İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/820 E. 2026/8 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/820
Karar No
2026/8
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/820 KARAR NO : 2026/8

DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK m. 178-m.179)) DAVA TARİHİ : 26/10/2022 KARAR TARİHİ : 08/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK m. 178-m.179)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin Türkiye'nin sayılı sanayi şirketlerinden olduğunu, davalı şirket olan ...'ne ticareti gereği boru parçaları sattığını, yapılan son satıştan dolayı fatura alacakları bulunduğunu, bununla ilgili ... 2. İcra Dairesinde icra takibi başlatıldığını, ödeme yapılmadığından ve ...'ın aktiflerinin borçlarını karşılamadığından iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, ... aleyhine kesinleşmiş icra takibi mevcut olduğunu ve takip kapsamında borca karşılık hiçbir ödeme yapılmadığını, takibin halen derdest olduğunu, müvekkili şirketin 19.07.2022 fatura ve vade tarihli 87.246,98 USD bedelli fatura alacağı için 10.08.2022 tarihinde ... 2. İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile ... aleyhine icra takibine başlandığını, belirtilen borca itiraz edilmediğini, icra takip dosyasının 08.09.2022 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek için ...'ın malvarlığına haciz koymak istediğini, bankalara 89/1 Haciz İhbarnamesi müzekkereleri gönderdiğini, ...'ın borca batık olduğunu, yapılan icra takibi sonucunda şirketin bilanço açısından dönen ve duran varlığına rastlanılmadığını, şirketin aktiflerinin borcu karşılamadığını, ...'ın adresine gidildiğinde şirket merkezinin hazır ofis olduğunun, yalnızca posta kutularının bulunduğunun ve stoklarının bulunmadığının görüldüğünü, dolayısıyla şirketin maddi dönen malvarlığının da olmadığının kesinleştiğini, ...'ın ticari defterlerinin bilirkişi incelemesi ile şirketin borca batık olduğunun ispat edileceğin, tüm bu nedenlerden dolayı fazlara ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; delillerinin toplanması için ilgili yerlere müzekkere yazılmasını, şirketin borca batık olduğunun tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdini, gelecek sonuca göre ...'ın iflasını, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın dilekçesinin her aşamasında defaatle icra takibine geçildiğini, hacizler yapıldığını, fiilen gidilen adresin boş bir hazır ofis olduğunu, gönderilen haciz ihbarnamelerinin neticesiz kaldığını beyan eden davacının davasının esasen mahkemece yapılan tespitin aksine İİK'nın 179. maddesi sebebiyle doğrudan iflas sebebi olmayıp, İİK'nın 177/2 maddesinde yer alan "borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa" fıkrası gereği yargılamanın sürdürülmesi gerektiğini, dava dilekçesinin içeriğindeki tüm iddiaların bu kapsam içerisinde olduğunu, mahkemece davacıya HMK'nın 31. maddesi gereği açıklama yaptırmak yerine İİK'nın 179. maddesi hükmü doğrultusunda yazışmalar ve ilan yaptırılmasının usule aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde dayandığı iflas sebebinin esasen İİK'nın 177. maddesi hükümlerine dayandığının açık olduğunu, bu sebeple ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ve dayandığı ispat sebebini ispatlaması gerektiğini, müvekkili firmanın gerek yurtiçinde (özellikle İstanbul) gerekse de yurtdışı projeleri ile uzun yıllardır piyasada kendisini ispat etmiş önemli bir mimarlık şirketi olduğunu, 2012 yılından beri mimarlık alanında yaptığı çalışmalarla inşaat sektöründe ciddi eserlere imza attığını, 2020 yılında da "..." isimli firmadan unvan değişikliği yapılarak ".. Şti." unvanı ile ticari hayatını sürdürdüğünü, davacının iddiasının aksine müvekkili firmanın aktifliğini sürdürdüğünü, müvekkili firmanın gayri faal olduğu yönündeki beyanların ve haciz tutanağına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sigortalı personeli, aktif bir merkezi de bulunduğunu, bu hususların SGK ve vergi dairesi kayıtları ile de ortaya çıkacağını, davacının müvekkilinin ödemelerini yapmadığı, faal olmadığı, ödemeden kaçındığı yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığının kamu kayıtları ile de sabit olduğunu, davacının her ne kadar müvekkili firmanın borca batık olduğunu beyan etmişse de bu durumda herhangi bir somut tespiti bulunmadığını, müvekkili firmanın defter ve kayıtlarında inceleme yapılması halinde bu hususun ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerden dolayı ve mahkemece resen değerlendirilecek tüm hususlar doğrultusunda davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketin (güncel rayiç değerlere göre) aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ana bilançoya göre borca batık olup olmadığı, davacının alacaklı olup olmadığı ve dava ve taraf ehliyeti bulunup bulunmadığı, davalı şirketin İİK'nın 179. maddesi ve TTK'nın 376. maddesi kapsamında iflas koşullarının oluşup oluşmadığı konularında davalı şirketin 2021, 2022 ve 2023 yılları ticari defterleri incelenerek rapor tarihi itibari ile güncel rayiç değerlere göre borca batık durumda olup olmadığının tespiti için dosyanın mali müşavir bilirkişi Nükhet Bağdatoğlu ile şirketler hukuku alınında uzman bilirkişi ...'a tevdine, davalı şirketin 2021, 2022 ve 2023 yılları ticari defterlerinin şirket merkezinde 12/01/2024 günü saat 11:00-16:00 saatleri arasında incelenmesine, inceleme gün ve saatinde ticari defterlerin mali müşavir bilirkişiye ibraz edilmemesi halinde davacı iddialarına itibar edilerek yargılamaya devam edilebileceğinin davalı vekiline ihtarına karar verilmiş, bilirkişiler ... ve ...tarafından sunulan 05.06.2024 havale tarihli rapora özetle, Davalı şirketin 31.12.2023 tarihi itibarıyla kaydi değerlere göre mal varlığı bilançosundaki 2.382.828,27 TL aktif toplamının 2.327.932,56 TL borçlar toplamını karşılayacak durumda olduğu, özkaynak tutarının 54.895,71 TL olduğu, davalı şirketin 31.12.2023 tarihli rayiç değer bilançosuna göre; Varlıklarının; 2.497.116,23 TL, Borçlarının; 4.276.677,56 TL, Özkaynaklarının; (-) 91.779.561,33 TL olarak hesaplandığı, şirketin varlıklarının borçlarını karşılayamayacak durumda olduğu ve bu kapsamda davalı şirketin borca batık durumda olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir. Rapor tarihi itibariyle davalı şirketin rayiç değer bilançosunun düzenlenerek borca batık durumda olup olmadığının tespit edilmesi için dosyanın önceki bilirkişilere tevdiine, davalı şirket defterlerinde 13.09.2024 günü saat 10:00-11:00 saatleri arasında mahkememiz duruşma salonunda incelenmesine, delillere bizzat temas edilmesi gerektiğinden şirket merkezinde inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, inceleme gün ve saatininde davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının hazır edilmemesi halinde davacı beyanlarına itibar edilerek yargılamaya devam edilebileceği davalıya ihtar edilmiş, bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan 19.01.2025 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, davacının 87.246,88 USD bedelli fatura alacağının tahsili için .. 2. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında icra takibi başlattığı, icra takibine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiği, 89/1 haciz ihbarnameleri için bankalardan olumlu cevap alınamadığı ve yalnızca bir hesapta yaklaşık 200 USD haczedildiği, şirketin haczi kabil malvarlığı bulunamadığı belirtildiğinden, İİK 177'de aranan şekilde kesinleşen bir alacağın varlığı ve takibin sonuçsuz kaldığından hareketle ödemelerin tatilinden de söz edilebilir. Zaten İİK 177 kapsamında doğrudan iflasta şirketin borca batık olması gerekmediğinden buna yönelik bir mali hesaplama yapılması da gerekli değildir. Netice olarak, gerek 31.12.2024 tarihli bilançodaki rayiç değerler üzerinden gerekse 20.01.2025 rapor tarihi itibarıyla rayiç değerler üzerinden yapılan hesaplama sonuçlarına göre, davalı şirketin borca batık durumda olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca İİK 177 kapsamında doğrudan iflas koşullarının oluşup oluşmadığının takdiri mahkemeye aittir şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiştir. Borca batıklık miktarının düşük oluşu, davalı itirazları ve dilekçe ekinde sunduğu faturalar dikkate alınarak rapor tarihindeki güncel mali verilere göre davalı şirketin güncel rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığı konusunda ek rapor tanzim edilmesi için dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan 07.10.2025 havale tarihli 2. ek raporda özetle, ... 2. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına ilişkin, ... 3. İcra Hukuk Mahkemesi ...E. ...K. sayılı 27.02.2025 tarihli karar ile; “alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte borçlunun; alacaklı tarafça sunulan takip talebinde ve ödeme emrinde yalnızca alacağın döviz cinsinden yazıldığı, TL cinsinden karşılığının yazılmadığı sebebiyle takibin iptali amacıyla mahkememize başvurduğu anlaşılmakla, Şikayetin kabulü ile .... İcra Müdürlüğü nün ... E. (Eski 2. İcra Dairesi ...E.) sayılı dosyası ile davacı aleyhine başlatılan takibin iptaline” karar verilmiş olduğu görülmektedir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı şirket tarafından açılan icra takibinin iptaline karar verilmiş olması sebebiyle, dosya hesabında yer alan faiz ve vekalet ücretinin rayiç bilanço hesabında dikkate alınmaması gerektiğini beyan etmektedir. 30.09.2025 tarihi itibarıyla hesaplanan 809.982,01 TL faiz ile 401.753,82 TL vekalet ücreti toplamı 1.211.735,83 TL olmaktadır. Bu tutarın ticari borçlar hesabından tenzil edilmesi durumunda; Davalı şirketin 30.09.2025 tarihi itibarıyla rayiç bilanço hesaplarına göre Özkaynak tutarı (Aktif toplamı = 5.615.319,13 TL – Kısa Vd. Yab. Kay. Toplamı = 4.979.124,29 TL) = 636.194,84 TL hesaplanmakta olup, bu durumda davalı şirketin aktif toplamının borçlar toplamını karşılayacak durumda olduğu (borca batık olmadığı) şeklinde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe Dava, davalı şirketin ödemelerini tatil ettiği ve davalı şirketin borca batık durumda olduğu iddiasına dayalı iflas istemine ilişkindir. Dava, borca batık durumda bulunan şirketin resen borca batık durumda olduğunun belirtilerek iflasın ihbarı niteliğinde bulunan iflas davası istemine ilişkindir. Konuyu düzenleyen 2004 sayılı İİK nın 178-179 ve 6102 sayılı TTK'nın 376.maddelerinde sermaye şirketlerinin herhangi bir icra veya iflas takibine maruz kalmadan temsilcileri tarafından borca batık durumda oldukları mahkemeye yapılacak bir başvuru ile iflasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir. İİK'nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerini belirlemek ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir." (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ...-... E. K. sayılı ilamı) İİK. 181. Maddesinde de, İİK. 159, 160, 164, 165, 166. Maddelerinin bu fasıl hükümlerine göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunacağı ifade edilmiştir. Anılan düzenlemeler çerçevesinde İİK. 166. Maddesi kapsamında ticari sicil gazetesi ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetede ilan yapılarak dosya içine sağlanmıştır. Davalı şirketin sicile kayıtlı olduğu adresin Beyoğlu/İstanbul olduğu görülmekle bu davaya bakmakta mahkememizin kesin yetkili olduğu tespit edilmiştir. İİK. 179. Maddesine dayalı doğrudan iflasa dayalı bu davada davalı şirketin gerçek malvarlığı bilançosunun çıkarılması ve borca batıklığının tespiti bakımından uzman bilirkişi heyeti vasıtasıyla inceleme yapılarak rapor alınmış ve 07.10.2025 tarihli 2. ek raporda davalı şirketin güncel rayiç değerlere göre borca batık olmadığı ve doğrudan iflas halinin mevcut olmadığı ifade edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla; 1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Buna göre İİK'nın 177 maddesi uyarınca borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde mahkeme, borçlunun iflasına resen karar verebilecektir. Davacının, İİK 177. maddesi uyarınca, davalının doğrudan iflasını talep edebilmesi için yasada belirtildiği şekilde hem davalıdan alacaklı olduğunun hem de İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekmektedir. Dosyada mevcut bulunan ve mahkememizce itibar edilen ek raporda belirtildiği üzere davalı şirketin borca batık durumda olmadığı , davalının ödemelerini tatil ettiğine dair delil ibraz edilemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 732,00 TL olduğundan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 584,00 TL posta ve tebligat masrafı, 14.900,00 TL bilirkişi ücreti ile 1.404,12 TL ilan masrafı olmak üzere toplam 16.888,12 TL yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 74,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 5.900,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.974,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-İflas avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 7-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/01/2026

BAŞKAN ...

ÜYE ...

ÜYE ...

KATİP ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/820, K. 2026/8, T. 08.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-820-e-2026-8-k-bc11681cd3cf