İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/859 E. 2025/1044 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/859
Karar No
2025/1044
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/859 Esas KARAR NO : 2025/1044

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/10/2022 KARAR TARİHİ : 16/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya karşı davacı şirketçe başlatılan Bakırköy ... İcraMüdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ödeme emri usule uygun olarak davalıya tebliğ edilmiş ve borçlu davalı süresinde borca itiraz ettiğini, davacı şirket tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortalısı bulunan ... plaka sayılı araç davalı şirkete ait olduğunu, söz konusu araç 19.07.2021 tarihinde belirsiz sürücü sevk ve idaresinde iken ... plaka sayılı araca çarparak maddi hasar meydana getirdiğini, ... plaka sayılı araç dava konusu kaza neticesinde maddi hasar aldığını, karşı araç sahibi ...., 19.07.2021 tarihinde aracında meydana gelen zarara ilişkin olarak şikayetçi olmuş ve şikayete ilişkin olarak olayın meydana geldiği .... Merkezi Otoparkının kamera görüntüleri incelenmiş ve CD izleme tutanağı oluşturulmuş olup bu tutanak sonucunda davalı şirkete ait aracın kazada kusurlu olduğu anlaşılmış olmakla, karşı araç sahibi tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulmuş ve alınan bilirkişi raporunda karşı araçta 1.000 TL değer kaybı meydana geldiği tespit edilmiş ve komisyonca 1.000 TL değer kaybının 12.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek faiz ile ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar sonucunda müvekkil şirket tarafından karşı taraf araç malikine 3.483,31 TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından ödenen tazminat, davalı ... ticari araç kullandığı ve kaza sonrasında olay yerini terk ettiği için davalıdan tahsil edebilmek amacıyla başlatılan icra takibine davalı yan haksız olarak süresinde itiraz etmiş ve takip durdurulduğunu, davacı şirket TTK 1472. Maddesine göre halef haline geldiğinden kusur oranında ödenen tazminatı kusurlu olan taraftan rücu ile talep edebilir olduğunu, davalı yan haksız ve kötü niyetli olarak hiçbir gerekçe belirtmeksizin borca itiraz ettiklerini belirterek davacı vekili davanın kabulü ile yargılama vekili ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasında yapılan yazılı bir sözleşme bulunmadığını, dava dosyasına ve icra takibi incelendiğinde riziko Antalya'da gerçekleştiğini, taraflar arasında yapılan yazılı bir sözleşme bulunmadığından dolayı genel yetki kuralı geçerli olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı yanın bahse konu ettiği kamera görüntülerinde kazanın meydana geldiği görünmediğini, davalı şirket çalışanın aracını park ettiği görüldüğünü, kazaya ilişkin hiçbir gösterge bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte bahse konu iddia örnek ile anlatmak gerekirse; bahse konu aracın değer kaybının önceden olmadığı ne malum, ... plaka sayılı araç sahibi ...'nın önceden kaza yapmadığını veya davalı şirket çalışanın dışında park etmek isteyen başka araçların çarpmadığının ne malum olduğunu, bu nedenle öncelikle davacının yanın, davalı şirketin sorumluluğunu ispat etmek zorunda olduğunu, duruşma nedeniyle arabamı Bakırköy Adliyesi otoparkına kazalı herhangi bir aracın yanına park ettiğimde kazalı araca çarptığım anlamımı ortaya çıkmadığını, ayrıca ... plaka sayılı araç sahibi ..., müvekkil şirket çalışanı ...'i hakkında ''mala zarar verme suçundan'' şikayetçi olduğunu, davalı şirket çalışanın ifadesinde kazaya sebebiyet vermediğini, ilgisinin bulunmadığını, bahse konu yerde herhangi bir araca çarpmadığını beyan ettiğini, Antalya Cumhuriyet Başsavcılık tarafından araştırma yaptıktan sonra, davalı şirket çalışanın kaza yaptığının görünmediğini yani tespit edilemediğini bu nedenle mala zarar verme suçunun oluşmadığından ve sorumlu tutulamayacağından dolayı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini, kaza da sorumlu olmadan değer kaybının talep edilmesi tarafımızca anlaşılamadığını, müvekkilinin şirket çalışanın bahse konu iddia edilen kazaya sebebiyet vermediğini, aracını park ettiğini, işlerini hallettiğini ve aracına binerek gittiğini, davacı yanın davalı şirketin kazaya sebebiyet verdiği ve değer kaybına sebep olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. ARAŞTIRMA; 1-Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ... Sigorta Şirketi tarafından, davalı ... ve Yeminli Mali Müşavirlik Limited Şirketi aleyhine başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 3.483,31-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 06/09/2022 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2-Türkiye Noterler Birliği'nin 17/10/2022 Tarih ve ... sayılı yazısı ile; dava konusu ... plakalı aracın tescil kayıtlarının Mahkememize gönderilmesi hususu bilgilerinize rica olunur. 3-Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası UYAP aracılığıyla getirtilmiştir. 4-Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 02/10/2023 Tarih ve ... Sayılı yazısı ile; 2022.E.... sayılı başvuru dosyası getirtilmiştir. 5-Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02/10/2024 Tarih ve ... İhbar sayılı dosyasında yer alan olay anını içerir görüntü kayıtlarının yer aldığı CD getirtilmiştir. 11/06/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1) ... plaka no'lu aracın sürücüsü (davalının aracının sürücüsü), bir kapalı otoparkta park etmiş araçlar arasına aracını park etrmek isterken, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak park etme manevrasını yanlış yaparak aracı ile park halinde bulunan araca çarpması nedeniyle, kazanın meydana gelişinde TAMAMEN KUSURLUDUR. 2) ... plaka no'lu aracın sürücüsü ... (davacı şirkete kasko sigortalı aracın sürücü), otoparkta park manevrası yapan sürücünün dikkatsiz ve kontrolsuz bir şekilde davranarak aracı ile aracına çarpması nedeniyle meydana gelen kazayı, önleyebilecek alacak ve yapacak herhangi bir tedbiri olmadığı için, kazanın meydana gelişinde KUSURSUZDUR. 3) ... plaka no'lu aracın sürücüsünün (davalının aracı sürücüsü) %100 (yüzde yüz) oranında KUSURLU olduğu, 4) ... plaka no'lu aracın sürücü: ...'nın (davacı sigorta şirketine kasko sigortalı aracın sürücü) KUSURSUZ olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacının ZMMS kapsamında sigortacısı, davalının kaza tarihi itibariyle maliki olduğu ... plakalı araç ile dava dışı ... plakalı araçlar arasında 19/07/2021 tarihinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasında, davalıya ait araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve kazada kusurlu olduğu iddiası ile dava dışı üçüncü kişiye ödenen değer kaybı bedelinin rücuen tahsili istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takiplerine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibinde itirazda haksız olup olmadığı, haksızsa icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, sigortalıya karşı olay yerini terk nedenine dayalı rücu koşulunun oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce, kazaya ilişkin tutanaklar, hasar dosyası, icra dosyaları, yapılan ödemelere ilişkin banka dekontları, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. Sigorta Tahkim Komisyonun 2022.E... sayılı uyuşmazlık dosyası dosyamız arasın alınmış, dava konusu kaza nedeniyle ... plakalı araç malikinin, dosyamız davacı sigorta şirketine karşı yaptığı başvuru neticesinde, 1.000,00-TL değer kaybı zararının 12/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği kararın kesin olduğu görülmüştür. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası dosyamız arasına alınmış, davacı tarafından, davalı aleyhine 3.483,31-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağının "19/07/2021 tarihli kazada olay yerini terk nedeniyle ... plakalı araç için ödenen tazminatın rücuen tahsili" olduğu, davalı borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; dava dışı Kemal Taşlıcalı tarafından, dosyamız davacısı sigorta şirketine karşı başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, 1.000,00-TL asıl alacak, 1.000,00-TL ilam vekalet ücreti, 525,00-TL yargılama gideri ve 133,29-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam tutarın 2.658,29-TL olduğu, davacı sigorta şirketinin dosyaya 14/07/2022 tarihinde 3.199,41-TL ödeme yapıldığı, aynı tarihte harç masrafı için dava dışı takip alacaklısının vekiline 283,90-TL ödeme yaptığı, sonuç olarak, davacı sigorta şirketi tarafından üçüncü kişiye 3.483,31-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Dava konusu uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hukuki sorun, davalı araç malikinin dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı 3. Kişilere ZMMS poliçesi uyarınca ödenen tazminattan sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır. Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır. Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır. Karayolları Motorlu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B-4.f maddesine göre; bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde ödemede bulunan sigortacı sigortalıya rücu edebilir. TTK.nun 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1409/2 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Mahkememizce dava konusu olaya ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, dava dışı ...'nın ... Avm'nin otoparkında park halinde iken aracının hasar gördüğü, aracına çarpıldığı iddiası ile şikayetçi olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğunun tespit edildiği, soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış, söz konusu dosyadan kaza anına ilişkin görüntülerin olduğu cd istenilerek dosyamız arasına alınmıştır. Dosyada mevcut bilgi, belgelere ve kaza anına ilişkin kamera kayıtlarına göre, uyuşmazlık hususunda rapor düzenlenmesi için dosya makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen raporda özetle; "... plaka no'lu aracın sürücüsü (davalının aracının sürücüsü), bir kapalı otoparkta park etmiş araçlar arasına aracını park etrmek isterken, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak park etme manevrasını yanlış yaparak aracı ile park halinde bulunan araca çarpması nedeniyle, kazanın meydana gelişinde TAMAMEN KUSURLUDUR, ... plaka no'lu aracın sürücüsü ... (davacı şirkete kasko sigortalı aracın sürücü), otoparkta park manevrası yapan sürücünün dikkatsiz ve kontrolsuz bir şekilde davranarak aracı ile aracına çarpması nedeniyle meydana gelen kazayı, önleyebilecek alacak ve yapacak herhangi bir tedbiri olmadığı için, kazanın meydana gelişinde KUSURSUZDUR. ... plaka no'lu aracın sürücüsünün (davalının aracı sürücüsü) %100 (yüzde yüz) oranında KUSURLU olduğu, .... plaka no'lu aracın sürücü: ...'nın (davacı sigorta şirketine kasko sigortalı aracın sürücü) KUSURSUZ olduğu" belirtilmiştir. Alınan bilirkişi raporu mahkememizce, dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Alınan rapor, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ve görüntü kayıtları ile sabit olduğu üzere davalıya ait araç sürücüsünün, avm otoparkında aracı park etmek isterken dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak park etme manevrasını yanlış yaparak aracı ile park halinde bulunan, dava dışı kişiye ait ... plakalı araca çarptığı ve kaza sonrası olay yerini terk ettiği görülmektedir. ZMMS genel şartlarının B-4.f maddesindeki bedeni hasar ifadesi ile kast edilen, olay yerinin terk edilmesi için zorunlu hallerin neler olduğunun açıklanmasıdır. Dolayısıyla, olay yerini terk nedenine dayalı rücu sebebinin maddi hasarlı trafik kazalarında da uygulanacağı açıktır. Somut olayda açıklandığı üzere, davalıya ait araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk ettiği sabit olup, davalı araç sürücüsünün olay yerini haklı bir sebeple terk ettiği hususundaki ispat yükü davalıya aittir. Ancak, dosya kapsamında davalı tarafın, olay yerinin haklı nedenle terk edildiğini ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu haliyle ... plakalı araç sürücüsünün kazadan sonra Karayolları Motorlu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.f maddesine göre; herhangi bir geçerli sebep olmadan olay yerini terk etmesi nedeniyle, davacı sigorta şirketi yönünden rücu hakkının kazadaki kusur oranları doğrultusunda yerinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere dava konusu kazada park halinde bulunan dava dışı ... plakalı aracın kusurunun bulunmadığı sabittir. Bu kapsamda, davacı sigorta şirketinin yukarıda belirtildiği üzere dava dışı 3. Kişiye ödediği toplam 3.483,31-TL'yi, davalıdan rücuen talep edebileceği anlaşılmakla, davanın kabulüne, dava konusu icra takiplerine davalının yaptığı itirazların iptali ile, takibin aynen devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz eder- se, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilin- mekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2022/1637 Esas 2023/686 Karar sayılı ilamı) Somut olayda alacak istemi rücuen tazminat istemine ilişkin olup, alacağın varlığı ve miktarı yargılamaya muhtaçtır. Talep edilecek alacak miktarı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla ve celp edilen bilgi ve belgelerle tespit edilmiş olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin, takibin 3.483,31-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle DEVAMINA, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 615,40-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 80,70-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan 534,70-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 161,40-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 3.361,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti 1.560,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 3.483,31-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, kabulüne karar verilen kısım yönünden istinaf sınırının altında kaldığından kesin olmak üzere verilen karar davacı vekili ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/859, K. 2025/1044, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-859-e-2025-1044-k-1f60e27cd4f6