İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/1425 E. 2008/566 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/1425
Karar No
2008/566
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/132 Esas KARAR NO : 2025/549 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/02/2025 KARAR TARİHİ : 16/06/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalı ...... 'nun müvekkili şirket nezdinde 15.05.2012 Tarihinde Dış Ticaret Müdürü olarak çalıştığını, 10.05.2024 tarihinde ise iş akdi kendi isteği doğrultusunda arabuluculuk anlaşması vasıtasıyla tüm hakları ödenerek sonlandırıldığını, çıkış kodu da SGK KOD 3 (İSTİFA) Olarak SGK'ya bildirildiğini, davalı asilin müvekkili şirket nezdindeki son dönem brüt ücreti de aylık 80.146,96 TL olduğunu, müvekkili şirketin davacının iş akdinin feshi sonrasında müşteri çevresi ve sektörden edindiği bilgiler vasıtasıyla davalı ...... 'nun müvekkili nezdindeki çalışması vasıtasıyla elde ettiği ticari sır niteliğindeki bilgileri kullanarak ticari faaliyette bulunduğu bilgisine eriştiklerini, ardından işbu hususta araştırma yapıldığı ve davalı şahsın henüz müvekkili şirket nezdinde çalışması devam ederken 21.10.2022 tarihinde 2 ortaklı limited şirket olan davalı tesa tarım endüstri makina san. ve tic. ltd. şti.'ni kurduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda Sayın Mahkemece müvekkili şirketin halihazırdaki delil durumu itibariyle dahi haklılığının sabit olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alınarak davalı tarafın rekabet yasağını ihlal ihtiva eden faaliyetleri vasıtasıyla varlığı sabit alacaklarının tahsilinin imkansız hale gelmesi hususundaki mevcut ve/veya muhtemel müvekkili şirket zararlarının telafi edilemez mahiyette artmasının engellenmesi amacıyla tedbir taleplerinin bulunduğunu tüm bu sebeplerle huzurdaki davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 13/06/2025 tarihli dilekçesinde özetle; Davacı tarafından maddi tazminat talebiyle açılan davanın, talebin dayanağını oluşturan hukuki ilişkinin aslen iş sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğunu, bu nedenle uyuşmazlık, İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gereken bir ihtilafı niteliğinde olduğunu ve görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, davacının, talebini “ceza-i şart” şeklinde nitelendirerek Sayın Mahkemeyi görevli kılmaya çalışmasının sonucu değiştirmeyeceğini, zira görev kamu düzenine ilişkin olup, davanın niteliği ve ikame edildiği tarih esas alınarak mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiğini, bu itibarla, eldeki davanın görev yönünden reddini istemiştir. DELİLLER: Davacı şirket ve dava dışı ...... şirketinin kurucu ve ortaklarını gösterir şekilde İTO kayıtları, Başakşehir Sosyal Güvenlik Kurumu yazı cevabı, davacı şirket ve dava dışı şirketin ticaret sicil gazetesi kayıtları, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın ve/veya tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir. 25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (...) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere iş mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. Madde de bu bölümde düzenlenmiştir. İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarına Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiş vaziyettedir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK'nın 444/2. Maddesinde açıkça rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının konusunu işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır. TBK'nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22.09.2008 tarih ve 2008/9-517 E. - 2008/566 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı açıktır. Dolayısıyla, davacı vekilinin dayanak teşkil ettirdiği iş akdi kapsamında işçinin rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı davada, uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan, davacı davalının iş akdinin devam ettiği süre içerisinde kendi faaliyet alanı ile aynı yeni bir şirket kurarak rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini iddia olan ettiğine göre, yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde İş mahkemeleri görevli olup Mahkememizce görevsizlik karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 9 HD.'nin 01/06/2021 tarih ve 2021/3076 Esas - 20219789 Karar sayılı kararı,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2023/1425 E. 2024/97 K.,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2019/1077 E. 2019/2405 K. numaralı emsal nitelikteki ilamlar) HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy İş Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/06/2025 Katip ..... e-imzalıdır Hakim ...... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2023/1425, K. 2008/566, T. 22.09.2008, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-1425-e-2008-566-k-ba2f45282b1f