İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/1073 E. 2026/43 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/1073
Karar No
2026/43
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/1073 Esas KARAR NO : 2026/43

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/02/2022 KARAR TARİHİ : 19/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle: Müvekkili ... yazılım işleri ile uğraştığını, Müvekkilinin işbu yazılım işleri ile uğraştığı .... yazılım firmasının sahibi ve .... Firmasının Türkiye temsilciliğini yaptığını, 2017 yılında Davalı ... ve yetkilisi olduğu ... San. Ve Ticaret A.Ş ile müvekkilinin firması arasında eğitim desteği verme ve yazılım satma hususunda Lisans Anlaşması yapıldığını, davalı tarım makineleri imalatı ile uğraştığından dolayı devlet destekleri aldıkları için eğitim bedelini karşılayamacağından eğitim bedelinin de yazılım bedeline dahil olmasını istediğini, davalı tarafın, 30 günlük deneme süresinden sonra lisanlarının olmadığını ve ... San. Ve Ticaret A.Ş firmasına lisans verilmesini istediğini fakat müvekkilinin, Davalının sadece yazılım bedelini ödeyip eğitim bedelini ödememesinden ötürü Davalının şirketine lisansı vermediğini, bunun üzerine Davalı, Müvekkilinin rakip olduğu firmalara Müvekkilinin Dolandırıdıcı olduğuna ilişkin mailler atmış ve karalayacı telefon görüşmelerinde bulunduğunu, 2019 yılında Davalı Tarafın karalamaları yüzünden Müvekkili müşteri çevresini kaybetmiştir ve firmasının itibarı zedelendiği için firmayı kapatmak zorunda kaldığını, davalı Müvekkili ile senelerce uğraşmış ve hala uğraşmakta olduğunu, davalı Taraf, Müvekkili hakkında Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik, Hakaret, Basit tehdit gibi pek çok ithamlarda bulunduğunu, davalı Tarafın söz konusu kindar saikle bulunmuş olduğu cezai ve hukuki yollardan Müvekkilinin suçsuz olduğu bariz olarak anlaşıldığını, davalı Müvekkili, Davalı yüzünden 2017 yılından beri hem psikolojik hem maddi hem manevi hem de ailevi yönden yerle yeksan olduğunu, söz konusu elem dolu süreç, hem Müvekkilini ve ailesinin Kişilik Haklarının Saldırıya Uğraması hem de Firmasının Ticari İtibarının Zedelenmesi ile intikal etmekte olduğunu, davalı yüzünden şahsı, mesleği ve ticari itibarı zedelenen Müvekkilimiz her şeyini kaybettiğini, müvekkilinin elinde hiçbir malvarlığının kalmadığını, Müvekkilinin yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek bir durumda olmadığını, dosyada mevcut bulunan mali ve ekonomik durum araştırmaları da Müvekkilinin durumunun iyi olmadığını, yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu gösterdiğini, işbu sebeplere istinaden adli yardım taleplerinin olduğunu, yine Müvekkilinin ailesi, işyeri çevresi, mesleği ve toplum içerisinde düştüğü kötü durum ve üzüntü ve eleminin bir nebze de olsa giderilmesi için asgari 750.000,00 TL Manevi Tazminatı (tahkikat sonucunda müvekkilimizin manevi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, ceza davalarının açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) ve Müvekkilinin, Davalı tarafın karalamalarından ötürü iflas etmesi sebebiyle maddi olarak çökmesinden dolayı 750.000,00 TL maddi tazminatı (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) teminen, işbu tazminat davasını açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, bu nedenle hukuka uygun davanın Kabulüne, davalı Tarafın menkul ve gayrimenkullerinin üzerine teminatsız olarak dava değeri tutarında ihtiyat-i tedbir koyulmasına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 750.000,00 TL maddi tazminat, müvekkilinin ve yakınlarının düştüğü kötü durum, üzüntü ve elem dolu süreçten ötürü, asgari 750.000,00 TL manevi tazminatın ceza davalarının açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak tarafımıza verilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi özetle: öncelikle müvekkil şirketin Konya'da ikamet ettiğini ve bu nedenle açılan davanın yetkili olmadığını, davayı nispi açmış ancak maktu harç ödediğini, bu nedenle harcı tamamlaması gerektiğini, dava konusu olan yazılım için müvekkili davalıya 24.766,00 TL'yi davacıya ödediğini, ancak ürünün lisanssız olduğunu, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından davacı ... aleyhinde suç duyurusunda bulunulmuş ve iş bu suç duyurusu Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'da ... numaralı soruşturma dosyasını aldığını, yine davacı aleyhine, müvekkil şirket tarafından davacıya ödenen lisans bedelinin iadesi talebiyle icra takibi başlatılmış, iş bu icra takibi Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosya numarasını almıştır. Müvekkil şirket tarafından yapılan savcılık şikayetinde, 14.05.2018 tarihinde, davacı ile müvekkili arasındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olması gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğini, müvekkil şirketçe iş bu karara itiraz edilmiş ve müvekkil şirketin itirazı Konya ... Sulh Ceza Hakimliği'nin 19.06.2018 tarih ve ... D.İş sayılı kararı ile reddedildiğini, davacının açmış olduğu davayı kabul etmediklerini beyan etmiştir. Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... karar sayılı ilamıyla; HMK'nın 114/c. Maddesi gereğince görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun 115. Maddesi gereğince davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacağı, bu durum karşısında davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verilmiş, dosya mahkememize gönderilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, sözleşme nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir, marka patent konusunda uzman ve borçlar hukuku bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;Birinci tespit olarak; Davacının faaliyetinin ticari muhasebeyi gerektirdiği 16/11/2012-30/09/2019 tarihleri arasında gerçek kişi tacir olarak faaliyet sürdüğü, taraflar arasında proforma faturanın mevcut olduğu, alıcı-satıcı bilgilerinin yer aldığı, verilecek hizmet ve ürünlerin görüldüğü; eğitim ve lisans bedellerinin ayrı ayrı ve yabancı para birimi (USDolar) cinsinden proforma faturada yer aldığı ve proforma faturanın TOPLAM 6.472,3500 USDolar olduğunun görüldüğü,İkinci tespit olarak;Davacı tarafından ..... Sayı Ve 28/12/2018 Tarihli 24.766,10 TL tutarlı olarak faturanın düzenlendiğinin açıklama kısmında ise sadece yazılım ibaresinin yer aldığı faturanın kabul gördüğü, TTK kanunu kapsamında 8 gün içerisinde itiraz edilmediği; yalnızca lisans bedelinden oluştuğu eğitim bedelini içermediği faturanın sadece yazılım bedeli olarak itiraz edilmediğinden kabul gördüğü, Davalı şirket tarafından faturanın 14578 yevmiye no. ile kayıtlara alındığının görüldüğü,Üçüncü tespit olarak; Proforma Fatura (USDolar para birimi karşılığı TL) ile Fatura bedelinin TL cinsinden aynı tutarda olduğu,Dördüncü tespit olarak; Yine Davalı şirket tarafından 28/12/2018 tarihinde kdv dahil toplam fatura ve aynı zamanda proforma fatura bedeli olan tutarın ödendiğinin ve ödemenin 31/12/2017 tarihinde ticari defterlere kayıt edildiğinin görüldüğü,Davacı Tarafın Davalıya gönderdiği teklif mektubuna göre, Davacının 1 adet N..... (tersine mühendislik için yazılım) – 3.995USD, 1 adet .... 4.0 (birden çok makinede uyumlu bir şekilde yazılımı yönetmek için ağ yönetim yazılımı) – 495USD ve 1 adet ... Eğitimi (yazılımın kullanımı için eğitim) – 995USD için teklif sunduğu, %18 KDV ile birlikte bu mal ve hizmetler için Davacı 6.472,35 USD ücret talep ettiği, e-Defter, kanunen tutulması zorunlu olan yevmiye ve büyük defterlerin dijital ortamda tutulduğu, maliyeye elektronik imzayla berat verildiği sistemdir. Diğer bir anlatımla e-Defter, Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri gereğince tutulması zorunlu olan defterlerin, elektronik dosya biçiminde hazırlanması, bastırılmaksızın kaydedilmesi, değişmezliğinin, bütünlüğünün ve kaynağının doğruluğunun garanti altına alınması ve ilgililer nezdinde ispat aracı olarak kullanılabilmesini sağlayan uygulamaların bütünü olduğu, bir sözleşmede olması gereken asli unsurları içerdiğinden icap niteliğinde olan bu teklifin davalı tarafın kabulü ile sözleşme haline geldiği işbu sözleşme borçla kanunu tarafından özel bir şekil şartına tabi olmadığından sözlü olarak kurulduğu, davalı tarafın davacı’ya 28.12.2017 tarihinde 24.766TL ödeme yaptığı, ödeme tarihi olan 28.12.2017 tarihinde merkez bankası döviz kurlarına göre 6.472,35 USDnın 24.743TL’na tekabül ettiği ve bu da davalı tarafın teklifte belirtilen tutarın tamamını tek seferde ödediğini gösterdiğini, teklif metninde yazılım eğitiminin süre belirtilmeksizin tek bir kalem olarak belirtildiği, taraflar arasında eğitime ilişkin başkaca bir sözleşmeye de dosya kapsamında rastlanılmadığı, teklif mektubunda eğitimin içeriği belirtilmediği için, davacı tarafın eğim içeriğini ve süresini serbestçe belirleyebileceği, tarafların tacir sıfatını haiz oldukları da nazara alındığında, davacının içeriğini kendi belirlediği ve bizzat kendisinin verdiği bir eğitim için talep ettiği fiyatın üzerinde ücret talep etmesinin basiretli tacir sıfatı ile uyuşmadığı, davacı tarafın dilekçelerinde beyan ettiği üzere, 6.472,35 USD tutarındaki teklifin yazılım+eğitim olma üzere taraflar arasındaki sözleşmenin toplam tutarı olduğu, ancak, davalı tarafın talebi üzerine haksız yere devlet teşviğinden yararlanabilmek için muvazaalı olarak faturanın sadece yazılım satışı şeklinde düzenlendiği, ancak taraflar arasındaki esas iradenin bu tutarın sözleşmenin toplam bedeli olduğu, dosyada bulunan ingilizce yazışmalardan, davacı taraf’ın yazılım ücretini aldığı halde yazılım şirketine göndermediği, bu sebeple de lisans kodu sağlayamadığı, yazılımın normal sürüm yerine demo sürümü olarak kaldığı bu bağlamda ifanın ayıplı olduğu şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizce alınan ek ve kök bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, taraflar arasında proforma faturanın mevcut olduğu, alıcı-satıcı bilgilerinin yer aldığı, verilecek hizmet ve ürünlerin görüldüğü, bir sözleşmede olması gereken asli unsurları içerdiğinden icap niteliğinde olan bu teklifin davalı tarafın kabulü ile sözleşme haline geldiği işbu sözleşme borçla kanunu tarafından özel bir şekil şartına tabi olmadığından sözlü olarak kurulduğu, davalı tarafın davacı’ya 28.12.2017 tarihinde 24.766TL ödeme yaptığı, ödeme tarihi olan 28.12.2017 tarihinde merkez bankası döviz kurlarına göre 6.472,35 USDnın 24.743TL’na tekabül ettiği ve bu da davalı tarafın teklifte belirtilen tutarın tamamını tek seferde ödediğini gösterdiği,teklif metninde yazılım eğitiminin süre belirtilmeksizin tek bir kalem olarak belirtildiği, taraflar arasında eğitime ilişkin başkaca bir sözleşmeye de dosya kapsamında rastlanılmadığı, davacı tarafın dilekçelerinde beyan ettiği üzere, 6.472,35 USD tutarındaki teklifin yazılım+eğitim olma üzere taraflar arasındaki sözleşmenin toplam tutarı olduğu, ancak, davalı tarafın talebi üzerine haksız yere devlet teşviğinden yararlanabilmek için muvazaalı olarak faturanın sadece yazılım satışı şeklinde düzenlendiği, ancak taraflar arasındaki esas iradenin bu tutarın sözleşmenin toplam bedeli olduğu, dosyada bulunan ingilizce yazışmalardan, davacı tarafın yazılım ücretini aldığı halde yazılım şirketine göndermediği, bu sebeple de lisans kodu sağlayamadığı, yazılımın normal sürüm yerine demo sürümü olarak kaldığı bu bağlamda ifanın ayıplı olduğu anlaşılmıştır. Davacının iddiasını ispatlar nitelikte başkaca herhangi bir delille desteklenmediği anlaşıldığından dosya içeriğindeki bilgiler mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; alacak iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 25.616,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 24.884,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 116.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 5-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair,davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi.19/01/2026

Katip ... e-imzalıdır. Hakim ... e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/1073, K. 2026/43, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-1073-e-2026-43-k-852bcd41759b