İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/8500 E. 2023/1197 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/8500
Karar No
2023/1197
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2023/739 KARAR NO : 2023/857 DAVA : MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/11/2023 KARAR TARİHİ : 17/11/2023 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen MENFİ TESPİT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 01.04.2023 tarihinde işletmesiyle ilgili üretim yapmak amacıyla ...'de dava dışı ... Ticaret Anonim Şirketi'nden bir tesis kiraladığını, kira sözleşmesinde kira bedeli olarak 175.000 TL + KDV/ay kararlaştırıldığını, kira bedellerinin her ay düzenli ve eksiksiz olarak ödenmiş olmasına rağmen davalı (kiralayan) tarafından sürekli olarak; "Dolar çok arttı, dolar farkı ödeyin.", "Enflasyon yükseldi, enflasyon farkı ödeyin." şeklinde beyanlarla müvekkili şirketten sözleşmede kararlaştırılmayan ek ücretler talep edildiğini, bunun yanısıra davalı (kiralayan) sürekli olarak kiralanana gidip çalışanları rahatsız ettiğini, mantıksal veya hukuki dayanağı olmayan taleplerine karşılık alamadığı için kiralananda yürütülen çalışmalara engel olmaya çalıştığını, 08.11.2023 tarihinde müvekkili şirkete ... Bankası tarafından bir senet ihbarnamesi gönderildiğini, 30.11.2023 vade tarihli ve 525.000 TL bedelli bir bononun protesto edildiğini, müvekkilinin söz konusu senetle hiçbir ilgisi olmamakla birlikte senet üzerinde yer alan ve ...Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'a ait olduğu iddia edilen imzayı da kesinlikle reddettiklerini, senedin kira ilişkisi tarafı işbu firma tarafından düzenlenmiş olabileceğini düşündüklerini, dolayısıyla adı geçen firmanın, müvekkil firma ile arasındaki kira ilişkisi kapsamında sözleşme dışı haksız kazanç taleplerine karşılık alamaması üzerine müvekkil firma yetkilisi adına sahte bir senet düzenleyip bu şekilde kiralananın 3 aylık kira bedelini (175.000x3=525.000) tahsil etmeyi amaçladığı kanaatinde olduklarını, Resmi Belgede Sahteciliğe ilişkin suç duyurusunda da bulunacaklarını belirterek, müvekkili ile davalı arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, olası icra takibini durdurmak ve hak kaybının önüne geçmek üzere öncelikle teminatsız olarak, mahkemeniz aksi kanaatte ise takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvvekiline verilmesine, davalı ...'ın ulaşamadıkları nüfus kayıt bilgilerinin ve TC kimlik numarasının senedi ihbar eden ... Bankası ... Şubesine mahkemece müzekkere yazılarak teminini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Uyuşmazlık; dava konusu bonodaki imzanın sahte olduğu iddiasına dayalı olarak, davalı ile aralarında hiç bir hukuki ilişki bulunmadığından borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/2.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır. 2004 sayılı İİK’nın 72.maddesi gereğince; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. Öncelikle zorunlu arabuluculuk dava şartının incelenmesi gerekmektedir. 6012 sayılı TTK.nun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 5/A. Maddesi 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’la eklenmiş, 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu maddeye göre; “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır ...” hükmü mevcuttur. Menfi Tespit davalarının bir para borcunun ödenmesinden ziyade bir hukuki durumun tespiti talebi niteliğinde olduğundan zorunlu arabuluculuğa tâbi olup olmadığı yönünde uygulamada tartışma yaşanmıştır. Bazı Yargıtay daireleri arabuluculuğa başvurulmasını gerektiğini ileri sürerken (Emsal; Yargıtay 3.HD.nin 2022/8500 E. 2023/1197 K.), genel görüşün menfi tespit davalarının arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı yönünde oluştuğu bilinmektedir. Tartışmalar devam ederken yasanın ilgili maddesi 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İlgili yasa maddesi: "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." şeklinde değiştirilmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartıdır. 6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesindeki "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Açıklanan hüküm karşısında davacının, arabuluculuğa tabi olan bu davayı açtığı tarih itibariyle arabuluculuğa başvurmadığı anlaşıldığından, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin sunulmasını dava tarihi itibariyle imkansızdır. Davanın açıldığı tarih itibariyle zorunlu arabuluculuğa başvurulmamış durumdadır. Bu dava şartının yasanın emredici düzenlemesi karşısında sonradan tamamlanabilir bir eksiklik olarak kabul edilemez. Bu nedenle dava öncesi arabuluculuk nihai tutanağı mevcut olmadığından dava şartı eksikliğinin bu aşamada giderilmesi mümkün değildir (Emsal;Yargıtay 17. HD 2021/3187 E. 2021/762 K.) Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinde de belirtilmiş olduğu üzere belirtilen eksiklik, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın herhangi bir işlem yapılmaksızın usulden reddini gerektirmektedir. 6100 sayılı HMK m.114/f.2 hükmü ve 6325 sayılı HUAK m.18/A.2 hükmü dikkate alındığında HMK m.115/f.1 hükmü gereği ise bu eksikliğin taraf teşkili olmasa dahi "her aşamada" ele alınması yasal olarak gerekli ve mümkündür. Yapılan açıklamalar karşısında, davacının arabulucuya başvurmaksızın bu ticari davayı açmış olması karşısında 6102 sayılı TTK.m.5/A hükmüne atfen ve 6325 sayılı Kanuna eklenen m.18/A hükmü nedeni ile dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacının arabulucuya başvurmaksızın bu ticari davayı açmış olması karşısında 6102 sayılı TTK.m.5/A hükmüne atfen ve 6325 sayılı Kanuna eklenen m.18/A hükmü nedeni ile dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddine REDDİNE, 1-Alınması gerekli 269,85-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 8.965,69-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 8.695,84‬-TL harcın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE, 2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 3-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.17/11/2023 KATİP HAKİM

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/8500, K. 2023/1197, T. 30.11.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-8500-e-2023-1197-k-c78b5e2f254a