten 55.042,77 TL alacak talebinde bulunabileceği anlaşılmıştır.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davanın KABULÜNE; 2-Davalının -------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyasında vaki itirazının KISMEN İPTALİ ile, takibin 55.042,77 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa 14.03.2023 tarihinden itibaren yıllık ticari temerrüt faizi işletilmek suretiyle, 3-İcra müdürlüğünce harç, vekalet gibi giderlerin 149.350,00 TL üzerinden hesap edilmesine, 4-55.042,77 TL'nin % 20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan TAHSİLİNE, 2-Alınması gerekli 3.759,97 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 940,00 TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 2.819,97 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 1.209,85 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarfedilen 11.470,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davadan önce gidilen arabulucukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/11/2025