İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/582 E. 2025/765 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/582
- Karar No
- 2025/765
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/582 Esas KARAR NO : 2025/765
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 24/08/2022 KARAR TARİHİ : 06/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM / Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; 09/04/2017 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki tescilsiz kahverenkli aracıyla, plakasını alamadığı bir otomobilin müvekkilinin aracının yan kısımlarıyla çarpışması ve kendi aracının devrilmesi, kazaya karışan otomoilin kaza yerinden ayrılması şeklinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin geçirdiği bu kaza sebebiyle ağır şekilde yaralandığını, kaldırıldığı ... Hastanesinde tedavi görmek durumunda kaldığını, işbu trafik kazası neticesinde müvekkilinin sürekli sakatlık geçirdiğini, geçici olarak maluliyet yaşadığını ve kendisine ailesi tarafından bakılmak durumunda kalındığını, ayrıca kaza sonucunda vücudundaki ağır yaralanmaların etkisinin hala devam ettiğini, davalı ... Hesabı Genel Müdürlüğüne taleplerine istinaden arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk sürecinde de davalı şirket ile anlaşma sağlanamadığını beyanla fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve yeni beyanlarda bulunmak hakları saklı kalmak kaydıyla, trafik kazası sonucu davacı ...'ın yaralanması sebebiyle şimdilik, sürekli sakatlık için 500,00 TL, geçici sakatlık için 500,00 TL, geçici bakıcı gideri için 500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.500,00-TL maddi tazminat bedelinin kaza tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte davalı tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davacı tarafından müvekkili kuruma yapılan başvurunun kazanın meydana gelmesinde bilinmeyen bir aracın varlığının ispat edilememiş olması nedeniyle reddedildiğini, sürücü ve plakası tespit edilemeyen aracın varlığı somut delillerle ispat edilmez ise davanın reddinin gerektiğini, başvuru sahibinin yabancı uyruklu olması nedeni ile, Türk yargı sisteminde dava açılabilmesi için teminat sunma zorunluluğu bulunup bulunmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, şahsın trafik kazasından kaynaklanan arazlar nedeniyle kesin ve kalıcı maluliyetinin gösterir rapor alınmasını gerektiğini, sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu, ilgili teminatın ... Hesabı sorumluluğunda olmadığını, kazada kusur oranını belirlenmesi için uzman bilirkişiler tarafından rapor düzenlenmesi gerektiğini, dava konusu trafik kazası ile hesaplanacak tazminatın güncel versiyona göre hesaplanması gerektiğini, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, tazminat hükmedilmesi halinde, kabul anlamına gelmemek kaydı ile hükmedilecek ise dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiğini, güvence hesabının sorumluğununu kaza tarihinde geçerli olan teminat limiti ve poliçe bulunmayan aracın kusur oranı ile sınırlı olduğunu beyanla davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı davasının usulden reddine, reddedilen kısım bakımından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR / Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, davacının nüfus kayıt örneği UYAP üzerinden çıkartılarak dosyamız arasına alınmış, davacı hakkında ... araştırması yapılmış, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma sayılı dosyası UYAP üzerinden dosyamız arasına alınmış, hasar dosyası, SGK kayıtları, davacının hastane kayıtları ve tedavi evrakları celp edilmiş ve dosya üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılarak bilirkişi raporları alınmıştır. Mahkememizin 04/04/2024 tarihli duruşmasının (1) numaralı ara kararı ile; ''1-Davacı vekiline; Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu'nun ...tarih ve ... karar sayılı raporunda yer alan ''....Kişinin bir tıp fakültesi ya da eğitim araştırma hastanesi ortopedi birimine sevki sağlanarak; Sol omuz ve sol kalça yaralanmasına yönelik yeni yaptırılacak eklem açıklıklarını dereceleri ile belirtir, nötral sıfır metoduna göre, sağ ve sol taraf mukayeseli yapılacak ortopedik muayenesi ile yeni çekilecek yaralanma alanını içine alan iki yönlü direkt grafilerin dijital ortamda (DICOM) CD kopyasının ve bu incelemeler sonucu düzenlenecek durum bildirir raporun teminen gönderilmesi...'' ibaresi nazara alınarak müvekkilinin sevkini istediği Tıp Fakültesi ya da Eğitim Araştırma Hastanesini bildirmesi için kendisine iki haftalık kesin süre verilmesine'' karar verildiği, davacı vekilinin 15/04/2024 tarihli dilekçesi ile ... Eğitim Araştırma Hastanesi Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na müzekkere yazılmasını talep ettiği, bunun üzerine Mahkememizce talep doğrultusunda müzekkere yazıldığı, ... Eğitim Araştırma Hastanesi Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın 09/12/2024 tarihli cevabi yazısında "...adı geçen hakkında istenen hususlarda rapor tanzim edilmesi için şahsın muayene olmak ve tetkiklerini yaptırmak üzere Anabilim Dalımıza gönderilmesi gerektiğinin bildirir..." şeklinde cevap verildiği, verilen cevabi yazıdan da anlaşılacağı üzere davacı asılın ilgili Anabilim Dalına başvurmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizin 27/03/2025 tarihli duruşmasının (1) numaralı ara kararı ile; ''1-Davacı vekiline; Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu'nun ... tarih ve ... karar sayılı raporunda yer alan ''....Kişinin bir tıp fakültesi ya da eğitim araştırma hastanesi ortopedi birimine sevki sağlanarak; Sol omuz ve sol kalça yaralanmasına yönelik yeni yaptırılacak eklem açıklıklarını dereceleri ile belirtir, nötral sıfır metoduna göre, sağ ve sol taraf mukayeseli yapılacak ortopedik muayenesi ile yeni çekilecek yaralanma alanını içine alan iki yönlü direkt grafilerin dijital ortamda (DICOM) CD kopyasının ve bu incelemeler sonucu düzenlenecek durum bildirir raporun teminen gönderilmesi...'' ibaresi nazara alınarak müvekkilinin sevkini istediği Tıp Fakültesi ya da Eğitim Araştırma Hastanesini bildirmesi için kendisine iki haftalık kesin süre verilmesine, iki haftalık kesin süre içerisinde beyanda bulunulmadığı veya beyanda bulunulmakla birlikte davacının muayene ve tetkiklerini yaptırmak üzere hastaneye müracaat etmediğinin anlaşılması halinde dosyadaki mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılacağının kendisine ihtarına (ihtar edildi),'' karar verildiği, davacı vekilinin 11/04/2025 tarihli talep dilekçesi ile ... Şehir Hastanesi'ne müzekkere yazılmasını talep ettiği, bu talep doğrultusunda Mahkememizce ... Şehir Hastanesine müzekkere yazıldığı, ... Şehir Hastanesi'nin 15/08/2025 tarihli cevabi yazısının "...hastane kayıtları tetkik edildiğinde ilgi sayılı yazımıza rastlanılmadığı ..." şeklinde olduğu, verilen cevabi yazıdan da anlaşılacağı üzere davacı asılın ilgili ... Şehir Hastanesine de başvurmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizin 06/11/2025 tarihli duruşmasında ''Davacı vekilinin kimliği aktif hale getirilerek ara kararların yerine getirilmesi talebinin kimliğin pasif hale getirilmesi işlemenin idari işlem olduğu ve bir önceki duruşmanın ara kararları nazara alanarak reddine'' karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE / Dava, trafik kazası nedeniyle 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 vd. maddeleri ile 97 maddesi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14.Maddesi kapsamında maddi tazminat talepli eda davasıdır. HMK'nun 320/2.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; dava konusu kazada tarafların kusur durumunun ne olduğu, davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik zararı, geçici iş göremezlik zararı ve geçici bakıcı gideri zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise maddi tazminat tutarının ne olduğu, bu zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Medeni Yasa'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Medeni Yasa'nın bu hükmü 6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası'nın 190. maddesi 1. fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; " İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir" denilmiştir. Bu bağlamda kural olarak davanın taraflarından her biri iddiasını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85.maddesinde düzenlenen motorlu araç işleten ile araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğunun hukuki niteliği kural olarak tehlike sorumluluğudur. Mezkur Kanunun 85/1 maddesi uyarınca "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." Yine aynı kanunun 58/son maddesi uyarınca "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." Bu düzenlemeler kapsamında motorlu araç işletenin veya teşebbüs sahibinin, motorlu aracın işletilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumluluğu kusur(haksız fiil) sorumluluğu olmadığı gibi, objektif özen yükümlülüğünün ihlaline dayanan olağan sebep sorumluluğu niteliğinde de değildir. Tehlike sorumluluğu niteliğindeki bu sorumluluğun doğması için, motorlu aracın işletilmesine özgü tipik tehlikenin gerçekleşmesi yeterli olup motorlu araç işletenin veya teşebbüs sahibinin kusuru yahut objektif özen yükümlüğünü ihlali aranmaz. Motorlu taşıt işletenin olağan sebep sorumluluğu istisna olup 2918 Sayılı Kanun'un 85/3 fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre işletme haline olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. Somut olayda meydana gelen trafik kazası aracın işletilmesi sırasında meydana geldiğinden, işletenin sorumluluğunun tehlike sorumluluğu olduğunda şüphe yoktur. Bu sebeple işleten ancak kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1.maddesi ile motorlu araç işleten veya teşebbüs sahibine zorunlu mali sorumluluk sigortası yapma mecburiyeti getirilmiştir. Bu düzenleme ile sigortacının, motorlu taşıt işletenin veya teşebbüs sahibinin motorlu taşıtın işletilmesinden doğan sorumluluğunu teminat ile sınırlı olmak üzere karşılaması amaçlanmıştır. Aynı kanunun 92 maddesinde ise zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı tahdidi biçimde sayılmıştır. Maddeye göre; aşağıdaki hususlar zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu dışındadır: "a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler." 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinde; ''Bu Kanunun 13'üncü maddesi, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10.7.2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21.12.1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur. Hesaba; a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, b)Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, ...'' başvurulabileceği öngörülmüştür. Anılan düzenlemeler, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;eldeki davada davalının sorumluluğunun kusur sorumluluğuna dayandığı, yine davacının meydana gelen trafik kazası nedeniyle maluliyetinin varlığı ve tespiti için rapor alınması gerektiği, bununla birlikte Mahkememizce yaklaşık iki buçuk yıldır rapor alınmaya çalışılmasına karşın davacı asılın Mahkememizce talep doğrultusunda yazılan sağlık kurum ve kuruluşlarına başvurmadığı bu kapsamda ispat külfeti üzerinde bulunan davacının maluliyetinin varlığını ve tespitini ispat edemediği kanaatine varıldığından Mahkememizce ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle Mahkememizce aşağıda yazılı bulunan hüküm tesis olunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; H Ü K Ü M / 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 1.500,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin huzurunda, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/11/2025
Katip ¸
Hakim ¸