İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/156 E. 2023/814 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/156
- Karar No
- 2023/814
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/156 Esas KARAR NO : 2023/814 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2023 KARAR TARİHİ : 19/09/2023 GER. KARAR TARİHİ : 12/10/2023
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Öncelikle 2019 yılı itibarı ile dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, davalı borçlu ... ile anlaşamama nedeniyle işbu davanın açıldığını, müvekkili alacaklı şirket ile davalı borçlu şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ilişki çerçevesinde müvekkili şirket davalı ... sipariş etmiş olduğu faturalarda belirtilen kapak baskısı, kapak selefon, hamur kağıt ve bristol karton gibi ürünlerin tamamı kendilerine sattığını, müvekkili şirket edimini özenle yerine getirdiğini, bu doğrultuda talep edilen tüm ürünleri süresinde eksiksiz olarak davalı borçlu şirkete teslim ettiğini, buna karşılık davalı ... mutabık kalınan hususlara riayet etmeyerek borcunu ödemediğini, davalı/ borçlunun faturada görülmekte olan 404.080,62 -TL olan borcunu ödememesi üzerine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve Örnek-7 ödeme emri gönderildiğini, ancak davalı/ borçlu tarafından takibin tamamına haksız bir şekilde ödeme emrine, borca, faize, faiz oranına ve ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davalı borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, bu nedenle de iptalinin gerektiğini, davalı satılan ürünlerle beraber faturayı teslim almasına rağmen icra takibine olan itirazı haricinde bugüne kadar herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalı borçlu faturayı aldığı tarihinden itibaren faturaya veya içeriğine dair her hangi bir itirazı varsa 8 gün içinde bu itirazda bulunması gerektiğini, ama davalının itirazda bulunmadığını, böylece faturayı ve içeriğini kabul etmiş sayıldığını, bu sebeple davalının icra takibine konu faturalara karşı borcu olmadığı yönündeki itirazın geçersiz olduğunu, zira davalı borçlu daha önce itiraz etmeyerek faturanın içeriğini ve borcunu kabul ettiğini, neticede fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile talep edilen aylık % 5 faiz ile birlikte takibin devamına, kötü niyetle itiraz yapan borçlunun %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına ve fatura tarihi itibarıyla aylık %5 faize hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalı ... yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete mahkememizce tebligat çıkarıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı şirket tarafından davaya süresi içerisinde cevap verilmediği görüldü. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19/06/2023 tarihli raporda; "Davacı tarafın 2022-2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı tarafın 12.06.2023 defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinin bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın ticari defter kayıtları veya belgeleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki takdir sayın mahkemenize bırakılmıştır. HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." ifadesi yer almıştır. 3. Takip Talebi, Davacı tarafın davalı taraf hakkında 404.080,62 TL asıl, 93.658,14 TL işlemiş faiz olmak üzere 497.738,76 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek aylık % 5,00 faizi tahsili talebi ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden 16.01.2023 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın 20.01.2023 tarihinde itiraz ettiği, icra müdürlüğünün 20.01.2023 tarihinde takibi durdurduğu, Fatura, Davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği ve takibe konu ettiği 1 adet faturanın, 25.08.2022 tarihli .... numaralı KDV dahil 404.080,62 TL tutarlı olduğu, Faturanın açıklama kısmına “....” bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, İş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, Davalı tarafın iş bu faturaya itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı görülmüştür. “Türk Ticaret Kanunu’nun MADDE 21– (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. BS-BA Formu Beyanları Yönünden İrdeleme, Takibe konu faturanın 2022 yılı ağustos ayında e-fatura olarak elektronik ortamda düzenlediği, Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik olarak düzenlenen belgelerin 2021 yılının temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren FORM BA ve FORM BS bildirimlerine dâhil edilmeyeceğinin ve elektronik belge düzenlemesine ilişkin usul ve esasların temel olarak 509 sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde yer aldığının bildirildiği, bu durumda davacı tarafın takibe konu ettiği e-faturanın taraflarca BS-BA FORMU ile beyan edilemeyeceği, E-Fatura Sistemden Gönderime İlişkin Ekran Görüntüsünün İrdelenmesi, Davacı tarafından dosya muhteviyatına sunulan e-fatura sistem görüntü ekranında, takibe konu e-faturanın ve davalı tarafın unvan, vergisel bilgilerinin yer aldığı, faturanın 25.08.2022 tarihinde, saat 15:06:04’de “GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI MERKEZİNE İLETİLDİĞİNİN” ve gönderiminin “BAŞARIYLA TAMAMLANDIĞININ” belirtildiği görülmüştürDavacı Tarafın Ticari Defter Ve Kayıtlarının İncelenmesi Ve Değerlendirme, Davacı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresinde, 2022 yılı: davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 30.06.2022 tarihli 607.661,72 TL (B) tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 31.12.2022 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 5.558.953,43 TL alacaklı olduğu, 2023 yılı: 01.01.2023 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 5.558.953,43 TL alacaklı olduğu, 06.06.2023 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 6.627.953,43 TL alacaklı olduğu, Netice itibariyle, Davalı tarafın dosya muhteviyatına ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı taraftan 5.558.953,43 TL alacaklı olduğu ve takibe konu 404.080,62 TL fatura tutarını talep edebileceği, Davacı tarafın (28.08.2022-16.01.2023 tarihleri arasında ve aylık %5,00/yıllık %60,00 faiz oranı ile) takip tarihine kadar toplam 93.658,14 TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, Takdirin sayın mahkemeye bırakılarak işlemiş faizin talebe bağlılık ilkesi gereği 93.658,14 TL olarak hesaplandığı ancak davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne/düşürüldüğüne dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, Davacı tarafın takip tarihinden itibaren aylık %5,00 faiz talebinin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, 4. Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak fatura alacağından kaynaklı başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü. Dava konusu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 404.080,62-TL asıl alacak, 93.658,14-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 497.738,76-TL alacağının aylık % 5 faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekili borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 497.738,76-TL 'dir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında mal ve hizmet alımına ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi ...' ın hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde; - Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı ve davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya toplam 404.080,62 TL' lik fatura düzenlendiği, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın defter ve belge sunmaması sebebiyle yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davalı tarafın iş bu faturaya itiraz ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir tevsik edici belgenin bulunmadığı, - Davacı tarafça düzenlenen e faturanın, başarıyla davalıya iletildiğine dair kaydın bulunduğu görülmüştür. Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve malın teslim edildiğinin ispat yükü davacı üzerindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura, mal teslim - hizmet olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı, bu sebeple davalının davacıya 404.080,62 TL borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir belge sunulmadığından, faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 404.080,62-TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA, -Alacağın %20 si olan 80.816,12-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 27.602,75-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 5.805,95-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 21.796,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında %81,18'i olan 2.552,47-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 567,53-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 6.011,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan ( Bilirkişi ücreti ve posta masrafları) olmak üzere toplam 3.647,25-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren %81,18'i olan 2.960,84-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 59.571,29-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/09/2023
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır