İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/768 E. 2025/156 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/768
Karar No
2025/156
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/768 Esas KARAR NO: 2025/156 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 07/10/2022 KARAR TARİHİ: 19/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davalının müvekkili şirkette Belirsiz Süreli İş Sözleşmesine istinaden 01.02.2017 tarihinde işbaşı yaptığını, iş akdini haklı bir nedene dayanmaksızın 28.06.2022 tarihinde feshederek ihbar süresi sonu olan 24.07.2022 tarihi itibariyle işyerinden ayrıldığını, davalının iştigal konusu plastik eşya üreten firmalara hammadde olarak her türlü mühendislik plastikleri üretimi ve ticareti olan müvekkili şirket bünyesinde satış ve pazarlama yönetimi bölümünde ihracat yöneticisi olarak çalıştığını, müvekkili açısından gizli kalması gereken ve rakip bir firma tarafından öğrenilmesi halinde müvekkilinin çok büyük zararlara uğramasına neden olacak nitelikte bilgileri edindiğinde hatta işini yerine getirebilmesi için bu bilgileri edinmesi gerektiğinde şüphe bulunmadığı, bu sebeple davalı ile akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin “18.” Maddesinde rekabet yasağına yer verildiği, hal böyle olmasına rağmen davalının, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra müvekkili ile aynı iştigal konusunda (plastik hammadde üretim ve satış) faaliyet gösteren -------- bünyesindeki şirketlerden birinde çalışmaya başladığı öğrenildiği, davalının rekabet etmeme yasağına aykırı davranışının müeyyidesi sözleşmesinin 18.8. maddesi: “işçi, yukarıda halleri, zamanı, yeri, konusu ve türlü ayrıntılı olarak belirtilen rekabet yasağına aykırı hareket ettiği takdirde işverene, 80.000 € cezai şart ödemeyi ve ayrıca işverenin uğradığı tüm zararları ve doğabilecek ek zararları gidereceğini kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. İşçi söz konusu cezai şartı önceden ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulamaz” ve “18.9. maddesi “işçinin rekabet yasağına aykırı davranması halinde işverenin işçiden cezai şart, uğranılan zarar ve doğabilecek ek zararların ödenmesini talep etme dışında yasağa aykırı davranışa son verilmesini ve/veya engellenmesini talep etme hakkı saklıdır.” Şeklindeki hükümlerle belirlendiği,Rekabet yasağının TBK’nun 444 ve devamı maddelerinde yer alan hükümlere ve hakkaniyete uygun sınırlamalar içerdiğini, Somut olayın özellikleri, Davalının çalışırken müvekkili şirkette yerine getirdiği görev, davalının çalışırken edindiği bilgilerin rakip firma tarafından öğrenilmesi halinde müvekkili şirket aleyhine büyük zararlara neden olabilecek nitelikte olması, davalının çalışmaya başladığı yabancı sermayeli --------- ---------- ve Dünya çapında Pazar payının ve sermayesinin büyüklüğü, davalının yasak süresi ve coğrafi bölge içinde rakip bir işletmede çalışmaya başlamış olması gibi hususlar, göz önün bulundurulduğunda davalının rekabet yasağını ihlal ettiği ve cezai şartın en yüksek hadden takdir ve tayin edilerek davanın kabulüne karar verilmesini, davalının yerine getirdiği görev itibariyle TBK’nın 552. Maddesi uyarınca yurt dışı anlamında Satış Temsilcisi (Pazarlamacı) görevini yerine getirdiğinde bağlı tacir yardımcısı olarak kabul edilebileceği, daha önce müvekkili şirket tarafından diğer çalışanlar aleyhine---------- E., ---------- ve ----------- E. sayılı dava dosyaları ile davalar açıldığı ve lehe olarak karar verildiği, arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığı, fazlaya ilişkin her türlü talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, davacının rekabet yasağına aykırı davranışı nedeniyle 60.000 Euro cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davalının rekabet yasağına aykırı davranışına son verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davacının tüm iddialarında haksız ve kötü niyetli olduğunu, iş yerinde baskı, hakaret ve katlanılamayacak derecede aşağılamayla çalışmak zorunda kalan müvekkilinin kendisinden hukuka aykırı ve hatta Türk Ceza Kanunu ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu bağlamında suç teşkil eden ve ayrıca Türk Ticaret Kanunu ve Rekabete ilişkin mevzuat bakımından davacı tarafından rakip firmaların verilerinin çalınıp işçilere verilip kullanılmak suretiyle haksız rekabete yol açan eylemler yapılmasının kendisinden istenmesi nedeniyle; davacı iş yerinde tüm bu haklı nedenlerle istifa etmek suretiyle ayrıldığını, mail yazışmaları ve tanık ifadeleriyle tespit edilebileceğini, bilirkişi incelemesi sonunda müvekkilinin hizmet sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve bunun da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 447. Maddesinde havi; ''Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer.'' Hükmü uyarınca taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin sona erdiği, 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesine göre, "Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. "şeklinde kurallara yer verilerek rekabet yasağının esasları düzenlendiği, Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde ikinci cümlede ise rekabet yasağının kapsamının sınırlandırıldığı ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olmadığı durumlarda bu tür düzenlemelerin geçerli olacağı hükme bağlandığı, aynı yasanın 445. maddesine göre,"rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz." süre konusuna yasada açıklık getirildiği özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşmayacak şekilde rekabet yasağı öngörülebileceği, davacı yanın sözleşme imzalattığı halde müvekkiline çalışmayacağı zaman dilimi için herhangi bir ödeme taahhüdünde bulunmadığı gibi herhangi bir ödeme yapmadığını, kişinin çalışma ve maddi manevi varlığını geliştirme hürriyetini tamamen ortadan kaldıracak şekilde yapılan sözleşmelerin geçerliliğinden söz etmenin imkansız olduğu, müvekkilinin işten ayrılışıyla davacı firmanın herhangi bir müşteri kaybına uğramadığını, Müvekkilinin davacı şirket bünyesinde Avrupa bölgesindeki müşterilerle temas halinde olduğu ve Avrupa bölgesindeki müşterilere hizmet sunduğunu, müvekkilinin çalışmakta olduğu yeni şirketinde ise Avrupa dışı ülkelerdeki müşterilerle iş ilişkisi içinde olduğu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin, davacının müşteri çevresini haiz olduğu ve bununla birlikte müşterileri etkileme olanağı olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin yeni şirketinde davacı şirketteyken çalıştığı bölgenin tamamen dışında çalıştığını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesini özetle; Davalı tarafın iş akdini bir takım etik kurallar, psikolojik baskı vs. nedenleriyle feshettiğini, davalı tarafın iş akdini müvekkili şirketçe yapıldığı beyan ve iddialarının gerçek dışı ve eylemlerin etik değerleriyle bağdaşmadığı için feshettiğini beyan ve iddia ettiklerini, müvekkili nezdinden çalışmadan önce plastik sektörü hakkında hiçbir bilgisi olmayan davalının söz konusu rakip firma tarafından plastik sektörüne ve müvekkili şirketin ticari sırlarına vakıf olduğu için çalıştırılmaya başlandığı hususunun izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan mezun belgesinden de anlaşılacağı üzere Ulaştırma ve Lojistik dalında öğrenim almış ve pazarlama dalında da bilgi sahibi olan davalının plastik sektörü için ve dışında pek çok farklı birimde iş bulup çalışması mümkünken müvekkili şirket gibi mühendislik plastikleri sektöründe faaliyet gösteren rakip firmada çalışmayı seçmiş olmasının da beyan ve itirazlarını destekler nitelikte olduğunu, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi göz önünde bulundurularak davalının rakip firmada çalışması dolayısıyla ihlal ettiği rekabet yasağına aykırı davranışlarına tedbiren de olsa son verilmesini, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesini özetle; Davacının replik dilekçesinde davaya yenilik katacak iddialarda bulunamadığını, yalnızca davaya cevap ve itirazlarını eleştirdiğini, kayda değer argüman sunmadığını, davacının cevaba cevap dilekçesinde alıntılamış olduğu kanan maddeleri ile iddialarının birbirini desteklemediğini, davacının savunma ve itirazlarına vermiş olduğu cevaplardan ve dilekçelerinde belirttikleri açık ve net hususları çarpıtmasından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin büyük bir mobbing ve baskı altında çalıştığını, davacı şirketin hukuka aykırı yollarla rakip firmaların satış ve müşteri verilerini ve sair birçok verisini elde ettiğini, bunu bir mail ile müvekkili ve çalışma arkadaşlarına ilettiğini, rakiplerinin müşterilerini ayartmak suretiyle haksız kazanç elde etmek istediğini ve müvekkili ile çalışma arkadaşlarını suç işlemek üzere baskı altına aldığını, müvekkillerinin buna karşı çıkmasıyla üzerindeki mobing arttırıldığını ve müvekkile ağır hareketler edildiğini, davacı tarafın müvekkilinden haksız şekilde ve 80.000,00 Euro gibi fahiş bir miktarla döviz üzerinden rekabet yasağına ilişkin cezai şart koyması Türk parasının kıymetini koruma hakkında kanun ve Türk parası kıymetini koruma hakkında ---------- sayılı karara ve ---------- sayılı sayılı -------- kararına açıkça aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, anılan ---------- kararıyla taraflar arasında yapılan sözleşmelerde döviz cinsinden bedel kararlaştırılamayacağı hüküm altına alındığından müvekkil işçi aleyhine sözleşmeye konulan cezai şartın bu yönden de geçersiz olduğuna karar verilmesi gerektiğini, davacının haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli davasının reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını özetle; 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı, dava konusu ihtilafı aydınlatmaktan uzak, bilirkişilerin sübjektif görüşlerine dayalı olarak hazırlanmış olduğunu, hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, aleyhe olan husular yönünden bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ve rapora karşı itiraz ettiklerini, itirazları doğrultusunda somut uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişilerin de katılımı ile tüm delillerin toplanıp, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, talebin kabul görmemesi halinde yerinde inceleme yapılmak sureti ile mevcut heyetten ek rapor alınmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını özetle; 30.04.2024 tarihli bilirkişi kök raporuna karşı beyanlarının ve aynı heyet tarafından sunulan ek rapora karşı itirazlarının sunulması ile raporda da detaylı tespiti yapıldığı üzere ispatlanamayan davanın reddini talep ettiklerini, kök rapor aile çelişkiler içeren ek rapor sunulduğunu, davacının delil sunma ve gösterme aşamasından sonra dosyaya delil ibraz etmesini ya da delil göstermesinin HMK'Dya açıkça aykırı olduğundan kabul etmediklerini, bilirkişilerin dava dışı ----------- şirketi ile davacı şirketin faaliyet alanlarının kök raporda benzer, ek raporda ise benzer olduğunu rapor ettiklerini, dava dışı şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının birebir aynı olmamakla birlikte benzer olduğunu, şirketlerin faaliyet alanlarından ziyade müvekkillerinin dava dışı ve davacı şirketteki pozisyonun önem arz ettiğinin izahtan vareste olduğunu, rapora itirazları doğrultusunda yeni bir heyetten rapor alınmasını, davacının haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde ;Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır. Uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Davalının davacı şirkette 01.02.2017 tarihinden 24.07.2022 tarihine kadar çalıştığı sabit olmakla, işyerinden ayrıldıktan sonra dava dilekçesinde ayrıntılı yazılı nedenlerden dolayı davacı şirkete yönelik haksız rekabet yasağına aykırı davranışı bulunup bulunmadığı, varsa davacının davalıdan cezai şart alacağı talep hakkı bulunup bulunmadığı varsa miktarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmıştır. Davalının işyerindeki pozisyonu iş sözleşmesi ve eki belgelerde "ihracat yöneticisi" olarak belirtilmiştir. Davalı 22.07.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa etmek suretiyle iş akdini feshetmiştir. ----------- kayıtlarına göre, davalı işçi, davacı nezdindeki iş akdini feshettikten sonra iş çıkışının ertesi günü dava dışı şirkette çalışmaya başlamıştır. Davacı taraf, işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu(e.BK)'nun 348/1. Maddesinde, iş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki tarafın, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını, şart edebilecekleri, 2. Fıkrada ise, rekabet memnuiyetine dair olan şartın, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caiz olduğu düzenlenmiştir. Gerek e.BK'nın gerekse TBK'nın rekabet yasağına ilişkin düzenlemeleri benzer mahiyette olup, her iki kanuna göre de rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterli görülmüştür. Taraflar arasında fesihle sonuçlanan belirsiz süreli iş sözleşmesi uyarınca imzalanan Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 3. Maddesinde, rekabet yasağına giren haller işçinin işverene ait işyerinde veya işyerinden sayılan yerlerde çalışırken öğrendiği ve/veya öğreneceği üretimin ve/veya geliştirilmesine ilişkin kimyasal formüllerin, müşteri çevresinin, tedarikçi çevresi, tescil edilemeyen değerler, iş ve ticaret sırlarının, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işveren'e zarar verecek biçimde kullanılması ve/veya bu tür davranışlarda bulunması, bu bilgileri işverenin rızası olmadan açıklaması, işveren ile rekabet etmesi, kendi hesabına rakip işletme açması, başka bir rakip işletmede çalışması ve/veya bunların dışında rakip işletmeyle başka türden herhangi bir menfaat ilişkisine girişmesi ve/veya rakip işletmeye ortak olması olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 18. Maddesinde rekabet yasağının süresi iş akdinin feshinden itibaren 2(iki) yıl olarak tespit edildikten sonra, 18. Maddesinde rekabet yasağının coğrafi sınırı ---------- ve ----------- Bölgesi olarak belirlenmiş, 18. Maddede ise işçinin rekabet yasağına aykırı hareket etmesi halinde cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Davalı hizmet akdi sona ermeden önce davacı şirket nezdinde ihracat yöneticisi olarak çalıştığından alelade bir çalışan olmadığı açıktır. Davalının davacı şirketteki pozisyonu, davacının müşteri çevresi, fiyat ve pazarlama politikası ile işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı vermektedir. Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan kanuni düzenlemeye uygun olup geçerlidir. Davacı şirket ile davadışı şirketin her ikisinin merkezinin---------- İlinde, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı müşteri çevresini hedefleyen rakip firmalar olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf, rekabet yasağı sözleşmesinin 18. maddesi ile hizmet sözleşmesinden sonra 2 yıl süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada, iş akdinin sona erdiği tarihten itibaren 2 yıl geçmeden ----------- kayıtlarına göre iş çıkışı ertesi günü çalışmaya başlayarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğine e.BK'nın 351. (TBK'nın 446.) maddesi uyarınca rekabet yasağının bağlandığı cezai şarttan sorumludur. Davacı firma ile dava dışı şirket --------- bölgesinde yer alan -------- sınırları içerisinde bulunmaktadır. Davacı firmanın faaliyet gösterdiği bölgelerin rekabet yasağının yer itibariyle sınırlandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. TBK'nın 182/3. Maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Rekabet yasağı kaydına ilişkin davacı iş verenin üstlendiği karşı bir edim de bulunmamaktadır. Buna göre davalı işçinin bir aylık ücreti ve işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması ayrıca davalının ücretinin Türk Lirası olarak belirlenmesine karşın cezai şartın Euro cinsinden belirlenmiş olması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan bir indirim yapılması uygun, makul ve gereklidir. Buna göre sonuç olarak davacının, davalının rekabet etmeme yasağı nedeniyle 3.000,00 Euro cezai şart alacağı bulunmaktadır. Davalı daha önce temerrüte düşürülmediğinden temelde iş ilişkisinden kaynaklanan bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmalıdır. Ayrıca sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemeyecektir. Bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- DAVANIN KISMEN KABULÜNE 3.000,00 Euro'nun dava tarihi itibariyle ---------- Bankasının Euro cinsinden dövize belirlediği faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 3.737,84 TL'nin başlangıçta alınan 18.956,03 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 15.218,19 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 3.737,84 TL karar harcı, 80,70 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 3.818,54 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu 24.000 TL bilirkişi masrafı, 918,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere bakiye toplam 28.736,54 TL'nin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 1.245,90 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yargılama sırasında davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.560,00 TL'nin davanın red-kabul oranına göre hesaplanan 78,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile bakiye kalan 1.482,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OY BİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.19/02/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/768, K. 2025/156, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-768-e-2025-156-k-b4b8a06025f4