İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/40 E. 2026/84 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/40
- Karar No
- 2026/84
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2023/40 Esas KARAR NO :2026/84
DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:08/11/2021 KARAR TARİHİ:03/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müttevefa eşi ...'ın kardeşi olan davalı ... ile balık ticareti yapmak üzere 1994 yılında inşa ettirdikleri "... ..." isimli balık avlama cinsi gemiye her biri 1/2 oranında hisse sahibi olarak paylı mülkiyet esasıyla malik olduklarını, davacı müvekkilinin eşinin vefatının ardından çocuklarıyla ilgilenmek durumunda kaldığından balıkçı gemisinin davalı ... tarafından işletildiğini, taraflar balık avlama gemisi üzerinde paylı mülkiyete sahip olduğundan, davacının geminin deniz ticaretinde çalıştırılmasından elde edilecek net karın %50'si üzerinde hak sahibi olduğunu, davalı tarafından geminin çalıştırılmasından elde edilen kardan alması gereken meblağ kendisine verilmediğinden davacı müvekkil davalıyı 04.08.2011 tarihi itibarıyla intifadan men ettiğini ve 18.10.2016 tarihinde açmış olduğu dava ile ecrimisil talebinde bulunduğunu, bu talebin İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/05/2021 tarih, ... sayılı kararı ile kabul edildiğini, 72.539,97 TL amortisman giderleri düşülmek suretiyle beher sene için 40.710 ,00 TL olmak üzere 5 yıl için hesaplanan 203.550,00 TL kar payından davalının davacıya yaptığı ödemelerin mahsubu ile dava tarihinden itibaren geriye dönük olarak 5 yıllık hesaplanan 199.005,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verildiğini mezkur davanın açıldığı tarihten bu yana, davalının gemiyi işletmeye devam ettiğini, ancak davacıya herhangi bir ödeme yapmadığı gibi mahkeme kararı ile hüküm altına alınan miktarı da ödemediğini, icra takibinin de .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/... Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, davacının emboliye bağlı olarak geçirdiği beyin kanaması sonucu oluşan felç nedeniyle konuşma yeteneğini kaybettiğini, ellerini kullanamaz hale geldiğini, davalı tarafından geminin çalıştırılmasından elde edilen gelir hakkında davacıya hiç bilgi ve hesap verilmediğinden vesayet altında olan davacının davaya konu son beş yılın karını kesin olarak belirleyebilecek durumda olmadığını ileri sürerek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilerek diğer davanın tarihi olan 18.10.2016 tarihinden itibaren ileriye dönük olarak son 5 yıllık ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava ederek Mahkememizde dava açmış ve 2021/... Esasına kaydı yapılmıştır. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap verilmemiştir. Mahkememizin 11/07/2023 tarihli ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyetinden aldırılan raporda özetle; Tarafların "... ..." isimli geminin 1/2 oranında maliki oldukları ve bu geminin âdi ortaklık temeline dayalı olarak davalı tarafından işletilmesi hususunda bir adî ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu, dava konusu yapılan işletme dönemlerinde davalının bu gemiyi işlettiği hususunda bir tartışmanın bulunmadığı; normal şartlarda vergi kaydının âdi ortaklık adına oluşturulması gerekli iken davalının bunu yapmayıp, kendi adına vergi kaydı oluşturup faaliyette bulunduğu, söz konusu dönemlerde elde edilmesi gündeme getirilebilecek gelirler dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda ortak başına kâr tutarının 389.272,44-TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir. Davacı vekilinin 16/10/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 389.272,44 TL'ye çıkardığını bildirmiştir. Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ... ile davalı ... ın balık ticareti yapmak üzere 1994 yılında inşa ettirdikleri "... ..." isimli balık avlama cinsi gemiye her biri 1/2 oranında hisse sahibi olarak paylı mülkiyet esasıyla malik olduklarını, balıkçı gemisinin davalı ... tarafından işletildiğini, taraflar balık avlama gemisi üzerinde paylı mülkiyete sahip olduğundan, davacının geminin deniz ticaretinde çalıştırılmasından elde edilecek net karın %50'si üzerinde hak sahibi olduğunu, davalı tarafından geminin çalıştırılmasından elde edilen kardan alması gereken meblağ kendisine verilmediğinden davacının davalıyı 04.08.2011 tarihi itibarıyla intifadan men ettiğini ve 18.10.2016 tarihinde açılan dava ile ecrimisil talebinde bulunulduğunu, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/05/2021 tarih, ... sayılı kararı davanın kabulüne karar verilerek tespit edilen ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, dava tarihi olan 18.10.2016 tarihinden itibaren ileriye dönük olarak son 5 yıllık ecrimisil bedelinin tahsili için eldeki davanın açıldığını belirterek ilgili döneme ilişkin hesaplanan kar payının tahsilini talep etmiştir. Dosyaya celp edilen belgelerden tarafların 1/2 pay ile dava konusu teknenin maliki oldukları, davacı vekilinin beyanları ve Mahkememizin ... sayılı dosyasına sunulan ihtarnameler dikkate alındığında taraflar arasında dava konusu teknenin davalı tarafından işletilmesi ve davacıya kar payı verilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı, davacı tarafın Mahkememizin 2016/412 esas, 2021/230 sayılı dosyasında dava tarihine kadar olan kar payı talebinde bulunduğu, eldeki davada ise 18/06/2016 tarihinden sonraki döneme ilişkin kar payı talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31/03/2022 tarihli yazı cevabında davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 12/04/2022 tarihli yaz cevabında ise tarafların %50 hisse ile adi ortaklıkta 01/01/1994 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiklerinin ve halen devam ettiğinin, zirai kazanç usulüne göre defter tutulduğunun belirtildiği görülmüştür.
Borçlar Kanunu m. 620 hükmü uyarınca, adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklık sözleşmesinin kurulması için iki ya da daha fazla kişinin belli bir sermayeyi, gelir sağlama amacıyla bir araya getirmiş olması gerekir. Adi ortaklık sözleşmesinin sözlü ve hatta örtülü bir şekilde kurulması mümkündür, herhangi bir şekil şartına tâbi değildir. Bilirkişi raporunda taraflar arasında örtülü de olsa bir adî ortaklık sözleşmesinin mevcut olduğu, sermaye unsurunun bulunduğu, gelir elde etme amacının (ortak amaç) da gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında taraflar arasında bir adî ortaklık ilişkisinin kurulmuş olduğu belirtilmiştir. TBK m. 625/I'e göre, yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir. Davalı ...'ın, adî ortaklığın yöneticisi olduğu hareket ettiği anlaşılmaktadır. TBK m. 630/III hükmüne göre, yönetici ortaklar, yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlü olup, TBK 622. Maddesine göre de adi ortaklıkta, ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler. Bu açıklamalara göre göre taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmakta olup, davacının ilgili döneme ait kar payı talep edebileceği kabul edilmiştir. Davacı yanın 18/10/2016 tarihinden itibaren kar payı talebinde bulunduğu, arabuluculuk sürecinin 17/09/2021 tarihinde başlatıldığı, adi ortaklığın bu tarih itibariyle tasfiye edilmemiş olduğu ve bu nedenle TBK 147/4 maddesinde belirtilen beş yıllık sürenin başlamadığı anlaşıldığından davalının zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili teknenin yaklaşık on yıldır sefere çıkmadığını ve atıl vaziyette olduğunu kar elde etmediğini ileri sürmüş ise de İstanbul Liman Başkanlığından gelen liman çıkış belgelerinden teknenin faal olduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalara göre davacının kar payını talep edebileceği kabul edilerek bilirkişi raporunda tespit edilen 389.272,44 TL yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile 389.272,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Karar harcı olan 26.591,20 TL'den peşin alınan 6.563,24 TL'nin mahsubu ile bakiye 20.027,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan (6.622,54 TL ilk harç ve ıslah harcı 262,65 TL posta ücreti ve 16.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam) 22.885,19 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı vekili için takdir edilen 62.283,59 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider avansının kesinleşmeye müteakip talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/03/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır