İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/836 E. 2025/739 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/836
Karar No
2025/739
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/836 Esas KARAR NO:2025/739

DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:09/04/2021 KARAR TARİHİ:05/11/2025

Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından verilen karar İstanbul BAM 13. HD nin 17/11/2022 günlü 2022/1325 E. 2022/1689 K. Sayılı ilamı ile kaldırılmış olup, mahkememizce bozma sonrası 2022/836 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasına yapılan yargılama sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davacı şirketin, 20.12.2018 tarihli gümrük çıkış beyannamesi ile 2017/D1-... sayı 02.11.2017 tarihli Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında davalı şirketin üretip ihraç ettiği ... marka, 39782,4 kg, beher 160 gr, ayçiçek yağda 5180 kap, 39782,4 kg Ton Konserve ürününü Libya ülkesinde mukim R... - Libya şirketine navlun bedeli dahil olmak üzere A-... seri ve sıra nolu 19.12.2018 tarihli 198.912,00 USD tutar ile satılması işini aracı ihracatçı olarak üstlendiğini, davalı şirket tarafından davacı müvekkil şirkete ihraç edilme kayıtlı kesilen fatura ile Libya'ya gönderilen ürün, alıcı ülke Libya gümrüğü tarafından, "izin verilen ağırlığın altında olması ve bileşiğinde mevcut olan tuz çözeltisinin izin verilen oranın üzerinde olması" dolayısıyla Libya ülkesi tarafından iade edilmiş ve ihracat işlemi tamamlanamadığını, davacı müvekkil, daha önce defalarca davalının ürettiği bu ürünlerin Libya ülkesine ihracını sağladığını ve hiçbir sorun yaşanmadığını, ancak bu ihracatı gerçekleştirememesi nedeniyle Libya'daki alıcı şirket nezdinde ciddi itibar ve kâr kaybı yaşadığını, taleplere konu ihracat girişiminde davalı tarafından üretilen mallar, ulusal ve uluslararası gıda standartlarına uygun olmadığından ihracat işlemi tamamlanmadığını, bu yüzden malın ülkeye tekrar ithali ve üretici firmaya ulaştırılması için masraflar yapılması gerektiğini, durum davalı şirkete bildirildiğinde davalı hiçbir itirazda bulunmadığını, üründeki ayıbı kabul ederek "yeni ürün üretilip firmanıza verileceğinden, tüm ürünü geri alıp ithalatı ve gümrüğü bitmiş olarak ... Çanakkale fabrikasına teslim etmeniz gerekmektedir..." şeklinde kabul beyanında bulunduğunu, böylece ürünlerin alıcı ülke tarafından standartlara aykırı olması sonucu iade edilmesi sebebiyle, ürünlerin tekrar ihraç edilemeyecek olmasından dolayı dahilde işleme rejimine istinaden ülke içine davalının dahilde işleme belgesine istinaden tekrar ithali gerektiğini, ürün, İzmir Gümrük Müdürlüğü, Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü, Ticaret Bakanlığı Marmara Bölge Müdürlüğü ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünce yapılan yazışmalar ve alınan izinler neticesinde 14.06.2019'da İzmir gümrüğüne gelen malın muayenelerini yaptırdığını, 18.07.2019 tarihinde İzmir de antrepoya konulan mallar 24 ve 25 Aralık 2019 tarihinde ithalat ve gümrük işlemleri bitmiş olarak 30.12.2019 tarihinde davacı müvekkil tarafından davalı şirkete kesilen irsaliyeli iade faturası ile davalıya teslim edildiğini, davacı şirket bu süreçte; ekli listede tarih, belge numarası, ödeme yapılan firmalar ve ayrıntıları belirtildiği üzere; ürünün muayenesi, kapı çıkış ücreti, ardiye masrafı, demuraj bedeli, Libya- İzmir arası navlun bedeli, transit hizmeti, gümrükleme iade alımı, antrepo nakliye bedeli, ... arası nakliye iade masrafi olarak 14.488,84 USD ve 73.785,67 TL harcadığını, malın Libya dan geri getirilmesi için müvekkil şirket tarafından yapılan bu masraflar davalı şirketten talep edildiğinde yapılan ticaret içinde bunların halledileceği söylenerek uzun zaman oyalandığını, müvekkil de davalı şirketin tanınırlığına, güvenilirliğine ve ticaretlerinin devam ediyor oluşuna itimat ederek bu masrafların ödenmesini uzun zaman beklediğini, Verilen sözler yerine getirilmediğinden arabuluculuk yolu ile çözülebileceği düşünülmüş, arabuluculukta anlaşma sağlanamadığını, müvekkil şirketin aracı ihracat firması olduğunu, davalı ... ... Gıda San A.Ş. ise ... markası ile Türkiye'de konserve balık üretiminde birinci sırada üretim yapan ve dünyanın çeşitli ülkelerine ürün gönderen, tanınmış marka sahibi bir üretici olduğunu, davalı, ürünlerini "Türkiye'nin Balık Uzmanı" sloganı ile tüketiciye sunmakta ve sadece Türkiye'de değil, dünyanın çok sayıda ülkesinde güven oluşturarak ciddi bir pazara sahip olduğunu, davalının alanında öncü bir üretici-ihracatçı olarak kendisinden beklenenin aksine ağır kusuru ile, ürettiği tün ulusal ve uluslararası gıda kodekslerine aykırı olması, akabinde durumu kabul etmek sureti ile ürünü derhal iade alarak yerine yeni ürün üretmesi zaten davacı müvekkilin taleplerindeki haklılığını ortaya koymakta olduğunu, davalının da kabul ettiği üzere ağır kusuru sonucu, ihracatın tamamlanamaması sebebi ile oluşan 14.488,84 USD ve 73.785,67 TL zararımızın davalıdan faizi ile tahsilini, arabuluculuk sürecine dair maktu vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, Libya'ya ton balığı ihracatı yapmak amacıyla müvekkil şirket ile irtibat kurarak, müvekkil şirketten ton balığı üretimi yapmasını talep ettiğini, müvekkil şirket de kendisine verilen siparişe, davacı yanca onaylanmış ekli Proforma Faturaya uygun şekilde ton balığı üretimini yapmış, davacı firmaya da fatura karşılığında satışını yaparak ürünleri teslim ettiğini, davacı yanca sunulan gümrük çıkış beyannameleri ve satış faturalarında da görüleceği üzere; davacı firma iddia edildiği gibi aracı ihracatçı değil sadece ihracatçı bir firma olup müvekkil şirket de imalatçı olduğunu, ürünlerin izin verilen ağırlığın altında, bileşiğinde mevcut olan tuz çözeltinin ise izin verilen oran üzerinde olduğu gerekçesiyle Libya tarafından ürünlerin ülkeye girişi için izin verilmemiş ise de müvekkil şirket, davacı yanca kendisine bildirilen özelliklere uygun şekilde üretim yapmış, davacı yanca gerekli kontroller de yapıldıktan sonra mallar kabul edilmiş, ödemesi yapılmış ve ürünler teslim alındığını, bu bağlamda davacı yanın, müvekkilin ağır kusurlu olduğuna yönelik iddialarının kabulü mümkün olmadığını, ürünlerin Libya tarafından ülkeye girişine izin verilmemesi sebebiyle davacı firma tarafından yeni ürün talep edilmesi üzerine müvekkil şirket, iyiniyetli olarak ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamlılığı açısından yeni retimine olumlu cevap vermiş ancak bunun için ürünlerin kendisine iade ve tesliminin sağlanması gerektiğini belirttiğini, davacı yan müvekkilin bu davranışını, kusurun kabulü olarak yorumlamakta ise de ürünlerin Libya tarafından ülkeye giriş izni verilmemesi müvekkilin değil; davacının kusurundan kaynaklanmakta olduğunu, davacı yan müvekkil şirkete tuz ve/veya ağırlık konusunda ve/veya Libya'ya ihracat ile ilgili özellikli bir uyarıda bulunmamış, müvekkil şirket de davacının siparişine uygun şekilde üretim yaptığını, Libya tarafından ürünlerin ülkeye giriş izni verilmemesi sebebiyle ihracatın tamamlanamaması üzerine davacının yaşadığı olumsuzluğun çözümü olarak da davacının yeni ürün üretilmesi talebine olumlu cevap verildiğini, kusurlu olan taraf davacı iken, yeni ürün üretilmesine ilişkin davacı talebinin kabulünün, kusurun müvekkil tarafından kabulü şeklinde yorumlanarak müvekkilden alacak talep edilmesi kabul edilemeyeceğini, davacının işbu davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava; dahilde işleme belgesine istinaden tekrar ithal işlemleri kapsamında ürün muayenesi, kapı çıkış ücreti, ardiye masrafı, demuraj bedeli, Libya-İzmir arası navlun bedeli, transit hizmeti, gümrükleme iade alımı, antrepo nakliye bedeli, ... arası nakliye iade masrafının tahsili istemlerine ilişkindir. ... Gümrük Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi ve Çanakkale Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında verilen 01/12/2021 tarihli kararında ''6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115 maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir.Deniz alacakları 6102 sayılı TTK'nın 1352/1. maddesinde tanımlanmış olup 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca 6762 sayılı Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kurulmuş Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nin görmekte olduğu davaların Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından Türk Ticaret Kanunu ile diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevli kılınacak Asliye Ticaret Mahkemelerine devredileceği düzenlenmiş, bu itibarla 13/07/2012 tarih 451 karar numaralı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurul Kararı uyarınca adı geçen uyuşmalıklar için ihtisas mahkemesi olan Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlendirilmiştir.Huzurdaki davada; davalı tarafça üretilen ürünlerin alıcı ülke tarafından standartlara aykırı olması sonucu iade edilmesi sebebiyle, ürünlerin tekrar ihraç edilemeyecek olmasından dolayı dahilde işleme rejimine istinaden ülke içine davalının dahilde işleme belgesine istinaden tekrar ithali işlemleri kapsamında bir kısım alacak kalemi ile birlikte deniz yolu ile taşımasından kaynaklı demuraj bedeli, Libya-İzmir arası navlun bedelinin talep edildiği görülmüş olup davacı tarafından deniz taşımasından kaynaklı demuraj bedeli talep edildiğine göre, uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı TTK'nın “Deniz Ticareti Sözleşmeleri” başlıklı 1119 vd. maddelerinin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, davanın görülüp sonuçlandırılmasının denizcilik ihtisas mahkemesinin görevine girdiğinin kabulü gerekmiştir. (Emsal ilam: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/4955 esas, 2014/7742 karar sayılı ilamı) Bu kapsamda TTK’nın 5. kitabında yer alan 931 ile 1400. maddeleri arasında düzenlenen uyuşmazlıkların deniz hukukuna ilişkin olmakla Denizcilik İhtisas Mahkemesinde görülmesinin gerektiği, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, kararın kesinlemesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın TTK 5. kitapta düzenlemesini bulan Deniz Ticaretine ilişkin davalara bakmakla görevli İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesine (Denizcilik İhtisas Mahkemesi) gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. ''şeklinde karar verilmiş, vaki karara yapılan istinaf itirazı üzerine İstanbul BAM.13 Hukuk Dairesinin 2022/1325 E. 2022/1689 Karar sayılı ilamı ile '' HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari satış sözleşmesinde ayıp nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle, davaya bakma görevinin denizcilik ihtisas mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; davalının imalatçısı ve ihracatçısı olduğu ton balığı ürününün davacı tarafından Libya'da mukim bir şirkete aracı ihracatçı olarak satıldığını, davalının imal ettiği ton balığı ürününün, alıcı ülke Libya gümrüğü tarafından, izin verilen ağırlığın altında olduğu, bileşiğinde mevcut olan tuz çözeltisinin izin verilen oranın üzerinde olduğu gerekçeleriyle Libya tarafından iade edildiğini, bu nedenle ihracatın tamamlanamadığını, ürünlerin alıcı ülke tarafından standartlara aykırı olması sonucu iade edilmesi sebebiyle, tekrar ihraç edilemeyecek olmalarından dolayı dahilde işleme rejimine istinaden ülke içine davalının dahilde işleme belgesine istinaden tekrar ithalinin gerektiğini, ithalat ve gümrük işlemlerinin tamamlanması sonucu ürünlerin, 30/12/2019 tarihinde tanzim edilen irsaliyeli iade faturası ile davalıya teslim edildiğini, bu süreçte davacı tarafından ürünün muayenesi, kapı çıkış ücreti, ardiye masrafı, demuraj bedeli, Libya-İzmir arası navlun bedeli, transit hizmeti, gümrükleme iade alımı, antrepo nakliye bedeli, ... arası nakliye iade masrafı olarak 14.488,84 USD ve 73.785,67 TL masraf yapıldığını, bu masrafın davalının imal ettiği ürünün standartlara uygun olmaması nedeniyle ortaya çıktığını ileri sürerek bu tutarın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf ise; davalının aracı ihracatçı değil doğrudan ihracat yapan firma olduğunu, davalının yalnızca imalatçı olduğunu, davacı tarafından Libya'da mukim şirkete ihraç edilecek ürünlerin davalı tarafından imal edilerek davcıya satıldığını, üretimin davacının bildirdiği özelliklere uygun şekilde yapıldığını, davacının gerekli kontrolleri yaptıktan sonra malları kabul edip satım bedelini ödediğini, Libya tarafından ürünlerin ülkeye girişine izin verilmemesi sebebiyle davacının kendilerinden yeni ürün talep ettiğini, bunun üzerine davalının iyiniyetli olarak ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamlılığı açısından yeni ürün üretimine olumlu cevap verdiğini; ancak bunun için önceki ürünlerin kendisine iade ve tesliminin sağlanması gerektiğini belirttiğini, kusurlu olan taraf davacı iken, yeni ürün üretilmesine ilişkin davacı talebinin kabulünün, kusurun davalı tarafından kabulü şeklinde yorumlanamayacağını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir. Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalıdan Libya'da mukim dava dışı şirkete ihraç etmek üzere tedarik ettiği/satın aldığı ton balığı ürününün, taraflar arasındaki sözleşmeye ve mutabık kalınan standartlara uygun üretilip üretilmediği, diğer deyişle ayıplı olup olmadığı, ayıp mevcut ise davacının ürünün Libya'dan ithal yoluyla geri getirilmesi için yaptığı masrafları 6098 Sayılı TBK'nun 227/2 fıkrası uyarınca davalıdan talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında 6102 Sayılı TTK'nun 1119 ve devamı maddelerinde düzenlenen deniz ticareti sözleşmelerinden herhangi biri mevcut olmayıp, davacının ihraç etmek istediği ton balığı ürünün tedariki amacıyla kurulmuş bir ticari satış ilişkisi mevcuttur. Davacının diğer masraf kalemleri yanında ileri sürdüğü demuraj ve nakliye bedeli talebi, doğrudan taraflar arasındaki sözleşmeden doğan bir asli edimin yerine getirilmesi talebi olmayıp, davalıdan satın alınan ürünlerin ayıplı çıktığı iddiasına ve satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin TBK'nun 219 ve devamı hükümlerine dayalı bir taleptir. Davalı yanın Libya'da mukim dava dışı ithalatçı firma ile bir ticari ilişkisi mevcut olmadığı gibi, tarafların bu yönde bir iddiası da bulunmamaktadır. Uyuşmazlık deniz ticaretinden doğmamış, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğmuştur. Her iki tarafın tacir olduğu bu dava nispi ticari dava mahiyetindedir ve deniz ihtisas mahkemesinin görev alanı dışındadır. Mahkemece görev dışındaki diğer dava şartlarında noksanlık bulunmadığının tespit edilmesi halinde işin esasına girilerek yargılama yapılması gerekirken görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olmuş, taraf vekillerinin buna yönelik istinaf başvuruları haklı bulunmuştur. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ''gerekçesi ile kaldırılmış olup, yeniden yargılama yapılmıştır. Mahkememizin 2022/836 sayılı esasına kayıt edilen dava dosyasının yargılaması devam etmiştir. Bilirkişiler Prof.Dr...., ... ve ... 04/02/2024 tarihli heyet raporunda '' Yukarıda arz olunan nedenlerle, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;1.Gıda Tekniği Sonuç ve Değerlendirme ; Eksik Gramaj ve Tuz oranı, üretim safhalarında ayarlanmakta olunup sonrasında müdahale edilecek bir durum olmayıp, Yurt içi veya Libya standartlarına göre tespit edilmiş eksiklikler üretim kaynaklı hatalar olacağı, Libya ürün kabul standartlarının dosyada olmadığı, Libyada ürünlerde yapılan analiz sonuçlarının da dosyada olmadığı için bu yönde bir karşılaştırma yapılamadığı, Yurt içi standartlarına göre gramaj ve Tuz oranında uygunsuzluk tespit edilmiş olunması durumunda Davalı yani üreticinin kusurlu olacağı, Davalının ürünlerin Libyaya gideceğinden haberinin olması durumunda yine Libya standartlarına göre eksik gramaj ve Tuz oranında tespit edilen uygunsuzluktan sorumlu olacağı, 1L.Mali Teknik Sonuç ve Değerlendirme; Davacının 27.12.2018 tarihinde 171825 nolu fatura ile 1.002.628,37TL karşılığı 186.480,00USD tutarında ürün satın aldığı, 31.12.2018 tarihinde 86.480,00USD ürün bedelinin ödendiği, 30.12.2019 tarihinde davacı tarafından 186.480,00USD iade faturasın düzenlendiği, Davalının 09.02.2020 tarihinde tekrardan 186.480,00USD ürün faturası düzenlediği, Böylece davacının kaydi olarak davalıdan borç alacağı olmadığı, Ancak dava konusu Libya'dan iade edilen ürünlerle alakalı davacının katlanmak zorunda kaldığı demuraj, taşıma, gümrükleme, ardiye ve benzeri giderleri toplamı 14.488,84USD ve 73.785,67TL olup söz konusu masraflara ilişkin belgelerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, N.Gümrük Teknik Hukuku Sonuç ve Değerlendirme; Ticaret ve Taşıma Hukuku ile Gıda Tekniğine ilişkin hususlar saklı kalmak kaydıyla, gönderilen ürünün alıcı ülke Libya gümrüğü tarafından kabul edilmemesinden dolayı geri gelmesinin Türkiye'de ki mevzuattan bağımsız bir durum olduğu hususu dikkate alınarak konu değerlendirdiğinde ilk ihracatta eşyaların fiili olarak ihraç edildiği ve dolayısıyla ihracatın gerçekleştiği, dolayısıyla ihracat ilişkin gümrük tekniği açısından ihracatın tamamlandığı değerlendirilmektedir. Hesaplamalar yönüyle sonuç ve değerlendirme; Davacının davalı üretici-ihracatçı firma aracılığı ile ürün ihracatı yapmak için anlaştığı fakat bu ürünlerin Libya ülkesi standartları gereği tuz oranlarının yüksek olduğu bununla birlikte yine ürün dolum standartlarından düşük gramajda gerçekleştirildiği tespiti yapıldığı, Davacının ya ya ihraç edemediği ürünlerle il davacının katlanmak zorunda kaldığı toplamı 14.488,84USD ve 73.785,67TL olan demuraj, taşıma, gümrükleme, ardiye ve benzeri giderlerin davalı tarafın ihracatçı-üretici sıfatıyla sorumlu olduğu Kanaatlerine varılmıştır. (04.02.2024) '' şeklinde görüşte bulunmuşlardır. Talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunu sunan Bilirkişi ... 13/11/2024 tarihli raporunda''SONUÇ : SMMM bilirkişisi olarak görevlendirilmiş olduğum mahkeme dosyasına ait yukarıda yazılı tespitler doğrultusunda hukuki nitelendirme sayın mahkemeye ait olmak üzere; Davacı ... ... Gıda San. Ve Dış Tic.Ltd.Şti. “nin ihracatın gerçekleşmemesi ile ilgili yapmış olduğu masraflara ait belge ve evraklara davalı ... ... Gıda San. A.Ş. defter ve kayıtlarında rastlanmamaktadır. Dosyada bulunan masraflara ait belge evraklar davacı ... ... Gıda San. Ve Dış Tic.Ltd.Şti. firmasına ait olup , davalı firma adına herhangi bir yansıtma faturası bulunmamaktadır. ... ... Gıda San. A.Ş. ve ... ... Gıda San. Ve Dış Tic.Ltd.Şti. birbirlerine düzenlemiş olduğu faturalar ile ... ... Gıda San. Ve Dış Tic.Ltd.Şti. 10.12.2018 tarihinde yaptığı ödeme sonucunda davalı ve davacı firmalar arasında herhangi bir borç yada alacak olmadığı tespit edilmiştir. İşbu bilirkişi raporunda yazılı takdirlerimi, hukuki nitelendirme sayın mahkemeye ait olmak üzere arz ederim. Saygılarımla'' şeklinde görüşte bulunmuştur.

Bilirkişiler Prof.Dr.... , ... ve ... 19/08/2025 tarihli ek heyet raporunda ''Yukarıda arz olunan nedenlerle, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;1- Gıda Mühendisi Sonuç ve Değerlendirme; ... — Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği'ne göre, ürün bilgilerinde tuz miktarının ve oranının bildirilmesi zorunludur. Bu bağlamda, ürün üzerinde beyan edilen tuz oranından daha yüksek bir tuz oranı çıkması durumunda veya Libya yasal sınırları üzerinde olduğu tespit edilmiş ise davalının kusurlu olacağı, -Mali İnceleme Sonuç ve Değerlendirme; Mali açıdan, kök raporda arz ve izah olunan görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni bir bilgi ve belge sunulmadığın, ek rapor aşamasında da kök raporda arz ve izah oluna mali görüş ve kanaatler aynı perspektif ile muhafaza edildiği, Hesaplama Uzmanı Sonuç ve değerlendirme; Arz edilen tespitler ve değerlendirmeler ışığında, taraflar esasında kök rapora karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce kök raporda detaylı ve de ihtimalli şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamalarımız kapsamında kök raporda yer alan ve gerek çeşitli ihtimallere dayanan gerekse de takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğuna dair görüşümüzü aynen muhafaza etmekteyiz. Ancak, Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, sayın yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Sayın Mahkemeye ait bulunduğu tartışma dışıdır. Değerlendirmelerimiz, asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi HMK m. 266/c.2 ve m. 279/f.4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m. 3/f.3 hükmü icabı tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olmak üzere Sayın Mahkemenin takdirine saygıyla arz olunur.Kök rapordaki tespitlerimizden aynen; ihracatçı firma aracılığı il ihracatı yapmak için anlaştığı fakat bu ürünlerin Libya ülkesi standartları gereği tuz oranlarının yüksek olduğu bununla birlikte yine ürün dolum standartlarından düşük gramajda gerçekleştirildiği tespiti yapıldığı, Davacının Libya ya ihraç edemediği ürünleri davacının katlanmak zorunda kaldığı toplamı 14.488,84USD ve 73.785,67TL olan demuraj, taşıma, gümrükleme, ardiye ve benzeri giderlerin davalı tarafın ihracatçı-üretici sıfatıyla sorumlu olduğu, IV- Gümrük Uzmanı Sonuç ve Değerlendirme;Taraflarca kök rapora karşı yapılan itirazlar içeriğinde gümrük tekniği açısından bir husus olmadığı olup gümrük tekniği açısından söz konusu raporda belirtilen hususları değiştirir bir durumun, Dış Ticaret Uzmanı Sonuç ve Değerlendirme; Taraflarca kök rapora karşı yapılan itirazlar incelendiğinde; ulusal standartlara uygun üretimin gerçekleşmediği, davalının üretim ile ilgili doğru bilgilendirmenin proforma fatura veya diğer ekli belgelerde bildirilip bildirilmediği hususunda kesiştiği görülmektedir. Libya devletinin belirlemiş olduğu standartların bir ulusal standart olduğu, ulusal standart olması sebebiyle üretim, lojistik, gümrükleme, banka v.b. İşlemlerde ayrıntılı bilgilerin yer alabileceği, bu bilgilerin imalat talebinde bulunan tarafın yükümlülüğünde olduğu, bu yükümlülüğün imalatçının o ülke standartlarına hakim olup olmadığı ile ilgili olduğu, imalatçının daha önce bu ülkeye imalat veya ihracat yapmış olması durumunda yükümlülüğünün genel ülke, ürün v.b. bilgilerden oluşabileceği, imalatçı daha önce bu ülkeye imalat veya ihracat yapmaması durumunda bu yükümsün ayrıntılı olması gerektiği dış ticaret teamülleri dikkate alındığı, VI- Borçlar Hukuku Sonuç ve Değerlendirme; Takdir ve hukuki nitelendirme Sayın Mahkemeye ait olduğundan teknik ve dış ticaret uzmanı bilirkişi üyelerimizin değerlendirmelerine göre ihtimalli olarak şu tespitlerde bulunulabilir:1. İhtimal: Teknik ve dış ticaret uzmanımız tarafından yapılan ihtimalli değerlendirmeler bakımından davalının ayıptan doğan sorumluluğunun şartlarının gerçekleştiğine kanaat getirilmesi ihtimalinde davalının satış konusu ürünlerin zilyetliğini ve mülkiyetini devretme borcunu gereği gibi ifa etmediğine, davalının kusurlu olduğuna ve sözleşmeye aykırı davranış sebebiyle davacının zarara uğradığına kanaat getirilmesi halinde davacının, davalıdan tazminat talep edebileceği; 2. İhtimal: Davacı alıcının proforma faturada vs. Libya ulusal standartlarını imalat talebinde bulunurken davalıya bildirmediği, davalının daha önce bu ülkeye ihracat da yapmadığı ihtimalinde davalının ayıptan doğan sorumluluğunun şartlarının gerçekleşmediği kabul edileceği, Kanaatlerine varılmıştır. 19.08.2025'' şeklinde görüşte bulunmuştur.

Huzurdaki davada davacı tarafça ihraç edilmek üzere davalı şirketten ton balığı alımı üzerine sözleşme kurulduğu, davacının sipariş ettiği ürünlerin ihraç edileceği ülke Libya'nın belirlediği kriterlere uygun olmadığından gümrükte kalması nedeniyle oluşan zararların davalıdan tahsili talep edilmiştir. Taraflar arasında ton balığı alımına ilişkin sözleşmesel ilişki bulunduğu, ürünlerin Libya standartlarına uygun olmadığı hatta bu nedenle davalı tarafça Libya standartlarına uygun olarak yeniden üretim yapılıp davacıya teslim edildiği hususunda çekişme bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın esasını ürünlerin Libya standartlarına uygun yapılmaması sorumluluğunun hangi tarafa ait olduğu hususu oluşturmaktadır. Davalı taraf ürünlerin standartlarına dair kendilerinin bilgilendirilmediğini ifade etmiş ise de davacı ile yapılan yazışmalarda 'dimermak libya' uzantılı mail adresi ile siparişe ilişkin yazışmalar gerçekleştirildiği, ürünlerin ihraç edileceğinin davalı tarafça bilindiği, üretim işini yapan davalı firmanın ihraç edilecek ülkenin standartlarına uygun üretim yapmasının kendisinden bekleneceği, mahkememizce alınan ve hükme esas alınabilecek yeterlilikte denetime açık bilirkişi kök ve ek raporlarına göre de ürünlerin standartlara uygun üretilmemesinin sorumluluğunun davalı tarafta olduğu, davacı tarafın ürünlerin Libya standartlarına uygun olmaması nedeniyle 14.488,84-USD ve 73.785,67-TL demuraj, taşıma, gümrükleme, ardiye ve benzeri masraflardan kaynaklanan zararı oluştuğu sabit olmakla, oluşan bu zararların davalıdan talep edilebileceği kanaatine varılmakla davanın kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, 14.488,84-USD ve 73.785,67-TL'nin; 14.488,84-USD alacak bakımından dava tarihi olan 09/04/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yasal faiz uygulanmak suretiyle, 73.785,67-TL alacak miktarı bakımından 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak sureti ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 13.095,14 TL karar-ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 3.273,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.821,35 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, (Tahsilde tekerrür etmemek üzere ) 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 3.273,79 TL peşin harç ve 59,30 TL Başvuru harcı olmak üzere toplam 3.333,09 TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Dava tam kabul ile sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan 40.337,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, 6-Dava tam kabul ile sonuçlandığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde ilgili tarafa iadesine, 8-Devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 05/11/2025

Katip ... E-imza

Hakim ... E-imza

Atıf: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/836, K. 2025/739, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-16-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-836-e-2025-739-k-81695b312ad4