İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/626 E. 2022/626 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/626
- Karar No
- 2022/626
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/626 Esas - 2023/233
T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A G E R E K Ç E L İ K A R A R
ESAS NO : 2022/626 Esas KARAR NO : 2023/233
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : ... DAVALI : 1- ...
VEKİLİ : ... DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : ... DAVALILAR : 3- ...
4- ...
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 05/09/2022 KARAR TARİHİ : 13/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalıların ... tesisat nolu iş yerindeki görünürdeki aboneler ile davalı ... birlikte hareket ederek, elektrik faturasını ödememek ve elektrik faturasından kaynaklanan alacakların tahsilini engellemek amacıyla sürekli aynı şekilde hareket ederek (muvazaalı abonelikler yaptırarak) çok kısa sürelerle aboneleri değiştirdiğini, ... tesisat nolu iş yerindeki fiili kullanıcısı ve muvazaalı abonelik işlemlerini yaptıran kişi davalı ... olduğunu, davalılar her ne kadar Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddesinden yararlanarak söz konusu aboneliği almışlarsa da, davalılar fikir ve eylem birliği içerisinde birlikte hareket ederek, görünürde yeni abonelik tesis ederek, gizledikleri bedelsiz elektrik kullanma amacını gerçekleştirdiklerini, davalı ..., diğer davalılar adına muvazaalı abonelikler yaptırarak hileli davranışlarla yönetmelik maddesini kötüye kullandığını, davalıların kötü niyetli hareket ederek önceki aboneliklere ait elektrik faturalarını ödemeyerek her 15 günde bir elektrik kesintisi yaşamadan ve tükettikleri elektriğin bedelini ödememek amacıyla kötüniyetli olarak hareket ederek müvekkili şirketi zarara uğratmak maksadı ile yeni abonelikler tesis ettikleri ve müvekkil şirketi söz konusu abonelik borçlarını ödemeyerek zarara uğrattığını, davalının bu şekilde müvekkili kurumu zarara uğratma hakkı olmadığı halde Yönetmeliğin iyiniyetli ve dürüst kişiler için sunmuş olduğu menfaatleri haksız yere kullandıkları anlaşıldığından davalının yarattığı muvazanın tespiti ve ihtiyati tedbir kararı verilerek elektriğin dava süresince kesilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi özetle:Eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcut olmadığını, çünkü, eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulacağını, Yargıtay'ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz görüşü hakim olduğunu, tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını, hukuki yarar dava şartı olduğunu, tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmadığını, tespit davaları eda davalarının öncüsü olduğunu, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu durumlarda, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı işbu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi özetle; Davacı tarafından tarafıma açılmış olan davada diğer davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Medikal Lojistik San. Tic. Ltd. Şti. ile uzaktan yakından alakası olmadığını, davalı şirketleri tanımadığını, diğer davalılar ile muvazaalı kullanım iddiasını kabul etmediğini beyan etmiştir. Davalı ... Medikal... Ltd Şti vekilinin cevap dilekçesi özetle; hukuki yarar yokluğundan ve davacının dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, müvekkili şirketin diğer davalılar ve eski aboneler olan ..., ... San. Tic. Ltd. Şti. Ve ...' ile uzaktan yakından hiçbir ilişkisi bulunmadığı için haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir. KABUL VE GEREKÇE: Dava, muvazaanın tespiti istemine ilişkindir. Mahkemeden istedikleri hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar. Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası yolu ile mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir, dolayısıyla konusunu yalnız hak veya hukuki ilişkiler oluşturur. Bir hukuki ilişki için önemli olsalar bile maddi vakıalar (olaylar ve olgular) yalnız başına tespit davasının konusunu oluşturamazlar (HMK m. 106/3). Tespit davalarında davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi) için, konusunu oluşturan hak ve ya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir (HMK m. 106/2). Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. ile 01.02.2012 tarihli ve 2011/10-642 E., 2012/38 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunması dava şartıdır ( HMK m. 114/1-h). Açılan tespit davasında, bu iki şartın birlikte bulunup bulunmadığı, diğer dava şartlarında olduğu gibi, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmekte olup, bu şartların bulunmaması hâlinde mahkemece esas hakkında incelemeye girilmeden, davanın usulden (dava şartı yokluğundan) reddedilmesi gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı davalıların ... numaralı tesisatta sürekli olarak elektrik faturalarını ödememek için muvazaalı abonelik başvuruları yaptıklarını bu nedenle söz konusu yerin asıl sahibi olan ... ile diğer davalıların muvazaalı işlemler yaptığının tespitini talep etmiştir. Davacı davalıların muvazaalı olarak yapmış olduğunu ileri sürdüğü işlemler nedeniyle bir zarara uğramış ise; eda davası (zararın tazmini) ile davalılardan hakkını talep edebilecekken, aynı zamanda işlemlerin muvazaalı olduğunun tespitini talep edilmesinde meşru ve güncel bir hukuki yarar bulunmamaktadır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın HMK'nin 106/2. ve 114/1-h maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, 3-Alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davalılar ... ve ... Medikal kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduklarından AAÜT 7/2.maddesi gereğince 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ... Medikal Ltd Şti''ye verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-HMK'nin 333. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığıyla adreste ödemeli gönderilerek resen iadesine, kararın tebliğ giderinin iade edilecek avanstan karşılanmasına, Dair, 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, davacı vekili, Davalı ... ve ... Medikal vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben oybirliğiyle karar verildi. 13/06/2023
Katip ...
Hakim ...