İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/202 E. 2024/317 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/202
Karar No
2024/317
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/202 Esas - 2024/317 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/202 Esas KARAR NO : 2024/317

DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 20/04/2023 KARAR TARİHİ : 05/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 20/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava konusu marka sahibinin “...” tanıtım işaretini kullanmak suretiyle, müvekkili bankanın çok tanınmış ... markasından haksız yararlanarak markanın sulanmasına sebep olacağı gibi sunduğu hizmetler için niteleme yapıp piyasadaki rakiplerinin önüne geçerek haksız rekabete sebep olduğunu, buna müvekkili bankanın izni olmadığını, ... ibarelerini içeren markaların zayıf markalar olmadığını, aksine ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, ... ibaresinin yahut sözcüğünün davacının marka tescili ve kullanımı ile Türkiye’de bulunan ortalama yararlanıcı ve tüketicilerin bilgisine sunulmuş olduğunu ve geniş halk kesimleri tarafından davacı ile anılır bir kelime haline geldiğini, müvekkili banka tarafından uzun yıllar kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış çok güçlü, Türkiye’nin en tanınmış markaları arasında 5.sırada yer aldığını, dava konusu marka içinde ... ibaresinin esas unsur olarak yer alıyor olması karşısında markaların benzer olmadığına dair davalı kurum kararının marka hukukuna aykırı olduğunu, karşılaştırılan markaların mal ve hizmetlerinin aynı, ilgili ve ilişkili olduğunu, markanın toplumda ulaştığı bilinirlik-tanınmışlık karşısında markanın bırakınız aynı ve ilişkili malları farklı mal ve hizmetlerde dahi tesciline izin verilemeyeceğini, "..." markasının müvekkili şirket adına 35. sınıf hizmetlerde tescilli olduğunu, dava konusu markanın 35. sınıf hizmetlerde tescil edilmek üzere başvuruda bulunulduğu markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, davalı tarafın, “...” ibareli markasını 35. sınıfa dahil hizmetlerde kullanılmak suretiyle müvekkili bankanın; aynı sınıf hizmetlerde tescilli ... ibareli markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, markanın ayırt ediciliğini zayıflatacağını, müvekkili bankaya ait ... ibareli markalarının yeni bir versiyonu, serisi veya daha da çok işletmeler arasında idari ekonomik bir işbirliği imajı vereceğini, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzerliğinin karıştırılma ihtimalini peşinden getirdiğini, “...” denildiğinde refleks halinde hemen herkesin aklına müvekkili şirketin geldiği, sektörde bankaların insan kaynakları hizmetlerinin ve ağının son derece aktif olarak kullanıldığı göz önüne alındığında taraf markalarının ilişkilendirileceğini, müvekkili bankanın yayına itirazlar sırasında da belirtilen dayanak markalarından¸ “...” markasını fiziken ve .... alan adlı internet sitesi üzerinden tescil edildiği 35. sınıf hizmetlerde 2015 yılından beri fiilen kullandığını, müvekkili bankanın ... markasının sadece ilgili tacirler ya da banka müşterileri tarafından bilinen bir marka olmadığı, bu durumda tüketici nezdinde davacının tescil için başvuruda bulunduğu “..." markasının müvekkili seri markalarından olduğu yanılgısı uyandıracağını, müvekkili ... markasının tanınmışlığı bir yana, gerek ..., gerekse de ... esas unsurunu içeren tanıtım işaretlerinin marka olarak 35. sınıf hizmetlerde tescilli olduğu sürece markasal kullanıma yol açacak şekilde bu işaretlerin bir başkası adına tescilinin mümkün olmaması gerektiğini, ... markasının müvekkili banka ile özdeşleşmiş olduğunu ve bu sayede anlamının ötesine geçtiğini, müvekkili bankanın bugüne kadar vermiş olduğu hizmet ve ... markası tüketici nezdinde bir kalite ve güven sembolü haline geldiğini, ayırt edilemeyecek kadar benzer bir markanın tescilinin istenmesinde başvuru sahibinin iyi niyetli olduğunun düşünülemeyeceğini, davalı tarafın müvekkili bankanın tanınmış ... markasını, farklı unsurlarla birlikte dahi olsa adına tescil ettirmesi ve kullanmasının haksız olup, açıkça haksız rekabet teşkil ettiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait ticaret ünvanı ile de iltibas oluşturduğunu, yine dava konusu markanın ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tanımlayıcı olduğu hususlarını beyan etmekte ve ....’nun ... sayılı kararının iptaline, davaya konu ... sayılı marka başvurusunun tescil edilmesi halinde geçmişe etkili olarak, başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne ve markanın üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi adına sicil kaydına ihtiyaten tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmektedir. CEVAP: Davalı ... vekili 04/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın dava konusu markası ile davacı tarafın itiraz konusu markalarının birbirinden tamamen bağımsız markalar olduğunu, davalı tarafın markasının içinden sadece ... ibaresini çekip davacı taraf markalarıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu iddiasının hukuka aykırı olduğunu, marka ibarelerinden anlaşılacağı üzere davalı taraf markasının “...” gibi bir ibareden oluşmakta iken, davacı taraf itiraz konusu markalarının ... Şubesiz Bankacılık, ..., + ... (4 yapraklı yonca) gibi davalı markasıyla herhangi bir çağrışım yaratmaktan uzak markalar olduğunu, davalı taraf markasının bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde davacı markaları ile SMK 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varıldığını ve dava konusu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı bu kararın tüm yönleriyle hukuka uygun ve yerinde olduğunu, davacı taraf vekilinin bu yöndeki iddialarına itibar edebilmek için; tanınmış markanın var olması gereken şartların somut olayda oluşup oluşmadığı hususunu incelemek gerektiğini, SMK “nisbi red sebebi” olarak düzenlenmiş hâle göre; tanınmış markanın başka mal ve hizmetlerde kullanılabilmesinin önlenebilmesi için, tanınmış markanın farklı mal ve hizmetlerde kullanılması sonucu haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi ya da markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının bulunması gerektiğini, tanınmış markanın farklı mal veya hizmetlerde kullanılmasının, markanın itibarına zarar verip vermediği ve haksız avantaj sağlayıp sağlamadığı hususunun her somut durumda ayrıca ele alınıp incelenmesi gerektiği, markanın tanınmış olmasının, o marka ile benzerlik içeren markaların tesciline her durum ve şart altında engel olunabileceği anlamına gelmediğini, bu nedenlerle, SMK 6/5. maddesindeki şartların oluşmadığını, .... Genel Mahkemesi'nin 01/02/2012 tarihli .... sayılı kararının 90. paragrafında, inceleme konusu işaretlerin aynı olması, kötü niyete ilişkin diğer faktörlerin hiçbirisi mevcut değilken, tek başına kötü niyetin varlığını ortaya çıkarmaz tespiti yapıldığını, kötü niyetle başvurusunun yapıldığı iddia edilen işaretle buna karşı öne sürülen itiraz gerekçesi markaların aynı (veya benzer) olması veya markaların benzer olduğu yönündeki iddianın, tek başına başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlamayacağı, Kurul’un belirtilen tespiti paylaştığını, itiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunmadığını, kararın bu yönüyle de doğru olduğu hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir. Davalı ..., dava dilekçesi kendisine tebliğ edilmesine rağmen, davaya yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. UYUŞMAZLIK: Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait alan adı ve ticaret ünvanı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, dava konusu markanın somut ayırt edici niteliğinin bulunup bulunmadığı, tanımlayıcı olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden özel veya teknik hususlara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şahsın ... sayılı "..." ibareli markanın tescili amacıyla 21.02.2021 tarihinde gerçekleştirdiği başvurunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 17.05.2021 tarih ve 372 sayılı ...'nde ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 08.07.2021 tarihinde SMK m.6/1, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında "..." ibareli markaları mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacının 20.05.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 03.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içerisinde tescil edilmemiştir. İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak ve taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve iş bu davaya konu olan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri."nin, davacı şirkete ait bilirkişi raporunda yer verilen ve Tablo.3’te sunulan itiraza gerekçe olan markaların tescil kapsamında yer alan hizmetlerle AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu "..." ibareli marka beyaz zemin üzerine siyah renkte düz yazı ile bitişik olarak yazılmış “...”, “bir” ve “iş” ibarelerinden oluşturulmuştur. Davacı şirkete ait davaya gerekçe markalar ise; “...” ibaresinin devamına kelime unsurları eklenerek düz yazı ile oluşturulmuş "... " gibi markalardan, “...” ibaresinin önüne kelime unsurları eklenerek düz yazı ile oluşturulmuş "....", "..." gibi markalardan, “...” ibaresi ile birlikte ek kelime unsurları veya şekiller eklenerek stilize edilmiş "... " gibi markalardan, “...” ibaresi ve 4 yapraklı yonca figüründen oluşan "...+..." ibareli markaya ek kelime ve ... unsurlarından meydana gelen "...." gibi markalardan, "...+..." ibareli marka ile birlikte oluşturulmuş, “...” ibaresini ön planda içeren "...." gibi markalardan, “...” ibaresini geri planda içeren farklı kelime ve ... unsurları ile oluşturulmuş "...", "....+..." gibi markalardan meydana gelmektedir. Taraf markalarında "..." ibaresi müşterektir. "..." ibaresinin her ne kadar ayırt ediciliğinin düşük olduğu yargı kararlarında ifade edilmişse de (...., 27.10.2020 tarih .... ve 08.03.2021 tarih ....) ayırt ediciliği düşük ibarelerin her hal ve şartta ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturmayacağı otomatik olarak söylenemez. Zira; karıştırılma ihtimali incelenirken önceden tescil edilmiş markaların geçerliliğinin sorgulanamayacağı ve tescilli ulusal markanın belirli derecede ayırt ediciliğinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, nitekim ".... “...” kararında da, bu markanın hükümsüz kılınmadığı sürece koruma altında olacağı ve “Akıllı” ibaresini içeren markaların benzer kabul edilmesi ve zayıf markalara da asgari bir koruma sağlanması gerektiğinin vurgulandığı, ifade edilmelidir. Somut olayda başvuru markasında yer alan ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu belirtilen "..." sözcüğü markanın başlangıcında yer almaktadır. Belirtilmelidir ki; ilgili tüketiciler, markaların başlangıç kısımlarına, diğer kısımlarına nazaran daha çok dikkat etmektedirler. Dolayısıyla başvuru markası ile karşılaşan ilgili tüketici kesiminin hemen ve ilk bakışta "..." ibaresini görsel, işitsel ve kavramsal olarak algılayacağı aşikârdır. Başvuru markasında "..." ibaresinden sonra gelen "bir" ve "iş" sözcüklerinin markanın genel görünümüne etkisi, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesi bakımından elzemdir. Ayırt ediciliği düşük bir sözcüğe eklenen diğer unsurların da ayırt ediciliğinin düşük olması halinde somut olayın özelliğine göre iltibas tehlikesi gündeme gelebilecektir. Başvuru markasında yer alan "bir iş" ek unsurlarının ticari hayatta herkes tarafından kullanılabilen, bu nedenle somut ayırt ediciliği bulunmayan sözcükler oldukları, dolayısıyla, başvuru markasında yer alan ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu belirtilen "..." ibaresinden sonra gelmelerinden kaynaklı olarak iş bu marka başvurusuna yeter düzeyde ayırt edicilik katmadıkları, dolayısıyla, başvuru markasının umumi intiba olarak esas unsurunun "..." ibaresi olduğunun söylenebileceği, buna göre; daha önce davacıya ait önceki tarihli "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu "..." ibareli markayı davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markaların serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Somut olayda davaya konu tüm hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, SMK m.5/1-b, m.5/1-c, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığı hususlarının incelenmesine gerek görülmemiş ve davanın kabulü ile; ... sayılı ... kararının iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 64,00 TL vekalet harcı, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti, 990,75 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 6.914,55 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine, Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'in yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024

Katip .... E imzalıdır

Hakim .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/202, K. 2024/317, T. 05.07.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-202-e-2024-317-k-387cc5aee220