Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/917 E. 2025/1691 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/917
- Karar No
- 2025/1691
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/917
KARAR NO : 2025/1691
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/01/2022
NUMARASI : 2018/506 Esas - 2022/19 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan ... İç Giyim ve Takı/ ... ünvanlı işyerinde satmak üzere davalı şirketten giyim - pijama ürünleri satın aldığını, müvekkili ile davalı uzunca bir süre bu iş ilişkisini sürdürdüğünü, ancak müvekkilinin ekonomik kriz sebebiyle işyerini kapatmak durumda kaldığını, işyeri kapatan müvekkilinin faturalar karşılığında almış olduğu ürünleri ... Tic. Ltd. Şti. isimli kargo firmasıyla 6 adet koli şeklinde 29/11/2016 tarihinde iade ettiğini, ürünleri iade edin müvekkilinin davalının elinde bulunan ve müvekkilinin vermiş olduğu 10 adet senedin iadesini talep ettiğini, bu talebe ilişkin Denizli 3. Noterliği'nden ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin davalıya bir borcu bulunmadığını, müvekkili ile davalının ticari ilişkisi müvekkilinin işyerini kapatması ile son bulunduğunu, müvekkilinin davalıya takibe konu senetlere karşılık olarak aldığı ürünleri iade ettiğini, müvekkilinin İİK madde 72 gereği borçlu olmadığının tespitini ve müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi için tedbiren İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin durdurulmasını, müvekkilinin İİK madde 72 gereğince borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada alacaklı tarafından kabul edilmeyen fatura içeriğindeki menkulleri eksiksiz teslim ettiği hususundaki ispat külfetinin davacı borçluya ait olduğunu, satıma konu malları iade etmesi için davalı borçlunun haklı bir gerekçesi, ayıp ihbarı, malların ayıplı olması vs bulunmamakta olduğunu, davalı alacaklının yasal süresinde iade faturalarını ve içeriğini miktar ve bedellerini kabul etmediğini, karşı ihtarname ile itiraz ederek belirtildiğini, davalı alacaklı kendisine teslim edilen mallar için cari hesap borcundan 18.459,07 TL düşmeyi kabul ettiğini, dolayısı ile takip tarihi olan 07.12.2017 tarihi itibari ile kalan alacak bakiyesinin 15.266,79 TL olduğu, takip asıl alacak miktarının da 15.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, davacının davasında haksız olduğunu, yine davalı alacaklı fatura içeriğini kabul etmeyip süresinde itiraz etmiş ve bu faturaları ticari defterlerine de işlemediğini açıkça ihtarname ile belirtmiş olduğunu, kargo belgesine dayanarak alacaklıya ne kadar mal iade ettiğini ispatlama külfeti davacı borçluya ait olduğunu, cari hesabı oluşturan faturaların düzenlenmiş olması fatura içeriğinin doğru ve haklı olduğu anlamına gelemeyeceğini, faturanın tebliği yanı sıra fatura içeriğinin muhatabına teslim edildiğinin de iddia eden davacı tarafça ispat edilmesi zorunlu olduğunu, davacı, takip konusu fatura ve içeriklerinin davalıya ... Kargo aracılığıyla gönderilip teslim edildiğini ileri sürmüş ise de getirtilen ... Kargo kayıtlarından cari hesabı oluşturan faturaların teslimine ilişkin olduklarına dair bir kaydın mevcut olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,davalının davacı hakkında açılan icra takibinde davacının iade ettiği ürünlerin bedeli cari hesap bakiyesinden düşülerek 15.639,00TL. talep edildiği, davacının söz konusu ürünlerin değerinin davalı tarafından belirlenen değerden fazla olduğu ve senetlerin hükümsüz kaldığı iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve ayrıca bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği alacağın likit olmadığı gözetilerek şartları oluşmayan davalının icra inkar tazminatı talebi de reddedilerek ..." davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki menfi tespit davasına sebep bono kayıtlarında malen kaydının bulunduğunun mahkemece tespit edildiğini, bununla beraber, müvekkilinin davalı şirket ile olan ticari iş ilişkisinin zaman içerisinde süregelmesi ve devamında müvekkilinin içinde bulunduğu ekonomik zorluklardan dolayı müvekkilinin iş yerini kapatmak durumunda kaldığını ve davalı şirkette bonoları bulunduğundan dolayı elindeki malları iade ettiğini, bu hususa ilişkin davalı şirkete ayrıca bir ihtarname de gönderildiğini, müvekkilinin bonoda yazılı ve dava dilekçesine ek olarak sunulan fatura bedeline karşılık olan malları 29/11/2016 tarihinde davalı şirkete kargo şirketi vasıtası ile gönderdiğini ve buna karşılık davalının elinde bulunan senetlerin tarafına iadesini talep ettiğini, buna karşılık davalı şirket ticari örf, adet ve ahlakla bağdaşmayacak şekilde, elindeki bonolara dayanarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin bonoda yazılı malen kaydına dayanak olan bedele karşılık gelen malları iade ettiği tespit edilmişken, eldeki davanın ve buna bağlı taleplerinin reddedilmiş olmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu bonoların iade faturaları ile bedelsiz kalıp kalmadığı noktasındadır.Davaya konu icra takibinde davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, ''3.000,00'er TL tutarlı 31.05.2017, 30.04.2017, 31.03.2017, 28.02.2017, 30.01.2017 ve 30.11.2016 vadeli 01.04.2016 tanzim tarihli senetler'' nedenine dayalı olarak 15.639,00 TL asıl alacak, 1.012,00 TL işlemiş faiz, 54,00 TL komisyon, 748,41 TL protesto olmak üzere toplam 17.453,41 TL'nin tahsili istemiyle 07.12.2017 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki asıl ve birleşen dava açılmıştır.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Dava konusu icra takiplerinin dayanağı bonolar davacı ... tarafından davalı ... lehine düzenlenmiş 3.000,00'er TL tutarlı 31.05.2017, 30.04.2017, 31.03.2017, 28.02.2017, 30.01.2017 ve 30.11.2016 vadeli 01.04.2016 tanzim tarihli bonolar olup, bonolarda malen kaydı vardır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Tarafların defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporlarında, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden davalı tarafından davacı adına 2015 yılında 30.720,01 TL, 2016 yılında 23.399,97 TL olmak üzere toplam 54.119,98 TL tutarında mal satış faturası tanzim edildiği, buna karşılık davacı tarafından davalıya 2015, 2016, 2017 vadeli toplam 39.000,00 TL tutarlı senet verildiği, bu senetlerin davacının cari hesabına alacak olarak kaydedildiği, bu senetlerden 19.500,00 TL lik kısmının kayıtlardan iade olarak çıkış yapıldığı, buna göre davalının davacıdan 32.365,64 TL alacaklı olduğu, bu tutara protestolu senetlerin masrafi olarak 1.360,22 TL'nin ilave edilmesi ve 19.04.2016 tarihindeki 1.210,00 TL EFT'nin düşülmesi sureti ile davalının davacıdan 33.725,86 TL alacaklı olarak gözüktüğü, ancak davalının ticari defterlerinde davacı tarafından tanzim edilmiş 34.459,48 (1.299,69 4 33.159,79) TL'lik iade faturalarının kayıtlı olmadığı, bu iade faturalarından 33.159,79 TL'lik faturaların davacı tarafından davalıya ihtarname ile gönderildiği, davalı tarafından da bu faturaların 12.12.2016 tarihli ihtamame ile davacıya iade edildiği, davalı tarafından keşide edilen ihtarnamede iade faturaları ile ilgili olarak “Tarafınıza iade gönderilen borca konu ürünlerin geçmiş sezon ürünü olması, serisinin bulunmaması sebebiyle reel değerleri toplam 17.091,74 TL + KDV olacağı, iade edilen ürünlere karşılık olarak 17.091,74 TL + KDV bedelli iade fatura keşide edildiği takdirde bu rakam toplam borçtan düşülecektir.” şeklinde belirtildiği ve davalı tarafından senetlerle ilgili olarak yapılan icra takibinde de davalı nezdinde ki cari hesap bakiyesinden iadeler için kabul edilen tutarın düşülerek davacıdan 15.639,00 TL talep edildiği, dosyada mevcut belgeler içerisinde davacı tarafından davalıya iade edilen ürünlerin davalıdan ne zaman alınan hangi ürünler olduğu, sezon ürünü olup olmadığı, serisinin bulunup bulunmadığı hususunda herhangi bir belge olmadığı, yapılan incelemelere göre davalı tarafından davacıya 2016 yılında 23.399,97 TL'lik fatura tanzim edildiği, 2016 yılında tanzim edilen faturalarında en son tanzim tarihinin 23.07.2016 tarihi olduğu, iade faturalarının ise 29.11.2016 tarihinde tanzim edildiği ve 2016 yılında alınan malların tutarından daha fazla tutarda olduğu, dolayısı ile bir kısmının 2015 yılında alınmış ürünler olabileceğinin, ek raporda, davacının davalı tarafa kesmiş olduğu 23 adet toplam 33.159,79 TL bedelli faturaların içeriğinin belirsiz olduğu, faturalarda cinsi kısmında sadece bazı üretici firmaların adı ve bazı belirsiz kod numaraları yer aldığı, ürünlerin iç çamaşırı, atlet, çorap, gecelik, pijama gibi cinsi ve hangi sezon ürünü olduğu yazılmamış olduğundan bu faturalara bakarak değer tespiti yapılması mümkün olmadığı, aynı şekilde bir iade faturası kesilirken iade faturasında yer alan her bir ürünün alış faturasının da iade faturasına eklenerek alış fiyatının ispatı yada o firmadan alındığının kanıtı olarak sunulması gerekmekte olduğunun, 17/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda, 23 adet iade faturasının içeriği hakkında bilgi ve görsel bulunamadığı, faturalarda cinsi kısmında sadece bazı üretici firmaların adı ve bazı belirsiz kod numaraları yer aldığı, ürünlerin iç çamaşırı, atlet, çorap, gecelik, pijama gibi cinsi ve hangi sezon ürünü olduğu yazılmamış olduğundan bu tek bir kod numarasına bakılarak (ürünün cinsi belirlense bile) değer tespitinin yapılmasının mümkün olamayacağı, sunulan gayri-muntazam evrakların içerisinden yukarıda sözü edilen 23 adet iade faturasında yer alan ürünlerin hangi tarihte, hangi fatura ile alındığının tespiti için gerekli evrakların bulunamadığını, sonuç olarak gayri-muntazam evraklarda, faturada yer alan kod numaralarının yer aldığı alış faturalarının tespit edilemediği, ayrıca ürünleri ait hiç bir görsel kaynak olmaması sebebiyle değer tespiti yapılamadığı belirtilmiştir.Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davacı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davacı davalının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Davacı taraça iade faturası sunulmuş ise de bu faturaların, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davalının ticari defterlerinde iki tanesi hariç olmak üzere kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davacının savunmalarını ispata elverişli değildir.Somut olayda, taraflar arasında alım satımına ilişkisi bulunduğu, iade faturalarına konu ürünlerin davacı tarafından iade edildiği, davalı tarafından da teslim alındığı ihtilafsız olup, ancak teslime konu ürünlerin, satılmayan teskstil ürünleri, iade ürün olması, davacının işyerini kapatması nedeniyle elinde kalan satılmayan ürünleri davalıya gönderdiği, davacının, davalının teslim aldığı ürünlerin değerinin, davalının tespit ettiği değerden fazla olduğunu ispatlayamadığı görülerek, davalı tarafından iade edilen ürünlere karşılık olarak 17.091,74 TL + KDV bedellide mahsup edildikten sonra davalının davacıdan 15.639,00 TL alacaklı olduğu ve davacı tarafından keşide edilen bonolar nedeniyle davalıya borçlu olduğu anlaşılarak, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025