İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/404 E. 2024/811 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/404
Karar No
2024/811
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ***Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***

HAKİM : *** KATİP : ***

DAVACI : *** VEKİLİ : Av. *** DAVALI : 1- *** VEKİLİ : Av. DAVALI : 2- *** VEKİLİ : Av. *** DAVALI : 3- *** DAVA İHBAR OLUNAN : *** VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı Değer Kaybı) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde, Kayseri İli, Melikgazi İlçesi, Mustafa Kemal Paşa Bulv. Havaalanı istikametinde seyir halinde iken kaza tarihi itibariyle malikin ve sürücüsünün davalı olduğu 38 ... plakalı aracın, sürücüsünün ..., malikinin ise müvekkili ... olduğu 38 ... plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası düzenlenen ... tarihli trafik kazası tespit tutanağına göre , 38 *** plakalı araç sürücüsü davalı davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, sigorta şirketi tarafına 27.05.2022 tarihinde ihtar edildiğini, tahkim komisyonuna başvurulduğunu ama halen bir cevap alınamadığını, yasal süresi olan 15 gün dolmasına rağmen hiçbir dönüş yapılmadığını, kaza tarihi itibariyle davalılardan adına tescilli olan 38 ... plakalı araç, acente no 8605 ve T-...-0-0 sigorta poliçe no ile davalılardan ... A.Ş.'ye sigortalı bulunduğunu, mezkur kaza neticesinde müvekkilinin maliki olduğu 38 ... plakalı araç, ulus kaporta ve boyama adlı servise çekildiğini ve aracın tamiri söz konusu serviste gerçekleştirildiğini, müvekkilin aracında meydana gelen zarar ile aracın piyasa değeri göz önüne alınıp karşılaştırıldığı zaman tespit edilebileceği üzere, müvekkilinin aracında hatırı sayılır bir değer kaybının da olduğunu, başkaca maddi ve manevi tazminat talep hakları saklı kalmak kaydı ile, ... tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkiline ait 38 ... plakalı araçta meydana gelen şimdilik 1.000,00 T.L. değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, kazaya sebebiyet veren 38 ... plakalı aracın kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına talep ettiklerini, müvekkilinin maliki olduğu 38 *** plaka sayılı araçta oluşan, bilirkişi incelemesi ve raporu üzerinden ortaya çıkacak bedel üzerinden ıslah edilmek üzere şimdilik 1.000,00 T.L. değer kaybının kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek reeskont-avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... ..... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu taleplerin belirsiz alacak olarak ileri sürülmesi imkanı bulunmadığını, başvuran dava niteliği itibari ile “belirsiz alacak” davası olarak başvuru yaptığını, ancak söz konusu başvurunun “belirsiz alacak” davası şeklinde açılabilmesinin mümkün olmadığını, davacının alacağının miktar olarak tespiti, mahkeme tarafından yapılacak delil tespitine veya hesap verme ve bilgi vermeye yönelik müstakil bir davanın açılmasına gerek olduğu durumlarda, HMK. m.107 anlamında “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği” bir durum söz konusu olduğunda mümkün olduğunu, ancak söz konusu başvuruda bu hususun gerçekleşmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin kaza yapan aracın maliki olup, işleteni olmadığını, müvekkili şirketin söz konusu aracı “Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi” ile uzun süreli kiraya verdiğini, söz konusu kiracı şirket ilgili sözleşme uyarınca kaza tarihinde aracın zilyedi durumunda olduğunu, KTK.3 ve 85. maddeler uyarınca işleten kiracı olduğundan, müvekkil şirket açısından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 38 ... plakalı araç, müvekkili şirketin mülkiyetinde olup, “Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi” ile Kayseri Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne uzun süreli kiraya verildiğini, ilgili araç Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü' den uzun dönemli olarak tahsis edildiğini, 38 ... plakalı araç müvekkili şirketin emir ve himayesi altında çalışmadığından müvekkili şirket tarafından kiraya verilen aracın gün içinde nerede bulunduğunu dahi bilinmediğini, taşıt görev emrinde de ismi geçen Şoför ... tanık olarak dinletildiğinde de somut durumda müvekkili şirketin, aracın işleteni olmadığı hususunun şüpheden uzak olduğunu, uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinde sorumluluğun kiracı şirkette olduğuna ilişkin birçok Yargıtay Kararı da bulunduğunu, ticaret ünvanından da açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin araç kiralama hizmeti veren bir ticari işletme olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu 3. ve 85. maddeler uyarınca, müvekkili şirketin, işleten sıfatına sahip olmadığını, KTK 3. Maddesinde; “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” ifadesi yer aldığını, aynı kanunun 85. maddesinde gerçekleşen trafik kazalarından aracın işleteninin sorumlu olacağı düzenlendiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bu çerçevede, işleten sıfatı, müvekkilden “Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi”ne istinaden aracı kiralayan Kayseri Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne ait olduğunu, dava konusu aracın müvekkili şirketçe Kayseri Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğün'e kiralanmış olup taraflar arasında mevcut sözleşmede de işleten sıfatının kiracıda olduğu ve 3. kişilere verilecek zararların kiracı tarafından karşılanacağı açıkça kararlaştırıldığını, işbu husus dosyada 28/12/2021 tarihli araç kiralama sözleşmesinin 31. Maddesinde; Yüklenici ,taahhüdü çerçevesinde kusurlu ve standartlara uygun olmayan sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmemesi ve benzeri sebeplerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan doğrudan sorumludur. Bu zarar ve ziyan genel hükümlere göre yükleniciye ikmal ve tazmin ettirileceği gibi 4735 sayılı kanunun 27. Maddesi hükümleri ile uygulanır. Hükmü gereği, hiçbir şekilde kabul ve aksine anlama gelmemek üzere, husumete ilişkin haklı itirazlarının kabul görmemesi halinde dahi, husumet yöneltilecek olan müvekkili şirket değil, müvekkili şirketten araç kiralayan kiracı şirket olduğunu, yargıtay içtihatları ile de araç uzun süreli kiralandığında araç sahibinin işleten sıfatını kaybedeceği, davanın yalnız kiracıya yöneltilmesi gerektiği, verilecek zararlardan kiracının sorumlu olduğu, davanın araç malikine karşı yöneltilemeyeceği ifade edildiğini, (Yarg.11.HD’nin, 27.01.2003T, 2002/8524E,2003/780K -18.03.2002T,2001/10000,2002/2459) hiçbir şekilde kabul ve aksine anlama gelmemek üzere, usule ilişkin haklı itirazlarının kabul görmemesi ve mahkemece aracın işleteni olmadıkları hakkında aksi görüşe varılması durumunda halinde dahi, müvekkili şirket sözleşmenin sigorta ve sorumluluk içeren maddelerine istinaden anılan 38 ... plakalı aracın, zorunlu mali mesuliyet sigortası T-...-0-0 poliçe numarası ile ... A.Ş. tarafından yapıldığından, davanın ... A.Ş ‘ye ihbar edilmesini talep ettiklerini, sigorta tarafından karşılanmayan zararlardan kiracı sıfatıyla Kayseri Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün sorumlu olduğunu, zira müvekkili şirkete kaza nedeniyle kendisine hiçbir kusur atfedilemeyeceğini, davacıların hukuki dayanaktan yoksun dava talebinin öncelikle husumet yönünden reddini, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı Aksigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunu’nun 107. maddesi uyarınca; alacağın miktarının belli olmaması halinde belirsiz alacak davası açılabilir, somut olayda ise, davacı tarafın, araç hasarı zararı yönünden talep konusunu belirlemediğini ve fakat davasını yine de belirsiz alacak davası olarak ikame ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafın dava konusu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmakta menfaati bulunmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca davanın esasına girmeden doğrudan ve usulen reddini talep ettiklerini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 07.05.2018 tarih 2018/2013 e. – 2018/3870 k. sayılı güncel içtihadına göre : "... bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz, (yargıtay hukuk genel kurulu 02/11/2016 gün, 2015/22-1078 esas ve 2016/1010 karar sayılı ilamı). Kazaya karışan 38 ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limiti ise kaza tarihi itibariyle araç başına 50.000,00-TL olduğunu, dosya üzerinde yapılan tüm ödemeler poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, öncelikle, mükerrer ödeme ve sebepsiz zenginleşmenin engellenmesi için konu kaza nedeniyle sigortalı veya kasko sigortacısı tarafından zarar görene bakiye ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun tespitini talep ettiklerini, huzurdaki uyuşmazlık kapsamında davacıya ait araçta meydana gelen hasar sebebiyle müvekkili şirketçe karşı yana 22/06/2022 tarihinde 5.549,00-TL hasar ödemesi yapıldığını, huzurdaki uyuşmazlığa konu talep için, işbu davadan önce, davacı yana 13/05/2022 tarihinde 39.530,00-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, hesaplama, tamamen doğru verilere göre yapıldığını ve müvekkili şirket poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu durumda, davanın doğrudan reddine, aksi halde, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin toplam tazminattan ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte mahsup edilmesini, masraf ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını, talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı tazminatı tespit edilirken dayanağını doğrudan 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’ ndan alan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen hesaplama yöntemine göre zarar tespiti yapılması gerektiğini, öncelikle, 6100 sayılı hmk.’ nın 33. maddesinde “hakim Türk Hukukunu re' sen uygular.” hükmü gereğince huzurdaki dosyada türk hukukunda yer alan kanun normlarından 2918 sayılı karayolları Trafik Kanunu ve bu kanunun 90. maddesi ile atfedilen karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları re' sen uygulanacağını, 2918 sayılı ktk’ nın 90/1-a bendine göre, “değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak” belirlenir. aynı maddeye 19.06.2021 tarihinde eklenen fıkraya göre ise, “bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar sigortacılık ve özel emeklilik düzenleme ve denetleme kurumu tarafından belirlenir.” karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları’ nın c.13. maddesinde “yürütme (ek:rg-2/2/2016-29612) (1) bu genel şartları (değişik ibare:rg-4/12/2021-31679) sigortacılık ve özel emeklilik düzenleme ve denetleme kurumu başkanı yürütür.” hükmü bulunduğunu, netice olarak, gerek 2918 sayılı KTK.’nın 19.06.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığını, 7327 sayılı icra ve iflâs kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun ile değişik 90. maddesi ve gerekse yargıtay içtihatları gereğince, değer kaybı hesabının, genel şartların ek-1’inde yer alan tablodaki esaslara istinaden yapılmasını talep ettiklerini, denetlenebilirlik kriterine de uygun olmayan rayiç değer hesabına göre hesaplamayı kül halinde reddettiklerini, davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, davaya konu edilen aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespitini ve davanın reddini talep ettiklerini, yargıtay kararı ile de müşahede edileceği üzere, davacıya ait aracın davaya konu kaza öncesinde hasarının bulunup bulunmadığının tespiti ve önceki hasarının olması halinde bu hasar nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı veya araç rayiç değeri düşeceği için sonraki kazada oluşan değer kaybı meblağının azalacağı izahtan varestedir, sonuç olarak, 6100 sayılı HMK’ nın 31. maddesinde yer alan “hakimin davayı aydınlatma ödevi” kapsamında davacıya ait aracın önceki hasarlarının tespiti ile değer kaybı meblağının bu tespit esas alınarak belirlenmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın avans faiz talebine itiraz ettiklerini, mağdur aracın müvekkili şirket ile arasındaki ilişki ticari bir nitelik arz etmemekte ve tazminat talebi de haksız fiilden kaynaklanmadığını, KTK’nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine yollama yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizin yasal faiz olduğu, ayrıca müvekkili şirketin işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenmiş olduğu dikkate alındığında davacı vekilinin avans faizi isteminin haksız olduğunu, bu nedenle, avans faiz talebinin reddini talep ettiklerini, davacı yanın tüm zararı daha önce karşılandığı için davanın reddini, aksi halde, ödeme tarihinden itibaren faizi güncellenmek suretiyle tazminattan mahsubunu, davacının bakiye zarara uğradığını gösteren faturaların sorulmasını, aksi halde ispatlanamayan davanın reddini, ret taleplerimizin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile davaya konu talep yönünden yukarıda belirttiğimiz gibi bilirkişi incelemesi yapılmasını ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasını, talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'na dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen anılan davalı davaya herhangi bir cevap vermediği görülmüştür. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı vekilinin 24/03/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkili ... adına kayıtlı olan 38 ... plakalı araçta oluşan değer kaybının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilen karar verilmesini, kazaya sebebiyet veren 38 *** plakalı aracın kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini arz ve talep ettiğini, mahkememiz 26/04/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, karardan bir suretin taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Bilirkişi Trafik Müh. Abdulvahap Duran'dan alınan 19/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 1- 38 ... plakalı araç sürücüsü ...'nun; K.T.K. nın 56. maddesinde belirtilen “Sürücüler önlerinde giden araçları güvenli ve gerekli bir mesafeden takip etmek zorundadırlar.” Kuralını; K.T.K. 52. maddesinde “hız kurallarını” ve KTK. nın 84/A-4 nolu “arkadan çarpma” kuralını ihlal ederek kazaya sebebiyet verdiği; 2- 38 ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kazaya etken kural ihlali olmadığı; 3- 338 ... plakalı aracın ... tarihli kaza nedeniyle uğradığı değer kaybının 20.000,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından 5.549,00 TL. tutarında değer kaybı ödemesi yapıldığı belirtildiğinden, bakiye değer kaybı bedelinin 14.451,00 TL. olacağı yönündeki tespit ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davalı ... ..... Ltd. Şti. vekilinin 08/05/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu, davalı ... A.Ş. vekilinin 03/05/2024 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 13/05/2024 tarihinde ıslah dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinden birer suret davalı taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş. vekilinin 03/05/2024 tarihli dilekçesi ile ıslah dilekçesine karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür. Davalı ... ... Ltd. Şti. vekilinin ıslah dilekçesine karşı beyanlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı taraf 24/03/2022 günü davalı ....... LTD ŞTİ'ye ait, davalı ... sevk ve idaresindeki ve davalı ... A.Ş. bünyesinde ZMSS'si bulunan 38 ... plakalı aracın kendisine ait 38 ... plakalı araçla trafik kazasına karıştığını, araçlarında değer kaybı olduğundan bahisle şimdilik 1.000,00 TL değer kaybının tahsilini dilemiştir. Sigorta poliçesi incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı sigorta şirketi bünyesinde sigortalandığı, trafik kayıtlarına göre ise malikin ise davalı ....... LTD ŞTİ olduğu, kaza tespit tutanağı uyarınca sürücüsünün ise davalı ... ve 38 ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır. - Davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesi ile zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza tarihi 24/03/2022 dava tarihinin ise 25/04/2023 olduğu anlaşılmakla zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalı sigorta şirketinin zaman aşımı itirazının yerine olmadığı görülmüştür. -Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede, Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, değer kayb konusunda rapor almıştır. Kaza tespit tutanağı, kural ihlalleri tespiti uyarınca davalı ... 38 ... plakalı aracı ile seyir halinde iken yoğun trafik sırasında araçların duraklaması sırasında bekleyen 38 ... plakalı araca, 38 ... plakalı aracın ise 46 D 9841 plakalı araca çarptığı davalı ...'nın KTK 84/a-4 hükmünü ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. -Değer kaybına dair değerlendirmede; Yargıtay Yerleşik uygulamalarına uygun olarak, değer kaybının kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın km'si, metal komponentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir. Dosya kapsamında alınan rapor Yargıtay uygulamalarına uygun olduğundan davacının aracının 20.000,00 TL değer kaybı zararı bulunduğu, sigorta şirketi tarafından ödenen bedel düşüldükten sonra bakiye 14.451,00 TL zarar bulunduğu anlaşılmıştır. -Sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. HD'nin 28/10/2013 tarih ve 2013/9624 Esas, 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi değer kaybından sorumludur. -Davalı ... ve ...... LTD ŞTİ sorumluluğuna dair değerlendirmede; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, gerek davalı ...... Ltd Şti tarafınsan sunulan sözleşme hem de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yazı cevapları uyarınca kazaya karışan aracın 01/01/2022-31/12/2022 arası uzun süreli kira sözlemesi ile kiralandığından davalı ...... Ltd Şti işleten olmadığından sorumluluğu reddedilmiştir. davalı ... haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. -Davanın niteliğine dair değerlendirmede; Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan HMK’nın 109. maddesi “Kısmî dava” başlığı ile; “1- Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) 3-Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez” şeklindeki hüküm ile düzenlenmiştir. Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde azlaya ait istemi saklı tuttuğunu beyan ettiğinden dava kısmi davadır. - Davalı sigorta şirketinin ıslah ile arttırılan kısım yönünden zamanaşına itirazına ilişkin değerlendirmede; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda kaza tarihi 24/03/2022 ıslah tarihi ise 13/05/2024 olduğu anlaşılmakla zaman aşımı süresi dolduğundan sigorta şirketinin itirazı yerinde bulunmuş, ilgili yönünden zamanaşımı nedeniyle ıslah ile arttırılan kısım reddedilmiştir. - Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu kısmi ödeme dikkate alınarak 22/06/2022 tarihi temerrüt sigorta şirketi yönünden bu tarihten başlatılmıştır. Davalı gerçek kişi yönünden ise temerrüt tarihi olay tarihi kabul edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının davalı ... ... Ltd. Şti.'nin karşı ikame etmiş olduğu davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacının değer kaybına ilişkin davasının kabulü ile ve kısmen kabulü ile 14.451,00 TL değer kaybı tazminatının (davalı ... AŞ'nin alacağın 1000 TL ile sınırlı olması kaydıyla ) davalılar ... AŞ ve ...'ndun müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limiti olan 4.921,00 TL ile sınırlı tutulmasına, sigorta şirketi yönünden kısmi ödeme tarihi olan 22/06/2022 tarihinden itibaren davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 24/03/2022 tarihinden itibaren alacağı ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin ... AŞ yönünden istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 987,15-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 179,90-TL peşin harç ve 230,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 409,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 577,25-TL harcın davalılar ... AŞ ve ... müştereken ve müteselsilen (Davalı ... A.Ş.'nin 39,95-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalı ... AŞ ve ... müştereken ve müteselsilen, (Davalı ... A.Ş.'nin 221,44-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 230,00 TL ıslah harcı ve 296,40 tedbir talebi harcı olmak üzere toplam 886,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... A.Ş.'nin 61,32-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 2.262,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... A.Ş.'nin 156,56-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından yapılan 87,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 7-Davalılar ... AŞ ve ... tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 14.451,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... A.Ş.'nin 1.000,00-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) alınarak davacı tarafa verilmesine, 9- Davalı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 13.451,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen tarafa verilmesine, 10-Davalı ... Turizm Seyehat Gıda Temizlik Taşımacılık Tekstil Medikal Mahrukat İnşaat Taahhüt Petrol Ürünleri Ticaret Ve Sanayi Limited Şirketi lehine davacının davalının işleten olma ihtimalini bilme ihtimali olmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 12-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne diğer tarafların yokluğunda karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/09/2024

Katip *** e-imzalıdır

Hakim *** e-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/404, K. 2024/811, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-404-e-2024-811-k-21a69ba46efb