İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/639 E. 2026/992 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/639
Karar No
2026/992
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2022/639 KARAR NO : 2026/992

DAVA : TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14.09.2022 KARAR TARİHİ : 26.10.2026

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen ALACAK davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında 25.10.2018 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve 25.10.2018 tarihli Ek Protokol imzalandığını, davalı şirketin sözleşme ile müvekkili şirketin 5 yıl süre ile bayiliğini yapmayı ve sözleşme konusu otogaz niteliğindeki sıvılaştırılmış petrol gazını (Otogaz LPG) satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davalının haksız şekilde gaz alımını durdurarak ... 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hiç bir makul sebep göstermeksizin ve ayrıca bayilik yükümlülüklerine aykırı tutumu ile 25.10.2018 tarihli “Bayilik Sözleşmesini” tek taraflı olarak süresinden önce feshettiğini bildirdiğini, feshin haksız olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, taraflar arasında akdedilen 25.10.2018 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve 25.10.2018 tarihli Ek Protokol'ün davalı tarafından haksız fesih edildiğinin tespitine, şimdilik 25.000 (yirmibeşbin) Euro karşılığı Türk Lirası (13.09.2022 tarihi itibarıyla TCMB döviz satış kuru üzerinden 464.132,50-TL) cezai şartın, şimdilik 1.000,00.-TL kar mahrumiyetinin davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmesine, fazlaya ve faize ilişkin haklarımız, her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile tüm alacaklarına dava tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ülke çapında dağıtım ağı olan büyük ölçekli bir firma olduğunu, müvekkilinin ise sadece ... merkezinde akaryakıt satışı yapan küçük ölçekli bir firma olduğunu, davacı firmanın matbu ve genel işlem koşulu içeren herkes ile yaptığı sözleşme ve protokolü müvekkiliyle de gaz alımı yapabilmek için imzaladığını, bahse konu sözleşme ve protokolün sadece müvekkile yükümlülük yüklemediğini, aynı zamanda davacıya da bir takım yükümlülükler yüklediğini, 4 yıla yakın süren bir sözleşme ilişkisinin neden bir yıl kalmasına rağmen müvekkilce feshedildiğinin davacı tarafından da sorgulanması gerekirken, açılan dava ile haksız kazanç gayesi güdüldüğünü, davacı tarafından kurulan ve müvekkile ariyet olarak verilen LPG sisteminin davacı tarafından düzenli aralıklarla teknik açıdan kontrol ve bakımının yapılması gerekirken yapılmadığını, bu kontrol ve bakımların davacıya ait olduğunu, davacı temsilci ve yetkililerine bildirimde bulunmasına rağmen bu taleplerinin karşılanmadığını, karşılanmış ise de hep gecikmeli olarak karşılandığını, müvekkilinin bu duruma 4 sene dayanabildiğini, artık çekilmez bir hal aldığı için de tek taraflı olarak ... 1. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi sözleşmeyi fesih ettiğini, ... 32. Noterliği’nin... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshin haksız olduğu, bu nedenle cezai şart, kar mahrumiyeti ve cari hesap ödemesi talep ettiğini, müvekkilinin bu ihtara ... 11. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile taleplerin yasal olmadığı yönünde cevap verdiğini, Dünya'da yaşanan covid-19 salgını nedeniyle hayat deyim yerindeyse durma notasına geldiğini, tüm sektörler gibi akaryakıt sektörünün de etkilendiğini, yapılan sözleşmelerin hakkaniyet ilkesi gereğince revize edildiğini, bu durumun mücbir sebep olarak kabul edilerek, sözleşmesel edimlerin bu haliyle itfa edilmiş kabul edildiğini, fiyat dalgalanmalarının, davacı firma tarafından tedarik edilen ürünlerin maliyetinin müvekkil firmanın rekabet etmesine olanak vermediği gibi kardan çok zarar etmesine neden olduğunu, soruna çözüm bulunmadığını, taleplerin hep ertelendiğini, taahhüt edilen edimlerin süresinde yerine getirilemediğini, sözleşmenin devamının müvekkili firmanın mahvına neden olacak seviyeye geldiğinden ve de diyalogla da bir sonuca varılamadığından sözleşme ve eki protokollerin haklı nedenlerle fesih edildiğini, cezai şart talep edilebilinmesi için bu hususta müvekkili firmaya hibe, teşvik ve bedelsiz birtakım iyileştirmeler yapılması akaryakıt sektörünün genel kabulü olunmasına rağmen, davacı tarafça bu yönde herhangi bir eylem de bulunulmadığını, feshin haksız olduğu kabul edilse dahi hukukumuzda sözleşme serbestisi yanında hakkaniyet ve dürüstlük ilkelerinin de temel prensip olarak kabul gördüğünü, genel işlem koşullu, tek taraflı sözleşme ve eki protokollerin orantısız olup denge açısından da hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin genel işlem koşullu sözleşmeleri imzalamaya mecbur kaldığını, cezai şart dahil hiçbir maddenin istişare edilmediğini, istişare edilmeyen ve genel işlem koşulu olan tüm bu hükümlerin yazılmamış sayılmasının kanun gereği olduğunu (Emsal; Yargıtay 11. HD.nin 29.05.2017 tarih ve...E. ... K. İle aynı dairenin 10.02.2022 tarih ve ... E....K.), mahkemece davanın kabulü yönünde takdirde bulunulması halinde hakkaniyete uygun olarak tenkis taleplerinin olduğunu, bu nedenle talep edilen fahiş cezai şartın tenkisle indirilmesini hakkaniyet gereği talep ettiklerini, yine davacı firmanın ...'da başka bir firma ile bayilik sözleşmesi yapıp yapmadığı konusunda da kolluk araştırması yapılmasını kar mahrumiyeti talebi yönünden hüküm ifade etmesi nedeniyle talep ettiklerini (Emsal; İstanbul BAM 12. HD.nin 06.07.2021 tarih ve ...E. ... K.ile Yargıtay 19.HD.nin 11.04.2019 tarih ve ...E. ...K.ile 15.12.2015 tarih ve... E.,... K.ile 13.09.2011 tarih ve ... E.... K.) belirterek, davanın reddine, mahkemece feshin haksız nedenle yapıldığının kabulü halinde, davacı firmanın müvekkiline nazaran büyük ölçekli olması ve sözleşmenin genel işlem koşulu içeren cezai şart ve kar mahrumiyetine ilişkin maddelerinin yazılmamış sayılmasına, mahkeme aksi kanaatteyse davacının talepleri fahiş olduğundan ve de müvekkilin mahvına neden olacağından hakkaniyete uygun olarak tenkis yapılması ile indirilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve ek protokolden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 25.10.2018 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve 25.10.2018 tarihli Ek Protokol imzalandığını, dolayısıyla ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu olmadığı gibi sözleşmenin, davalı tarafından ... 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile fesh edildiği hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, davalının sözleşmeyi feshinin haksız olup olmadığı, genel işlem koşullarının ve COVİD 19 salgınının mevcut duruma etkisi, aksi kabul durumunda cezadan tenkis koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının varsa talep edebileceği alacak miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Taraf defterleri üzerinde inceleme yapmaya ihtiyaç bulunduğundan ve bu iş uzmanlık gerektirdiğinden, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı tanığı ... beyanında; "ben ablamın ortağı olduğu ...Ltd Şti vekaleten işleri yürüttüğümden ötürü dava konusu olay hakkında bilgim vardır, otogaz pompalarında arıza meydana geldiğinde davacı tarafın arızayı gidermesi 1,2 günü buluyordu, karşımızda muhatap bulamıyorduk, kendimiz arızayı gidermek istediğimizde davacı tarafça sorumluluğun kabul edilmediğine dair bildirimde bulunuyorlardı, en ufak bir yanlış durumda mahalle havaya uçar şeklinde beyanda bulunuyorlardı ve davacı ... tarafından gelip arıza giderildiğinde yaklaşık 20 bin TL civarı para istiyorlardı, fakat dışarıdan gidermek istesek yaklaşık 3, 4 bin TL'ye giderilebilen arızalardı, bu husus satış rakamlarımızdan da anlaşılmaktadır, davacı ile çalıştığımız dönemde günlük ortalama 100 lt civarında satış yapıyorduk, daha sonra firmayı değiştirdikten sonra tedarik düzenli hale geldikten sonra bir ay içerisinde günlük ortalama satış rakamımız 1000 lt üzerine çıkmıştır, davalı şirket ... tarafından ceza bile yemiştir, ceza yememizin sebebi pompalardaki sıkıntıydı, pompaları değiştirmemişler, özellikle tatil dönemlerinde davacı tarafça bize ürün gönderilmediğinden sıkıntı yaşamıştık, bu süreklilik haline gelmişti, biz de davacı ile çalışmayı bırakıp daha az tanınmış bir firmayla çalışmayı göze aldık, dedi. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir." demiştir. Davalı tanığı ... beyanında; "ben Uras akaryakıtta yaklaşık 4 seneden beri muhasebe bölümünde çalışmaktayım, davacı şirket ile olan sıkıntılarımız yakıt ikmalini yapmakta çok gecikiyorlardı, istasyonumuzda ...'yi yok satıyorduk, zamanında ikmal yapmadıkları için biz müşterilerimize satış yapamıyorduk, davacı şirket tarafından kabloların, hava basıncının vb gibi düzenli kontrolleri yapılmıyordu, küçük bir arızayla ilgili bile tarafımıza yüksek maliyetler çıkarıyorlardı, dışarıda yaptırmış olsak daha uyguna geliyordu, davalı şirket davacı tarafından kontrollerin düzenli yapılmadığı için ... tarafından ceza yedi, davacı firmayla alakalı bir sürü sıkıntılarımız vardı, bu nedenle davalı sözleşmeyi feshetti, dedi. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir." demiş, davalı vekilinin sorusu üzerine "akaryakıt pompalarında sıkıntı olduğunda muhatap bulmakta gecikiyorduk, zamanında müdahale yapılmıyordu, zaten yakıt ikmali sağlanmıyordu, yakıt olduğunda da pompalar arızalı olduğundan satış yapamıyorduk." demiştir. Davalı tanığı ... beyanında; "Ben ... akaryakıtta yaklaşık 1,5- 2 ay boyunca çalıştım. Benim çalıştığım süreçte davaya konu olay yaşanmıştır. Meydancı olarak pompacı elemanların başında arızalara bakan personel olarak çalışmaktaydım. Çalıştığım akaryakıt bayisi ...'yi ... isimli şirketten temin ediyordu. Birkaç kere lpg bitmesine rağmen ve ...'dan talep etmemize rağmen bize üç dört saat geç getiriyorlardı. Pandemi döneminde ise servis hizmeti alamıyorduk. Zamanında ikmal yapmadıkları için biz müşterilerimize satış yapamıyorduk, davacı şirket tarafından kabloların, hava basıncının vb gibi düzenli kontrolleri yapılmıyordu, küçük bir arızayla ilgili bile tarafımıza yüksek maliyetler çıkarıyorlardı, dışarıda yaptırmış olsak daha uyguna geliyordu, davalı şirket davacı tarafından kontrollerin düzenli yapılmadığı için ... tarafından ceza yedi, davacı firmayla alakalı bir sürü sıkıntılarımız vardı, bu nedenle davalı sözleşmeyi feshetti, dedi. Benim bilgi ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur." demiştir. Mahkememizce talimat yoluyla alınan 16.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davalının 2018 yılı yevmiye ve defteri kebir, 2019 yılı kebir ve envanter, 2020 yılı yevmiye, defteri kebir ve envanter, 2021,2022 ve 2023 yılı envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin süresi içerisinde yaptırıldığı, 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin süresi içerisinde yaptırıldığı, 2019 yılı yevmiye defterinin ibraz edilmediği, 2020 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin süresi içerisinde yaptırılmadığı, 2018 yılı envanter defterinin ibraz edilmediği anlaşılmıştır Davalının 2021-2022 yılında e-defter kullanıcı olmasından ötürü tarafıma ibraz edilen 2021-2022 yılına ait yevmiye ve defteri kebir e-defterleri incelenmiş olup Elektronik ortamda tutulan 2021-2022 yılına ait e-defterlerin usulüne uygun olarak vergi dairesine süresi içerisinde gönderildiği, davalının 2018 yılı envanter defteri ve 2019 yılı yevmiye defteri ibraz edilmediğinden bu yıllara ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığı ile ilgili bir tespit yapılamadığı, 2020 yılı ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulmadığı, 2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, 2021-2022 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince usulüne uygun olarak tutulduğu anlaşıldığından defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu, diğer defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olmadığı kabul edilmiştir. Raporda; Taraflar arasında 25.10.2018 tarihinde otogaz Bayilik sözleşmesi ile aynı tarihli ek protokol imzalandığı, davalı tarafından davacıya gönderilen ... tarihinde ... 1. Noterliği ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmenin günümüz ekonomik koşullarının negatifliği anlaşma koşullarının negatif kalması sebebiyle fesih edildiğinin bildirildiği, davacı tarafından davalının gönderdiği ihtarnameye cevap olarak ... tarihinde ... 32. Noterliği ... yevmiye nolu cevabi ihtarname gönderilerek dava konusu alacakları talep ettiği, davalının ibraz edilen ticari defter kayıtlarına göre davacı ile davalının Ekim 2018 itibari ile çalışmaya başladığı, 2018 kasım ayından fesih tarihi 06.04.2022 tarihine kadar ay bazında detayı yukarıda gösterildiği üzere davalının davacıdan toplam 9.575.252,53TL alım yaptığı, davalı tarafından da toplam 9.231.423,84TL ödeme yaptığı ve 14.09.2022 dava tarihi itibari ile davalı kayıtlarına göre 343.828,69TL davalının davacıya borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, davacının davalıya gönderdiği ihtarnamede ise davalının cari hesaptan borcunun 4.332,94-TL olduğunun bildirildiği, davacının net kar mahrumiyeti bedelinin tespitinin davacı ticari defterlerinin incelenmesi ile tespit edilmesi gerekmekte olup bu hususta davacı ticari defterleri incelenmediğinden bir tespit yapılamadığı, yine davacının sözleşmenin haksız fesih edildiği iddiasının değerlendirilmesi hukuki bir değerlendirme gerektirdiğinden davalının günümüz ekonomik koşullarının negatifliği anlaşma koşullarının negatif kalması sebebiyle 06.04.2022 günü itibariyle sözleşmeyi fesih etmesinin haksız bir fesih nedeni olup olmadığı hakkında bir değerlendirme yapılamadığı, mahkemece davalının sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiği kanaatine varılacak olunur ise davacının sözleşmenin 27. Maddesine göre 100.000 Euro cezai şartı ve kar mahrumiyetini talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce alınan 16.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, 2018 - 2019 - 2020 - 2021 - 2022 yılı ticari e-defterlerinin TTK.nun 64/3.maddesi gereğince açılış/kapanış tasdiklerinin yapıldığı, e-beratların alındığı, e-defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir. Raporda; Tarafların birbirlerinden cari hesap yönünden herhangi bir borç alacağının bulunmadığı, somut ihtilafa konu anlaşmadan tarafların, ne zaman sona ereceği kesin bir vade ile belirlenmiş sürekli bir sözleşme akdettikleri; taraflar arasındaki sözleşmenin belirli süreli sürekli borç ilişkisi kapsamında olduğu, Yargıtay’ın dava konusu sözleşmenin EPDK mevzuatı kapsamında belirlenen tip sözleşme olduğu, yasal zorunluluk kapsamında düzenlenen tip sözleşmenin iptali gereken herhangi bir yönünün bulunmadığı, dolayısıyla, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin özel yasadan kaynaklı tip sözleşme olduğu değerlendirilir ise genel işlem şartı bulunmadığının ifade edilebileceği, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin özel yasadan kaynaklı tip sözleşme olduğu ve dolayısıyla geçerli olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen açıklamalara devam edildiğinde somut olayda heyetimiz teknik üyesince davalıların feshinin haklı olup olmadığını pek çok açıdan incelenmiş olup; Sözleşme süresi içinde, sözleşmenin mevcut içeriğini sözleşmeyi feshetmek için gerekçe göstermek sektör gerçekleri ile bağdaşmadığı, akaryakıt ve Otogaz bayilik sözleşmeleri 5 yıllık sürelerle yapılmakta olup, dağıtım şirketleri de bayiler de sözleşmeleri imza altında alırken hem bu süreyi hem de sözleşmenin getirdiği yükümlülükleri de kabul ederek bayilik ilişkisine başladığı, bu görüşler ışığında ve dosyadaki evrakların incelenmesi sonucunda feshin haksız olduğu görüşüne ulaşıldığı, bu yönü ile: a. Şayet mahkemece feshin haklı sebebe dayandığı kanaatinde olunması ihtimalinde davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı, b. Mahkemece feshin haklı sebebe dayanmadığı kanaatinde olunması ihtimalinde ise davacının cezai şart ve kar mahrumiyeti talebinde bulunması mümkün olabileceği, davacının sözleşmenin 27. madde hükmünde kararlaştırılan 100.000,00-Euro’luk cezai şartın tazmini talebinde bulunabileceğinin söylenebileceği, dava tarihi olan 14.09.2022 tarihinde uygulanan TCMB EUR Efektif Satış kuru 18.5741 TL olup 100.000 EUR karşılığı (100.000 EUR x 18,5741 TL=) 1.857.410,00 TL olarak hesaplandığı, davalının ticari defterlerin incelenmesi ve şirketlerin öz sermayelerinin tespiti suretiyle devam edildiğinde ise davalı yasal defter kayıtları talimatla alınan bilirkişi raporuyla incelendiği, söz konusu bilirkişi raporu incelendiğinde davalı şirketin aktifi pasif ve Öz kaynaklarının yer aldığı bilanço verilerine yer verilmediği, bu yönde davalıya ait Kurumlar Vergisi beyannamelerinin de dosyada bulunmadığı görüldüğünden hesaplanan cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceği hususu bu aşamada tespit edilemediği, tüm bu genel değerlendirmeler ve dosyaya sunulu bilgi ve belgeler ışığında, mahkemece hesaplanan bedelin aşırı olduğunun kabulü halinde bu bedelin tamamen kaldırılabileceği veya kısmen indirime tâbi tutabileceği, mahkemece cezai koşulun indirilmesi yolunun tercih edilmesi durumunda ise indirimin miktarı konusunda nihai takdir ve kanaatin tamamen ve münhasıran mahkemeye ait olduğu, davacının dosyaya mübrez dava dilekçesinde cezai şartın yanı sıra kar mahrumiyeti talebinde de bulunduğunun müşahede edildiği, kar mahrumiyetinin niteliği itibariyle zarar (tazminat) kapsamında olup; kusurun mevcudiyeti halinde talep edilebileceği, mahkemece davalının sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu kanaatinde olunması ihtimalinde davacının kar mahrumiyeti talebinde de bulunmasının mümkün olduğunun ifade edilebileceği, ancak Yargıtay’ın taraflarca sözleşmede kararlaştırılmış olması koşulu ile cezai şartın yanı sıra kar mahrumiyetinin de talep edilebileceğini kabul ettiği, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmesinin 27. Madde hükmüne göre davacının her iki talebi de aynı anda ileri sürebileceğinin kararlaştırıldığı, bu yönü ile takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının her iki talebi de ileri sürmesinin mümkün olabileceğinin ifade edilebileceği, buna karşın mahkemece taraflar arasındaki hukuk ilişki yönünden hem kâr kaybının hem de cezai şartın talep edilebilmesine olanak bulunmadığı kanaatinde olunması durumunda davacının her iki talebi de aynı anda ileri sürebilmesinin mümkün olamayacağı, mahkemece davacının cezai şart ve kar mahrumiyetini aynı talep edebileceğinin kabulü ihtimaline binaen kar mahrumiyeti hesabında esas faaliyet karlılığına ulaşılması gerektiği, firmaların alış satış fiyatı arasındaki fark Brüt kar olarak kabul edilmemekte olup davacının bu satışı yaparken katlandığı faaliyet giderlerinin tenzil edilerek faaliyet karının tespit edilmesi gerektiği, bu kapsamda hesaplanan çalışılmayan 566 günlük Brüt Satış Kar Tutarına %5,06 Faaliyet giderleri oranında tenzilat yapıldığında davacı tarafça talep edilebilecek Kar Mahrumiyetinin (610.152,57 - (610.152,57 x %5,06 = 30.873,72) =) 579.278,85 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce alınan 18.04.2026 tarihli bilirkişi EK raporunda; Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinde, istasyonun kurulumu, işletilmesi, ekipmanların korunması ve günlük operasyonların yürütülmesine ilişkin asli sorumluluğun bayiye ait olduğu, sayaç mühürleme işlemleri, yasal izinlerin alınması ve mevzuata uygunluk süreçlerinin takibinin bayinin yükümlülüğünde olduğu, dağıtım şirketinin (...) rolünün; denetim, teknik yönlendirme ve gerektiğinde müdahale ile sınırlı olduğu, operasyonel sorumluluğun bayiye ait olduğu, sektör uygulamalarında da benzer şekilde teknik ve yasal sorumlulukların ağırlıklı olarak bayi üzerinde olduğu, aynı ilçe (Muratpaşa) bazında yapılan incelemede, yeni bir bayilik tesis edilmesi için yaklaşık 8 aylık bir sürenin makul süre olarak değerlendirilebileceği, taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi'nin özel yasadan kaynaklı tip sözleşme olduğundan cezai şart ve kâr mahrumiyeti hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğine ilişkin görüşün muhafaza edildiğini, davalı tarafından ... 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile yapmış olduğu fesih bildiriminin olağanüstü olduğu ve haklı sebebe dayanmadığı konusundaki görüşün muhafaza edildiğini, cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün genel işlem koşulu yaptırımına tabi olmadığına, bu sebeple yazılmamış sayılmayacağına, feshin haklı sebebe dayanmaması nedeniyle davacının davalıdan 100.000 EUR tutarında cezai şartı talep edebileceğine ilişkin görüşün muhafaza edildiğini, dava tarihi olan 14.09.2022 itibarıyla geçerli TCMB EUR efektif satış kuru (18,5741 TL) esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda cezai şart tutarının 1.857.410,00 TL olarak tespit edildiği; davalı şirketin 2022 ve 2023 yıllarındaki özkaynağının sırasıyla 315.643,76 TL ve 1.318.901,46 TL olduğunun görüldüğü; bu sebeple ilgili cezai şart miktarının davalı şirketin ekonomik mahvına sebep olabileceği ve mahkemece cezai şart miktarından tenkis yapılabileceği, sözleşme hükmü gereğince sözleşmenin haksız feshi halinde cezai şart ile birlikte kâr mahrumiyetinin talep edebileceğine ilişkin görüşün muhafaza edildiğini, kâr mahrumiyetinin hesaplanması bakımından; Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin yerleşik içtihatları uyarınca sözleşmenin feshi ile yeni bir bayilik sözleşmesinin akdedilebilmesi için makul sürenin hesaba katılması ve bu hesabın brüt kâr üzerinden değil net kâr üzerinden yapılması gerektiği, bu çerçevede yapılan hesaplamalarda, kâr mahrumiyeti süresinin 8 aylık makul süre esas alınmak suretiyle belirlendiği ve bu kapsamda talep edilebilecek kâr mahrumiyeti tutarının 80.717,10 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Islah; Davacı vekili 24.07.2026 tarihli ıslah dilekçesiyle: "Dava dilekçemizde talep ettiğimiz; Sözleşmenin 27. maddesi uyarınca şimdilik 25.000 (yirmibeşbin) Euro cezai şart bedeli (13.09.2022 tarihi itibarıyla TCMB döviz satış kuru üzerinden) 464.132,50-TL kar mahrumiyeti talebimizi 535.867,50 TL daha arttırılarak 1.000.000 TL olarak işlemiş olan reeskont faizi ile birlikte tahsiline, Sözleşmenin 40. maddesi uyarınca hesaplanacak kar mahrumiyetinden şimdilik 1.000,00 TL kar mahrumiyeti talebimizi 79.717,10 TL daha arttırılarak 80.717,10 TL olarak işlemiş olan reeskont faizi ile birlikte .... ıslah ediyoruz ve işbu alacak taleplerimizin işlemiş olan reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ediyoruz. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle; dava dilekçemizde dava değeri olan toplam 465.132,50.-TL olan alacağımızı 615.584,60.-TL daha arttırarak (ıslah harcı yatırılmıştır) 1.080.717,10.-TL'ye çıkartılması hususundaki ıslah talebimizin kabulü..:" denilmiştir. Taraflar Arasında Akdedilen Sözleşmenin Davalı Tarafından Feshinin Haklı Olup Olmadığı Yönünden; Taraflar arasında 25.10.2018 tarihli Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve 25.10.2018 tarihli Ek Protokol imzalanmıştır. Sözleşmenin süresi 5 yıl olup davalı bu süre boyunca davacının bayiliğini yapmayı üstlenmiştir. Sözleşmenin ne zaman sona ereceği kesin bir vade ile belirlenmiştir. Buna göne taraflar arasında vadesi belirli sürekli bir sözleşme imzalandığı konusunda bir tereddüt yoktur. Davalı sözleşmeyi çekilmez bir hal aldığı için de tek taraflı olarak ... 1. Noterliği’nin... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi sözleşmeyi fesh etmiştir. Bu fesihin olağanüstü fesih sebebine dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa da raporda da işaret edildiği üzere haklı sebeplerle her zaman feshedilebilir (Emsal; Yargıtay HGK.nun 26.04.2022 tarih ve...E.... K). Davalı tarafından ileri sürülen fesih sebepleri olarak; ariyet olarak verilen LPG sisteminin davacı tarafından düzenli aralıklarla teknik açıdan kontrol ve bakımının yapılması gerekirken yapılmadığını, bildirimde bulunmasına rağmen bu taleplerinin karşılanmadığını, karşılanmış ise de hep gecikmeli olarak karşılandığını, bu duruma 4 sene dayanabildiklerini, bu durumun çekilmez bir hal aldığını, Dünya'da yaşanan covid-19 salgını nedeniyle hayat deyim yerindeyse durma notasına geldiğini, tüm sektörler gibi akaryakıt sektörünün de etkilendiğini, yapılan sözleşmelerin hakkaniyet ilkesi gereğince revize edildiğini, bu durumun mücbir sebep olarak kabul edilerek, sözleşmesel edimlerin bu haliyle itfa edilmiş kabul edildiğini, fiyat dalgalanmalarının, davacı firma tarafından tedarik edilen ürünlerin maliyetinin müvekkil firmanın rekabet etmesine olanak vermediği gibi kardan çok zarar etmesine neden olduğunu, soruna çözüm bulunmadığını, taleplerin hep ertelendiğini, taahhüt edilen edimlerin süresinde yerine getirilemediğini, sözleşmenin devamının müvekkili firmanın mahvına neden olacak seviyeye geldiğinden ve de diyalogla da bir sonuca varılamadığından sözleşme ve eki protokollerin haklı nedenlerle fesih edildiğini savunmaktadır. Davacı taraf sözleşmenin feshinin haklılığına ilişkin iki sebep ileri sürmektedir. Birincisi; LPG tanklarının bakımının yapılmadığı veya geç yapıldığını haklı fesih nedeni olarak ileri sürmektedir. Buna ilişkin olarak dosyaya sunulmuş bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu sebep, sözleşmenin fesih sebebi olarak kabul edilemez. Zira bilirkişi ek raporunda da işaret edildiği üzere istasyondaki altyapının hazırlanması ve ekipmanların korunması, bakımının yapılması bayinin sorumluluğundadır. Sistemin güvenli olarak işleyişinden bayi sorumlu olsa da, dağıtım şirketi olan ...'ın daha çok ve geniş bir denetim yetkisi bulunmaktadır. Yükümlülüğü, eksiklik var ise bunu tespit ederek bayiye bildirmekten ibarettir. Raporda da haklı olarak işaret edildiği üzere özetle; günlük operasyonun yürütülmesi, ekipmanların korunması ve yasal mühürleme gibi teknik takipler Bayi'nin sorumluluğundayken; ... denetleyici, yönlendirici ve destekleyici bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle tamamen davalının sorumluluğu altında olan ekipmanlardan LPG tanklarının bakımının yapılmadığı veya geç yapıldığı iddiası veya savunması haklı fesih nedeni olarak kabul edilmemiştir. İkincisi ise; COVİD 19 salgını nedeniyle çok zor durumda kaldıklarını ve davacı dağıtım şirketinin sorunlarına çözüm bulmadığı haklı fesih sebebi olarak ileri sürülmektedir. Bilindiği üzere Covid 19 vakası ilk kez 01.12.2019 tarihinde görülmüş, bir kaç ay içerisinde dünyanın çeşitli yerlerinden vakaların yayıldığına dair haberler gündemi işgal etmeye başlamıştır. Şubat ayı başlarında komşu ülkelerde vaka sayıları görülmeye başlamış, 11.03.2020 tarihinde il vaka görülmüş ve ... tarafından pandemi ilan edilmiş, 15.03.2020 tarihinde ilk ölüm gerçekleşmiştir. Salgın Ocak 2021 tarihinde zirveye ulaşmış, 05.05.2023 tarihinde salgının bittiği ilan edilmiştir. Sözleşme pandemiden önce 25.10.2018 tarihinde imzalanmış, 06.04.2022 tarihinde feshedilmiştir. Öncelikle mücbir sebep, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun "İfa imkânsızlığı" başlığı altında 136.maddede düzenlenmiştir. Buna göre; Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. COVİD 19 salgını nedeniyle ülkemizde 29 Nisan - 17 Mayıs 2021 tarihleri arasında 17 gün kapanma yaşanmıştır. 2020 yılının Nisan-Haziran ayları ile 2020 sonu - 2021 başı (Aralık-Mart) dönemlerinde sadece hafta sonlarını (Cumartesi ve Pazar günleri) kapsayan onlarca farklı kapatma uygulanmıştır. Belirli dönemlerde hafta içi akşam saat 19.00 veya 21.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında sokak kısıtlaması yürürlükte kalmıştır. COVİD 19 salgınının tüm sektörleri etkilediği ve zor durumda bıraktığı tartışmasızdır. Ancak bu durumun sonuçları davacıya yüklenemeyeceği gibi davacıdan bir çözüm bulması da beklenemez. Sorun, bırakın ülkesel olmayı, küresel boyutta kendini göstermiştir. Küresel boyuttaki bir soruna davacıdan çözüm beklemek adil ve mantıklı değildir. Herkes bu sorundan az veya çok zarar görmüş ve payını almıştır. Söz konusu salgın nedeniyle oluşan soruna davacının bir çözüm getirmesini beklemek doğru olmadığı gibi çözüm getirilmemiş olması sözleşmenin feshi için haklı bir neden olarak ileri sürülemez. Bu nedenle davalının sözleşmeyi feshinin bu yönüyle de haklı olmadığı kabul edilmiştir. Taraflar Arasında Akdedilen Sözleşmenin Genel İşlem Koşulu Niteliğini Haiz Olup Olmadığı Yönünden; Davalı vekili cevap dilekçesinde feshin haksız olduğu kabul edilse dahi hukukumuzda sözleşme serbestisi yanında hakkaniyet ve dürüstlük ilkelerinin de temel prensip olarak kabul gördüğünü, genel işlem koşullu, tek taraflı sözleşme ve eki protokollerin orantısız olup denge açısından da hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin genel işlem koşullu sözleşmeleri imzalamaya mecbur kaldığını savunmaktadır. Bilirkişi raporunda da işaret edildiği uygulamada da bilindiği üzere, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince taraflar, kural olarak istedikleri sözleşmeyi istedikleri şekilde yapabilir ve sözleşmenin içeriğini serbestçe görüşüp tartışabilirler. Buna karşın bazı müteşebbisler, her müşteriyle tek tek sözleşme yapmak yerine, önceden hazırlanan sözleşme modellerine uygun olarak o mal ya da hizmeti almaya gelen kişilerle doğrudan ve tartışmaya mahal vermeyecek şekilde aynı türdeki sözleşmede kullanacakları şartları tipleştirerek bir örnek haline getirme yoluna gitmektedirler. "Genel İşlem Şartları" adı verilen bu tip sözleşmelerin, bireysel sözleşmelerdeki icap-kabul, irade beyanları arasındaki uygunluğu sağlamak amaçlı karşılıklı görüşme usulü bulunmamaktadır. Tamamen veya kısmen genel işlem koşullarıyla önceden hazırlanıp içeriği karşı tarafça karşılıklı görüşme ve pazarlık sonucu yapılmadan kabul edilen standart sözleşmelerin akdedilmesi ortaya çıkmıştır. Bu durum, zayıf durumdaki karşı tarafın adil olmayan sözleşme şartlarına karşı korunmasını zorunlu kılmıştır. TBK.nun 20.maddesi ile "Genel İşlem Koşulları" başlığı altında bu konuya ilişkin birtakım düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre: "Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz." Genel işlem koşulları kullanan tarafın, uyarma yükümlülüğüne aykırı davranması veya bu koşullar içine işin özelliğine yabancı bir kayıt koyması halinde ise kanun koyucu bunun sonucunun “yazılmamış sayılacağını” kabul etmektedir. Sözleşmenin karşı tarafının menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip; bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır (TBK.nun 21.maddesi). Buna göre dava konusu sözleşmenin EPDK mevzuatı kapsamında belirlenen tip sözleşme olduğu, yasal zorunluluk kapsamında düzenlenen tip sözleşmenin iptali gereken herhangi bir yönünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır (Emsal; Yargıtay 11.HD.nin 22.03.2023 tarih ve ... E. .... K. - aynı dairenin 13.06.2022 tarih ve ...E. ... K. - aynı dairenin 24.11.2016 tarih ve ... E. ... K. - İstanbul BAM 3.HD.nin 26.09.2022 tarih ve... E. ...K. - İstanbul BAM 44.HD.nin 21.01.2021 tarih ve... E. ... K. - İstanbul BAM 14.HD.nin 14.03.2024 tarih ve ... E.... K. - İstanbul BAM 16. HD.nin 26.11.2020 tarih ve ... E. ... K.). Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki itirazları da yerinde görülmemiştir. Cezai Şart Yönünden; Davacı vekili sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini söyleyerek şimdilik kaydıyla 25.000 (yirmibeşbin) Euro karşılığı Türk Lirası (13.09.2022 tarihi itibarıyla TCMB döviz satış kuru üzerinden 464.132,50-TL) cezai şart ödenmesini talep etmektedir. Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 27. Maddesinde; "Bayi bu sözleşme süresince sözleşme ve mevzuattan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini aynen ve zamanında yerine getirmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Bu Sözleşme'nin, Madde 38 çerçevesinde belirtilen sebeplerden dolayı ... tarafından fesih edilmesi veya BAYİ tarafından Sözleşme hükümlerinin herhangi birinin ihlali veya yine BAYİ tarafından Sözleşme'nin süresinin sona ermesinden önce haklı bir sebebe dayanmaksızın tek taraflı olarak fesih edilmesi veya herhangi bir sebepten dolayı Sözleşme'nin sona ermesi durumu da dahil olmak üzere, BAYİ'nin bu Sözleşme'nin sona ermesinden sonraki yükümlüklerini de süresinde ve tam olarak yerine getirmemesi hallerinde BAYİ, ...'a talep tarihindeki 100.000 (Yüzbin) Euro karşılığı Türk Lirası tutarını ceza şartı olarak ödemeyi ve bu ceza şartı talebine hiçbir şekil ve surette itiraz etmeyeceğini ve talep edilen miktarı derhal ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt etmiştir. BAYİ, mevzuat ve Sözleşmede belirtilen şartlar oluştuğu takdirde, ceza şartı haricinde ve ceza şartından bağımsız ve ayn olarak ...'ın her türlü alacağını, zarar ve ziyanı ile gelir kaybı mahiyetindeki kâr mahrumiyetini ayrıca ödemeyi de kabul ve taahhüt etmiştir. ... dilerse ceza şartı dahil her türlü alacağını, zarar ve ziyanı ile kar mahrumiyetini teminatlardan tahsil edebilecektir." denilmektedir. Davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu kabul edildiğinden, davacının sözleşmede kararlaştırılan 100.000,00-Euro’luk cezai şartın tazmini talebinde haklı olduğu kabul edilmiştir. Dava tarihi olan 14.09.2022 tarihinde uygulanan TCMB EUR Efektif Satış kuru 18,5741.-TL olup (18,2798.-TL) 100.000 EUR karşılığı (100.000 EUR x 18,5741.-TL=) 1.857.410,00.-TL olarak hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamada bir yanlışlık görülmediğinden hükme esas alınmıştır. Sözleşme hukukunda geçerli olan serbesti ilkesi çerçevesinde taraflar, cezai şartın kararlaştırılıp kararlaştırılmaması konusunda serbest oldukları gibi, kararlaştırdıkları cezai şartın kapsamını da yine serbestçe belirleme imkânına sahiptirler. Şu halde cezai şart tutarı kural olarak taraflarca serbestçe belirlenebilecektir. Ancak her hakkın bir sınırı olduğu gibi bu hakkın da bir sınırı vardır. Buna göre cezai şart ediminin aşırı (fahiş) şekilde belirlenmesi halinde kanun koyucu hâkimin re’sen (kendiliğinden) bu cezai şartı indirebileceğini belirtmiştir (TBK. m.182/3). Böylece zayıf durumda bulunan borçlunun aşırı cezai şart yoluyla sömürülmesini engellemek ve taraf menfaatleri arasında hakkaniyete uygun bir dengeyi tesis etmek amacıyla, hâkimin sözleşmeye müdahale etmesi esası kabul edilmiştir. Cezai şartın aşırı (fahiş) olması ile kastedilen, cezai şart miktarının, alacaklının menfaatleri ile borçlunun menfaatleri arasında adalet ve hakkaniyet duyguları ile bağdaşmayacak ölçüde açık bir oransızlık bulunacak kadar yüksek tespit edilmesidir. Buna göre, söz konusu cezai şartın ifasının, borçlunun ekonomik açıdan yıkımı (mahvı) sonucuna yol açabilecek yahut iflasını gündeme getirebilecek şekilde yüksek olması halinde aşırılıktan söz edilecektir. Ancak cezai şart tutarının borçluyu zorlaması, ekonomik açıdan malvarlığında ciddi bir kayba neden olacak olması ya da ticari işlerini olumsuz etkilemesi gibi daha hafif nitelikli durumlar “aşırı (fahiş)” olarak nitelenemez. (Bknz:Tacirler Bakımından Cezai Şart (ceza Koşulu) Ahmet Tamer - TAAD, Yıl:4, Sayı:14, Temmuz 2013). Uygulamada Yargıtay, borçlu tacir tarafından taahhüt edilen cezai şartın, ekonomik özgürlüğü yok edip etmeyeceği, ekonomik geleceği tehlikeye düşürüp düşürmeyeceği, ahlak ve adaba aykırı bulunup bulunmayacağı gibi hususların değerlendirilmesi gerektiği yönünde kararlar vermektedir. Yargıtay, cezai şart hükümlerinin tacirler arasında daha esnek şartlar altında değerlendirileceğini, ancak fahiş nitelikte cezai şart belirlenen durumlarda hâkimin müdahale edebileceğini vurgulamaktadır. Cezai şart talebinin davalının ekonomik mahvına sebebiyet verip vermeyeceği yönünden ise; Bilirkişi ek raporunda da açıklandığı üzere, dava tarihi 14.09.2022 olup, davalının 31.12.2022 tarihi itibarıyla özkaynak tutarının 315.643,76 TL, dosyaya sunulan 2023 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesine göre 31.12.2023 tarihi itibarıyla özkaynak tutarının ise 1.318.90146 TL olduğu anlaşılmaktadır. Dava tarihi itibarıyla Türk Lirası karşılığı 1.857.410,00 TL olarak hesaplanan cezai şart tutarının; 31.12.2022 tarihli 315.643,76 TL özkaynaktan tenzil edilmesi halinde öz kaynak tutarının (-) 1.541.766,24 TL, 31.12.2023 tarihli 1.318.901,46 TL özkaynaktan tenzil edilmesi halinde ise öz kaynak tutarının (-) 538.508,54 TL olacağı raporla sabittir. 2018 yılı öz kaynak; 103.486,30.-TL, Kâr: 12.957,75.-TL, Cezai Şart (ortalama 5,56.-TL Kur ile); 556.000,00.-TL 2019 yılı öz kaynak; 147.889,39.-TL, Kâr: 44.403,09.-TL, Cezai Şart (ortalama 6,35.-TL Kur ile); 635.000,00.-TL 2020 yılı öz kaynak; 182.988,07.-TL, Kâr: 35.098,68.-TL, Cezai Şart (ortalama 8,03.-TL Kur ile); 803.000,00.-TL 2021 yılı öz kaynak; 223.784,57.-TL, Kâr: 40.796,60.-TL, Cezai Şart (ortalama 10,47.-TL Kur ile); 1.047.000,00.-TL 2022 yılı öz kaynak; 315.643,76.-TL, Kâr: 91.859,19.-TL, Cezai Şart (ortalama 17,38.-TL Kur ile); 1.738.000,00.-TL 2023 yılı öz kaynak; 1.318.901,46.-TL, Kâr: 226.080,77.-TL, Cezai Şart (ortalama 25,68.-TL Kur ile); 2.568.000,00.-TL Davalının yıllar itibariyle öz kaynakları ve satış kârı incelendiğinde söz konusu cezai şarta hükmedilmesi durumunda davalı şirketin öz kaynaklarını yitireceği ve borca batık hale geleceği, TTK.nun 376.maddesi gereğince iflasını istemek durumunda kalacağı anlaşılmaktadır. Bu hususlar ve yıllar itibariyle kârlılık oranının artışı da dikkate alınarak cezai şarttan % 50 oranında indirim yapılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüştür. Kâr Mahrumiyeti Talebi Yönünden; Davacı taraf cezai şartın yanı sıra kar mahrumiyeti talebinde de bulunmaktadır. Davalı taraf sözleşmenin feshinde haksız olduğundan, sözleşmenin 27.maddesi gereğince kâr mahrumiyeti talebinde de bulunması mümkündür. Sözleşmenin 40.maddesi çerçevesinde kar mahrumiyeti bilirkişi tarafından hesaplanmıştır. Hesaplamanın yapıldığı bölümde gösterilen tablodan da anlaşılacağı üzere, sözleşmenin imzalandığı 25.10.2018 tarihi ile sözleşmenin fesih tarihi olan 06.04.2022 tarihi arasında aktif 1259 gün ticareti süresince yapılan günlük ortalama satış miktarı 1.249,646 KG olarak hesaplanmıştır. Her ne kadar raporun bu bölümünde sözleşmenin başlangıç tarihi 19.09.2014, fesih tarihi 25.10.2018 olarak belirtilmiş ise de burada maddi bir hata yapıldığı, tabloda alınan tarihlerin doğru olduğu gözlendiğinden bu durum üzerine gidilmemiş, tarihlerdeki yanlışlıkların basit maddi hata olduğu kabul edilmiştir. Yine bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının 5 yıllık süreçte ortalama satış miktarı brüt satış kâr oranı %6,80 olarak hesaplanmıştır. Taraflar arasında 25.10.2018 tarihinde imzalanan sözleşme 06.04.2022 tarihinde feshedilmiş olup söz konusu sözleşmenin fesih tarihinden, sözleşme bitiş tarihi olan 24.10.2023 tarihine kadar (24.10.2023 – 06.04.2022) 566 gün üzerinden kar mahrumiyeti hesaplanması gerekmektedir. Bu süre zarfında brüt satış kar kaybı 610.152,57.-TL, 5 yıllık ortalama faaliyet giderleri oranı %5,06 olarak hesaplanmıştır. Bu kapsamda az yukarıda hesaplanan çalışılmayan 566 günlük Brüt Satış Kar Tutarına %5,06 Faaliyet giderleri oranında tenzilat yapıldığında davacı tarafça talep edilebilecek Kar Mahrumiyeti (610.152,57.-TL - (610.152,57.-TL x %5,06 =) 30.873,72.-TL= ) 579.278,85 TL olarak hesaplanmıştır. Ancak Yargıtay ve BAM uygulaması dikkate alınarak (İstanbul BAM 13.HD.nin 23/05/2024 tarih ve...E. ... K. - aynı dairenin 30/11/2023 tarih ve ...E. ... K. Aynı dairenin 25/05/2023 tarih ve... E.... K.ile İstanbul BAM 12.HD.nin 06/07/2021tarih ve...E. ...K. - aynı dairenin 17/05/2021 tarih ve...E. ... K. ile kararlarda atıfta bulunulan Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 11.04.2019 tarihli... E.,...K. sayılı ve 15.12.2015 tarihli ... E., ... K. Sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...Esas - ...Karar sayılı kararları) kar mahrumiyeti süresinin feshedilen sözleşmenin fesihten sözleşmenin sonuna kadar olan bölümü için değil davacının aynı bölgede benzer bir bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar hesaplanması için ek rapor alınmış, bilirkişi ek-raporuna göre; EPDK (Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) resmi sitesinde davalı bayinin bulunduğu ... ili, ... ilçesinde yer alan ... lisansı ile çalışan bayiler raporun 15.sayfasında (4) nolu bölümde tablo halinde ve kaynağı ile birlikte gösterilmiştir. Raporda ... 1. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği, bu tarihten sonra yapılan sözleşmeler dikkate alındığında ilk yeni bayilik başlangıcının 01.12.2022 tarihli dava dışı ... olduğu, ... 'ın mevcuttaki bir istasyon olup, sadece sözleşmesinin yenilendiği, sonrasında da ... ilçesinde 2025 yılı dahil olmak üzere mevcut istasyonlar dışında 3 yeni bayilik daha yapıldığı, fakat aynı ilçede farklı istasyonlarla yeni bayilikler yapılmış olsa da aynı güzergâh üzerinde yapılan ilk istasyon anlaşmasının başlangıç tarihinin 07.11.2025 olduğu, aynı ilçe sınırları dikkate alınarak bir yorum yapıldığında buradaki makul sürenin yaklaşık 8 ay olarak gözüktüğü yönünde görüş bildirilmiştir. Hesaplama da yukarıda açıklandığı üzere bu miktarlar üzerinden yapılarak, Kâr Mahrumiyeti tutarı 80.717,10 TL olarak belirlenmiştir. Yapılan bu teknik hesaplamaya itibar etmemek için bir neden görülmediğinden hükme esas alınmıştır. Buna göre sonuç olarak; Dava tarihi olan 14.09.2022 tarihinden geçerli reeskont faizi ile birlikte 50.000,00.-EUR cezai şartın talep tarihindeki TL karşılığı olan 928.705,00.-TL ile 80.717,10.-TL Kâr Mahrumiyeti olmak üzere toplam 1.009,422,10.-TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KISMEN KABULÜNE, 928.705,00.-TL cezai şart ile 80.717,10.-TL Kâr Mahrumiyeti olmak üzere toplam 1.009,422,10.-TL alacağın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Bu miktarın 465.132,50.-TL'sine 14.09.2022 dava tarihinden, 544.389,60.-TL'sine 20.07.2026 ıslah tarihinden geçerli reeskont faizi UYGULANMASINA, 1-Alınması gereken karar ve ilam harcı 68.953,62-TL olup, peşin alınan 7.943,31-TL harç ve 10.619,00-TL ıslah harcı toplamı 18.562,31-TL harçtan mahsubu ile bakiye 50.391,31-TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvuru harcı, 7.943,31-TL peşin harç ve 10.619,00-TL ıslah harcı toplamı 18.643,01-TL harcın DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.203,50-TL, bilirkişi ücreti 29.800,00-TL'den oluşan 31.003,50-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 28.958,19-TL'sinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA ÖDENMESİNE, BAKİYESİNİN DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 1.380,00-TL yargılama giderinin davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 91,04-TL'sinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA ÖDENMESİNE, BAKİYESİNİN DAVALI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 157.413,32-TL vekâlet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan (reddolan dava değeri üzerinden) 45.000,00-TL vekâlet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde YATIRAN TARAFA İADESİNE, 7-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin; A) 1.457,08-TL'sinin DAVALIDAN ALINARAK, B) 102,92-TL'sinin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2022/639, K. 2026/992, T. 26.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-639-e-2026-992-k-464d52af1322