İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/65 E. 2023/303 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/65
- Karar No
- 2023/303
- Karar Tarihi
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 25/04/2019 KARAR TARİHİ : 14/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili 25/04/2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine Trabzon İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinin usulsüz olarak kesinleştirildiğini, takip dayanağı 10/01/2019 tarihli faturalardan kaynaklandığının bildirildiğini, müvekkilinin takip dayanağı faturalardan dolayı borcu bulunmadığının belirterek tespiti ile davalı alacaklının %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili 17/06/2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline iş yaptırdığını, karşılığında fatura kestiğini, davacının faturayı ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davacının icra dosyasındaki alacak için Belediye'de bulunan alacağına haciz konulduğunu, davacının kötü niyetli olarak konkordato talep ettiğini ve menfi tespit davası açtığını belirterek davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ : Trabzon Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacı şirketin sicil dosyası celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Trabzon İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası iş bu dosya arasına alınarak incelenmiştir. Trabzon 1.İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir. Mahkememiz dosyası SMMM bilirkişisi ...'e tevdii edilerek rapor aldırılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 12/02/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacı ve davalı işletmelerin 2019 yılına ait defterlerinin açılış onaylarının zamanında yaptırdıklarını, ihtilafa konu olan faturaların davalı firmanın defterine usulüne uygun olarak kayıt yaptığını, davacının defterlerinde bu faturalara ilişkin herhangi bir kayıta rastlanmadığını. Davacı şirketin defter ve belgelerinde icraya konu 85.337,60 TL tutarlı 4 adet faturaların kayıtlarına rastlanmadığını. Davacı şirketin incelenen defter ve belgelerinde 01/01/2019 tarihli açılış kaydında davalı adına 159.45 hesap kodu ile verilen sipariş ve avanslar olarak 56.337,80 TL tutarında bir alacak görüldüğünü, bu hesabın oluşumu 2017 ve 2018 yılına dayandığını. Davalı ... tarafından davacı şirket adına kesilmiş olan icra işlemine konu dört adet fatura KDV dahil 85.337,60 TL'nin davalı ...'ın 2019 yılına ait defter beyan sistemine (işletme defterine) kayıtlı olduğu..." sonuç ve kanaatini içerir raporunu sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ olunmuştur. Davacı vekili 13/02/2020 havale tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sunmuştur. Mahkememizce iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonunda; 14/10/2020 tarih, ... esas ve ... karar sayılı kararı ile "...açılmış bulunan davanın reddine..." karar verilmiştir. Mahkememiz kararına karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf talebinde bulunulduğunu, dosyamızı inceleyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 29/12/2020 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "...Dava, faturaya dayalı icra takibi sonrasında açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davalı alacaklı tarafından, davacı aleyhine Trabzon İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında faturaya dayalı alacak nedeniyle asıl alacak ve fer'ileriyle birlikte toplam 85.383,83-TL'nin tahsili için icra takibine başlandığı, takip uyarınca bu davanın açıldığı, davanın açılması sırasında dava değeri 8.500,00-TL gösterilerek bu miktar üzerinden harç yatırıldığı hususu sabittir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez. Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir. (m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır. Hukukumuzda kısmi dava açılması mümkündür. (HMK m.109) Bundan başka, kısmi davanın mümkün olması, hiç kimsenin kendi lehine olan davayı (yani tam dava) açmaya zorlanamayacağı kuralına (HMK m.24) da uygundur. Borçlar Hukuku bakımından da, alacaklının alacağının bir kısmını istemesine (dava etmesine) bir engel yoktur. (TBK m.84). Şu halde, alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının şimdilik belli bir kısmını dava konusu yapabilir. Ancak, alacaklının böyle bir kısmi dava açmada korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararının bulunması gerekir. Kısmi davanın açılması mümkün olan hallerde davacının, yargılama giderlerinden tasarruf etmek için, kısmi dava açmasında korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararı vardır. Buna karşılık, bir alacağın (keyfen) küçük parçalara bölünerek, her parça için ayrı ayrı dava açılmasında, korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur. Davacının, alacağını küçük parçalara bölerek her parça için ayrı kısmi dava açmasında korunmaya değer bir hukuki yararı olmadığı gibi, böyle bir davranışı hakkın kötüye kullanılması olarak da nitelendirilebilir. (TMK.m.2) Bu nedenle, bu şekildeki kısmi davaların, esasına girilmeden, caiz (mesmu) olmadıklarından dolayı reddi gerekir. Kısmi dava açabilmesi için alacaklının bu davayı açmada korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması şarttır. Hukuki yarar; dava konusuna ilişkin dava şartlarından olup; dava açıldığı anda var olmalıdır. Mahkemece, esas hakkındaki incelemeye geçilmeden önce; talep sahibinin bu hususta hukuki yararının bulunup bulunmadığına bakılmalı, hukuki yarar varsa talebin esasının incelenmesine geçilmelidir. Somut olayda; dava menfi tespit istemine ilişkin olup menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasına olanak bulunmadığından davacının borçlu olmadığının tespitini istediği miktarı açıkça belirtmesi gereklidir. Davacı vekilince dava dilekçesinde Trabzon İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip konusu yapılan alacak kadar borçlu olunmadığının tespitinin talep edilmiş olması karşısında dava değerinin icra dosyasında talep edilen alacak miktarı olan 83.383,83-TL olarak kabulü zorunludur. Bilindiği üzere harçlar, kamu hizmetinden yararlananların bu hizmetler dolayısıyla hizmetin maliyetine bir ölçüde katılmak üzere ödedikleri meblağlardır. Yani idarece yapılan belirlenmiş bir hizmet sonucu kamu hizmetinden yararlanma karşılığı olarak bu hizmetten yararlananlar tarafından ödenmesi gereken kamu geliri niteliğini taşımaktadır. Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır. Nitekim, T.C. Anayasası'nın 73. maddesine göre, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır”. Bu anlamda, bir kişi ya da kurumun harçtan muaf olup olmayacağı, kişi ya da kurumlarca yapılan bir işlemin harçtan müstesna olup olmayacağı yalnız yasa ile düzenlenir. Harçlardan muafiyeti ya da istisnaları düzenleyen kanun, genel nitelikteki Harçlar Kanunu olabileceği gibi her hangi bir kanun da olabilir. Bir kişi ya da kurumun yargılama harçlarından muaf olabilmesi için muafiyeti düzenleyen yasada o kurumun "yargılama harçlarından muaf olduğu" açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmalıdır. Vergi ve harçların yasallığı ilkesi bunu gerektirir. Harçlar Kanunu'nun 27-28. maddelerine göre; harca tabi davalarda, dava açılırken davacıdan bir başvurma harcı ve nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Yine aynı Kanun'un "Harç Ödenmeyen İşlemler" başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, "Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak, ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." hükmüne yer verilmiş olup kural olarak yargı harçlarının davanın açıldığı sırada ödenmesi gerekir. Dava açılırken, harcın eksik alınmış olması halinde, mahkemece davaya devam olunabilmesi için harcın, Harçlar Kanunu'nun 30 ve 33. maddeleri uyarınca tamamlanması yoluna gidilmeli ve davacıya eksik harcı yatırması için süre verilmelidir. Davacı tarafından verilen süre içinde (takip eden celseye kadar) harç yatırılmadığı takdirde, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince davaya devam edilmez. O takdirde HMK'nun 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına akabinde üç ay içinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmelidir. Davanın açılması sırasında 8.500,00-TL üzerinden nispi karar ve ilam harcının yatırılmış olması karşısında; davacının açılan dava uyarınca harçtan muafiyetinin veya adli yardım talebinin bulunmadığı, davanın açılması sırasında yatırılması gerekli başvurma harcı ve peşin harcın eksik yatırıldığı sabit olmakla, harç eksikliğinin yukarıda izah edilen şekilde giderilmesi yoluna gidilmeksizin işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Kabule göre de kambiyo senetlerinden kaynaklı olanlar hariç olmak üzere menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunun da gözetilmemesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu durum karşısında mahkemece verilen kararın HMK'nun 355 ve 353/(1)-a-4. maddeleri uyarınca re'sen kaldırılmasına..." karar verilmiştir. İstinaf incelemesinden dönen dosyamız usulen taraflara tebliğ olunmuş ve mahkememizin ... esas numarasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizce iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonunda; 23/06/2021 tarih, ... esas ve ... karar sayılı kararı ile "...Açılmış bulunan istirdat davasının kabulü ile, 94.815,77 TL'nin 08/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili tarafından talep edilen kötü niyet tazminat talebinin reddine..." karar verilmiştir. Mahkememiz kararına karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf talebinde bulunulduğunu, dosyamızı inceleyen Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 17/01/2022 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "...somut olayda dava ve takibin konusu alacağın Trabzon İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu alacak olduğu sabittir. Yargılama sırasında davacı şirket tarafından Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dava dosyasında konkordato mühleti verilmesine ilişkin dava açılmış bu davanın yapılan yargılaması neticesinde adi alacaklılar yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmiştir. Bu dosyanın yargılaması sırasında davalı vekilince sunulan 19.04.2019 tarihli müdahale dilekçesi ile Trabzon İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu alacağın adi alacak olarak alacaklılar listesine yazılması talebinde bulunulmuştur. Ne var ki mahkemece bu talep uyarınca icra dosyasına konu alacağın alacaklılar listesine yazılıp yazılmadığı, alacağın tasdik edilen konkordato kapsamında kalıp kalmadığı, kalmış ise ne oranda kaldığı yönünde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bilindiği üzere Konkordato; bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesince tasdik edilmekle hüküm ifade eden cebri anlaşma olup, bu anlaşma uyarınca alacaklıların, alacaklarının bir kısmından feragat emesi veya borçluya borcunu ödemek konusunda belli bir süre vermesi, borçlunun da anlaşmaya uygun şekilde borcunu ödemesi halinde borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan hukuki bir müessesedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü bakımından dava konusu alacağın konkordato kapsamında kalıp kalmadığı önem arz etmektedir. Açıklanan bu durum karşısında davacı tarafından Trabzon Asliye Ticaret mahkemesinde açılan konkordato mühleti verilmesine ilişkin dava dosyası dosya içerine alınarak, adi alacaklılar yönünden verilen konkordato tasdikine ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği, dava konusu alacağın tasdik edilen adi konkordato dahilinde kalıp kalmadığı, kalmış ise ne oranda kaldığı hususunda değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiştir. İstinaf incelemesinden dönen dosyamız usulen taraflara tebliğ olunmuş ve mahkememizin yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılmıştır. İstinaf sonrası mahkememiz dosyası istinaf ilamı doğrultusunda ek rapora gönderilmiş, bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; "...37 firmadan oluşan adi alacaklılar toplantı tutanağında davalı Muhammet Başkan'ın 8. Sırada olduğu, bildirilen alacak miktarının 85.383,83 TL olduğu, çekişmeli borç kapsamında değerlendirildiği, davalının kaydedilen alacaklılar toplam sayısı içerisinde değerlendirildiği, fakat davacının ticari defterlerinde herhangi bir kaydının bulunmadığı, konkordato alacaklılar kurulu toplantısına katılmadığı, bu nedenle kanun gereği red oyu olarak değerlendirildiği, komiser heyetinin düzenlediği adi alacaklılar toplantı tutanağı üzerinden tespit edildiği, projenin adi alacaklıların çoğunluğunun kabulü ile onaylanarak tasdik edildiği ve projenin adi alacaklıların çoğunluğunun kabulü ile onaylanarak tasdik edildiği ve projenin kesinleştiği tespit edildiği, dolayısı ile dava konusu alacağın tamamı tasdik edilen adi konkordato dahilinde kaldığı..." sonuç ve kanaatini içerir raporunu sunmuştur. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası iş bu dosya arasına alınarak incelenmiştir. Mahkememiz dosyası ... esas sayılı dosyasında konkordato komiseri olan ...'a tevdii edilerek aldırılan 28/04/2023 tarihli raporda özetle; "...kesinleşen konkordato projesi kapsamında; dava konusu davalı alacağının, toplantı tutanağına göre Geciktirici Koşul/Çekişmeli alacak olması ve davalının alacaklılar toplantısına katılmaması nedeniyle konkordato kapsamı dışında kaldığı..." sonuç ve kanaatini içerir raporunu sunmuştur. Dava, takibe konu faturalardan kaynaklı davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, yargılama sırasında borç ödendiğinden açılan dava istirdat davasına dönüşmüştür. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde aldırılan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde faturalara ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, davalının usulüne uygun açılış ve kapanış tasdikleri yapılan ticari defterlerinde ise faturalara ilişkin alacağının mevcut olduğunun belirtildiği görülmüştür. Menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklı da bulunduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre takibe konu faturalardan kaynaklı borcunun bulunmadığının belirtildiği, faturaya konu hizmetin yapıldığı ve fatura alacağının mevcut olduğu davalı tarafça ispat edilemediğinden açılmış bulunan davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargılama devam ederken davaya konu borç davacı tarafından ödenmiş olduğundan ödenen bedelin yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 17/01/2022 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kaldırma ilamı ile alacağın konkordato kapsamında kalıp kalmadığı hususunda aldırılan bilirkişi raporunda "...kesinleşen konkordato projesi kapsamında; dava konusu davalı alacağının, toplantı tutanağına göre Geciktirici Koşul/Çekişmeli alacak olması ve davalının alacaklılar toplantısına katılmaması nedeniyle konkordato kapsamı dışında kaldığı..." belirtilmekle konkordato kapsamı dışında kalan alacak hakkında açılan davanın kabulüne aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılmış bulunan istirdat davasının KABULÜ ile, 94.815,77 TL'nin 08/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 2-Davacı vekili tarafından talep edilen kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 6.476,87 TL karar ve ilam harcının peşin ve tamamlama ile alınan toplam 1.457,76 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.019,11 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından dava açılırken yatırılan peşin harç, başvuru harcı ve tamamlama harcı toplamı olan 1.502,16 TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 15.170,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davacının yapmış olduğu yargılama gideri toplamı olan 1.457,45 TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR YAZILMASINA, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK'nun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince davacı tarafından iban numarası bildirilmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılarak, iban numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla DAVACILARA İADESİNE,
Dair, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/06/2023