İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/717 E. 2025/1012 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/717
- Karar No
- 2025/1012
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/717 Esas KARAR NO : 2025/1012 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 07/07/2022 KARAR TARİHİ: 21/11/2025 Mahkememizde görülen Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Torbalı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı yan tarafından davacı borçlu müvekkili aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı icra takip dosyasında icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı alacaklı icra takibine dayanarak 230.000,00 TL miktarlı 17/04/2021 tanzim tarihli, 25/04/2021 vade tarihli senedi takibe koymuş olduğunu, davalı tarafından müvekkil aleyhine kötü niyetli olarak takip açılmış olmasına rağmen müvekkili maddi imkansızlıklardan dolayı 10 örnek icra takibine itiraz edememiş ve icra takip dosyası kesinleşmiş olduğunu, menfi tespit davası borçlunun borcu henüz ödemeden önce borçlu bulunmadığının tespiti için açabileceği veya icra takibinden sonra da açabileceği bir dava olduğunu, borçlu takipten önce veya takipten sonra bir menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini isteyebileceğini, müvekkilinin davalı alacaklı yan herhangi bir borcunun olmaması sebebiyle mahkeme nezdinden menfi tespit davası açmak zorunluluk arz etmiş olduğunu, müvekkilinin ... ili ve ilçelerinde ... adı altında tadilat, dekorasyon işleri ile ilgilenmekte olduğunu, davacı müvekkilinin tadilat ve dekorasyon işi yaptığından dolayı davalı yan ile tadilat ve dekorasyon işinin yapılması konusunda anlaşma sağlamış olduğunu, iş bu anlaşma uyarınca müvekkilinin davalı yanın malik olduğu ... adresinde bulunan taşınmazın tadilat ve dekorasyon işlerini yapmaya davalı yan ise de yağıla iş karşılığında bedeli ödemeyi taahhüt etmiş dolduğunu, iş bu taahhüt doğrultusunda 09.10.2020 tarihli taahhüt sözleşmesi imzalamış olduğunu, sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı müvekkilinin Kasım ayında COVİD-19 virüsüne yakalandığından dolayı işin uzamış olduğunu, müvekkilinin uzayan işleri bitirdikten sonra bahse konu sözleşmeden kaynaklı 2. ödemeyi davalı yandan talep etmiş ancak davalı yan ödeme yapmamış ve parayı emanet olarak başkasına verdiğini para geldiğinde ödeme yapacağını belirtmiş olduğunu, daha sonra davalı yan sözleşmeye istinaden 2.500 TL pimapenler için 7.500 TL de fayanslar için ödeme yapmış olduğunu, müvekkilinin kalan işlerin yapılması için tekrardan davalı yandan ödeme talep ettiğinde davalı yan müvekkiline güvenmediğini teminat senedi vermesi durumunda ödeme yapacağını belirtmiş olduğunu, müvekkilinin işlerin aksamaması için davalı yanı ve eşini ofisine çağırmış ve davalı yan ve eşi ofise gelmiş olduğunu, müvekkilinin 80.000,00 TL bedelli teminat senedini doldurduğu esnada iş yerinde bulunan müşterinin doğum sancılarının tutması sebebiyle kadınla ilgilenmek zorunda kalmış ve boş senedi (imzalı olarak) olayın vermiş olduğu vahametle davalılara vermiş olduğunu, daha sonra müvekkilinin işlerin tamamlatılması için ödeme talep ettiğinde davalılar tarafından yine ödeme yapılmamış olduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Torbalı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/07/2022 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı kararı ile "...23.07.2004 Tarih 25531 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu uyarınca Torbalı İlçesi İzmir Büyükşehir Belediye hudutları içerisine alındığından ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 24/03/2005 tarih 188 sayılı ihtisas mahkemelerinin yargı alanlarını yeniden belirleyen ilke kararı gereğince tarih belirtilmeksizin Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu Ağır Ceza Merkezlerinde oluşturulan müstakil Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin yalnız Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde Ağır Ceza Mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine karar verildiği, bu karar ile mahkememizin (Ticaret Mahkemesi) sıfatının kaldırıldığı, açılan davaya İzmir Ağır Ceza Merkezinde kurulu müstakil Ticaret Mahkemelerinde bakılması gerektiğinin kabulü ile mahkememizin görevsizliğine.." karar verilmiş, mahkememize tevzi edilmekle mahkememizin ... esasına kaydı yapılmıştır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep etmiş olduğu ihtiyati tedbir talebi ile ilgili olarak mahkememizin 03/11/2022 tarihli ara kararı ile "....Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE; İ.İ.K 72/3 maddesi gereğince, (230.000,00-TL ) üzerinden %20 oranında ( 46.000,00-TL) teminat yatırılması ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulması halinde, Torbalı İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA..." karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ile müvekkili ..., evinin tadilat ve dekorasyon işinin yapılması için anlaştıkları, fakat 09.10.2020 tarihinde taraflar arasında imzalanan ve 22.11.2020 tarihinde ise tadilatın tamamının bitirilerek evin tesliminin yapılmasına dair edimi içeren Taahhüt Sözleşmesi'ne istinaden yapılacağı iddia edilen işlemler eksik, hatalı ve gecikmeli yapıldıkları, müvekkili, bu gecikmelerden dolayı mağdur olduğunu, müvekkili bu durumu davacı yana iletmiş olsa da, davacı yan her defasında işi tamamlamayarak para talep ettiğini, müvekkili ise işlerin ve mağduriyetinin daha fazla uzamaması adına iyi niyetli olarak davacı tarafından talep edilen tüm ödemeleri bir umut yaptığını, davacı tarafın dosyaya sunduğu dekontlarla da sabit olduğunu, müvekkili üzerine düşen edimini ifa etmiş olsa da davacı yan sözleşme çerçevesinde talep edilen işlemleri yapmadığını, taleplere yanıt vermemesinin gerekçesi olarak davacı yanın Covid-19 virüsüne yakalanmış olması, kalp rahatsızlığı geçirmesi, trafik kazası sebebiyle bir yakınını kaybetmesi, telefonunun arızalanması ve ustaların elinde başka iş olması gibi çeşitli sebepler ileri sürülmüş olsa da davacı yan işleri bitirmesi için verilen süreyi fazlasıyla aşmış ve müvekkilinin mağdur ettiğini, davacı taraf, takip konusu senedin bir teminat senedi olduğu iddiasında bulunulduğunu, ancak bu husus tamamiyle gerçek dışı olduğunu, nitekim bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli, ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanması gerektiğini, bir senedin teminat senedi olduğunu ileri süren taraf bunu yazılı bir belge ile ispatlaması gerektiğini, somut olayda takip konusu bononun teminat senedi olduğu yönünden davacı tarafça dosyaya herhangi bir yazılı belge sunulamadığını, davacı yanın, dava dilekçesinde müvekkili ...'in davacı yana güvenmemesi sebebiyle teminat senedi talep ettiği, davacı yanın iş yerinde bulunan çalışanın doğum sancılarının tutması sebebiyle kadınla ilgilenmek zorunda kalmış olduğu, boş senedi imzalı olarak davalı müvekkiline vermiş olduğu iddiası gerçeği yansıtmamakta olup yalandan ibaret olduğunu, kurgu olduğu aşikar olan bu iddiaların ispatı davacı tarafça mümkün olmadığını, davacının dava konusu senedi vahametle müvekkiline vermiş olduğu iddiası davacı yanın borçtan kurtulmaya yönelik kurgusal olarak ortaya attığı bir iddia olduğunun aşikar olduğunu, nitekim senedin verildiği esnada orada doğum sancısı tutan bir kadın olmadığına müvekkilinin eşinin de şahit olduğunu, davacı yan kendi hür iradesiyle senedi müvekkiline verdiğini, söz konusu senet, davacının iddia ettiği gibi müvekkili ...'in evinin tadilat ve dekorasyon işinin yapılmasının teminatı için verilmediğini, bahse konu tadilat ve dekorasyon işinin yalnızca bir kısmı yapıldığını, davacı tarafından senedin müvekkiline verilmesinin amacı; Taahhüt Sözleşmesi ile vaadedilen işlerin zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirilmemesi neticesinde müvekkilinin uğramış olduğu zararların giderilmesi amacıyla verildiğini, müvekkili, süreç uzadıkça davacı tarafa defalarca karşılıklı anlaşıp yollarımızı ayıralım demesine rağmen davacı taraf her seferinde müvekkilinden süre talep etmiş ve geç teslimden dolayı müvekkilinin uğradığı tüm zararı karşılayacağını defaatle belirttiğini, davacı taraf müvekkilinden tadilat için sürekli para talep ettiğini, müvekkili her seferinde gerekli ödemeyi yaptığını, ancak davacı bu paralarla evin tadilatını yapmak yerine başka borçlarını ödediğini, bu durumu müvekkiline itiraf ettiğini ve arkadaşı tarafından dolandırıldığını, o sebeple mali durumunun bozulduğunu ve müvekkilinden aldığı ödemeleri tadilat da kullanmadığını söyleyerek müvekkilinden yine süre talep ettiğini, müvekkili tamamen iyi niyetli davacı tarafa istediği kadar süre tanıdığını, ancak davacı taraf müvekkilinin iyi niyetini suistimal ederek süreci çok uzattığını, müvekkili, söz konusu süreçte oturduğu evin kontratının bitmesi sebebiyle ev sahibi ile sorunlar yaşamış ve bu nedenle evi boşaltmak zorunda kaldığını, davacı tarafın süresinde evin tadilat işlerini bitirmemesi dolayısıyla söz konusu ev, yaşanılacak bir durumda olmadığını, bu sebeple müvekkili zorunluluktan ve mağduriyetten dolayı ... ili ... ilçesine yerleştiğini, bu esnada müvekkilinin oğlu özel bir okulda ... sınıf öğrencisi olarak eğitim görmekte ve üniversite sınavına hazırlandığını, davacı tarafın tadilatı süresinde yapmamış olmasından ötürü, müvekkilinin oğlunun okuluna gidemediğini ve sınav haftaları ...'den ...'e gelmek ve otelde konaklamak zorunda kaldıklarını, aynı dönemde müvekkilinin eşi ...'te öğretmen olarak çalıştığının ve müvekkilinin, eşini haftanın birkaç günü ...'den ...'e işe götürüp getirmek zorunda kaldığını, o süreçte hala evin tadilatının biteceğini umut eden müvekkilinin ve ailesi sabırla beklediklerini, müvekkilinin yaşadığı tüm sıkıntılardan haberdar olan davacı, müvekkiline evlerinin kirasını, yol masraflarını ve otel masraflarını da karşılayacak bir senedi müvekkiline vereceğini söylediğini, davacı ...'ın müvekkilinin uğramış olduğu tüm zararı karşılayacağını belirtmesinin ardından müvekkiline 230.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, davacı bu senedi, tadilat için kendisine ödenen ancak yapılmayan işlerin karşılığı, evin teslim edilmesi gereken tarihten itibaren teslim edilene kadar doğacak her ay için işleyen kira bedeli, hatalı yapılan işlemlerin sökülme masrafları, sözleşme tarihinden bugüne kadar sözleşmeye konu malzemelerdeki artan fiyat farkı, yeniden yapılacak işlerin masrafları, müvekkilinin çocuğunun sınav haftaları ve eşinin işi sebebiyle haftanın birkaç günü gelinen yol masrafı ve otel masrafı için müvekkiline, bedelini kendisi belirleyerek senet düzenlemiş ve müvekkilini çağırarak söz konusu senedi verdiğini, bu zararların tamamını karşılayacağını belirten davacı ..., müvekkiline senedi kendi rızası ile imzalayıp verdiğini, davacı yanın İzmir ... Noter kanalı ile göndermiş olduğu 15/09/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameye Torbalı ... Noterliği kanalı ile ... yevmiye numaralı ihtarnameyle 11/10/2021 tarihinde cevap verdiklerini, davacı tarafın kötüniyetli olarak müvekkili ...'den -yapılacak işleri bahane ederek- para alması, müvekkilinin işlerin hızlıca bitmesi için iyiniyetle parayı vermesi dikkate alındığında kötüniyetli olarak haksız kazanç elde etmek amacıyla bu davayı açmış olan davacı taraf olduğunu, davada; kural olarak ispat yükü davacıda olduğunu, bonodaki imza inkar edilmediğinden, davacının iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacının itirazlarının mahiyeti gereği senedi senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, kambiyo senedi olan bono sebepten mücerret borç ikrarını içerdiklerini, senedin boş olarak imzalanıp sonradan doldurulduğu iddiası yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, ancak davacı kambiyo senedinin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak ispata yarar bir yazılı belge sunamadıklarını, davacının, müvekkiline borçlu olduğunun aşikar olduğunu, senede ilişkin borcu ödediğine dair ise herhangi bir delili olmadığını, dava konusu senetteki imza davacının kendisine ait olduğunu, davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar maddi imkansızlık nedeniyle icra takibine itiraz etmediğini iddia etse de bu husus gerçek dışı olduğunu, davacı icra takibine karşı imzaya ve borca itirazda bulunmamış, borcu olduğunu kabul ettiğinden yalnızca yetkiye itiraz ettiğini, yetki itirazına başvurma sebebi ise icra takibini sürüncemede bırakmak olduğunu, yetki itirazı dosyasında talep reddolunduğunu, menfi tespit davası için başvuru yapmaktaki amacı takibi tekrardan sürüncemede bırakmak ve tahsil sürecini uzatma gayesinden ibaret olduğunu, davacı yanın davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, müvekkili alacağını sürüncemede bırakmak için açılmış haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT: İzmir ... Asliye. Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası, Torbalı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, İzmir CBS.nin ... soruşturma dosyası UYAP üzerinden getirtilmekle incelenmiş ve dosya içerisine alınmıştır. Davalının ve davacının sıfatının tespiti bakımından yazılan müzekkerelere gelen cevabi yazılarda özetle; İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nca hem davacı hem de davalının terk mükellef oldukları, Esnaf ve Sanatkarlar Odası nezdinde davacının kaydının mevcut olup davalının olmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünde nezdinde davacının kaydının mevcut olup davalının olmadığı şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Dava, İİK'nın 72. Maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın Torbalı İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalıya borcu olup olmadığı olmadığı, bu bağlamda alacağın varlığı ve miktarı ile icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, senedin teminat amaçlı verilip verilmediği, rızaen verilip verilmediği, gıyaben doldurulup doldurulmadığı, esas sözleşme kaynaklı işlerin tamamlanıp tamamlanmadığı, 230.000 TL senedin davalıya geç teslim kaynaklı zararları tazmin ve temin amaçlı verilip verilmediğinin tespiti noktalarında toplandığı, Somut olayda; davacının talep ettiği menfi tespit davasında senedin davalı tarafından teminat senedi olmasına rağmen Torbalı İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında takip başlatılmasından kaynaklı takibin hukuksuz olduğu ileri sürülerek açılan menfi tespit davası olduğu anlaşılmakla, Söz konusu senedin teminat senedi olarak verildiği ve borcun ödendiğinin ileri sürüldüğü görülmüştür. Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden bu hususu yazılı belge ile ispatlamalıdır. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekmektedir. Bu hususta tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme ihtiyacı duyulmuş olup, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda konu ile alakalı olmak üzere; inceleme yapılan davacı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun olarak tutulduğunun tespit edildiği, davalı tarafın takip konusu yaptığı ve davacı tarafından keşide edilen 17.04.2021 keşide tarihli, 25.04.2021 ödeme tarihli 230.000,00 TL senetin davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibari ile davacının davalı taraftan 220.799,40 TL alacak kaydının olduğu, ancak davalı tarafından muhtelif tarihlerde davacı tarafa yapılan hiçbir ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı dolayısı ile davalı ticari defterlerinin de görüş ve kanaat bildirmeye elverişli olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın takip konusu yaptığı ve davacı tarafından keşide edilen 17.04.2021 keşide tarihli, 25.04.2021 ödeme tarihli 230.000,00 TL senetin davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibari ile davacının davalı taraftan 220.799,40 TL alacak kaydının olduğu, ancak davalı tarafından muhtelif tarihlerde davacı tarafa yapılan hiçbir ödemenin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... D. İş kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından yapılan işler ve eksiklerin davalı ... beyanatları ile hazırlandığı anlaşılmış olup, davacı tarafından yapılması gerektiği halde eksik ve tamamlanmayan işlerin davalı ... tarafından yapıldığı hususu rapor edildiği halde davalı tarafından tamamlanan işlere ait tevsik edici fatura, dekont veya muhtelif belge dosya içeriğine sunulmadığı, takip konusu senet, davacının iddia ettiği gibi ...'in evinin tadilat ve dekorasyon işinin yapılmasının teminatı için verilmediği, geç teslimden kaynaklı zarar karşılığında davalı tarafından davacıya verildiği ifade edildiği, dosya kapsamında davacı tarafım yaptığı imalatlar ile davalı tarafından yapılan imalat ve zarar hesaplamasına dayanak belge dosya içeriğine sunulmadığından takip tarihi itibari ile davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarının hesaplanamadığı yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu görülmüştür. Mahkememizce bekletici mesele olarak karar verilen Torbalı CBS nin ...-... S.-K. Sayılı kararı ile "...Müşteki ...'ın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde özetle; iş yeri sahibi olduğunu, müşterisi olan şüpheli ... ile sözleşme yaparak tadilat konusunda anlaştıklarını, bu ilişki sebebiyle şüpheliye miktar ve tarih olmayan senet verdiği, müştekinin bu senedi daha sonra farklı tutar ve tarih belirterek icraya koyduğunu, şikayetçi olduğunu bildirdiği, Şüpheli ...'in savunmasında özetle; emekli olduğunu, müşteki ...'la evinin tadilatı konusunda sözleşme yaptıklarını, müştekinin zamanında evini teslim etmediği gibi yaptığı hatalı tadilat nedeniyle zarara uğradığını, bu nedenle müştekinin kendisine dolu olarak verdiği senedi icraya koyduğunu, senedi kendisinin doldurmadığını ifade ederek suçlamaları reddettiği, dosyada müştekinin açığa imzanın kötüye kullanıldığı iddiasını ispatlar herhangi bir tanık yahut delil vesikası bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olay değerlendirildiğinde; Her ne kadar müşteki ...'ın şikayeti üzerine soruşturma işlemlerine başlanılmış ise de, müştekinin senet üzerindeki tarih ve imzanın daha sonradan doldurulduğuna ilişkin iddiasının hiç bir ispata elverişli delil ile somutlaştırılamadığı, şüphelinin suçlamaları reddettiği, bu aşamada senedin şüpheli tarafından suç oluşturacak şekilde doldurulduğuna yönelik kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı, ayrıca müştekinin borcunun senet miktarı kadar olmadığına ilişkin itirazlarının icra takibi aşamasında yapılabilecek olan borca itiraz kapsamında kaldığı, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan karşılıklı hukuki ihtilaf niteliğindeki iddiaların çözümünün özel hukuk ilişkisi içerisinde aranması gerekeceği, neticeten yasal suç unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, şüpheli hakkında yüklenen suçtan kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına..." dair karar verildiği, karar itiraz edilmeden müşteki yönünden 20/03/2024, şüpheli yönünden 18/11/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalının davacıdan teslim aldığı ve icra takibine konu yapılan senet hakkında imzalandığı ileri sürülen senet hakkında düzenleme tarihi, bedel, lehtar ve keşideci gibi belirleyici unsurların ayrıca ve açıkça dercedilmediği, Dosya kapsamı incelendiğinde davacı yanın teminat senedi verdiğine dair hiçbir evrak olmadığı, bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Sözleşmenin yanı sıra bono üzerinde "teminat içindir", "teminat senedidir" ibareleri de yer almamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12-496/534 sayılı ilamında; “…Takip konusu senet arkasında ‘işbu senet teminattır’ biçimindeki açıklama, neyin teminatı olduğunu açıkça belirtmediğinden, anılan senedin teminat senedi olduğunun kabulüne yeterli değildir. Dairenin yerleşik ve süreklilik arz eden içtihatları da bu yöndedir…” Ancak icra takibine konu edilen senette yahut ... adresinde bulunan taşınmazın tadilat ve dekorasyon işlerinin yapılması ile ilgili yapılan anlaşmada senedin teminat senedi olarak alındığına dair herhangi bir yazılı delil olmadığı, senedin ticari defter kayıtlarına işlenmemesinin senedi hükümden düşürmeyeceği mahkememizce değerlendirilmiş, davacı tarafın bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. Teminat amaçlı verilen çekin/bononun/kıymetli evrakın anlaşma hilafına doldurulması, Teminat amaçlı verilen çekin/bononun/kıymetli evrakın anlaşma hilafına tedavülü de bu istikamette yazılı delil ile ispata muhtaç olacaktır. Bu anlamda yazılı delil ile ispat ve 3.şahsın iktisabına dair ticaret dairesi kararları da bu hususları teyid eder mahiyettedir. Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No: ... - Karar No: ... "Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı ...Şti' nin senede ciro yoluyla hamil olduğu, TTK 599. maddesi uyarınca keşidecinin lehtar ile arasındaki şahsi def' ileri hamile karşı ileri sürebilmesi için hamilin kötüniyetli olduğunu, senedi borç olmadığını bile bile iktisap ettiğini kanıtlaması gerektiği, yine davacının dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacı vekilinin davalı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini beyan ettiği, davacının senedin teminat senedi olduğunu ve cironun muvazaalı olduğunu ispat edemediği gerekçeleriyle, davanın reddine, her ne kadar davalı ...Şti. kötüniyet tazminatı talep etmiş ise de, İİK nun 72. maddesi uyarınca infaz edilen bir tedbir olmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA"",Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No: ... - Karar No: ... "Davacılar bonoda keşideci ve avalist konumundadır. Davalı ... lehdar, diğer davalı ... ciro yoluyla hamil konumundadır. Bedelsizlik iddiası mahkemece kabul edilmiş ise de davacılar ile bono lehdarı ... arasındaki bedelsizlik iddiasının ciro yoluyla hamil olan davalı ...'a karşı ileri sürebilmesi için ...'ın kötüniyetli olduğunun, senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun kanıtlanması gerekir. (TTK.m.687). Somut olayda davacılar ve davalı ... arasında herhangi bir akdi ilişkinin varlığı ve ...'ın kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarı açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA," İspat külfeti ve maddi hadisenin nisbi benzerliği itibari ile örnek bir içtihat incelendiğinde; “….Somut olayda;davacı, harici satış sözleşmesi ile davalıya araç sattığını ancak bedelini alamadığını iddia ederek zamanaşımına uğramış çek nedeniyle başlatmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, kambiyo vasfını kaybetmiş çek, ispat hukuku açısından yazılı delil başlangıcı olduğu, yazılı delil başlangıcı olması nedeniyle ticari ilişkinin ve alacağın varlığı tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği,davacı taraf tanıklarının beyanlarından çekin,araç satışı karşılığı davacı tarafa verildiğinin anlaşıldığını,davalının çekteki imzaya itiraz etmediği, Serik ...Noterliği 13/11/2007 tarih, ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinden ... marka aracın ,... Şti.yetkilisi olan davacı ... tarafından, ... isimli kişiye satıldığı, ileri tarihli çek uygulamasının ticaret hayatında yaygın bir uygulama olduğu ve davacı tarafın alacaklı olduğunu birbirini doğrulayan tanık beyanları ve yazılı delil başlangıcı ile ispatlamış olduğu, çekte yazılı bedelin ödendiğinin davalı tarafça kesin deliller ile ispat edilemediği bu çek bedeli kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davaya konu teslim eden davacı ..., teslim alan davalı ... imzalı tarihsiz harici satım sözleşmesi incelendiğinde;'' motor no:... şase no: ... ... şase ve motor numarası bulunan şahin marka aracı ...’a teslim ettik.(sattık)25.03.2007 tarihinde çekle ödedi. Satışı bu tarihe kadar alınacak. Alınmazsa firmamız sorumlu değildir.''yazdığı görülmüş, mahkemece dinlenen davacı tanığı ... ;" Ben ... ilçesinde esnaflık yapmaktayım, davalı ... ... ilçesinde telefoncu dükkanı işletmektedir, ben de motorsiklet tamircisiyim, davacı inşaat malzemeleri satmaktadır, esnaf arkadaşlarım olması nedeniyile her ikisini de tanırım, hatırladığım kadarıyla yaklaşık 10 yıl önce ben bir araba almak için davalı ... ile bir konuşma yapmıştım, davalı bana kendisinde bir araba olduğunu bu arabanın ... olduğunu söyledi, ben de kendisine bu arabayı almak istediğimi söyledim, ne kadara anlaştığımızı tam olarak hatırlamıyorum,davalı bana aracın kaydının davacı ... üzerinde olduğunu, devrini bana ...'in vereceğini söyledi, daha sonra hatırladığım kadarıyla davacı ... ile ben notere gittik, aracın devrini aldım, ben aldığmı arabanın parasını davalı ...’a verdim, benim bildiğim aracın ...’a ait olduğu, ancak trafik kaydının davacı adına olduğudur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Serik ...Noterliği 13/11/2007 tarih ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi incelendiğinde ise; ... marka aracın, ... Şti.ni temsilen davacı ... tarafından, davacı tanığı ... isimli kişiye satıldığı, aracın motor numarasının ... olduğu, davaya konu çekin keşide tarihinin de 28.3.2008 tarihli olduğu tüm dosya kapsamı ile anlaşılmıştır. Bu durumda, her ne kadar mahkemece harici satım sözleşmesine konu aracın ,dinlenen tanık beyanlarına göre davacının davasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan dinlenen davacı tanığı ...’a teslim edilen araçla harici satım sözleşmesine konu araç arasında bağlantı kurulamadığı gibi dinlenen tanıklar da davacı iddiasını ispatlar mahiyette değildir. Hal böyle olunca, davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.” Yargıtay ... Hukuk Dairesi Esas No: ... -Karar No: ..., Yukarıda verilen mezkûr içtihatlardan anlaşılacağı üzere senedin gayesi ve tedavül fonksiyonu hilafına deliller münhasıran yazılı delil ile mahdut olacaktır. Son içtihat itibari ile de kıymetli evrakın temel ilişki ile bağlantısı vurgulanmış olup buna göre esas akdi ilişki ne ise akdi ilişkinin konusu ile kıymetli evrak arasında doğrudan rabıta olması gerektiği, yani ifa yahut teminat amaçlı verilen kıymetli evrakın mukavelenin konusu ve asli ifa mükellefiyeti ile mutlak ve kayıtsız-şartsız bağlantısının olması gerektiği, Mezkûr hadisede harici satım sözleşmesi yapıldığı için ve daha doğrusu " kambiyo vasfını kaybetmiş çek, ispat hukuku açısından yazılı delil başlangıcı olduğu, yazılı delil başlangıcı olması nedeniyle ticari ilişkinin ve alacağın varlığı tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği," şeklindeki mahkeme kabulü ve usule dair tatbikatının Yargıtayca da muvafık bulunması itibari ile tanık dinlendiğinin ve delil takdiri ve tartışmasında irdelendiğinin görüldüğü, Ancak davaya konu hadisede dava konusu bononun kıymetli evrak fonksiyonunu yitirmediği, kambiyo vasfının devam ettiği ve hukuka kamu düzenine aykırılık teşkil eden mutlak def'i vasfolunacak bir hâlin de bulunmadığı müşahede edilmiş, Bu minvalde ispat hukukunun icapları, doktrin, Yargıtay kararları, illetten mücerretliği aşmaya ve temel ilişkiye inmeye yeterli delillerin bulunmaması ciheti ile ve bu doğrultuda haksız hukuka aykırı olduğu belirtilen vakıaların ispat edilememesi ciheti ile, Açıklanan gerekçelerle; Anılan durum karşısında davalı tarafından davacı aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında borca dayanak olarak gösterilen senedin teminat senedi olduğu iddiasının yerinde olmadığı, davalı tarafça kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de tazminat talep koşullarının da bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN REDDİNE, i*-) Davacı tarafından açılan davanın haksız ve alacağın likit olduğu,(mevcut deliller itibari ile bilhassa taraflar arasında akdi ilişkinin yanı sıra yanısıra mahiyeti icabı ile senedin teminat senedi hususiyetini arz etmesi ve esas ilişkide tarafların ifaya dair geciken noksan ifa iddialarının mücerretlik arz etmesi ve bu itibarla maddi ve hukuki anlamda kötüniyetin mevcudiyetinin şart olması münasebeti ile,) Kabul edilemeyeceğinden davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatı takdirine mahal bulunmadığına, ii*-)23.09.2022 ve 03.11.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararlarının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 2.561,63-TL harç ve 1.366,20 TL ıslah harcı toplamı 3.927,83 TL'den düşümü ile bakiye 3.312,43-TL harcın davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı, Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/11/2025 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı