İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/314 E. 2025/122 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/314
- Karar No
- 2025/122
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/314 Esas - 2025/122 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/314 KARAR NO : 2025/122
.... DAVA : Patent (Patent İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 23/06/2023 KARAR TARİHİ : 27/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Patent (Patent İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, 20.10.2008 tarihinde ..... sayısı ile “Trafik Kazalarını Önleme Sistemi” başlıklı patent başvurusunu yaptığını, başvurunun 22.03.2010 tarihinde ....tarafından 29.09.2010 tarihinde düzenlendiğini, 19.10.2015 tarihinde de müvekkili tarafından incelemeli sisteme dönüşüm talebi yapıldığını, müvekkilinin bu talebi ile birlikte araştırma raporuna karşı görüş sunup istemlerde değişiklik yaparak 1. inceleme talebinde bulunduğunu; söz konusu başvurunun 1. İnceleme raporunda başvurunun 1 nolu isteminin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterini sağladığını, buluş basamağı kriterini sağlamadığının belirtildiğini, 23.07.2019 tarihinde müvekkilinin inceleme raporuna karşı görüşlerini sunduğunu ve istemlerde değişiklikler yaparak 2. inceleme talebinde bulunduğunu, 2. İnceleme raporunda 1 nolu istemin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterini sağladığını ancak buluş basamağı niteliğine sahip olmadığının belirtildiğini, 18.06.2021 tarihinde müvekkilinin 2. inceleme raporuna karşı görüş ve istem değişikliği talepleriyle birlikte 3. inceleme talebinde bulunduğunu; 09.08.2022 tarihli 3. inceleme raporu ile buluş konusu istemin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterini sağladığını ancak buluş basamağı niteliğine sahip olmadığı gerekçesiyle başvurunun reddedildiğini, karara karşı müvekkilinin 07.10.2022 tarihinde ....'ya itirazda bulunduğunu ve .... tarafından bu itirazın reddedildiğini, müvekkiline ait patent başvuru tarihi 20.10.2008 olduğundan eldeki davada, 6769 sayılı SMK geçici m. 1(2)’de yer alan “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce yapılmış ulusal patent başvuruları ve faydalı model başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.” hükmü uyarınca, patent başvuru tarihinde yürürlükte olan 551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan hükümlerin geçerli olduğunu, 551 sayılı KHK’da “Patent Verilerek Korunacak Buluşlar” başlıklı maddede yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşların patent verilerek korunacağının düzenlendiğini, müvekkile ait patent başvurusunun, yeni ve sanayiyi uygulanabilir olma şartlarının yanında başvuru tarihi de dikkate alındığında buluş basamağı kriterini de taşıdığını, buluş basamağı değerlendirmesinde esas olan sübjektif değil objektif bir biçimde yapılacak olan değerlendirme olduğu ancak somut durumda .... kararının sübjektif bir değerlendirme sonucu verildiğini, ..... kararının 7. sayfasında D1 dokümanı ile ilgili yapılan değerlendirmede, müvekkiline ait başvuruda yer alan “Hızın altına ininceye kadar bilgilendirmeye devam edilmesi” özelliğinin D1 dokümanında açıklanmadığının .... tarafından da kabul edildiğini, ancak devamında 1 nolu istemde bahsedilen bu özelliğin ilgili teknik alandaki uzman kişi için opsiyonel bir özellik olduğu, her ne kadar D1 dokümanında açıklanmasa da hızın yavaşlatılması özelliğinin D1’de de açıklanması nedeniyle bildirimlerin yapılma şeklinin farklı oluşunun tekniğin bilinen durumuna ön yargıları kıran şaşırtıcı bir teknik etki sunmadığının açıklandığını, müvekkiline ait başvuruda yer alan bu özelliğin opsiyonel bir özellik olduğunu ve şaşırtıcı bir teknik etki sunmadığı yönünde yapılan açıklamada D1 dokümanı ile karşılaştırmalara yer verdiği açıklandığı üzere hukuka uyarlılık bulunmadığını, son derece subjektif bir değerlendirme sonucu yapıldığını, müvekkiline ait başvuruda yer alan 18.06.2021 tarihli nihai istem takımının, başvurunun yapıldığı 2008 yılına göre değerlendirilmesi gerektiğini, başvuru tarihinde “aracın sınıfının göz önünde bulundurması”, “hatta uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonlarının üzerinden de sürücünün uyarılması”, “güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurması” ve “belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirmesi” ve “seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarılması, gibi müvekkiline ait başvuru ve D1 dokümanı arasındaki farklılıklar başvurunun yapıldığı 2008 yılı göz önüne alınması gerektiğini, “Aracın sınıfının göz önünde bulundurulması” ve “Seyir halinde uyuma riskine karşın sürücünün uyarılması” farklılıklarının tarifnamede detaylı bir şekilde açıklanmaması nedeniyle belirsizlik oluşturduğu ve değerlendirilmeye alınmadığı belirtildiğini, kurum tarafından yapılan incelemede bu iki farklılığın değerlendirmeye alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, ..... tarafından verilen kararda aracın sınıfının göz önünde bulundurulması özelliğinin D1 dokümanında açıklanmadığı, yine 7 nolu kısmında ise uyuma riskinin değerlendirilmesi özelliğinin de D1 dokümanında açıklanmadığının belirtildiği, bu kapsamda müvekkile ait başvurunun D1 dokümanında yer almayan bu açıklamalarla farklılaştığı ve buluş basamağı taşıdığı açık iken müvekkiline ait istemlerde yer alan bu özelliklerin değerlendirmeye alınmamasında hukuka uyarlılık bulunmadığını, müvekkiline ait başvuruda tanımlanan buluşta her tehlikeli nokta için kullanılan araç sınıfına uygun güvenli hız referans bilgisinin uyarı verme eşiği olarak kullanılması yerine, D1 dokümanı, aynı sürücünün daha önce aynı noktadan bir önce geçtiği hızı referans alma tekniğini kullandığını, araç sınıflarının olduğu ve bu sınıflara göre araçların yük, güç, durma mesafesi vs. özelliklerinin farklılaştığı 80’lerde ve 90’larda olduğu gibi 2000’li yılların başında da bilindiğini, başvuru tarihinde, 2008’de de bu araç sınıflarının bilindiğini, ancak araç sınıfları göz önünde bulundurularak bağımsız istemde açıklanmış olan tespitlerin yapılması teknik unsurunun başvuru tarihi itibarıyla sürpriz teknik etki yarattığını, bu nedenle, sadece bu teknik unsura bakarak dahi başvurunun problem-çözüm yaklaşımı ile de buluş basamağı özelliğini haiz olduğu sonucuna varılması gerektiğini, “Güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurarak belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirerek seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarması” özelliği de D1 dokümanında açıklanmamış olup, bu hususun ... kararında da belirtildiğini, ... kararında 7 nolu teknik unsurun da D1 ve D2 dokümanlarında açıklanmadığının belirtildiğini, uyuma riskinin de D1’de açıklanmadığını, sürücünün nabzını ölçen aparatla (40. Paragraf) uyuma riskinin değerlendirilmesinin aynı teknik etkiye sahip olduğunu kabul etmenin teknikte uzman kişilerce yanlış olacağını, sadece 7 nolu teknik unsur dikkate alındığında dahi başvuru D1 ve D2 dokümanları birlikte değerlendirilse dahi sürpriz etki yarattığı için problem çözüm yaklaşımınca da buluş basamağına sahip olduğunu, .... kararında “Araç hızı bilgisinin uydu tabanlı konum belirleme sistemleri ile alınması” farklılığının şaşırtıcı bir teknik etki ortaya çıkarmayacağı yönünde verilen kararın yerinde olmadığını, “Uydu tabanlı konum belirleme sistemleri aracılığıyla aracın bulunduğu güzergahtaki konum ve hız bilgisinin elde edilmesi” D1 dokümanında birebir açıklanmadığını, D1 dokümanında “hız” bilgisinin bu teknik özellikteki gibi “uydu tabanlı konum belirleme sisteminden” elde edilmesinin açıklanmadığı gibi; D1 dokümanı istem-7’de hız bilgisinin “taşıtın hız sensorundan” alındığının belirtildiğini, ... kararında 1 nolu teknik unsurun da D1 ve D2 dokümanlarında açıklanmadığı sonucu çıktığını, D1 dokümanındaki “...alıcısının varlığının uydu tabanlı sisteme işaret ettiğini”, ancak 1 nolu teknik unsurun tamamen farklı olup “uydu tabanlı konum belirleme sistemleri aracılığıyla aracın bulunduğu güzergahtaki konum ve hız bilgisinin elde edilmesi” olduğunu, 1 nolu teknik unsurun hem D1 hem de D2’de açıklanan sistemden tamamen farklı olduğunu, D1’de hız bilgisinin hız sensorundan elde edildiğini, D1’de araçta bulunan ...cihazının bugünün teknolojik bilgisiyle ...’den konum ve hızı belirlediği sonucunu çıkartmanın yanlış olacağını, başvuru tarihinde “uydu tabanlı konum belirleme ile aracın bulunduğu güzergahtaki konum ve hız bilgisinin elde edilmesi” teknik unsurundaki tekniğin bilinen durumundaki dokümanlarla farklı olduğunu, bu farkın sürpriz bir teknik etki yarattığı ve dolayısıyla problem çözüm yaklaşımına göre de buluş basamağı sunduğunu, başvurunun yapıldığı 2008 yılında “hızın altına ininceye kadar bilgilendirmelere devam edilmesi” teknik unsurunun tekniğin bilinen durumundaki herhangi bir dokümanda bulunmadığını, ... kararında ayrıntılı olarak incelendiği üzere bu teknik unsurun ne D1’de ne de D2’de bulunmadığını, bu nedenle 2008 yılı şartlarında sadece bu teknik unsurla bile sürpriz etkinin sağlandığı ve dolayısıyla başvurunun buluş basamağını taşıdığını, dolayısıyla verilen bu kararda hukuka uyarlılık bulunmadığını, D1 dokümanında tarif edilen buluşta amacın; iletilen yol durum bilgilerinin aralıklı olarak (intermittent) gösteriminin sağlanması olduğunu, istem 1’den, gösterim sıklığının nasıl belirlendiğinin ise istem 5 ve istem 7’den ve tarifnameden [0036-0038] çıkarıldığını, D1 dokümanının İstem 1’inde belirtildiği üzere, yol durum bilgileri veya tehlikeli nokta bilgileri, bir tehlikeli noktaya yaklaşırken aracın hızı o nokta için güvenli veya güvensiz, hangi değerde olursa olsun hızdan bağımsız ve koşulsuz, her durumda gösterilmeye başlanmakta olduğunu, tehlikeli noktadan geçilinceye kadar bilgilerin gönderim ve gösterim sıklığının, aynı aracın bir evvel aynı yolu kullandığında yaptığı hızla karşılaştırılarak ayarlandığını, D1 dokümanında belirtilen sistemin birinci probleminin, bir tehlikeli noktaya yaklaşırken aracın hızının o nokta için güvenli veya güvensiz hangi değerde olursa olsun, hızdan bağımsız ve koşulsuz her durumda bilgilendirme yapıldığını, bu durumun otomotiv endüstrisinde, gerçek hayatta sürücünün gereksiz uyarılar neticesinde uyarılara karşı duyarsızlaşmasını ve reaksiyon göstermemesi durumunu beraberinde getirdiğini, diğer problemin ise; tehlikeli nokta geçilene kadar uyarıların devam etmesi ve uyarı sıklığının, sürücünün daha önce bu yolda yaptığı hızı referans alarak belirlenmesi olduğunu, yolun 11 / 15 gerektirdiği emniyetli hız yerine, aracın daha önce bu noktadan geçtiği hıza göre referans alınması da bu noktalarda emniyeti sağlamaktan uzak olduğunu, halbuki müvekkile ait başvuruda tarif edilen sistemin bu iki problemi de çözecek şekilde, D1 dokümanından farklılaşarak her durumda olmayıp sadece ve sadece aracın sınıfı için emniyetli olan bir hız değerinin üzerindeki bir sürat ile tehlikeli noktaya yaklaşılması durumunda aktive olarak uyarı ve bilgi vermekte ve yaklaşılan tehlikeli nokta için, taşıtın sınıfına uygun hıza düşürülünceye kadar uyarı vermeye devam edeceğini, taşıtın sınıfına uygun hıza indirildiğinde bilgilendirmenin tamamen durdurulduğunu, yaklaşılan tehlikeli noktaya, aracın sınıfına uygun ve emniyetli bir hızla yaklaşım veya geçiş durumunda ise buluşta tarif edilen sistemin herhangi bir bilgilendirme veya uyarı yapmadığını, D1 dokümanının yukarıda belirtilen problemlerine getirdiği teknik çözüm ve farklılıklar haricinde, D1 dokümanında, aracın sınıfına (otomobil, kamyon, otobüs vb.) göre farklılaşan güvenli hız bilgisini aşarak yaklaşması durumunda uyarı verme yapısı, yaklaşılan tehlikeli noktaya uygun emniyetli hızın altına indirinceye kadar sürücüyü bilgilendirmeye devam etmesi, cep telefonu üstünden de sistemin çalışabilmesi, güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurarak belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirerek seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarması teknik özellikleri bulunmadığı gibi, bunların her birinin tek başına veya birlikte sunduğu tekniğin bilinen durumundaki problemin çözümünü de açıklamadığını, ... kararında “tanımlanan algoritmayı içeren yazılımın yüklü olduğu, mikro kontrolör veya mikroişlemci tabanlı cihaz veya uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonları üzerinden sürücünün uyarılması” teknik özelliği için D1 dokümanında 29. paragrafta araca entegre terminalin sürücüyü sesli uyarmasından bahsedildiğini, müvekkile ait başvuruda yer alan 1 nolu istemin bu özelliğinde 2 farklı opsiyon bulunduğunu, bunlardan birinin mikro kontrolör veya mikroişlemci tabanlı cihaz olduğunu, diğerinin ise uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonları olduğunu ve 2 opsiyon “veya” şeklinde bağlandığı için D1 dokümanında herhangi birisinin açıklanması halinin söz konusu bu işlem adımının açıklandığını gösterdiğinin belirtildiğini, Kurum tarafından verilen bu kararda da hukuka uyarlılık bulunmamakta olduğunu, 2 opsiyon olması hali farklılığı engelleyen bir durum olmayıp D1 dokümanı ile müvekkile ait başvuruyu farklılaştıran bir özellik olduğunu, uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonları üzerinden de, belirtilen sistemin çalışabilir olması ile “sürücünün cep telefonu üzerinden uyarılması” teknik özelliği ile sadece aracı değil diğer bir özneyi: sürücüyü de odağına alan bu başvurunun konusu buluş ile fark unsurunun yarattığı teknik etkinin buluş basamağı kriterini sağladığının kabulü gerektiğini, ... kararında da kabul edildiği üzere müvekkile ait başvuru D2 dokümanı karşısında buluş basamağı niteliğine haiz olduğunu, müvekkiline ait başvurunun, başvuru tarihinde D1 ve D2 dokümanı birlikte değerlendirildiğinde dahi, “aracın sınıfını göz önünde bulundurması, hatta uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonlarının üzerinden de sürücünün uyarılması”, “güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurması” ve “belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirmesi” ve “seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarılması”, teknik özellikleri başvurunun yapıldığı 2008 yılı göz önüne alındığında teknikte uzman kişilerce aşikar olmadığını ve buluş basamağı niteliği taşıdığını beyan ederek Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından tesis edilen 19.04.2023 tarih ve 2023-P-60 sayılı kararının iptali ile müvekkile ait patent başvurusunun patentlenebilirlik kriterlerine sahip olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı tarafından TÜRKPATENT’ e “TRAFİK KAZALARINI ÖNLEME SİSTEMİ” başlıklı patent başvurusunun yapılmış olduğu ve söz konusu başvurunun Patent Siciline 20.10.2008 tarih ve .... sayısı ile kaydedildiği, 6 istemli olarak yapılan başvuruya ilişkin olarak Rusya Patent Ofisi tarafından 14.09.2010 tarihinde araştırma raporunun düzenlendiği, bu raporda o ..... Dokümanlarının tekniğin bilinen durumu olarak gösterildiği D1 dokümanının X ve Y kodu ile D2 dokümanın X kodu ile D3 dokümanının Y kodu ile, D4 dokümanının ise A kodu ile refere edildiği, 25.10.2011 tarihinde dava konusu başvuruya incelemesiz patent verilmesine karar verildiği, 30.01.2013 tarihinde incelemesiz patent belgesinin davacıya gönderildiği, 19.10.2015 tarihinde davacı tarafından incelemesiz patentin incelemeli patente dönüştürülmesi talebinde bulunulduğu, bu talepler beraber istemlerde değişiklik yapıldığı, istem sayısının 1 e düşürüldüğü, • 15.10.2018 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 1. İnceleme raporunun hazırlandığı, bu raporda D1 ve D2 dokümanları karşısında başvurunun buluş basamağı kriterini taşımadığı, İstem 1’de tanımlanan buluş konusunun, D1’de açıklanan teknikten farklı olarak araç tipi ve hızının birlikte değerlendirilmesini içerdiği, Başvuruya konu buluşa yenilik niteliği kazandıran farklı özellikler, D1 dokümanından farklı olarak başka bir probleme çözüm sağlamadığı, D1 dokümanında açıklanan teknik, teknikte uzman kişi tarafından, buluş eforu sarf etmeksizin farklı araç tipleri için hız limitleri uygulanması amacıyla farklılaşabileceği, dokümanında anlatılan sistemin aracın elektronik kontrol ünitesine bağlanabileceğinin açıklandığı, bağlantı sayesinde araç tipi ve bilgilerine ulaşmak mümkün olabileceği, D2 dokümanı da benzer şekilde başvuruya konu buluşun buluş basamağı niteliğini ortadan kaldırdığının belirtildiği, bu rapor üzerine davacının istemlerinde değişiklik yaparak 2. İnceleme talebinde bulunduğu, 1.istemin sonuna “aracın hızının, o nokta için uygun olan hızın altına indirinceye kadar sürücüyü bilgilendirmeye devam etmesi” ibaresinin eklendiği, ....tarafından 18.03.2021 tarihinde 2. İnceleme raporunun hazırlandığı ve raporda, bu raporda 1. İnceleme raporundaki görüşlerin tekrar edildiği ve ayrıca 23.07.2019 tarihli yeniden düzenlenen istemde ifade edilen “aracın hızının, o nokta için uygun olan hızın altına indirinceye kadar sürücüyü bilgilendirmeye devam etmesi” ek teknik özelliği de teknikte uzman kişi için aşikar nitelikte olup buluşu tekniğin bilinen durumundan öteye taşıyamadığı, Bu nedenle buluş konusu istem 1’deki yapılanma teknikte uzman bir kişi için aşikâr olarak kabul edileceğinden 1 nolu istem 551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesine göre buluş basamağı niteliğine sahip olmadığı görüşüne yer verildiği, 18.06.2021 tarihinde davacının bir kez daha istemlerinde değişiklik yaparak 3. İnceleme talebinde bulunduğu, 2. İnceleme raporundaki görüşlere karşı görüşlerini ilettiği, 1. İstemin sonuna “güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurarak belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirerek seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarması” ibaresini eklediği, kurum tarafından hazırlanan 09.08.2022 tarihli 3. İnceleme raporunda “18.06.2021 tarihli yeniden düzenlenen istemde ifade edilen “güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurarak belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirerek seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarması” ek teknik özelliğinin de teknikte uzman kişi için aşikar nitelikte olduğu, buluşu tekniğin bilinen durumundan öteye taşıyamadığı, 23.07.2019 ve 18.06.2021 tarihli istem revizyonlarında ve sunulan görüşlerde ifade edilen hususların tekniğin bilinen durumunda yer alan öğretiler üzerinden açıklanabilecek tür veri işleme derleme işlemleri olduğu ve teknikte uzman kişi için aşikar nitelikte olduğu” görüşüne yer verilerek 1. İstemin buluş basamağı kriterini sağlamadığının belirtildiği, davacı tarafından bu karara karşı 07.10.2022 tarihinde ...’ ya başvurulduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu ...’ nin 19.04.2023 tarih ve 2023-P-60 sayılı kararı ile itirazların nihai olarak reddedildiği, kararın başvuru sahibi vekiline 27.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın 2 aylık yasal süre içerisinde 23.06.2023 tarihinde açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER DAVA KONUSU PATENTİN İNCELENMESİ DAVA KONUSU “TRAFİK KAZALARINI ÖNLEME SİSTEMİ” BULUŞ BAŞLIKLI .... SAYILI İNCELEMELİ PATENT BAŞVURUSUNUN ... KARARINA KONU İSTEMLERİ: İSTEM 1 ; Buluş, her türlü aracın kaza riski yüksek noktalardan veya bölgelerden güvenli bir hızla geçmesini ve böylelikle olası bir kazanın erkenden tespit edilerek önüne geçilmesini sağlayan trafik kazalarını önleme sistemi olup özelliği; 1. uydu tabanlı konum belirleme sistemleri aracılığıyla aracın bulunduğu güzergahtaki konum ve hız bilgisinin elde edilmesi, 2. aracın elde edilen konum bilgisinin, aracın bulunduğu güzergahtaki sistemin veri tabanına önceden yüklenmiş kaza yapma riski bulunan tehlikeli nokta veya bölgelerin konum bilgileri ile karşılaştırılması, 3. aracın, söz konusu nokta veya bölgelerden birine konum olarak yaklaştığının tespit edilmesi, 4. aracın, sınıfı göz önünde bulundurularak, kaza yapma riski bulunan nokta veya bölge için sistemin veri tabanına önceden yüklenmiş güvenli hız limiti bilgisindeki değeri aşan bir hızla bu noktaya yaklaştığının tespiti, 5. yukarıda yer alan son iki adımdaki tespitin aynı anda oluşması durumunda, tanımlanan algoritmayı içeren yazılımın yüklü olduğu, mikro kontrolör veya mikroişlemci tabanlı cihaz veya uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonları üzerinden sürücünün uyarılması, 6. aracın hızının, o nokta için uygun olan hızın altına indirinceye kadar sürücüyü bilgilendirmeye devam etmesi, 7. güzergahın kaza istatistik bilgilerini göz önünde bulundurarak belirlediği risk faktörünü, sürücünün aracı kullanım alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirerek seyir halinde uyuma riskine karşı da sürücüyü uyarması işlem adımlarına sahip olmasıdır, Dava konusu patentin tarifnamesi ve diğer tüm unsurlarının bilirkişilerce incelenmiştir. Patent içerisinde yer alan bilgilere göre buluş en öz anlatımla: Uydu tabanlı konum belirleme sistemlerinden alınan veriler ile, trafikte aracın konum ve hız bilgisinin elde edilmesi neticesinde konum bilgisinin, sistemin veri tabanına yüklenmiş olan güzergahtaki kaza yapma riski bulunan tehlikeli nokta veya bölgelerin koordinat bilgileri ile karşılaştırıp, bu noktalardan birine yaklaşıldığının tespit edilmesini takiben, aracın sınıfı göz önünde bulundurularak bu tehlikeli nokta için, sistemin yine veri tabanına önceden yüklenmiş güvenli hız limit bilgisindeki değeri aşan bir hızla bu noktaya yaklaşımının tespiti ve bu iki tespitin aynı anda oluşması şartının gerçekleştiği durumlarda sürücünün uyarılması prensip ve algoritmasına dayalı çalışan, tehlike İle ilgili sürücüyü bilgilendiren ve aracın sınıfına uygun bir hızla bu noktadan güvenle geçmesini sağlayarak olası bir çarpışma ve kazayı önleyen ve bu algoritmayı içeren yazılımın yüklü olduğu, mikrokontrolör veya mikroişlemci tabanlı veya uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonları üzerinde çalışabilen sistemdir. YENİLİK VE BULUŞ BASAMAĞI HAKKINDA AÇIKLAMALAR: Somut olaya uygulanacak olan 551 sayılı KHK’ nın 5. maddesine göre yeni, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulanabilir olan buluşlar, patent verilerek korunur. Anılan Kararnamenin 7. maddesine göre tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluş yenidir. Tekniğin bilinen durumu, patent başvurusunun yapıldığı tarihten önce, buluş konusunda dünyanın herhangi bir yerinde toplumca erişilebilir yazılı veya sözlü tanıtım, kullanım veya bir başka yolla açıklanan bilgilerden oluşur. Buradan anlaşılması gereken, bir referansın tekniğin bilinen durumuna dâhil kabul edilebilmesi için en önemli koşulun referansın topluma sunumunun patent başvuru tarihi veya rüçhanı varsa ilk rüçhan tarihinden önce yapılmış olması gerektiğidir. Bunun dışında açıklamanın hangi yolla, hangi dilde veya nerede yapılmış olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Kural olarak, yenilik değerlendirmesinde yapılacak olan karşılaştırma, tekniğin bilinen durumundaki referanslar ile buluşun istemlerinin karşılaştırılmasını kapsar. O halde yenilik değerlendirmesinin en temel anlamda patent konusu buluşun tekniğin bilinen durumunu gösteren dokümanlar karşısındaki durumunun değerlendirmesi olarak ifade edilmesi mümkündür. İlgili teknik alanda uzman bir kişi, istemde tanımlanan unsurları, tekniğin bilinen durumuna dâhil olan bir dokümandaki açıklamalardan doğrudan ve tam olarak ortaya koyabiliyorsa, bu durum buluşun yeniliğini ortadan kaldırır. Buluşun yeni olup olmadığı ana hatlarıyla üç adımda değerlendirilmektedir. Bu adımlar; buluşun ne olduğu, hangi bilgilerin tekniğin bilinen durumunda yer aldığı ve buluşun tekniğin bilinen durumuna dâhil olup olmadığıdır. Yenilik değerlendirme sürecinin şematik sunumu aşağıda paylaşılmaktadır. Şekil.1 - Yenilik Değerlendirme Süreci Buluş basamağı buluşun tekniğin bilinen durumunu aştığını ortaya koyan teknik üstünlük ve niteliktir. Buluş, ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş ise tekniğin bilinen durumunun aşıldığı kabul edilir. Bu koşul hiç şüphesiz buluş basamağı kavramını tanımlamaktadır. Bir buluşun aşikâr olarak nitelendirilmemesi için teknik alandaki uzman kişinin buluşa dair başvuru yapıldığı veya varsa rüçhan hakkının doğduğu tarihte tekniğin bilinen durumuna dâhil bilgiler çerçevesinde bu buluşu yapabileceği söylenmemelidir. Nitekim yargı kararlarında yer verilen ifadelerde de bir patentin buluş basamağına ulaşmış sayılabilmesi için, mevcut teknik soruna karşı ortaya çıkartılan teknik çözümün ve ilerlemenin, patentin ilgili olduğu teknik alandaki uzman bir kişinin bilgisine göre, tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayan bir faaliyet sonucu gerçekleşmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Zira yaratıcı bir fikrin ürünü olan buluşun öncekilere göre belli bir düzeyde üstünlüğü olması gerekir ve bu nedenle buluşu daha önce bilinenden ayırt etmeyi sağlayacak bir özelliğe ihtiyaç duyulmaktadır. Buluş basamağı kriteri ile bir anlamda buluş sahibine koruma sağlanabilmesi için kayda değer bir durumun varlığı aranmaktadır ve böylelikle teknolojinin ilerlemesinin gereksiz yere sekteye uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Buluş basamağı değerlendirmesinde de yenilikle ilgili değerlendirmelerde olduğu gibi buluşun tekniğin bilinen durumu karşısındaki durumuna bakılmakta, ancak bu defa teknik alandaki uzman kişinin bilgi ve becerileri de hesaba katılmaktadır. Öyle ki yenilik değerlendirmesinden bir fark olarak birden fazla dokümanın birlikte ele alınması imkânı bulunmaktadır ve teknik alandaki uzman kişinin ilgili teknik alandaki her türlü bilgiye ulaşılabileceği kabul edilmiştir. Bu noktada ilgili teknik alanın nasıl tespit edileceği sorusu akıllara gelmektedir. İlgili teknik alanın tespitinde iki yaklaşım bulunmaktadır: bunlardan birinin teknik alanın buluşun uygulanması düşünülen alanla sınırlı olarak belirlenmesi, diğeri ise buluşun çözmeyi amaçladığı problemle karşı karşıya kalınan bütün sektörleri dikkate alacak şekilde belirlenmesidir. Bu yaklaşımlardan buluşun uygulanması düşünülen alanla sınırlı bir yaklaşımın daha dar bir referans kaynağı oluşturacağı herkesçe malumdur. Nitekim uygulamada, özellikle EPO içtihatları incelendiğinde, aynı veya benzer teknik problemin çözümünün yer aldığı yakın veya daha genel bir teknik alandaki bilginin haricinde uzak bir teknik alandaki öğretiye de teknik alandaki uzman kişinin erişebileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Ülkemizin de tarafı olduğu Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) uyarınca yürütülen EPO uygulamalarında buluş basamağı değerlendirmesi için Problem - Çözüm Yaklaşımı olarak ifade edilen bir yönteme başvurulduğu bilinmektedir. Problem - çözüm yaklaşımı, buluş basamağının objektif değerlendirmesini sağlamak ve önceki tekniğin geçmişe yönelik değerlendirilmesinden (ex-post facto analizinden) kaçınmak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Bu yöntem üç ana aşamada beş temel sorunun cevaplanmasından oluşmaktadır ve bu soruların cevaplarına göre inceleme konusu buluşun buluş basamağı kriteri taşıyıp taşımadığına karar verilmektedir. Buna göre değerlendirmenin başlangıç noktası olarak en yakın bilinen tekniği temsil eden referans belirlenecek ve buradan hareketle buluşla bu referans arasındaki farklardan kaynaklı teknik etkinin ışığında buluşla çözümü amaçlanan objektif teknik problem tanımlanacaktır. Bu manada en yakın bilinen tekniğin tespiti aslında uygun başlangıç noktasının belirlenmesi olarak da ifade edilebilir. Son aşamada ise en yakın tekniğin bilinen teknik ve objektif teknik problemden yola çıkarak buluş konusunun teknik alanda uzman kişi için aşikâr olup olmadığına karar verilmesi suretiyle inceleme konusu buluşun buluş basamağı kriterine sahip olup olmadığı hakkında karar verilecektir. Buluş Basamağı Değerlendirme Süreci Tüm bu açıklamalardan hareketle öncelikle tarafların sunduğu deliller üzerinden bir yenilik değerlendirmesi yapılmış, yenilik özelliğini taşıdığı tespit edilen özellikler üzerinden buluş basamağı incelemesine geçilmiştir. İncelemenin daha net olması adına istemler ve dava konusu patent başvurusunda yer alan bu istemlerin inceleme raporu ve ... kararı içerisinde buluş basamağı niteliğine sahip olmadığının gerekçesi olan dokümanlar tablo halinde karşılaştırmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumu uzmanlarının inceleme raporlarında belirttiği tekniğin bilinen durumuna ait en yakın dokümanların D1, D2 ve D3 dokümanları olduğunu görülmekte olup, işbu davanın konusu ... iptali olduğundan bu görüşler üzerinden değerlendirmelerde bulunulmuştur. D1, D2 v D3 dokümanlarının tamamının dava konusu patent başvurusundan önce kamunun bilgisine sunulduğu ve tekniğin bilinen durumuna ait oldukları tespit edilmiştir. D1- JP 2005165378 A (DENSO CORP) 23 06 2005, 23 06 2005, fig 1, abstract D2- JP 2007008407 A (NISSAN MOTOR) 18 01 2007, abstract o D3- RU B10122744 YENİLİK İNCELEMESİ DAVA KONUSU “TRAFİK KAZALARINI ÖNLEME SİSTEMİ” BULUŞ BAŞLIKLI 2008/07846 SAYILI İNCELEMELİ PATENT BAŞVURUSUNUN ... KARARINA KONU İSTEMLERİ: Dosya kapsamında yeni olduğu tespit edilen unsurlar özelinde problem çözüm yaklaşımının uygulanması gerekmektedir. Bilirkişi heyetince tekniğin bilinen durumuna ait buluşa en yakın doküman olarak D1 dokümanı belirlenmiştir. 1 nolu istemde bahsedilen buluş konusu ile D1 dokümanında açıklanan yöntem arasındaki farklar ve yenilik sunduğu tespit edilen unsurlar şunlardır: 1.Araç hızı bilgisinin uydu tabanlı konum belirleme sistemleri ile alınması, 2.Aracın sınıfının göz önünde bulundurulması, 3.mikro kontrolör veya mikroişlemci tabanlı cihaz veya uydu konumlandırma sistemine sahip cep telefonları üzerinden sürücünün uyarılması, 4.Hızın altına ininceye kadar bilgilendirmeye devam edilmesi 5. Seyir halinde uyuma riskine karşın sürücünün uyarılması Problem çözüm sistematiği kapsamında, belirlenen bu unsurların ortaya çıkardığı teknik etkiler aşağıda belirlenmiş ve bu unsurların başvuruya buluş basamağını sağlayıp sağlamadığı mercek altına alınmıştır. 1.ARAÇ HIZI BİLGİSİNİN UYDU TABANLI KONUM BELİRLEME SİSTEMLERİ İLE ALINMASI: D1 dokümanında araç hızı bilgisinin araç içerisinde yer alan bir sensordan alındığı bilgisi verilmiştir. Dava konusu patent başvurusunda araçtaki hız sensoru yerine uydu tabanlı konum belirleme sisteminin kullanılmasının ne gibi avantajlar sağladığından bahsedilmemiştir. Ayrıca patent başvurusunun yapıldığı tarih itibarı ile ...sistemi üzerinden hız tespitinin yapıldığı da bilinen ve kullanılan bir uygulamadır. Keza 2008 yılı öncesinde ...üzerinden hız belirleme konusunda birçok bilimsel yayın bulunmaktadır. ...teknolojisi 1990'lı yıllardan itibaren hızla gelişmiş ve sivil kullanıma açılmıştır. Bu dönemde yapılan araştırmalar, ...'in hız belirleme yeteneklerini incelemiş ve doğruluğunu değerlendirmiştir. Örneğin, 1996 yılında yayımlanan "Global Positioning System: Theory and Applications" adlı kitap serisi, ...'in temel teorilerini ve uygulamalarını kapsamlı bir şekilde ele alır ve konum ile hız belirleme yetenekleri hakkında önemli bilgiler içerir. Ayrıca, 1995 yılında yapılan "...." adlı çalışma, ...tabanlı araç navigasyon sistemlerinin performansını analiz eder ve hız belirleme yeteneklerini değerlendirir. 1997 yılında yayımlanan "...." adlı makale, ...'in doğruluk seviyelerini ve hız belirleme konusundaki hassasiyetini istatistiksel olarak değerlendirir. 1999 yılında yapılan ..... .... .... adlı çalışma ise ...'in kişisel ve araç takibi için kullanımını inceler ve hız belirleme konusundaki yeteneklerini tartışır. Bu yayınlar ve benzerleri, ...teknolojisinin hız belirleme yeteneklerini ve doğruluğunu 2008 yılı öncesinde ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Bu nedenle, ...üzerinden hız belirleme konusunda 2008 yılı öncesinde bilimsel yayınların bulunduğunu söylemek mümkündür. Bu açıklamalar ışığında araç içerisindeki bir hız sensoru yerine ...üzerinden hız tespitinin yapılmasının alanında uzman bir kişinin teknik bilgisi kapsamında olduğu ve önerilen yenilik ve çözüm getirildiği iddia edilen sorunun tekniğin bilinen durumu için basit alternatif çözüm içerisinde yer aldığı, 2.ARACIN SINIFININ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI, Dava konusu patentin D1 dokümanından bir diğer farkı hız limitlerinin belirlenmesinde araç sınıflarının göz önünde bulundurulması ve her bir araç sınıfına göre ayrı ayrı olarak belirlenen hız limitlerine göre sürücüye uyarıların verilmesidir. Davacı unsur sayesinde “yaklaşılan tehlikeli bir nokta için, “sadece ve sadece o nokta için sistem tarafından aracın sınıfı da göz önüne alarak belirlediği güvenli hız limitinin” (tarifname sayfa-1, satır 26-31) referans alındığını, yani araç sınıfına göre her tehlikeli noktaya özel ve yolun hız limitlerinden bağımsız hesaplanmış güvenli hız bilgisinin referans alınması ve referans hız üzerinde yaklaşması durumunda uyarmaya başladığını, “Araç sınıfını göz önünde bulundurmak” fark unsuru ile daha fazla değişkene göre daha sağlıklı bir şekilde işlenen verilerin yarattığı teknik etki ile “araç sınıfını” gözeterek çalışmanın, gerçek hayata uygulanabilirlik, emniyetli bir çalışma ve uyarı mekanizması sunulabildiğini belirtmekte, D1 dokümanında araç sınıfı belirlenmediği için bir binek araç ile bir kamyon arasında fark yaratmaksızın D1 sisteminde gereksiz uyarılar verilebileceğini iddia etmektedir. Davalı kurum tarafından verilen ... kararında “tarifnamede yeterli bir şekilde açıklanmamıştır. 551 sayılı KHK’nın 46’ncı maddesinde tarifnamenin buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda uzman olan bir kişi tarafından buluşun uygulanabilmesini sağlayacak nitelikte açık ve yeterli yazılması gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak tarifname incelendiğinde aracın sınıfının nasıl belirlendiği anlaşılamamaktadır. 07/10/2022 tarihinde YİDDB’ye yapılan itirazın 9’uncu sayfasında aracın sınıfının belirlenmesi ile ilgili olarak ağırlık, hacim, uzunluk, yükseklik, genişlik, tekerlek sayısı, yük gibi parametrelerin değerlendirilerek hız bilgisini tespit edildiğinden bahsetmektedir. İtirazda belirtilen bu hususlar tarifnamede anlatılmamaktadır. Ayrıca araç sınıfının belirlenmesi işlemi için farklı yollar da söz konusu olabilmektedir. Tarifnamenin ilk sayfasında bu özellik ile ilgili sadece “sistem tarafından araç sınıfını da göz önünde bulundurarak belirlediği bir hız limiti” ifadesi yer almaktadır. Bu nedenlerden dolayı bu durum belirsizlik oluşturmaktadır ve buluş basamağı değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır” Şeklinde ifadelere verilerek araç sınıfının yeterlince açıklanmadığı belirtilmiş ise de mahkememizce bu görüş benimsememiştir. Keza hız limitlerinin belirlenmesinde “araç sınıfının göz önünde bulundurulması” kavramı yeterinde açık bir kavram olup, bu bilgi pek çok platformda yol tabelalarında yazılmaktadır. Ayrıca 6001 sayılı KGM'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 34. Maddeleri ile 2918 sayıl Karayolları Trafik Kanunu'nun 50.Maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda 01 Eylül 2010 tarih ve 27689 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 100 üncü maddesinde yapılan değişik uyanınca araç cinsi ve yol yapısına göre hız limitleri ayrı ayrı belirlenmiştir. Bu minvalde ifadenin belirsizliğine bağlı olarak bu unsurun inceleme dışı tutulması doğru olmamıştır. Bu çerçevede bu unsur özelinde de buluş basamağı incelemesinde bulunmuştur. D1 dokümanında araç sınıfı ile ilgili bir bilgilendirme bulunmamakla birlikte, D1 dokümanında aracın hızının tehlikeli bölgelere yaklaşıldığından düşürülmesi yönünde bir uyarı sisteminden bahsedildiği tartışmasızdır. Davacının belirttiği “farklı araçlar için farklı hız limitleri belirlenmez ise gereksiz uyarıların oluşacağı” teknik sorunu çözme niyetiyle konuya yaklaşan bir kişiyi, farklı araç tiplerine göre farklı limitlerin belirlenmesi gerektiğini düşündürecektir. Zaten karayollarındaki araçlar için farklı hız limitlerinin verildiği ve denetimlerin de bu hız limitlerine göre yapıldığı sabittir. Ayrıca D2 dokümanında 18 ve 19. Paragraflarında “Böylece, bir uygulamaya göre, aracın mevcut konumu tespit edilir ve araç şu anda hangi yol bölümünde seyahat ettiğine dair yol haritası bilgileri, bu bölümün hız sınırı ve sık kazaların olduğu bir bölüm olup olmadığı aranır. Araç kaza riski yüksek bir bölümde seyahat ediyorsa, hız sınırından daha düşük bir hızda seyretmesi kontrol edilir. Özellikle, kaza riski yüksek bölümün hız sınırı belirli bir katsayı ile çarpılarak maksimum hız olarak belirlenir ve aracın frenleme/sürüş kuvveti, bu maksimum hızın altında kalacak şekilde ayarlanır. Bu sayede, kaza riski yüksek bölümlerde uygun bir maksimum hız belirlemek mümkün olur.” İfadelerine yer verilmiş olup, hız limitlerinin aracın türüne göre belirleneceği ve sistemin de bu şekilde entegre edileceği tartışmasızdır. Yani D2 de bahsedilen hız limitinin aracın türüne göre değişken hız limiti olacağı da tartışmasızıdır. Nihayetinde dava konusu buluşta çözüm getirilen teknik sorunu çözmek için alanında uzman bir kişinin farklı araç sınıflarına göre farklı hız limitlerini belirlemesi gerektiği, sistemi buna göre programlaması gerekeceği, D1 ve D2 kombinasyonu ile davacı tarafından önerilen çözüme aşikar bir şekilde ulaşabileceği, .... D1 dokümanının 29.paragrafında araca entegre terminalin sürücüyü sesli uyarmasından bahsedilmekte ancak cep telefonu üzerinden bir uyarı yapılacağı bilgisi yer almamaktadır. 1 nolu istemin kaleme alınış sistematiğine göre uyarının .... üzerinden yapılabileceği ifade edilerek aynı istem içerisinde 2 farklı opsiyon sunulmuştur. İstem içerisinde 2 opsiyon “veya” şeklinde bağlanmış olup bu unsurlardan birinin tekniğin bilinen durumundaki dokümandaki mevcudiyeti istemin tamamının yeniliğini ortadan kaldıracaktır. Keza 551 S. KHK’ nın 129. Maddesinin 3. Fıkrasında “Hükümsüzlük nedenleri patentin sadece bir bölümüne ilişkin bulunuyorsa, sadece o bölümü etkileyen istem veya istemlerin iptali suretiyle, kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Bir istemin kısmen hükümsüzlüğüne karar verilemez.” İfadelerine yer verilerek bir istemin kısmen hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Hal bu olmakla birlikte bilirkişi heyetince cep telefonu üzerinden uyarıların gönderilmesi unsurunun buluş basamağı kriterini sağlayıp sağlamadığını da değerlendirmiştir. Uyarıların dahili bir cihaz yerine cep telefonu üzerinden gönderilmesinin çözdüğü teknik problem cihazın mobilitesi ve araç içerisine entegre edilmeden kullanım imkanı sağlamasıdır. Bu teknik sorunun çözümü için alanında uzman bir kişinin aklına gelebilecek ilk çözüm mobil bir mikro kontrolör veya mikroişlemci tabanlı cihaz olacaktır. D2 dokümanında mobil telefonlardan ve bunlar üzerinden data ve verilerin alınabileceği açıklanmıştır. Dolayısıyla sinyalizasyonun araca entegre edilmeden başka bir cihaz ile kullanımındaki en yakın alternatif cep telefonudur. Bu durum buluş sahibi tarafından önerilen çözümün alanında uzman bir kişi için aşikar olduğunu göstermektedir. HIZIN ALTINA İNİNCEYE KADAR BİLGİLENDİRMEYE DEVAM EDİLMESİ Davacı yan “aracının hızını o nokta için uygun olan hızın altına indirinceye kadar sürücüyü bilgilendirmeye devam etmesi” özelliği ile D1 ve D2 dokümanlarında açıklanan sistemlerden tamamen farklı, güvenlik sağlayıcı ve sürücü odaklı bir yaklaşım açıklandığını, D1 dokümanında açıklanan sistemde tehlikeli durum, aracın hızı ister o nokta için güvenli hız değerinin üzerinde, ister güvenli hız değerinin altında bir değere sahip olsun her durumda harita üzerinde sürekli gösterildiğini” belirtmektedir. Bu unsur ile çözümü amaçlanan teknik sorun sürücünün gereksiz yere uyarılara maruz kalmasının ve uyarılara karşı duyarsızlaşmasının önüne geçilmesi, hızın istenilen seviyenin altına düşürülmesi halinde uyarı sisteminin sonlanmasıdır. D1 dokümanında donma senaryosunun anlatıldığı 30. paragrafta “şu şekilde bir anlatım söz konusudur. “Sürücü yaklaşan bir donma noktası hakkında bir bildirim aldığında, A noktasının çok uzakta olmadığını bilir ve aracın hızını azaltmak için fren yapar. Araç A donma noktasına yavaşlamadan girerse, kayma riski yüksektir. Bunu önlemek için, bilgi işleme cihazı donma noktası uyarısıyla birlikte yavaşlama bilgisini de iletir” Sinyalin yarattığı olumsuz etkilerin neden olduğu sorunu çözmek isteyen alanında uzman bir kişi için D1 de 30. Paragrafta açıklanan senaryodaki fren işlemi ve hızın azaltılması sonrası sinyalizasyonun kesilmesi aşikar bir çözüm olarak değerlendirilmiştir. Her ne kadar D1 dokümanında açık bir şekilde hızın azaltılması ile sinyalin sona ereceğine yönelik bir bilgi yer almasa dahi, D1 dokümanında sinyalizasyonun hıza bağlı olduğu, hız ve sürücülere bağlı olarak sinyalizasyon sıklığında değişikliklerin olabileceği belirtilmektedir. Bir diğer anlatımla sinyalizasyonun gerekli hız limitlerinin sağlandığı ve güvenli sürüşün sağlandığı bir durumda sonlandırılması işin tabiatı gereğidir. Ayrıca her ne kadar D1 dokümanında sinyalin kesileceği açık olarak belirtilmemiş ise de gerekli hız limitlerinin sağlandığı ve kullanıcının durumuna göre sinyalizasyonda farklılıkların yapılacağı gerekli durumlarda aracın otomatik olarak yavaşlatılacağı bilgisi yer almaktadır. Aşırı sinyalizasyon sorunu ile karşılaşan alanında uzman bir kişi için, sinyalizasyonun limit değerleri altına düşüldüğünde sonlandırılması yaklaşımı patentin başvuru yılı itibarı ile aşikar bir çözüm olarak değerlendirilmiştir. Kaldı ki D2 dokümanında açıklanan sürücüsüz sistemde sistemin kendi kendine fren yaparak aracı yavaşlatması öngörülmüş olup, sürücünün uyarılması ihtiyacı dahi ortadan kaldırılmıştır. SEYİR HALİNDE UYUMA RİSKİNE KARŞIN SÜRÜCÜNÜN UYARILMASI Dava konusu patentin D1 dokümanından bir diğer farkı sürücünün aracı kullanım alışkanlıkları göz önünde bulundurularak sürücünün uyuma riskine karşı uyarılmasıdır. Yukarıdaki tabloda belirtildiği üzere “Uyuma riskinin değerlendirilmesi” D1’de açıklanmamıştır. Bunun yerine D1 dokümanında 40. PARAGRAFTA sürücünün nabzını ölçen bir aparattan bahsedilmektedir. 40. Paragraftaki bu açıklamaya göre bilgi işlem cihazı (2), iletilen nabız ile aynı kişinin geçmişteki nabzını ve aynı zaman dilimindeki (ortalama) nabzını karşılaştırarak, hızlı ise fiziksel durumunun kötü olduğunu tespit etmektedir. Fiziki durum söz konusu olduğunda yol durumu bilgisi sıklıkla verilmektedir. Özetle D1 dokümanında doğrudan uyuma riskine karşı bir uyarıdan doğrudan bahsedilmese de sürücünün önceki sürüşler ve alışkanlıklarına göre karşılaştırma yapan ve buna göre uyarıları düzenleyen bir sistem mevcuttur. Bu yenilik ile getirilen çözüm “sürücünün uyuyup uyumadığının tespiti” suretiyle ek güvenlik sağlanmasıdır. Dava konusu patent başvurusunda sürücünün uyuyup uyumadığının sürücünün önceki araç kullanım alışkanlıklarına bakılarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. D1 dokümanında sürücünün fiziki durumundaki değişikliklerin tespit edilerek sürücünün uyarılmasından bahsedilmektedir. Her ne kadar uyku ile ilgili bir bilgi olmasa da nabız üzerinden uyku ve diğer fiziki durumların tespiti mümkün olduğundan, D1 dokümanı üzerinden hareket eden alanında uzman bir kişinin, dava konusu patentte ileri sürülen uyuma riskine çözüm için nabız verisini ve sürücü kullanım alışkanlıklarını kullanabileceği, nihayetinde bu unsurun da alanında uzman bir kişi için aşikarlık testini geçemeyeceği, Netice itibariyle, davacıya ait .... sayılı patent başvurusuna konu 1 nolu istemin D1-D2 dokümanları karşısında yeni olduğu ancak, buluş basamağı kriterini sağlamadığı sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 179,90.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 435,50.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.27.03.2025
Kâtip .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır